10. Hukuk Dairesi
10. Hukuk Dairesi 2012/10305 E. , 2012/12028 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :İş Mahkemesi No :969-118 Dava, borçlu olmadıklarının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yargı yolu yanlışlığı nedeniyle dava dilekçesinin reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacılar, iflasının ertelenmesine ilişkin yargılama süreci Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2008/198 Esas sayılı dosyasında halen derdest olduğu anlaşılan prim borçlusu ...Tekstil Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi’nin, 2006 yılı 7 ve 8’inci ayları sigorta primlerinin tahsili amacıyla 2007/10810 sayılı takip dosyasından gönderilen 91.058,07 TL'lık ödeme emirleri nedeniyle borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, “iflasın ertelenmesinin borcun ödenmemesinde haklı neden oluşturduğundan” gerekçesiyle ve hükmün gerekçesinde 2004/1 ve 5’inci aylarına ilişkin idari para cezaları ve gecikme zammından bahsetmek suretiyle davacıların 2007/10810 sayılı takip dosyasındaki alacaklardan borçlu olmadıklarının tespitine karar vermesi üzerine, Dairemizin 16.06.2011 tarih, 17701 / 8944 sayılı ilamı ile, kararının davacılar ... ve ... yönünden onanmasına, diğer davacılar yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davaya konu borcun 2004/1-5 aya ilişkin idari para cezasına ilişkin olduğu ve dava dilekçesindeki anlatımın yanıltıcı olduğundan bahisle ve idari yargının görevli olduğu gerekçesiyle Mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir. 6183 sayılı Kanunun 58’inci maddesi hükmüne göre; kendisine ödeme emri tebliğ olunan kamu borçlusu tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içerisinde açacağı iptal davasında “böyle bir borcu olmadığı” nedenine dayanabilir. Kamu borçlusunun bu davada hukuken ve maddeten böyle bir borcu olmadığını kanıtlayarak ödeme emrini iptal ettirmesi mümkündür. Bu bağlamda açılan davanın 506 sayılı Kanunun 80/6. maddesine göre iş mahkemesinin görev alanında olduğu tartışmasızdır. Ancak, 506 sayılı Kanun’un 140’ıncı maddesinde idari para cezaları ile ilgili usul ve esaslar özel bir şekilde düzenlenmiştir. Anılan düzenleme uyarınca; idari para cezasını gerektiren şartlar oluştuğunda Kurum tarafından verilecek idari para cezası ilgiliye tebliğ edilmekle tahakkuk eder ve tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde Kurumun ilgili ünitesine itiraz edilebilir. İtirazı reddedilenler yetkili idare mahkemesine başvurabilirler. Burada söz konusu olan idari para cezasının kendisinin iptali olup, tahsili nedeniyle tanzim edilen ödeme emrinin iptali ya da borçlu olmadığının tespiti talepleri iş mahkemesinin görev alanındadır. Bu nedenle 506 sayılı Kanun’un 140’ıncı maddesi uyarınca başlatılmış prosedürün bulunup bulunmadığını araştırılmalı, varlığı saptandığında idari para cezasının kesinleşmesi olgusu bekletici sorun yapılarak, elde edilecek sonuca göre davacıların idari para cezalarından sorumlu olup olmayacağı saptanmalı ve buna göre ödeme emriyle ilgili bir karar verilmelidir. Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı biçimde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davacılar vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.