44. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO:2022/1470 Esas
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul 4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ:16/11/2021
NUMARASI:2021/58 E. - 2021/4 K.
DAVANIN KONUSU:Endüstriyel Tasarım (Tecavüzün Tespiti İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ:27/02/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin dünya çapında meşhur ... markasının sahibi olduğunu, "..." modelinin yaratıcısı olduğunu, müvekkilinin ... numara ile tescilli tasarımın Avrupa, Amerika ve Türkiye'de kendi adına tescilli olduğunu, davalının satışa sunduğu ayakkabıların müvekkilinin tescilli tasarımlarına tecavüz teşkil ettiğini ve haksız rekabet hükümlerine aykırılık teşkil ettiğini belirterek, tasarıma tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, 5.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin 1964 yılında İstanbul'da kurulan köklü bir şirket olduğunu, kendi tasarımları ile davacının tescilli tasarımları arasında benzerlik bulunmadığını, her iki firma ürünü üzerinde taşıdıkları başka işaretler ve tüketiciye sunum yönünden de farklılıklar bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesin kararıyla; "Toplanan deliller, TPMK kayıtları mahkememizce daha önceki raporlar arasındaki çelişkiyi giderir mahiyette alınan 23/08/2019 tarihli bilirkişi heyet raporu, dikkate alınıdığında davalı kullanımlarının davacıya ait ...-1 ve ...-2 nolu ayakkabı tasarım hakkına tecacüz ve haksız rekabet oluşturduğu, 6769 sayılı SMK 151/2-a kapsamında tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda toplam 17.639,54 - TL olarak tazminat talep edilebileceğinin tespit edildiği anlaşıldığından denetim ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu dikkate alınarak; davalının davacıya ait tescilli endüsriyel hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine,sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, bu bağlamda tecavüz teşkil eden ürünlerin piyasadan toplatılmasının internet sitesinden ilgili ürün içeriklerinin çıkarılmasına, tecavüze konu ürünlerin gümrüklerden toplatılmasına, endüstriyel hakkını ihlal nedeniyle hesaplanan 17.639,54 -TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, manevi tazminat isteminin kabulü ile 10.000-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilerek yukarda açıklanan gerekçe kapsamına göre aşağıdaki şekilde hüküm oluşturulması gerekmiştir. " şeklindeki gerekçeleri ile,-Davanın kabulü ile, davalı kullanımlarının davacıya ait ... sayılı tasarım haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespiti ile bu tecavüz ve haksız rekabetin önlenmesine, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, bu bağlamda tecavüz teşkil eden ürünlerin piyasadan toplatılmasının internet sitesinden ilgili ürün içeriklerinin çıkarılmasına, tecavüze konu ürünlerin gümrüklerden toplatılmasına, -Maddi tazminat talebinin kabulü ile 17.639,54 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -Manevi tazminat talebinin kabulü ile 10.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, şeklinde hüküm kurulmuştur.
İSTİNAF:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın her yönüyle hak ve hukuka aykırı olduğunu, mahkemenin 02/11/2021 tarihli celsesinde davacı yana taleplerini artırmak için 1 haftalık süre verilmiş olsa da davacının davasını ikame ederken "fazlaya dair haklarımız saklı kalmak kaydıyla" ibaresini kullanması sebebiyle HMK 109. maddesi uyarınca kısmi dava ikame ettiğinin aleni olduğunu, bu sebeple mezkur yargılamada talep artırım yapılmasının mümkün olmadığını, ıslah dilekçesinin kendilerine tebliğ edilerek beyanlarının sunulması zorunluluk arz etmekteyken bu yöndeki itirazlarına itibar edilmemesi ve kısmi davada yapılan talep artırım ile maddi tazminata esas taleplerinin artırıldığının kabulü ile tesis edilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu yöndeki itirazlarının yerel mahkemece dikkate alınmadığını, ıslah yoluyla artırılması gereken müddeabihe dair beyanda bulunmaları gerekirken talep artırım dilekçesi sunulması sebebiyle beyan ve itiraz haklarının elinden alındığını, karara dayanak alınan bilirkişi raporlarının eksik inceleme ürünü olup hüküm kurmaya elverişli olmadığını, bu meyandaki itirazlarının dikkate alınmadığını, 12/04/2019 tarihli bilirkişi heyeti raporu ile, devamında tanzim olunan 23/08/2019 tarihli ikinci bilirkişi heyeti raporu kanaatlerinin birbirine zıt olduğunu, çelişkinin giderilmesi amacıyla yeni bir heyet raporu alınmasını talep ettiklerini, yeni heyet tarafından tanzim olunan 09/01/2020 tarihli bilirkişi raporunun tek sayfa dosya kapsamındaki delilleri, beyanları ve itirazları incelenmeden tanzim edildiğini, bu şekilde bir rapor ile çelişkinin giderilmesinin mümkün olmadığını, ilk raporda yer alan heyetin uzmanlık alanları marka/patent/tasarım vekili, rekabet hukuk uzmanı, sektör bilirkişisi ve bilişim/yazılım uzmanı olmakla huzurdaki yargılamaya konu uyuşmazlığa ilişkin doğru alanlarda, doğru tespitler yapabilecek nitelikte olduğunu,
09/01/2020 tarihli bilirkişi raporunu tanzim eden heyette sadece marka vekilleri yer aldığını, mahkemece tesis edilen ara karar uyarınca bilirkişi heyetinde tasarım uzmanı sektör bilirkişisinin de yer alması gerektiğini, hükme esas alınan 23/08/2019 tarihli bilirkişi heyet raporu ile müvekkili şirkete ait ürünlerin davacının ayakkabı ve taban tasarımları ile iltibas yaratacak derecede benzer olduğu ve tecavüz teşkil ettiğine dair yapılan tespitin hakikat hilafı niteliğinde olduğunu, benzer olmayan hususların dahi zorlama ifadeler ile benzer olarak tespit edildiğini, taraflara ait ürünlerin birbirleriyle hiçbir benzerliği olmadığını, müvekkili şirket tarafından süet görünümlü kumaş malzeme ile ürün yapılırken davacı yanın ürününün hakiki süet olup müvekkili şirket ürünlerinde ... ibaresini andıracak herhangi bir logo bulunmadığını, ... markasında taban rubbet iken ... tabanının termoplastik malzemeden üretildiğini, bu detayların dahi bilirkişi raporlarında tespit edilmediğini, taraf ürünleri arasında benzerlik bulunmadığına yönelik haklılıklarının tevsik edildiği 12/04/2019 tarihli raporun haksız ve hukuka aykırı şekilde hükme esas alınmadığını, davacının ürünü ile müvekkilinin ürünleri arasında ciddi farklılıklar olduğunu, ürünlerin satışa sunulduğu fiyat, tüketici kitlesinin de ürünlerin bilgilenmiş kullanıcı nezdinde iltibasa yol açmasının mümkün olmadığını ortaya koyduğunu, haksız rekabetin söz konusu olabilmesi için tarafların aynı pazarda faaliyet göstermesi gerektiğini, davacı tarafın TTK m.54/2 hükmüne dayanarak ileri sürdüğü haksız rekabet iddialarına da yerel mahkeme tarafından itibar edilmesinin kabul edilemez olduğunu,tüm bu izahatlerin ilk raporu tanzim eden bilirkişi heyeti tarafından da tespit edildiğini, maddi tazminat tutarına esas alınan 08/10/2021 tarihli ek hesap raporunda da kök raporda olduğu gibi hesaplamalara esas olarak dava dışı .... A.Ş.'nin kurumlar vergisi beyannamesinin baz alındığını, ancak dava dışı şirket ve davacı şirketin birbirlerinden tamamen farklı şirketler olduğunu, davacının elde edebileceği muhtemel gelirin hesaplanması için davacının da kurumlar vergisi beyannamesini ibraz ederek faaliyet giderlerini ve muhtemel gelirlerini dosyaya ibraz etmesi gerektiğini, tanzim edilmesi gereken bilirkişi raporunda davaya taraf şirketin ticari defter ve kayıtlarıyla, bilgi ve belgelerinin incelenmesinin davanın aydınlatılması için hukukun gereği olduğunu, bilirkişinin dava dışı şirketin kurumlar vergisi beyannamesi ve dahi faaliyet giderlerinin brüt satış karına oranını esas alarak hesaplama yapmasının görevini aşar mahiyette olduğunu, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesi ibraz etmemiştir.
GEREKÇE
İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Davanın konusu, Tasarıma Tecavüzün ve Haksız Rekabetin Tespiti, Önlenmesi, Maddi ve Manevi Tazminat davasıdır.TPMK kaydına göre Davacıya ait ...-1-2 nolu ayakkabı tasarımının, 02/11/2016 tarihli 257 numaralı bültende yayınlanarak tescil edildiği anlaşılmıştır.Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.12/04/2019 tarihli bilişim uzmanı bilirkişi ..., hukukçu marka vekili bilirkişi Av..., sektör bilirkişisi .... ve hukukçu bilirkişi ...'ten oluşan bilirkişi heyetinden alınan raporda; " davacı tarafa ait ürün ile davalı tarafa ait ürün arasında kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunduğu, tasarımları meydana getiren ögelerin benzer biçimsel ve yapısal özellikler içermedikleri, genel görünüm itibariyle de ilk bakışta ürünler arasında farklılık olduğu ve bu ürünlerin farklılıklarının tüketiciler tarafından ayırt edileceği ve bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı, genel izlenimdeki belirgin farklılık nedeniyle herhangi bir karıştırılmaya yol açmayacağı ve bu nedenle tasarımların benzer olarak algılanmayacakları, davalının bu şekilde kullanımı nedeniyle, davacının tescilli tasarımına tecavüze sebebiyet veren koşulların var olmayacağı ve haksız rekabet teşkil etmeyeceği" belirtilmiştir.Mahkemece tekstil mühendisi bilirkişiler Dr. ..., Prof. ... ile endüstri ürünleri tasarımcısı ... ve marka vekili bilirkişi Av. ...'tan oluşan bilirkişi heyeti 23/08/2019 tarihli raporlarında;" Davacı tarafın ...-1 numaralı Ayakkabı Tabanı tasarımı ve ürünü ile davalı tarafa ait ürün arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde bire bire yakın benzerlik bulunduğu, bu nedenle iltibas yaratacak düzeyde benzer algılandıkları, Davacı tarafın ...-2 numaralı Ayakkabı tasarımı ve ürünü ile davalı tarafa ait ürünlerin bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde iltibas yaratacak düzeyde benzer algılandıkları, Davalı tarafın ürününün tecavüz şartlarını oluşturduğu" belirtilmiştir.Mahkemece iki marka vekili bilirkişiden alınan 10/01/2020 tarihli heyet raporunda ; "davacıya ait 2016 07122 tescil numaralı tasarım ile davalı ürünleri arasındaki belirtilen esas benzerlikler nedeniyle ortalama tüketici nezdinde iltibasa yol açacağı" belirtilmiştir.29/03/2021tarihli mali müşavir bilirkişi raporunda özetle ; Sınai Mülkiyet Kanunun 151/2-a maddesi uyarınca davacı tarafın muhtemel gelirinin 22.699,90 TL ila 102.436,37 TL arasında olabileceği belirtilmiştir.08/10/2021 tarihli EK bilirkişi raporunda özetle ; davacı tarafın sunmuş olduğu belge ve davalı taraf verilerinden hareketle, Sınai Mülkiyet Kanunun 151/2-a maddesi uyarınca davacı tarafın “muhtemel” gelirinin 17.639,54 TL olabileceği belirtilmiştir.Davacı vekili 04/11/2021 tarihli talep artırım dilekçesi ile maddi tazminat taleplerini 17.639,54 TL'ye arttırdığı anlaşılmıştır.Dava tasarım hakkına tecavüz, haksız rekabetin tespiti, meni, maddi ve manevi tazminat talebine ilişkin olup endüstriyel tasarıma tecavüz tescilli bir tasarımın sahibinin izni olmaksızın tasarımın aynı veya belirgin bir şekilde benzerini üretmek ,piyasaya sunmak, satmak ,sözleşme akdi için icapta bulunmak, kullanmak, ithal etmek bu amaçla depolamak, elinde bulundurmak ,lisans haklarını genişletmek, meskur fiillere iştirak etmek yardım ve bunlar teşvik etmek, fiilleri kolaylaştırmak, tecavüzün bilinmesine rağmen o malların nereden sağlandığını bildirilmesinden kaçınmak ve gasp şeklinde tezahür edebilmektedir.Davalı vekilinin istinaf başvurusunda; davanın HMK 109. maddesi uyarınca kısmi dava olduğunu, yargılamada talep artırım yapılmasının mümkün olmadığını, ıslah dilekçesinin kendilerine tebliğ edilerek beyanlarının sunulması zorunluluk arz etmekteyken bu yöndeki itirazlarına itibar edilmemesinin yerinde olmadığını ileri sürmüşse de, davacı vekilinin maddi tazminatın, SMK 151/2-a maddesine göre hesaplanmasını talep ettiği, bu durumda tazminat hesabının yapılabilmesi için, davalı ticari defter ve kayıtlarının da incelenmesi gerektiğinden davanın belirsiz alacak davası olarak açılabileceği, davacının mahkemece verilen 1 haftalık kesin süre içerisinde HMK 107/2 maddesi gereğince iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini belirlemesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı davalı vekilinin bu istinaf sebebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Davalı vekilinin istinaf başvurusunda; mahkemece alınan raporları arasında çelişki bulunduğunu ileri sürdüğü anlaşılıyorsa da, davanın tasarıma tecavüz iddiasından kaynaklandığı, mahkemece rapor alınan ilk bilirkişi heyetinin iki hukukçu, bilişim uzmanı ve sektör bilirkişisinden oluştuğu, tasarım uzmanı bilirkişinin heyette yer almadığı, son raporda ise heyetin iki marka/patent vekilinden oluştuğu, her iki raporun da heyette tasarım uzmanı bulunmadığından, uzman olmayan bilirkişilerden alındığından yok hükmünde olup dikkate alınamayacağı, mahkemece alınan 23/08/2019 tarihli rapor ile çelişki yarattığından bahsedilemeyeceği kanaatine varılmıştır.Somut olayda toplanan tüm deliller ile 23/08/2019 tarihli bilirkişi raporundaki tespitler birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafın ...-1-2 numaralı Ayakkabı Tabanı tasarımı ve ürünü ile davalı tarafa ait ürün arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde iltibas yaratacak düzeyde benzerlik bulunduğu anlaşılmakla, tasarıma tecavüz yönünden davalı tarafça ileri sürülen istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır,Davacı tarafça davalı eyleminin haksız rekabet yarattığı da ileri sürülmekle, somut olayda haksız rekabet hükümlerinin kümülatif olarak uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerekmiştir. 2012 yılında yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK’nın karıştırılma ihtimaline ilişkin 54/1.a.4 hükmü ve gerekçesi, -henüz SMK kabul edilmeden önceki dönemde- fikrî mülkiyet haklarının bu hüküm kapsamında korunabilirliği hususunda tereddütlere neden olmuştur. Bu tereddüt, temelde hükmün 6762 sayılı eski TTK'nın 57/5.maddesine göre daha dar kapsamlı kaleme alınarak “mal, iş ürünü, faaliyet veya iş” ifadesinin tercih edilmesinden kaynaklanmıştır. Mülga 6762 sayılı TTK'nın 57/5.maddesi aynen” Başkasının emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti veya ticaret işletmesiyle iltibaslar meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait bulunan tedbirlere başvurmak, hususiyle başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtalarıyla iltibasa meydan verebilecek surette, ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları kullanmak veyahut iltibasa meydan veren malları, durumu bilerek veya bilmeyerek, satışa arz etmek veya şahsi ihtiyaçtan başka her ne sebeple olursa olsun elinde bulundurmak” hükmünü haiz iken 6102 sayılı yeni TTK'nın 55/1.a.4. maddesi aynen “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak” hükmünü haizdir. TTK m. 54/1.a.4 hükmüne ilişkin madde gerekçesi aynen şu şekildedir: “Bu bent karıştırılmayı, yani 6762 sayılı Kanunun 57 nci maddesinin (5) numaralı bendinde kullanılan terimle iltibası düzenlemektedir. (4) numaralı alt bendin ilkeleri ve amacı, 6762 sayılı Kanunun 57 nci maddesinin (5) numaralı bendi ile özdeş olmasına rağmen lafızda farklıdır. Ancak, bu değişiklik 6762 sayılı Kanundaki hükmün öğreti ve mahkeme kararlarındaki birikiminin feda edilmesi, uygulanamaz kabul edilmesi anlamını taşımamaktadır. Çünkü, karıştırılma (iltibas) kavramı, pozitif hukuklar üstü anlamı ve işlevi ile varlığını sürdürmektedir. MarkKHK "iltibas" yerine "karıştırılma"yı kullandığı ve bu terim öğreti ve içtihatlarda yerleşmeye başladığı için, burada da aynı terim tercih edilmiştir. Bu sebeple bentte basit ancak kapsamı geniş bir ifadeye yer verilmiştir. "Karıştırılma", yanıltmayı, kandırmayı, yanlış algılattırmayı da kapsar. Hüküm, karıştırılmayı dış görünüş (tanıtım, takdim-görsellik) ve duyuruş (ses yönünden benzerlik) bağlamında düzenler. İç benzerlikten doğan karıştırılma (meselâ elektrik devrenin veya yarı iletken topografyasının benzerliği) hükmün kapsamı dışındadır. İç benzerlik "karıştırılma" kavramı ile tanımlanmaz. Dış görünüm koruması, takdim, şekil, tasarım ve donanım korumasıdır. Karıştırılma nesnel değerlendirmeyi gerektirir. 6762 sayılı Kanun hükmü, başkasının "ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları ile iltibasa meydan verebilecek surette, ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları" cümle parçasına yer vermiştir. Oysa, anılan ayırt edici işaretlere ilişkin karıştırılma koşulu, hüküm ve sonuçlarıyla birlikte kendi özel kanun hükmünde kararnamelerinde, yani ...KHK'da, ...KHK'da, ....KHK'da ve unvanla ilgili olarak TK'da ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiştir. Burada tekrar edilmeleri hem gereksizdir, hem de yorum güçlüklerine sebep olmaktadır. Anılan cümle parçalarının burada yer almaları, haksız rekabete ilişkin hükümlerin fikrî mülkiyete ilişkin düzenlemelerde kümülatif uygulanması yönünden de gerekli görülemez.” şeklindeki ifadeden, esasen hâlihazırda kümülatif koruma ilkesinin geçerli olduğu, ancak bu ilkenin varlığının da belirtilen cümle parçalarının maddede yer almalarını gerektirmediği anlamı çıkmaktadır. Dolayısıyla, gerekçedeki ifadelerin kümülatif uygulama ilkesini destekler şekilde anlaşılması ve TTK’nın karıştırılma ihtimaline ilişkin düzenlemesinin, fikrȋ mülkiyet mevzuatının yanında, ondan bağımsız olarak uygulanabileceğinin kabulü gerekir. Şu hususun özellikle belirtilmesi gerekir: özel hukuki düzenlemelerin korudukları konu ile haksız rekabetin koruduğu konu farklıdır. Şöyle ki, bir markanın taklit edilmesi marka hakkına zarar verebileceği gibi haksız rekabete de yol açmaktadır. Madde gerekçesinde de belirtildiği üzere ayırtedici işaretlerin ayrı ayrı sayılmamış olması, fikri mülkiyete ilişkin düzenlemelerle haksız rekabet hükümlerinin uygulanmasına engel teşkil etmez. (Prof. Hamdi Yasaman – Prof Reha Poroy, Ticari İşletme Hukuku, 20. Baskı. 2024, s.
410.vd) SMK hükümlerinin yürürlüğe girmesiyle TTK.nun haksız rekabet hükümleri kadük hale gelmemiştir. Aksinin kabulü aşkın yorumdur.(Prof.Arslan Kaya-Prof.Koray Demir,Rekabet ve Haksız Rekabet Hukukunun Esasları, Baskı 2024, s.122 vd) Haksız rekabet koruması fikri haklar korumasını tamamlayan bir konumda olmayıp bağımsız ve kendi kurallarını takip eden bir koruma olduğundan haksız rekabet kaynaklı talepler fikri haklar korumasından bağımsız olarak ileri sürülür. O halde korumanın şartları mevcut olduğu halde haksız rekabet hükümleri fikri mülkiyet hukukuna ilişkin hükümler yanında doğrudan ve birinci dereceden uygulama alanı bulur (Ünal Tekinalp Fikri Mülkiyet Hukuku 5.Bası s.37, 2012) TTK’nın karıştırılma ihtimaline ilişkin düzenlemesi, mehaz İsviçre hukukundan aynen aktarılan başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almaya ilişkin TTK m. 55/1.a.4’tür. Bu hükümle, ürünlerin kaynağı konusunda tüketicinin kafasını karıştırma ihtimali olan fiillerin engellenmesi, piyasada açıklık ve şeffaflığın sağlanması amaçlanmakta, bu suretle rakiplerin yanı sıra tüketicilerin ve toplumun da menfaatleri korunmaktadır. Piyasada oluşması muhtemel karışıklığın engellenmesi, rekabetten beklenen işlevlerin sağlanması açısından da önem taşımaktadır. Öte yandan AB hukukunda da kümülatif koruma ilkesi açıkça kabul edilmiştir. Yönerge ve Tüzük Tasarısı‟ndaki düzenlemelerde tasarımların marka, patent, faydalı model gibi Topluluğun fikri mülkiyet mevzuatı ile korunmasının üye ülke hukuklarındaki fikri mülkiyet mevzuatına göre ayrıca korunmalarına engel olmayacağı belirtilmiştir. Ancak, kümülatif olarak koruma üye ülke mevzuatlarına bırakılmış olup, ilkenin nasıl uygulanacağı gösterilmemiştir. Sınai Mülkiyet Kanunun genel gerekçesi ve madde gerekçeleri incelendiğinde, Sınai mülkiyet haklarının kanunla düzenlenme ihtiyacı yanında, uluslararası sözleşmeler ve AB mevzuatıyla uyumun arttırılması ve daha nitelikli ve etkin işleyen çağdaş bir sınai mülkiyet sistemine geçişin sağlanması için mevcut sistemin revize edilmesi gereğinin ortaya çıktığı, bu çerçevede marka, coğrafi işaret, tasarım, patent ve faydalı model haklarına ilişkin önemli yenilikler getiren düzenlemelerin yapıldığı, mevcut sistemde yer almayan geleneksel ürün adı korumasının sisteme dahil edildiği ve düzenlemelerde Ticaretle Bağlantılı Fikri Mülkiyet Anlaşması (TRIPS), Paris sözleşmesi, yeni 2015/2436 sayılı Avrupa Birliği (AB) Marka Direktifi ve 2015/2424 sayılı AB Marka Tüzüğü, Patent kanunu anlaşmasına (PLT) uygun olarak kanunun hazırlandığı belirtilmiştir.Dolayısıyla kümülatif koruma AB müktesabına da uygun olup, somut olayda,TTK 55/1-a-4 maddesinde düzenlenen haksız rekabet hükümlerinin SMK'da düzenlenen tasarıma tecavüze ilişkin hükümlerle birlikte kümülatif olarak uygulanabileceği kanaatiyle, mahkemece sonuç olarak davanın kabulüne karar verilmesi dosya kapsamına göre yerinde ise de gerekçenin düzeltilmesi gerekmiştir.Tüm bu nedenlerle davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b/2 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, düzeltilmiş gerekçe ile aynı hükmün kurulmasına, karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.