Esas No
E. 2023/14311
Karar No
K. 2024/12243
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
İş Hukuku

10. Hukuk Dairesi         2023/14311 E.  ,  2024/12243 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2023/3520 E., 2023/3784 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : Karabük İş Mahkemesi

SAYISI: 2022/137 E., 2023/100 K.

Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı ve davalı ... Demir Çelik Sanayi ve Ticaret A.Ş vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı ve davalı ... Demir Çelik Sanayi ve Ticaret A.Ş vekilleri tarafından temyiz edildiği; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA

Davacı vekili dava ve birleşen dava dilekçesinde özetle davacının 01.10.2013 tarihinde meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur. II. CEVAP

1.Davalı ... Demir Çelik San. ve Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; husumet itirazları bulunduğunu, kazanın davacının tam kusuru ile oluştuğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

2.Davalı ... İnş. Gemi Metal Hiz. Org. Kum. Ref. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu kazanın davacının kusuru ile meydana geldiğini, müvekkil şirket tarafından her türlü tedbirin alındığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, asıl dava yönünden; davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile 35.311,32-TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 01.10.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile; 30.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 01.10.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, birleşen 2023/58 Esas sayılı dava dosyası yönünden; davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile; 337.234,77-TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 01.10.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı ...

Demir Çelik Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle dava kesin çözüme bağlanıncaya kadar ücret ve benzeri giderlerdeki lehe olan değişikliklere dayalı olarak tazminatın yeniden hesaplanması gerekeceğini, bu nedenle fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması gerektiğini, takdir edilen manevi tazminatın az olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

2.Davalı ... Demir Çelik San. ve Tic. A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle davacı taleplerinin zamanaşımına uğradığını, yapılan işin kumlama ve boyama işi olduğunu, müvekkil şirket yönünden yardımcı iş olmadığını, müvekkil şirketin işinin demir çelik yapma işi olduğunu, diğer davalının aldığı işin üretim faaliyeti ile ilgisinin olmadığını, ilk olarak alınan 03.12.2017 tarihli kusur raporunda diğer davalı ... %90 kazazede %10 kusurlu bulunduğunu, diğer davalı ile arada asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunduğu kabul edilirse müvekkil şirketin de sorumlu olduğunun belirtildiğini, itiraz üzerine alınan ek raporda da durumun değişmediğini, son olarak alınan 22.06.2018 tarihli raporda ise müvekkil şirkete %10 kusur izafesi yapıldığını, müvekkil şirkete kusur izafesinin hukuka aykırı olduğunu, maluliyet oranını kabul anlamına gelmemek üzere bilirkişinin %11,1 maluliyet oranı üzerinden değil belli bir dönem maluliyetini %14,2 üzerinden hesapladığını, bu hesaplamanın hukuka aykırı olduğunu, manevi tazminatın fazla olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, davalı Kardemir'in sözleşme ile kır eleme tesisi konvektör aktarma noktalarının besleyici ünitelerinin kapatılması ve toz çıkışının perdelenmesi için kömür aktarma noktalarının kapatılması işi için gerekli tüm malzeme ve ekipmanın temin ile montajı işini diğer davalıya vermiş olduğu, işin niteliği itibarıyla 4857 sayılı Kanun'un 2/6 maddesi gereğince davalılar arasında asıl işveren alt işveren ilişkisinin mevcut olduğu, hükme esas alınan kusur raporunun somut olayla uyumlu olduğu, davacının işinin niteliğine ve delil durumuna göre İlk Derece Mahkemesinin ücret kabulünün hukuka uygun olduğu, takdir edilen manevi tazminat miktarının maluliyet oranı, kusur oranı, somut olayın özelikleri ile uyumlu olduğu, İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda yapılan hesaplamanın Yargıtay uygulamasına uygun olduğu, hesaplamada hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurularının HMK'nın 353/(1) b)1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı ...

Demir Çelik Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.

2.Davalı ... Demir Çelik San. ve Tic. A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının tazminat istemine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 55, 74. ve 417. maddesi, 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesi, 4857 sayılı İş Kanunun 77. maddesi ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun'un 4. maddeleri.

3.Değerlendirme

1.İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesinin açık buyruğu iken, 4857 sayılı Kanun'un 77. ve devamı bir kısım maddeleri 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 37. maddesiyle, 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe girmek üzere yürürlükten kaldırılmış olup, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir.

2.Buna göre, 6331 sayılı Kanun’un "İşverenin Genel Yükümlülüğü" kenar başlıklı 4. maddesinde: "İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede;

a)Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun ... getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar.

b)İş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar.

c)Risk değerlendirmesi yapar ve yaptırır.

ç)Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu gözönüne alır.

d)Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışında ki çalışanların ... ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır." hükmü düzenlenmiştir. Aynı Kanun’un 5. maddesinde de risklerden korunma ilkeleri düzenlenmiştir. Buna göre maddede, "İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler göz önünde bulundurulur:

a)Risklerden kaçınmak,

b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek,

c)Risklerle kaynağında mücadele etmek,

ç)İşin kişilere uygun ... getirilmesi için iş yerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek,

d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak,

e)Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek,

f)Teknoloji, iş organizasyonu çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek,

g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine öncelik vermek,

ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek." hükmü yer almaktadır.

3.Görüldüğü üzere, işverenin çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümünün genel çerçevesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesinde çizilmiştir. Bu çerçevede işverenin, “çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü” olduğu belirtildikten sonra, yapacağı ve uymakla yükümlü bulunacağı birtakım esaslara yer verilmiştir. Bunun gibi 5. maddede, işverenin anılan yükümlülükle gerçekleştireceği korunma sırasında uyacağı ilkeler belirlenmiştir.

10.maddede ise, işyerinde sağlık ve güvenlik sağlanırken, işverenin yapacağı risk değerlendirmesi çalışmasında dikkate almakla yükümlü bulunduğu hususlar belirlenmiştir (Hukuk Genel Kurulu’nun 09.10.2013 tarih 2013/21-102 Esas 2013/1456 sayılı kararı).

4.6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. ve 5. maddeleri ile bunu uygun olarak çıkarılan iş güvenliği yönetmelikleri hükümleri, işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple mevzuatta yer alan teknik iş güvenliği kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak, işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır.

5.Öte yandan, objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da, onu kusursuz sorumluluk haline dönüştürmez. Çünkü, bu halde dahi işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Kusurun objektifleştirilmesi kriterinin yanısıra, Türk Borçlar Kanunu’nun 417/2. maddesinin, Anayasa hükümleri ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesi kapsamında yorumlanması da işverenin sorumluluğunu oldukça genişletecektir.

6.Yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda; işvereni zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluk halinden kurtaracak olan durum iş sağlığı ve güvenliği alanındaki ihmalleri ile oluşan zarar arasındaki uygun nedensellik bağının kesildiğini ispat etmekten ibarettir. Hukuk Genel Kurulu’nun 20.03.2013 tarih 2012/21-1121 E. 2013/386 sayılı kararında da belirtildiği üzere uygun nedensellik bağı üç durumda kesilebilir. Bunlar mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusurudur. Bu hallerden birinin varlığı halinde işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir.

7.İş kazası hukuki sebebine dayalı tazminat davalarında olayın gerçekleşme şeklinin tarafların gösterdiği deliller dikkate alınarak her türlü şüpheden uzak bir şekilde ortaya konulması ve giderek kusur oranlarının bu olaya uygun şekilde belirlenmesi gerektiği açıktır.

8.Uyuşmazlık davalılar arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinin, bir başka ifade ile, asıl işveren-alt işveren(taşeron) ilişkisi olup olmadığı, davalı ... Demir Çelik ... A.Ş. nin hükmedilen tazminatlardan sorumlu olup olmadığı noktasındadır.

9.Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; kazalı sigortalının, davalı ... İnşaat Gemi Metal Hiz. Org. Kum. Refrakter San. Ve Tic. Ltd. Şti nezdinde çalıştığı, 01.10.2013 günü ... Demir Çelik Sanayi ve Tic. A.Ş'nin kok bölümünde bulunan çelik konstrüksiyonun boyama işinin yapıldığı esnada vinç yardımı ile çelik konstrüksiyonun üst kısmına boya işini yapmak amacıyla çıkan ... 'un kalasa basarak kalasın kayıp zeminde temizlik işini yapan kazalının başına düşmesi sonucu yaralandığı, SGK Başkanlığı inceleme raporunda; olayın iş kazası olarak kabul edildiği ve davalı işveren ... İnş. Gemi .. Şti nin kazanın meydana gelmesinde %100 kusurlu olduğunun değerlendirildiği, işbu olay nedeniyle yürütülen ceza soruşturması neticesinde şikayet yokluğu nedeniyle kovuştrmaya yer olmadığı kararı verildiği, aynı olaya ilişkin SGK tarafından açılan rücuen tazminat davasında ise davalı işveren Kardemir şirketinin %10, davalı işveren ... şirketinin %80, kazadede işçi ...'ın %10 oranında kusurlu olduğu kanaatiyle hüküm kurulduğu, eldeki dosyada Mahkemece biri aynı heyet tarafından düzenlenen ek rapor olmak üzere 2 adet kusur raporu aldırıldığının görüldüğü, aldırılan kusur raporlarında davalı asıl işveren Kardemir şirketinin %10, davalı alt işveren ... şirketinin %80, kazadede işçi ...'ın %10 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, Mahkemece iş bu raporlara itibar edilerek hüküm kurulduğu, ancak gerek hükme esas alınan kusur raporunda gerekse Mahkeme gerekçesinde davalı Kardemir ... Şti nin genel ve soyut ifadelerle asıl işveren olarak sorumlu tutulduğu, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin irdelenmediği, davalı Kardemir şirketinin sorumlu olup olmadığının usulünce tartışılmadığı anlaşılmakla, dosya kapsamına ve oluşa uygun olmayan kusur raporuna göre karar verilmesi hatalı olmuştur.

10.Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra Mahkemece yapılacak iş; hüküm altına alınacak tazminat miktarlarına etkisi bakımından aynı olaya ilişkin ceza dosyası ile rücu dava dosyasındaki kusur raporlarının irdelenmesi suretiyle - verilen kararların kesinleşip kesinleşmediğinin gözetilerek, delillerin toplanması hususunda sigortalı tarafından açılan tazminat davasının özü itibariyle taraflarca getirilme ilkesine tabi davalardan olup re’sen araştırma ilkesinin olmadığı hususunun da göz önünde bulundurulması ve bu şekilde toplanacak delillerle birlikte, yukarıda bahsedilen kusur raporunu düzenleyen heyetten farklı, A sınıfı iş güvenliği uzmanlarından oluşturulacak 3 kişilik bilirkişi heyetine; davalılar arasındaki sözleşmenin irdelenerek, özellikle sözleşmenin 2, 3. ve 101. maddelerinin ve ayrıca 5510 sayılı Kanun'un 12/son maddesinin değerlendirilerek davalı Kardemir Şirketinin asıl işveren sıfatını haiz olup olmadığı ile işbu davalı asıl işveren değilse 3. kişi olarak sorumluluk hükümlerine göre sorumluluğunun tartışılarak, tarafların iş kazasının gerçekleşmesindeki kusur oranlarını her türlü şüpheden uzak şekilde tespit ettirmek ve taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hakları da gözeterek sonucuna göre karar vermekten ibarettir.

11.O halde, davacı ve davalı ... Demir Çelik Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları ile dikkate alınarak bozma sebebine göre bu aşamada sair temyiz itirazları incelenmeksizin, davacı ve davalı ... Demir Çelik Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekillerinin istinaf itirazlarının esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. KARAR:

Açıklanan sebeplerle;

1.a) Davacı ve davalı ... Demir Çelik Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekillerinin bu aşamada sair temyiz itirazları incelenmeksizin İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

b)İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

2.Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgililere iadesine,

03.12.2024 tarihinde karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.