10. Hukuk Dairesi
10. Hukuk Dairesi 2012/13964 E. , 2012/12303 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :İş Mahkemesi No :47-428 Dava, ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir. Mahkeme, davanın kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve düzenlenen raporla dosyadaki belgeler okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Somut davada, davalı SGK Başkanlığı’nca; davacı aleyhine, Balıkesir İş Mahkemesinin 16.11.2006 gün 2004/779 E. 2006/1143 K. sayılı hizmet tespitine ilişkin kararının Yargıtay 21. H.D.'nin 21.01.2008 gün 2007/3667 E. 2008/513 K. sayılı onama kararıyla kesinleşmesi üzerine, tespit edilen 01.11.1999 – 07.04.2004 yıllarına ait prim alacağı ve gecikme zammı alacağı isteğiyle 6183 sayılı Kanun hükümleri uyarınca 2011/22654 ve 22655 sayılı takip dosyalarından ödeme emirleri tebliğ edilmiştir.
Davacı tarafından, 6183 sayılı Kanun m.58 uyarınca, ödeme emirlerinin tebliğinden itibaren (7) günlük hak düşürücü süre içerisinde dava açılmış ve ödeme emirlerinin zamanaşımı sebebiyle iptali istenmiştir. Mahkemece; davaya konu takip dosyalarından gönderilen ödeme emirlerinin alacakların vadesinin rastladığı takvim yılını izleyen yıl başından itibaren 5 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği nedeniyle ödeme emirlerinin iptaline karar verilmiştir. Yasal düzenlemelere göre zamanaşımı süreleri şu şekildedir: 506 sayılı Kanun m.80 hükmünün 08.12.1993 gün 3917 sayılı Kanunla değiştirilmesinden önceki dönemde; prim alacağı ve gecikme zamları yönünden Kurumun alacağı B.K m.125 uyarınca (10) yıllık zamanaşımı süresine tâbidir. Zamanaşımının başlangıcı ise B.K m.128 uyarınca, alacağın muaccel olduğu tarihtir. 506 sayılı Kanun m. 80 hükmünde, 08.12.1993 gün ve 3917 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle ise Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. 6183 sayılı Kanun m. 102 ve devamı maddeleri uyarınca zamanaşımı süresi (5) yıldır. Sürenin başlangıcı, alacağın vadesinin rastladığı takvim yılını izleyen yıl başı olarak belirlenmiştir.
06.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5198 sayılı Kanun ile bu konuda yeniden bir düzenleme yapılmış, 506 sayılı Kanun m.80/5 fıkrasındaki değişiklikle, Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Kanun m.51 ile birlikte m. 102.'nin uygulanmayacağı hükme bağlanarak 3917 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki (10) yıllık zamanaşımı dönemine geri dönülmüştür.
01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun m.93/2. fıkrasının birinci cümlesinde, Kurumun prim ve diğer alacaklarının (10) yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, sürenin başlangıcının ödeme süresinin dolduğu tarihi takip eden takvim yılı başı olduğu belirtilmiştir.
Aynı fıkranın ikinci cümlesinde ise, özel durumlardan doğan prim ve diğer alacaklar yönünden zamanaşımının başlangıç tarihi ayrıca düzenlenmiştir. Buna göre, Kurumun prim ve diğer alacakları, mahkeme kararı sonucunda doğmuş ise, mahkeme kararının kesinleşme tarihinden, Kurumun denetim ve kontrolle görevli memurlarınca yapılan tespitlerden doğmuş ise, rapor tarihinden, kamu idarelerinin denetim elemanlarınca kendi mevzuatı gereğince yapacakları soruşturma, denetim ve incelemelerden doğmuş ise, bu soruşturma, denetim ve inceleme sonuçlarının Kuruma intikal ettiği tarihten veya bankalar, döner sermayeli kuruluşlar, kamu idareleri ile kanunla kurulmuş kurum ve kuruluşlardan alınan bilgi ve belgelerden doğmuş ise bilgi ve belgenin Kuruma intikal ettiği tarihten itibaren, zamanaşımı süresinin başlatılması gerekecektir.
Yukarıda anlatılan somut olaylar ve yasal düzenlemeler karşısında; hizmet tespitine ilişkin kararın Yargıtay 21. H.D.'nin 21.01.2008 tarihli onama kararıyla kesinleşmiş olması nedeniyle; Mahkeme kararıyla tespit edilen hizmet dönemlerine ilişkin prim alacağı ve gecikme zammı alacağının, kararın kesinleştiği tarihte istenebilir konuma geldiğinin kabulü ile kesinleşme tarihinde yürürlükte olan yasal düzenlemeye göre uyuşmazlığın çözümlenmesi gereklidir. Belirtilen kesinleşme tarihi itibariyle de, 06.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5198 sayılı Kanunla değişik 506 sayılı Kanun m.80/5 hükmü uygulanmalıdır. Buna göre, dava konusu alacak (10) yıllık zamanaşımı süresine tâbi bulunmaktadır. Açıklandığı üzere, somut olayda zamanaşımı süresi gerçekleşmediği halde; alacağın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle ödeme emirlerinin iptaline karar verilmesi isabetsiz olmuştur. O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.