10. Hukuk Dairesi
10. Hukuk Dairesi 2024/605 E. , 2025/743 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kahramanmaraş 2. İş Mahkemesi
Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı vekilince temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalıya ait ... İplik isimli işyerinde 20.01.2017 tarihinde taşıma işi yaparken yük asansörü ile bir kat aşağıya indiği sırada asansörün bağlı halatının çıkması sonucu asansörden aşağıya düşmek suretiyle iş kazasının meydana geldiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları kalmak üzere 1000 TL maddi, 50.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 20.01.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
2.Davacı vekili 25.04.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 422.298,04 TL'ye arttırmıştır. II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; usul ve yasaya aykırı olan davanın reddi gerektiğini, olay nedeniyle başlatılan soruşturma dosyasının halen derdest olduğunu, bu dosyasının sonucunun beklenmesi gerektiğini, davacının manevi tazminat talebinin zenginleşme amacı güdüldüğünü belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile"....tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; 20.01.2017 tarihinde saat 01.00 civarında Kayseri yolu üzeri 5. Km Kahramanmaraş adresinde bulunan ...'ın sahibi bulunduğu ... Çelik isimli işyeri çalışanı davacı, kaza günü çalıştığı işyerinin üst katından alt katına mobilya malzemelerini kafes şeklindeki yük asansörü ile yanında ... isimli çalışan ile birlikte yük asansörüne binerek asansörle aşağı inmek için yukardan halat şeklinde kablo ile uzatılmış olan kumanda butonuna basarak aşağı inmeye çalıştığı esnada yük kabinin bağlı olduğu halatın kancadan kurtularak kabinin yere düşmesi ile davacının yaralandığı, 20.01.2017 tarihli kazanın meydana gelmesinde davalı işverenin yük asansörünü, yük asansörü teknik şartlarına uygun olarak imal edilmemesi, işyerinde çalışanlara güvenli bir çalışma alışkanlığını kazandırmamış olması, risk değerlendirmesi acil durum planı, tespit öneri defteri gibi dökümanları hazırlatmadığı, asansörün, yapılan işe uygun sağlamlıkta olup olmadığı konusunda periyodik olarak test ettirmemiş olması sebebiyle %80 oranında kusurlu olduğu; davacının ise emniyetli olmayan yük asansörüne binerek iş sağlığı ve güvenliği kurallarına riayet etmemesi ve kendi can güvenliğini düşünmeden dikkatsiz ve tedbirsiz davranması sebebiyle %20 oranında kusurlu olduğu anlaşılmıştır.
Davacı tarafın, netice-i talebinde sürekli maluliyet nedeniyle tazminat talebinde bulunduğu, hesaplamanın bu yönüyle geçici iş göremezlik zararını içermediği kanaatiyle, yapılan hesaplamada geçici iş göremezlik ödeneğinin hesaplanan tazminat miktarından mahsubunun gerekmediği kanaatine varılmıştır. Yine her ne kadar davacı kaza tarihi itibariyle asgari ücretin üzerinde maaş aldığını iddia etmişse de, davacı tanığının beyanı dışında bu yönde ispata elverişli delilin dosyada bulunmadığı, bu minvalde davacının maddi tazminat talebi yönünden asgari ücret üzerinden yapılan 24.08.2022 tarihli ek bilirkişi raporundaki hesaplamaya mahkememizce itibar edilmiştir...tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, davacının duyduğu elem ve üzüntünün ağırlığı, davacının ekonomik ve sosyal durumu, davalının ekonomik ve sosyal durumu gözetilerek davacı için 45.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi hak ve eşitlik kurallarına uygun bulunmuş, 45.000,00 TL manevi tazminatın davalı tarafından alınarak davacıya ödenmesine karar vermek gerekmiştir... " gerekçesiyle "Davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile; 415.508,86 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 20.01.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
2.Davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile; 45.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 20.01.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiştir. IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde, olayın meydana gelmesinde müvekkilin bir kusur ve kastının bulunmadığını, Mahkeme tarafından hükme esas alınarak karar verilen raporların hükme esas alınacak nitelikte olmadığını, hükme esas alınan maluliyet raporunun da hatalı olduğunu, hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunun da hatalı olduğunu, denetime elverişli olmadığını, hesaplanan rakamlar, hesaplamaya esas alınan tablolar ve miktarların hatalı olduğunu, manevi tazminatın yüksek olduğunu, 1/20 oranı olmasına rağmen Mahkeme tarafından hatalı olarak 31.457,36 TL harca hükmedildiğini belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "..SGK İnceleme Raporunda %100 oranında işverenin kusurlu bulunduğu, rücuen tazminat davasına ilişkin dosyada alınan 30.12.2019 tarihli üçlü bilirkişi heyet raporunda da %100 oranında işverenin asli ve tam kusurlu olduğu, Kahramanmaraş 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/1028 esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda davalının cezalandırıldığı ve kararın kesinleştiği, eldeki davada alınan üçlü bilirkişi heyet raporunda ise %80 oranında davalı işveren, %20 oranında davacı işçinin kusurlu olduğu, mahkemece kabul edilen kusurun SGK İnceleme raporu ve rücuen tazminat davasında alınan bilirkişi raporlarına nazaran davalı lehine olduğu anlaşılmakla mahkeme kabulünün olaya, oluşa ve dosya kapsamına uygun olduğu değerlendirilmiş, davacı taraf istinafa gelmediğinden eldeki davadaki kusura ilişkin rapor davalı lehine olduğundan rücu dosyası beklenilmemiştir.
Manevi zarar adı ile talep edilecek ve mahkemece hükmedilecek manevi tazminat tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Bu ilkeler ışığında, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu ve sonucunda meydana gelen elem ve ızdırabın derecesi, olayın oluş şekli, maluliyet oranı, davacının kolunu kullanmasındaki zorluklar ve olay tarihi dikkate alındığında davacı için takdir edilen manevi tazminatın miktarının da dosya kapsamına uygun olduğu değerlendirilmiştir...Harçlar kanununun 28. maddesinde “Karar ve ilam harçlarının dörtte biri peşin, geri kalanı kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir. Şu kadar ki, ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan maddi ve manevi tazminat davalarında peşin alınan harcın oranı yirmide bir olarak uygulanır. “ şeklinde olup dava açılması sırasında uygulanan bir oran söz konusu olup kararla birlikte hükmedilen miktara göre alınması gereken harca hükmedilir.
Hükme esas bilirkişi ek raporundaki hesaplamalarda bakiye ömür yönünden Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin son kararlarında belirtilen TRH 2010 tablosunun esas alındığı, hesaplamada davacının ücretinin asgari ücret olarak esas alındığı, kusur oranı ve maluliyet oranının gözetildiği, ilk peşin sermaye değerinin mahsup edildiği, ek raporun denetime açık olduğu anlaşılmaktadır.Hükme esas alınan bilirkişi ek raporunda, işleyecek aktif ve pasif dönem hesabında %10 iskonto-%10 artış yapıldığı görülmektedir. Her ne kadar bilinmeyen dönem yönünden Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin uygulamasının aksine % 5 yerine % 10 artış ve iskonto uygulanmış ise de, daha önceki iş kazası kaynaklı davalara bakan Dairenin görüşüne göre yapılan bu hesaplama yöntemine davalı tarafın açık itirazı ve açık istinafı olmadığından ve iş kazalarına daha önce bakan Dairenin görüşüne göre hesaplama yapıldığından hukuki güvenilirlik ve sürpriz karar yasağı kapsamında bu husus hükmün kaldırılması sebebi yapılmamış ve sadece belirtilmekle yetinilmiştir....
Somut olayda; 15.107,25 TL geçici iş göremezlik ödeneğinin Kurumca rücuya kabil kısmının tenzil edilmemesi hatalı olmuştur. Dairemizce yapılan re'sen hesaplama sonucu 403.423,06 TL maddi tazminata hükmedilmesi gerektiği tespit edilmiştir..." gerekçesiyle,istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak "Davanın kısmen kabulü ile
1.Davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 403.423,06 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 20.01.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2.Davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 45.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 20.01.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine" karar verilmiştir. V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde istinaf dilekçe içeriğini tekrarla kararı temyiz etmiştir. C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
2.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 ve devamı maddeleri ile 417 nci maddesi, 5510 sayılı Kanun'un 13. ve 16. maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun'un 4. maddesi hükümleridir.
3.Değerlendirme A) Davalı vekilinin davacı yararına hükmedilen manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden;
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
2.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.
3.Dosya içeriğine göre davacı vekilince davacı için 50.000 TL manevi tazminat talebinde bulunulduğu, Bölge Adliye Mahkemesince 45.000 TL manevi tazminata hükmolunduğu, kabulüne karar verilen tazminat miktarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davalı vekilinin temyiz itirazının miktardan reddine karar verilmiştir. B) Davalı vekilinin davacı yararına hükmedilen maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden;
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde temyiz sebepleri ve kapsamına göre, davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR
Açıklanan sebeple; 1.Davalı vekilinin davacı yararına hükmedilen manevi tazminat alacağına yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, 2. Davalı vekilinin davacı yararına hükmedilen maddi tazminat alacağı yönünden yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.