Esas No
E. 2024/854
Karar No
K. 2025/341
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
İş Hukuku

10. Hukuk Dairesi         2024/854 E.  ,  2025/341 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2023/3138 E., 2023/3227 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : Manavgat 1. İş Mahkemesi

SAYISI: 2022/697 E., 2023/226 K.

Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: davalılardan Manavgat Kaymakamlığınca yürütülen Toplumda Şiddeti Önleme Projesi kapsamında işçi özlük haklarım diğer davalı ... Turizm Yatırımcıları Birliği tarafından karşılanmak üzere Manavgat Kaymakamlığının faaliyet gösterdiği Hükümet Konağında temizlik hizmetlerinde görev almak üzere 26.06.2012 tarihinde işe başladım. 06.03.2013 tarihine kadar davalı ... Hükümet Konağında temizlik hizmetlerinde görev aldım. İş bu tarihte Manavgat Kaymakamlığının tasarrufu ve geçici görevlendirme ile Manavgat Tapu Müdürlüğünde çalışmam istenmiştir. Temizlik işçisi olmama rağmen, Manavgat. Tapu Müdürlüğünde mutfak bölümünde çalıştırılmaya başladım. Manavgat Tapu Müdürlüğünde çalışmaya başlamamın ertesi günü mutfak bölümünde, meydana gelen düdüklü tencere patlaması sonucunda iş kazası geçirdim. Şiddetli patlama sebebi ile meydana gelen iş kazası nedeni ile vücudumda 1. dereceden ve 2. dereceden yanıklar meydana geldi. İş kazası nedeni ile Manavgat Cumhuriyet Başsavcılığınca 2013/2431 hazırlık numarası ile soruşturma yürütülmüş, 2013/1945 K sayılı KYOK kararı verilmiştir. Somut olay değerlendirildiğinde, temizlik hizmetleri görmek amacı ile iş akdinin tarafı olmama rağmen, Manavgat Kaymakamlığının tasarrufu ve geçici görevlendirme ile Manavgat Tapu Müdürlüğünde mutfak bölümünde çalıştırılmış olmam, çalışmaya başlamamın ertesi gününde düdüklü tencerenin infilak etmesi sebebi ile cismani tamamiyetim, vücut bütünlüğüm ihlal edilmiştir. İş bu sebeple iş alanım dışında çalıştırılmış olmam, gerekli önlem ve tedbirleri almayan davalılar bakımından kusur sorumluğu tamdır şeklinde beyanda bulunmuştur.

II. CEVAP

Davalı Kaymakamlık vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacı, Kaymakamlığımızca yürütülen "Toplumda Şiddeti Önleme Projesi" kapsamında, kendisine iş ve sosyal güvence imkânı sağlanmak amacıyla istihdam edilmiş eski personelimizdir. Kaymakamlık bünyesinde Hükümet Konağında temizlik ve gerektiğinde benzeri işleri yapmak üzere ve özlük hakları alt işveren ... Turizm Yatırımcıları Birliği (TİSOYAB) tarafından karşılanmak kaydı ile 27.06.2012 tarihinde itibaren çalıştırılmaya başlanmıştır. Ancak Kaymakamlığımızda görevli bir erkek memur ve memurun eşinin de karıştığı kişisel dedikodularla davacının illiyet bağının bulunması hatta erkek memurun eşinin bizzat Hükümet Konağına gelerek davacıya sorun yaşatması üzerine gerekli tedbirler alınmıştır. Davacı geçici süreli olarak Manavgat Tapu Sicil Müdürlüğüne görevlendirilerek kendisine şifahen bildirilmiştir. Kısacası "iş yerinde bir değişiklik" yapılmış ancak işin çalışma koşullarında esaslı bir değişiklik yapılmamıştır. Bu durum kendisine bildirilmiş davacı hiç itiraz etmeden Tapu Sicil Müdürlüğünde çalışmaya başlamıştır. Kaldı ki bu tarz değişikler işverenin yönetim hakkı kapsamında olup işçinin rızasına bağlı değildir. Davaya konu olay iş kazası değil tamamen tedbirsizlik, dikkatsizlik sonucu meydana gelen bir olaydır. Nitekim işçinin geçici süreli nakledildiği iş yerinde yaptığı ve yapacağı işlerin mahiyeti önceki iş yerindeki işlerinden çok farklı değildir. Temizlik işlerinin yanı sıra çay dağıtımı ve gerektiğinde çalışan personelin bir kısmı için yemek pişirilmesi işlerini kapsamaktadır. Temizlik ve benzeri işleri yapması için istihdam edilen işçinin, temizliğin yanı sıra günlük 2 çeşit yemek pişirmesi ağır sanayi makine kullanması gibi değerlendirilmemelidir. Kaldı ki davacı işçinin gerek yaşı gerekse toplumdaki sosyal pozisyonu (evli ve anne olması) dikkate alındığında kendisine verilen işler yapabileceği boyuttadır. Davacının eğitim durumu ilköğretim mezunu olup başkaca mesleki tecrübesi bulunmamaktadır. Olayın iş kazası olarak nitelendirilmesi mümkün değildir, nitekim dosya kapsamında yer alan tutanak ve tanık anlatımları da değerlendirildiği zaman düdüklü tencere patlaması söz konusu olmadığı, davacı işçinin yanlışlıkla buhara maruz kaldığı tespit edilmiştir.

Bütün bu izahatlardan anlaşılacağı üzere davacı işçi esasen topluma kazandırılmak üzere, vasıflarına uygun iş imkanı sağlanmış eski bir personelimiz olup, kendi dikkatsizlik ve tedbirsizliği sonucu talihsiz olayı yaşamıştır. Ancak Kaymakamlığımızın maddi ve manevi tazminat ödemesini gerektirir hiçbir şart ve ortam gerçekleşmemiştir. Açılan dava hukuki dayanaktan yoksundur, reddi gerekir şeklinde savunmuştur.

Davalı ... Turizm Yatırımcıları Birliği vekili cevap dilekçesinde özetle: Manavgat Kaymakamlığının 13.06.2012 tarih ve 5944 sayılı yazısı ile Toplumda Şiddeti Önleme Projesi kapsamında SA 800 sosyal sorumluluk alanında yapılan çalışmalarda istihdam oluşturulması nedeni ile Kaymakamlık binasının temizliğinde çalıştırılmak üzere bir adet personel görevlendirilmesi ve özlük haklarının müvekkil tarafından karşılanması talimatı verilmiştir. Kamu kuruluşları tarafından davacı hakkında yapılan araştırmalar ve verilen raporlardan da davacının istihdamının kamu adına yapıldığını açıkça göstermektedir. Bu talimat nedeniyle müvekkil 26.06.2012 tarihinde davacının işe girişini SSK nezdinde gerçekleştirmiş olmakla birlikte adı geçen hiçbir zaman ve şekilde Dernekte çalışmamıştır. Davacının Kaymakamlık ta görev yaptığı sırada başka bir çalışanla ilişkiye girdiği iddiasıyla söz konusu personelin eşi tarafından Kaymakamlıkta yakışıksız hadiseler yaşanması sonucu Tapu Müdürlüğüne tayin edilmesi, Tapuda verilen görevinin ne olduğu gibi hususlar, tamamen müvekkilin bilgisi ve onayı dışındadır. Nitekim davacının 02.05.2013 tarihinde Tapu Müdürlüğündeki görevine giderek orada çalışmak istemediği bildirmesi ve bir daha iş yerine gelmediğinin Kaymakamlığın 16.05.2013 tarih ve 682 sayılı yazısı ile bildirilmesi üzerine, yine kamu kurumunun bildirimi doğrultusunda akdi 08.05.2014 tarihinde feshedilmiştir. Yukarıda açıklanan durum karşısında davacı ile müvekkil arasında gerçek anlamda bir iş akdi oluşmadığından müvekkil Derneğin alt veya üst, hiçbir anlamda davacının işvereni olarak kabulü mümkün değildir. davacının Dernek işçisi olarak kabulü anlamına gelmemek üzere; davacı vasıfsız işçidir ve Tapu Müdürlüğüne tayini sırasında teklif edilen işin mahiyeti açıklanmış ve kendisi tarafından kabul edilmiştir. Dosyaya ibraz edilen belgelerde görüleceği üzere, tayin edilme sebebi, aynı iş yerinde bulunan evli bir çalışanın eşinin davacıyı kocasıyla ilişkiye girmekle suçlaması sebebiyle davacıyı her şeye rağmen korumaya yönelik bir işlemdir. Diğer taraftan, çocuk sahibi evli bir kadının mutfakta birkaç kişiye yemek yapması nitelik ve eğitim gerektiren bir iş değildir. Yine olay sırasında düzenlenen tutanak ve tanık beyanlarına bakıldığında, davacının düdüklü tencere patlaması yönündeki iddiasının doğru olmadığı, muhtemelen kapağı açarken dikkatsiz davranması sebebiyle buhardan etkilenmiş olabileceği anlaşılmaktadır. Özel bir eğitim gerektirmeyen, davacının kapasitesini aşmayan, basit bir işlem sırasında kendi dikkatsizlik ve tedbirsizliği sonucu yaralanmış olması dolayısıyla işverenin haksız fiili söz konusu olamayacağından manevi tazminat talep edilmesi TBK hükümlerine uygun değildir şeklinde savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; "...davacının sigortalılığı ve özlük hakları ... Turizm Yatırımcıları Birliği (TİSOYAB) tarafından karşılanmak sureti ile Manavgat Kaymakamlığında temizlik ve gerektiğinde benzeri işleri yapmak üzere 27.06.2012 tarihinde çalışmaya başladığı, Manavgat Kaymakamlığında görev yapmakta iken 06.03.2013 tarihinde Manavgat Tapu Müdürlüğünde mutfak işlerinde görevlendirildiği, 07.03.2013 tarihinde dava konusu kaza olayının meydana geldiği, davacının Manavgat Tapu Müdürlüğünde 07.03.2013 tarihinde saat 11:00 sırlarında düdüklü tencerede yemek pişirirken, yemeğin pişip pişmediğini kontrol etmek için kapağını açmaya çalıştığı esnada basınç püskürmesine bağlı olarak vücudunun çeşitli bölgelerinde yanıklar oluşarak yaralandığı, kazanın iş kazası olduğu, istinaf ilamı sonrasında bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 27.01.2022 tarihli kök rapor ve 27.02.2023 tarihli ek raporda davacının olay tarihinde 29 yaşında olduğu, kazanın meydana gelmesindeki ana nedenin basınç varken kapağın açılmasına imkan vermeyecek, güvenlikli düdüklü tencerelerin temin edilerek kullandırılmaması olduğunun, kazanın meydana gelmesindeki ikinci nedenin davacıya güvenli çalışma alışkanlığı ve bilinci oluşturacak şekilde iş sağlığı ve güvenliği eğitimi verilmemesi, davacının düdüklü tencerede yemek pişirilmesi işinin tehlike ve risklerine karşı bilgilendirilmemesi olduğunun, kazanın meydana gelmesindeki üçüncü nedenin davacının düdüklü tencerenin nasıl kullanılması gerektiğine, nelere dikkat etmesi gerektiğine, ne şekilde kullanmamasına ilişkin güvenli çalışma talimatı oluşturulmaması olduğunun, kazanın meydana gelmesindeki dördüncü nedenin mutfakta yapılan işler konusunda gerekli denetim ve kontrollerin yapılmaması, düdüklü tencerede yemek pişirilmesinin çalışanın dikkat ve inisiyatifine bırakılması olduğunun, kazanın meydana gelmesindeki beşinci nedenin davacının düdüklü tencerede yemek pişirirken tenceredeki basıncı tam olarak tahliye etmeden kapağı açmasının ortaya çıkaracağı riske aldırış etmeksizin kendi güvenliğini tehlikeye atması, dikkatsiz ve tedbirsiz davranması olduğunun belirtildiği, olay tarihinde 29 yaşında olan davacının yaşı itibariyle tehlike ve riskleri öngörebilecek bir çalışan olduğu, düdüklü tencerede yemek pişirirken tenceredeki basıncı tam olarak tahliye etmeden kapağı açması ile oluşacak riske aldırış etmeksizin kendi güvenliğini tehlikeye atacak şekilde, dikkatsiz ve tedbirsiz şekilde davranan davacının olayın meydana gelmesinde davacının %40 oranında, davacının Manavgat Kaymakamlığına bağımlı olarak bu kurumun oluşturduğu iş organizasyonu içinde görev yaptığı, göreve başlangıcının ve görev değişikliklerinin Kaymakamlık tarafından belirlendiğinin anlaşıldığı, diğer taraftan, dava konusu kaza olayının Manavgat Tapu Müdürlüğünün mutfak bölümünde meydana geldiği, olay günü davacının Tapu Müdürlüğünün sevk ve idaresi altında iş görmekte olduğu, bu durumda davalı kaymakamlığın düdüklü tencerede basınç varken kapağın açılmasına imkan vermeyecek, güvenlikli düdüklü tencereleri temin etmediği, davacıya güvenli çalışma alışkanlığı ve güvenlik bilinci oluşturacak şekilde iş sağlığı ve güvenliği eğitimi vermediği, davacıyı düdüklü tencerede yemek pişirilmesi işinin tehlike ve risklerine karşı bilgilendirmediği, düdüklü tencerenin nasıl kullanılacağına, nelere dikkat edilmesi gerektiğine, ne şekilde kullanılmayacağına ilişkin güvenli çalışma talimatları oluşturmadığı, mutfakta yapılan işler konusunda gerekli denetim ve kontrolleri yapmadığı, düdüklü tencerede yemek pişirilmesini çalışanın dikkat ve inisiyatifine bıraktığından dava dışı Manavgat Tapu Müdürlüğü ile birlikte davalı ...'nın da kusurlu oldukları, davalı Kaymakamlığın %20 oranında, dava dışı Tapu Müdürlüğünün ise %40 oranında kusurlu olduklarının, davacı ... Kaymakamlığının "Toplumda Şiddeti Önleme Projesi" kapsamında iş ve sosyal güvenlik sağlanması amacıyla özlük hakları davalı Birlik tarafından karşılanmak suretiyle istihdam edilmiş ise de davalının dernekte fiilen hiç çalışmadığı ve Kaymakamlığa bağımlı olarak görev yaptığı, bu hususlar dikkate alınarak, kazanın meydana gelmesine ilişkin bir dahli olmayan davalı TİSOYAB'ın herhangi bir kusuru bulunmadığının belirtildiği, davalı Kaymakamlığın dava dışı Tapu Müdürlüğünün kusurundan da sorumlu olması gerektiği, istinaf ilamı doğrultusunda, ... Turizm Yatırımcıları Birliğine yazılan müzekkere cevabında, 2012 yılına kadar ki dönem dahil olmak üzere arşiv kayıtlarının tetkik edildiğinin, davacıya ait iş sözleşmesine rastlanılmadığının belirtildiği, yine istinaf ilamı doğrultusunda Antalya Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğüne yazılan müzekkere cevabında, davacının 07.03.2013 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazası sonrası meslekten kazanma güç kaybı SID oranı %2.3 geldiğinden sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanmadığının, ayrıca 2016/21 sayılı genelge gereği tahkikatın maluliyet oranının %10 üzerinde belirlenmesi durumunda yapıldığının ve davacının SID oranı %10 altında olduğundan tahkikat yapılmadığının belirtildiği, davacının maluliyetinin %0 olarak belirlendiği, SGK'nın bildiriminde davacının olayla ilgili olarak 08.03.2013-01.03.2015 tarihleri arasında aralıklı olarak istirahatli bırakıldığı ve müzekkere cevabında toplam 1.360,64 (TL) geçici iş göremezlik ödemesi yapıldığı, %10'un altında kalan Sürekli iş göremezlik nedeniyle yasal olarak gelir bağlanamaycağı anlaşılmakla, İlk PSD inden söz edilemeyceği ve indirim yapılamayacağı, davacının 06.03.2013 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu SGK'nın müzekkere cevaında belirtilen tarih aralıklarında çalışamadığı, davacının çalışamadığı gün karşılığı alması gereken ödemenin (kusur tenzili de yapıldığında) 979,50 TL olduğu, bu miktarın bir kısmının (kusur tenzili ile birlikte 816,38 TL'nin) SGK tarafından karşılanmış olduğu, davacının geçici iş göremezlik döneminden kaynaklanan ve SGK ödemelerini aşan maddi zararının 163,12 TL olduğu ve bu miktar maddi tazminatın kabul edilmesi gerektiği, Davacının manevi tazminat talebi de bulunduğundan manevi tazminat talebi yönünden yapılan değerlendirme sonucunda; manevi tazminata hükmedilirken olayın özellikleri, davacının sosyal ve ekonomik durumlarının göz önünde bulundurulması gerektiği, manevi tazminatın ne bir ceza ne de bir zenginleşme aracı olduğu, davacının duyduğu manevi acının bir dereceye kadar yumuşatılıp manevi dengenin onarılması aracı olduğu bu sebeple de kişilerin haksız zenginleşebileceği miktarı bulmaması gerektiği, haksız eylem ve tazminat arasında hak ve adalete uygun düşecek şekilde makul bir orantı kurmak gerektiği, bu tazminatın hesabında davacının %40 kusurlu olduğu ve davacının maluliyetinin bulunmadığı hususları dikkate alınarak somut olaya uygun manevi tazminat miktarının belirlenmesi gerektiği anlaşılarak aşağıdaki şekilde hüküm tesis edildiği..." gerekçesiyle; "Davacının davasının kısmen kabulü ile

1.163,12 TL geçici iş göremezlikten oluşan maddi tazminatın kaza tarihi olan 07.03.2013 itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Kaymakamlığından tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,

2.8.000,00 TL manevi tazminatının kaza tarihi olan 07.03.2013 itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Kaymakamlığından tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,

3.Davalı TİSOYAB'a karşı açılan davanın reddine ..." şeklinde karar verilmiştir. IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı ...

vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: temizlik hizmetleri görmek amacı ile iş akdinin tarafı olmasına rağmen, Manavgat Kaymakamlığının tasarrufu ve geçici görevlendirme ile Manavgat Tapu Müdürlüğünde mutfak bölümünde çalıştırıldığı, çalışmaya başlamasının ertesi gününde düdüklü tencerenin infilak etmesi sebebi ile cismani tamamiyeti, vücut bütünlüğü ihlal edildiği, gerekli önlem ve tedbirleri almayan davalılar bakımından kusur sorumluğu bulunduğu, her iki davalının da kusur sorumluluğu bulunduğu, tayin olunan manevi tazminatında somut olaya uygun düşmediğinden kararı istinaf etmiştir. Davalı Kaymakamlık vekili istinaf dilekçesinde özetle: Kaymakamlığın davaya konu olayda kusuru bulunmadığı, davacı işçinin yanlışlıkla buhara maruz kaldığının tespit edildiği, maluliyetinin olmadığı tespiti yapıldığından bahisle istinaf yasa yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne dair ilk derece mahkemesin kararının vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılarak, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair karar verilmiştir. V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı ...

vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... vekili temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. Maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21. maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi

3.Değerlendirme

Dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkinin varlığı medeni usul hukukumuzda "sıfat" olarak tanımlanmakta ve bir davada taraf olarak gösterilen kişilerin o dava ile ilgili kimseler olması zorunlu bulunmaktadır. Sübjektif bir hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bir hakka ilişkin davada davacı olma sıfatı da hakkın sahibine ait bulunmakta ve buna aktif husumet denilmektedir. Sübjektif hak kendisinden istenebilecek olan kişi de o hakka uymakla yükümlü olan kimse olup, bu da pasif husumet (davalı sıfatı) olarak adlandırılmaktadır. Sübjektif hak sahibi ile o hakka uymakla yükümlü bulunan kişinin kimler olduğunun belirlenmesi, bunun neticesinde, dava açan veya aleyhine dava açılan kişiler, o davada davacı veya davalı olarak taraf sıfatına sahip değillerse, mahkemece dava konusu hakkın esası hakkında inceleme yapılmaksızın, davanın sıfat yokluğundan reddedilmesi gerekmektedir. Taraf sıfatı (husumet) ve sıfat yokluğu, davada taraf olarak görünen kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olan bir itiraz niteliğinde olup, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 116. maddesinde (HUMK. 187 m.) yer alan ilk itirazlardan olmadığından davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi, taraflarca ileri sürülmese dahi, gerek, mahkemece, gerekse, Yargıtayca tarafların bu yönde bir savunmalarının olup olmadığına bakılmaksızın, kendiliğinden nazara alınır.

Anayasa m.123/3'e göre kamu tüzel kişilikleri ancak Kanun ya da Kanun'un verdiği yetkiye dayanılarak kurulurlar. Bakanlıklar, Devlet kamu tüzel kişiliğinin bir davada taraf ehliyetine sahip organlarıdırlar. Bunun dışında bazı genel müdürlüklerin, il özel idarelerinin, köylerin, belediyelerin ve kamu iktisadi teşebbüsleri ile bunlara bağlı müesseselerin de tüzel kişilikleri vardır. İlçede Hükümetin temsilcisi olan kaymakamlık, Devlet tüzel kişiliğine (İçişleri Bakanlığına) bağlı olup, ayrı tüzel kişiliği bulunmadığı için davada taraf ehliyetine sahip değildir.

Somut olayda, davanın davalı sıfatı ile Manavgat Kaymakamlığına yöneltildiği, yargılama sırasında vekalet verilen vekilin İçişleri Bakanlığını temsil görevi bulunduğuna veya İçişleri Bakanlığını temsilen hareket ettiğine dair dosyada bilgi bulunmadığının anlaşılması karşısında, taraf sıfatının İçişleri Bakanlığına ait olduğu gözetilerek bu konudaki eksikliğin giderilmesi suretiyle karar verilmesi gerekirken, Manavgat Kaymakamlığının temsili ile yargılama yapılıp hüküm kurulması hatalı olmuştur.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Temyiz eden taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

09.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.