Esas No
E. 2023/5500
Karar No
K. 2024/11152
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
İcra İflas Hukuku

4. Hukuk Dairesi         2023/5500 E.  ,  2024/11152 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2021/162 E., 2022/695 K.
HÜKÜM/KARAR: Davanın Kısmen Kabulü

Taraflar arasında görülen tasarrufun iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda verilen karar hakkında yeniden yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince mahkeme kararının tekrar bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalılardan ...'in kesinleşmiş vergi borcu olduğunu, adına kayıtlı olan ..... mah. ..... cad. 23 pafta, 343 ada, 53 parsel sayılı taşınmazın 3.kat 16 nolu bağımsız bölümünün tamamını ...'a sattığını, ...'in muhtelif vergilerden değişik tarihlere ait çeşitli borçları olduğunu belirterek ...'in ...'a yapmış olduğu satışın 6183 sayılı yasaya göre iptaline, taşınmaz üzerine ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Dahili davalı ... vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin iyi niyetli olduğunu, daire satın almak için emlak komisyoncusu ...'a müracaat ettiğini ve yapılan pazarlıkla 40.000,00 TL Finansbank'dan alınan kredi ile birlikte ...den 20.000,00 TL amcasından ve teyzesinin kayınvalidesinden almış olduğu borç paralarla birlikte kendi birikimlerini de ilave ederek daireyi 108.000,00 TL'ye peşin olarak satın aldığını, 2007 yılından beri evinde oturduğunu, müvekkilinin iyi niyetli olduğunu, davalıları tanımadığını, müvekkili aleyhine açılan davanın reddine karar verilmesini beyan etmiştir.

Diğer davalılar; davaya cevap vermemiştir. III. MAHKEME KARARI

Mahkemenin 24.05.2012 tarihli ve 2007/95 Esas, 2012/194 Karar sayılı kararı ile; davacının davasının kabulüne, davalılar arasında dava konusu istanbul ili, Eyüp ilçesi, Düğmeciler mahallesi, Karaağaç caddesi, 343 ada, 53 parsel sayılı taşınmazdaki 2 Bloklu bahçeli kargir apartmanın A Blok 3.normal kat 30/1200 arsa paylı 16 nolu bağımsız bölüme ilişkin yapılmış olan tasarrufların davacının takip dosyasındaki alacak ve ferileri ile sınırlı olmak üzere iptali ile, bu miktar üzerinden davacıya cebri icra yetkisi tanınmasına karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A

. Bozma Kararı Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 04.03.2014 tarihli ve 2012/12835 Esas, 2014/2959 Karar sayılı ilamı ile; "...

Somut olayda tasarrufa konu olan taşınmaz 18.08.2005 tarihinde borçlu davalı ... tarafından davalı ...'a, onun tarafından da davalı ...'ya satılmıştır. Hükmü temyiz eden davalı ... olayda 4. kişi olup hakkındaki davanın kabul edilebilmesi kötü niyetli olduğunun, diğer bir anlatımla borçlu davalının mali durumu ile alacaklıları ızrar kastını bilen veya bilmesi gereken kişilerden olduğunun kanıtlanmasına bağlıdır. Bu durumda mahkemece yukarda açıklandığı gibi araştırma ve inceleme yapılması, tarafların tüm delillerinin toplanması, ondan sonra 6100 sayılı HMK.nın 297. maddesine uygun biçimde gerekçe yazılmak suretiyle bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma, inceleme ve yetersiz gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru bulunmamıştır." gerekçesi ile karar bozularak dosya kararı veren mahkemeye gönderilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin 25.05.2017 tarihli ve 2014/299 Esas, 2017/334 Karar sayılı kararı ile; İstanbul Vergi Dairesine yazı yazılarak ...'e ait haciz bildirisi ve aciz belgesi bulunup bulunmadığı hususunda bilgi istendiği, verilen cevapta aciz belgesinin olmadığının bildirildiği, bu durumda davacı tarafından borçlu hakkında açılan icra takibinde aciz veya kesin aciz vesikasının alınması davanın dinlenebilmesi için zorunlu şart olup, davacı tarafa verilen kesin süreye rağmen ... ile ilgili aciz veya kesin aciz vesikasının dosyaya sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

C. Bozma Kararı Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 08.07.2020 tarihli ve 2018/1608 Esas, 2020/4580 Karar sayılı ilamı ile; "...

Somut olayda, mahkemece davacı tarafa verilen kesin süreye rağmen davalı borçlu ... ile ilgili davanın dinlenebilmesi için zorunlu şart olan aciz veya kesin aciz vesikası dosyaya sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Dairemizin bozma ilamında,

İİK 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılmış tasarrufun iptali davasının koşullarına değinilmişse de esasen davacının maliye hazinesi olmasından kaynaklanan ortada vergi alacağına yönelik olarak 6183 Sayılı Yasa kapsamında yapılmış bir takip söz konusu olduğundan aciz belgesine ihtiyaç duyulmamaktadır. Bu durumda, davalı borçlunun başka malvarlığı varsa araştırılarak davanın 6183 Sayılı Yasa doğrultusunda iptal koşullarının değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmamıştır." gerekçesi ile karar bozularak dosya kararı veren Mahkemeye gönderilmiştir.

D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; borçlu ... ile ...arasında gerçekleşen devir açısından devir bedeli ile rayiç bedel arasında misli farkın bulunduğu, 6183 sayılı Kanun 28/2 gereği iptale tabi olduğu, diğer davalı ... yönünden yapılan değerlendirmede ise her ne kadar bedeller arasında misli fark bulunsa da taşınmazın devri sırasında banka kredisi kullanıldığı ve ipotek tesis edildiği, davalının taşınmazı emlakçı vasıtası ile satın aldığı diğer davalıları tanımadığı, akrabalık bağının bulunmadığı, abonelik kayıtlarından da anlaşılacağı üzere davalının taşınmazı ikamet olarak kullanmak amacıyla satın aldığı ve ikamet ettiği, diğer davalıların alacaklıların alacağını karşılıksız bırakma amacını bilebilecek kişilerden olmadığı gerekçesiyle davanın davalı ... yönünden reddine, davalılar ... ile ... arasında İstanbul........ilçesi, düğmeciler mahallesi, 343 ada, 53 parselde kain 16 numaralı bağımsız bölümün devrine ilişkin 18.08.2005 tarihli tasarrufun iptali ile, davacının vergi alacağının 86.140,00 TL ile sınırlı olmak kaydı ile davalı ...'dan tazminine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ...

vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; Mahkemece dahili davalının dava konusu taşınmazı satın alma bedeli ile rayiç bedel arasında misli fark bulunduğu hususunun kararda yer aldığını, ancak sonrasında dahili davalı yönünden davanın reddedildiğini, oysa ki; dava konusu taşınmazın satın alınma bedeli ile rayiç bedel arasında bulunan misli fark ve somut delillere dayanılmaksızın emlakçı aracılığı ile taşınmazın satın alındığının kabulü yönünde verilen kararın, bu yönü ile usul ve yasaya aykırı olduğundan bozulması gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.

Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; bozmadan sonra yapılan yargılamada usulsüz tebligat yapıldığını, davanın görülebilmesinin temel şartlarından birinin de kesinleşmiş bir kamu alacağının varlığı olduğunu, dava dilekçesinde kesinleşen kamu alacağının miktarı ve ne şekilde kesinleştiğini belirtilmediğini, bozma ilamından sonra dahi gerekli araştırma yapılmadığını, borçlunun malvarlığı araştırmasının yanında, işyerinin faal olduğu, işyerinde ve ikametinde haczi kabil malların olduğu halde davacının bu cihete gitmeyerek iş bu davayı ikame ettiğini, sadece taşınmazın satış değeri ile bilirkişi raporunda tespit edilen değer arasında misli ile fark bulunduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmesinin yanlış olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6183 sayılı Yasa’nın 24 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 24 ve devamı maddeleri.

3.Değerlendirme

1.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilinin tüm, davalı ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.6183 sayılı yasanın 24 ve devamı maddelerine dayalı iptal davalarında dava kabul edildiği takdirde tasarruf tarihine kadar olan vergi borcu ferileriyle hesaplanarak bu miktar üzerinden tasarrufun iptaline karar verilmesi gerekir.

Somut olayda, davacı hazine, tasarruf tarihi olan 18.08.2005 tarihi itibariyle toplam 55.657,33 TL vergi alacağı olduğunu belirtip, tasarrufun iptalini istemiştir. Bu durumda; mahkemece 55.657,33 TL vergi borcu ve borç ödeninceye kadar işleyecek gecikme zammı ile sınırlı olarak dava konusu tasarrufun iptali ile tazminata karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru değildir. Ne var ki bu yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden 6100 sayılı HMK.'nın 370/2 nci maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir.

VI. KARAR

1.Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin tüm, davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,

2.Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı ... vekilinin temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 1 numaralı bendinde yer alan "davacının vergi alacağının" ibarelerinin çıkarılarak yerine "davacının tasarruf tarihi itibariyle belirlenen 55.657,33 TL toplam vergi borcu ve borç ödeninceye kadar işleyecek gecikme zammını geçmeyecek şekilde ve" ibarelerinin yazılmasına ve kararın bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA; 492 Sayılı Harçlar Kanunu’nun 13/J maddesi uyarınca davacıdan harç alınmamasına Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalı ...'a iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,

18.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog