11. Hukuk Dairesi
T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Denizli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ: 17/03/2025
İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili; davacı müvekkilinin davalı sigorta şirketinden 12.08.2021-2022 vadeli.... numaralı poliçesi ile... plakalı aracı için kasko hizmeti aldığını, davacı müvekkilinin aracının 26.04.2022 tarihinde tek taraflı kaza yaptığını, aracın yetkili servise kaldırıldığını, davalı şirkete 26.04.2022 tarihinde hasar ihbarı yapıldığını, davalı şirket tarafından yapılan kasko ekspertiz raporu ile araç için pert kararı verildiğini, davalı şirket tarafından mutabık kalınan 1.800.000,00-TL araç bedelinin ödenmediğini, müvekkili adına 15.06.2022 tarihinde Denizli 7. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile takibe geçildiğini, bu takip davalı şirkete tebliğ edilmeden, davalı şirketçe takibe 27/06/2022 tarihinde itiraz edildiğini ve bu itiraz nedeniyle bahse konu icra takibinin durdurulduğunu ancak yapılan itirazın haksız ve kötü niyetli olup, kaldırılması gerektiğini, hasar ihbarının kasko şirketine 26.04.2022 tarihinde yapılmış olmasına karşın 45 günlük yasal süre içerisinde ödemenin yapılmadığını, davalı sigorta şirketinin yasal süre geçtikten sonra müvekkili adına hasar dosyasında mevcut olan mutabakatname ile likit olan 1.800.000,00-TL bedel üzerinden 15.06.2022 tarihinde kasko şirketine karşı icra takibine geçildiğini, ancak kasko şirketi tarafından kötü niyetli olarak icra takibine itiraz edildiğini, davalı kasko şirketinin müvekkiline yasal süre içerisinde yapması gereken ödemeyi yapmadığı gibi müvekkili tarafından yapılan takibe itiraz ettiğini belirterek davalı tarafından kötü niyetli olarak yapılan itirazın iptali ile Denizli 7. İcra Dairesi'nin... Esas sayılı icra takibinin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve dava vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı vekili; poliçede dava dışı ..../...-... ... Şubesinin rehin alacaklısı (dain-i mürtehin) olarak gösterildiğini, kabul anlamına gelmemek üzere sigorta tazminatını talep hakkı dava dışı bankaya ait olup davacı tarafın aktif husumet ehliyeti olmadığını, davacı tarafça her ne kadar ilgili banka şubesinden alındığı iddia edilen bir yazı paylaşılmışsa da, bu yazının Mahkemece hükme esas alınmasının hiçbir şekilde kabulünün mümkün olmadığını, Yerel Mahkemece yapılması gerekenin ilgili bankaya müzekkere yazılmak suretiyle dava sonucunda tazminatın davacıya ödenmesine muvafakat edilip edilmediği hususunun sorulması iken bu yükümlülüğün yerine getirilmediğini, kaldı ki davacı tarafça iletilen yazı şartlı olarak verilmiş olup hali hazırda aktif husumet ehliyetinin ispat edilemediğini, bu kapsamda davanın aktif husumet yokluğu nedeni ile reddi gerekirken müvekkili şirket aleyhine kurulan hükmün kaldırılması gerektiğini, dava konusu alacak likit olmadığı için icra inkar tazminatı talebinin haksız nitelikte olduğunu, sigortalı aracın araç rayiç bedelinin 1.800.000,00.-TL, sovtaj bedelinin 1.225.447,00-TL olması sebebiyle araç pert total olarak işleme alınıp, kalan bedele ilişkin olarak 544.553,00-TL ödeme yapıldığını, bu kapsamda taraflar bedel hakkında mutabık kaldığından müvekkilinin sorumluluğunun kalmadığını, iddialarının mesnetsiz olduğunu, hiçbir iyi niyet kuralına uymadığını, kabul anlamına gelmemekle beraber, bir an için davanın haklı olduğu varsayılsa bile, müvekkili şirketin faizden sorumluluğunun sınırlı olduğunu belirterek öncelikle haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, davacı yanın taleplerinin dava tarihinden önce ödenmiş olması sebebiyle huzurdaki davanın reddine, karşı tarafın taleplerinin reddine, aleyhe hüküm kurulması halinde dava tarihinden itibaren yasal faizle sorumlu tutulmalarına, taraflarınca huzurda görülen davanın ikame edilmesine sebep olunmadığından harç, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece; "...Şubesine müzekkere yazılarak dava konusu poliçe kapsamında pert bedeline ilişkin davalı sigorta şirketi tarafından davacıya ödeme yapılmasına ilişkin bankaları adına düzenlenmiş herhangi bir muvafakatnamenin bulunup bulunmadığının mahkememize bildirilmesi istenilmiş ve ayrıca davacı vekili tarafından 25/04/2023 tarihli dava dışı...yazı cevabı ile " bahsi geçen krediye ilişkin dava dışı bankaya borçlarının bulunmadığı" yazısı ve 19/06/2023 tarihli "10/08/2021 tarihli genel Kredi sözleşmesine istinaden bankamızdan kullanılan 680.000,00 TL tutarlı taşıt kredisi sebebiyle bankamızca teminaten rehin olarak alınan ve aşağıda dökümü yapılan rehin mevzuu araç üzerine rehinimiz sona ermiş olup ... tarafından 12/08/2021 tarihinde düzenlenmiş 11.807,22 TL bedelli sigorta poliçesi kapsamında 544.553. TL hasar bedelinin bankamıza ödenmemesine muvafakat ettiğimizi bildiririz" şeklindeki yazı cevabının mahkememize sunulmuş olduğu anlaşılmakla Bu durumda davacının aktif dava ehliyeti bulunduğu kanaatine varılmakla işin esasına girilerek dosya nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişiye tevdii edilerek tanzim edilen raporda " kazanın 26/04/2022 tarihinde meydana geldiği, hasar tazminatı ödemesinin 23/06/2022 tarihinde (kaza tarihinden 58 gün sonra), sovtaj ödemesinin ise 30/06/2022 tarihinde (kaza tarihinden 65 gün sonra) yapıldığı, Türk Ticaret Kanunu’nun 1427/2 ve 1427/4 maddeleri ile Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları’nın 3.3.4.1.maddesi gereğince ; davalı sigorta şirketinin kaza tarihinden itibaren 45 gün içerisinde ve en geç 10/06/2022 tarihinde hasar ödemesini yapması gerektiği, davalının, yasal süre içerisinde hasar ödemesini yapmaması nedeniyle temerrüde düştüğü, itirazın iptali talep edilen Denizli 7. İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı dosyasının 15/06/2022 tarihinde (kaza tarihinden 50 gün sonra) açıldığı, davalının 23/06/2022 tarihinde 544.553,00 TL hasar tazminatı ödediği, davacının banka hesabına 30/06/2022 tarihinde 1.255.447,00 TL sovtaj ödemesi yapıldığı, hasar tazminatının icra takibinden sonra ödenmiş olması nedeniyle icra vekalet ücreti, gecikme faizi, icra masrafları ile (harici tahsil nedeniyle 1/2 oranında hesaplanacak) tahsil harcının yükümlüsünün davalı olduğu, takibin tamamı olan 1.800.000,00 TL için hesaplama yapıldığında, 30/06/2022 günü itibariyle bakiye borç miktarının ; 189.000,00 TL icra vekalet ücreti, 10.005,84 TL (ödemelere göre hesaplanan) reeskont – avans faizi ve (icra kapak hesabında yazılı olan) 31,00 TL icra masrafı ile 40.950,00 TL (harici ödeme nedeniyle 1/2 oranında hesaplanan) tahsil harcı olmak üzere toplam 239.986,84 TL olarak hesaplandığı,
Davacı tarafından “açılmış ve açılacak dava ve icra takip işlemlerine muvafakat edildiğine dair belge” talep edilmiş olmasına rağmen alacağı sona ermiş durumda olan ilgili bankanın 19/06/2023 tarihli yazısında (davalı tarafından 24/06/2022 tarihinde ödenmiş durumda olan 544.553,00 TL hasar bedeli ile ilgili olarak) “544.553-TL hasar bedelinin Bankamıza ödenmemesine muvafakat ettiğimizi bildiririz.” şeklinde muvafakatname verdiği,
Davalı tarafından ödenen 544.553,00 TL hasar tazminatına göre hesaplama yapıldığında ise; 30/06/2022 günü itibariyle bakiye borç miktarının : 77.900,83 TL icra vekalet ücreti, 1.879,83 TL (ödemelere göre hesaplanan) reeskont – avans faizi ve (icra kapak hesabında yazılı olan) 31,00 TL icra masrafı ile 12.388,58 TL (harici ödeme nedeniyle 1/2 oranında hesaplanan) tahsil harcı olmak üzere toplam 92.200,24 TL olarak hesaplandığı yönünde görüş bildirmiş olmakla" hüküm kurmaya elverişli olduğu değerlendirilen rapor doğrultusunda taraflar arasında ... plakalı araca ilişkin düzenlenen kasko poliçesi kapsamında 26/04/2022 tarihinde meydana gelen trafik kazasından dolayı davacının pert kabul edilen aracı için davalı sigortadan hasar tazminatının icra takibinden sonra ödenmiş olması nedeniyle icra vekalet ücreti, gecikme faizi, icra masrafları ile (harici tahsil nedeniyle 1/2 oranında hesaplanacak) tahsil harcının yükümlüsünün davalı olduğu, takibin tamamı olan ve taraflar arsındaki 08/06/2022 tarihli mutabakatname gereğince 1.800.000,00 TL için yapılan hesaplama ile 30/06/2022 günü itibariyle bakiye borç miktarının ; 189.000,00 TL icra vekalet ücreti, 10.005,84 TL (ödemelere göre hesaplanan) reeskont – avans faizi ve (icra kapak hesabında yazılı olan) 31,00 TL icra masrafı ile 40.950,00 TL (harici ödeme nedeniyle 1/2 oranında hesaplanan) tahsil harcı olmak üzere toplam 239.986,84 TL alacağının bulunduğu değerlendirilmekle davanın bu nedenlerle kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İİK'nın 67/2. maddesi; "bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu, takibinde haksız ve kötüniyetli görülürse alacaklı, diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne, göre red veya hükmolunan meblağın %20'sinden aşağı olmamak üzere uygun bir tazminatla mahkum edilir" hükmünü içermektedir. YHGK.'nun 17.10.2012 tarih ve..E, ... K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; genel bir kavram olarak “likid (liqiude) alacak”; “tutarı belli (muayyen), bilinebilir, hesaplanabilir alacaktır.” Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için; ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilecek durumda olması gerekir. Bu koşullar yoksa, likit bir alacaktan söz edilemez (YHGK'nın 14.07.2010 gün ve 19-376 Esas 397 Karar sayılı ilamı). Davada alacağın yargılamayı gerektirip, likit olduğu kanaatine varılamadığından davacı vekilinin icra inkar tazminatı talebinin yasal koşulları oluşmadığından reddine, dair aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
" gerekçesiyle davanın kabulü ile; davalının Denizli 7. İcra Müdürlüğü'nün ...takip sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile talep ile bağlı kalınarak 147.320,00 TL üzerinden takibin devamına karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İlk Derece Mahkemesi'nce verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları gereği davalı kasko şirketinin 45 günlük sürede araç bedelini ödemesi gerektiğini, hasar ihbarı sigorta şirketine 26.04.2022 tarihinde yapılmış olmasına karşın sigorta şirketince 45 günlük yasal süre içerisinde ödeme yapılmadığını, Yerel Mahkemece her ne kadar davanın kabulü yönünde karar verilmişse de taleple bağlı kalınarak 147.320,00-TL üzerinden takibin devamına karar verilmesinin hatalı olduğunu, davalı sigorta şirketinin ödeme yapmaması nedeniyle 15.06.2022 tarihinde taraflarınca icra takibine başlandığını, icra takibi açıldıktan sonra ancak ödeme emri henüz borçluya tebliğ edilmeden önce davalı tarafından 27.06.2022 tarihinde borca itiraz edildiğini ve 30.06.2022 tarihinde Dain-i Mürtehin ....ye 544.553,00-TL pert bedeli, müvekkili şirkete ise 1.255.447,00-TL sovtaj bedeli ödendiğini, davalı borçlu tarafından her ne kadar 1.800.000,00-TL ödenmişse de söz konusu ödemenin yasal süresinden ve icra takibinden sonra yapıldığını ancak davalı tarafından Denizli İcra Müdürlüğü'nün... (Kapatılan Denizli 7. İcra Müdürlüğü...) Esas sayılı takip dosyasındaki harçlar ile vekalet ücretinin ödenmediğini, Yerleşmiş içtihatlar gereğince itirazdan sonra ödenen miktar takip miktarından düşülerek bakiye kısım hakkındaki itirazın iptal edilmesinin dava edildiğini, sigorta şirketi tarafından icra takibine itirazdan sonra yapılan ödemenin mahsup edildiğini, Mahkemece de bu şekilde karar verildiğini ancak mevcut durumda icra dosyasındaki vekalet ücreti miktarı ve faizleri değiştiğinden takibe 147.320,00-TL üzerinden devam edilmesinin alacak hakkına tam olarak kavuşamayacakları anlamına geldiğini, zira takip ve dava tarihinde 95.800,00-TL olan vekalet ücretinin 04.12.2023 tarihli bilirkişi raporu ile de sabit hale geldiği üzere 17.01.2023 tarihi itibari ile 189.000,00-TL olduğunu, kısmi ödeme halinde son ödemeden sonra dava tarihine kadar hesaplanacak temerrüt faizi ve ferileri ile birlikte alacaklının dava tarihindeki alacağı tespit edilerek hüküm kurulması gerektiğini ancak dosyaya mübrez bilirkişi raporunda müvekkilinin dava tarihi itibariyle alacağının da tespit edilmediğini, Mahkemece her ne kadar davaya esas değerin 147.320,00-TL olarak bildirildiğinden bahisle takibin bu tutar üzerinden devamına karar verilmişse de bu hususta hataya düşüldüğünü, zira dava dilekçesinden de anlaşılacağı üzere taraflarınca davaya esas değerin bildirilmediğini, yalnızca itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesinin talep edildiğini, ancak dava açılırken UYAP sistemi tarafından harca esas değer bildirilmesi istendiğinden sehven sigorta şirketinin ödeme yaptığı 30.06.2022 tarihi itibariyle bakiye kalan toplam alacağın harca esas değer olarak bildirildiğini, UYAP sisteminden harca esas değer bildirilmiş olmakla birlikte dava dilekçesinde herhangi bir değer belirtilmediğini, yalnızca itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesinin talep edildiğini, bu halde Mahkemece talebin açıklattırılması ve harç tamamlatma yoluna gidilmesi gerektiğini, Mahkemece taleple bağlı kalındığı belirtilse de taleplerinin icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin devamı olduğunu, davanın açıklattırılması aynı zamanda hakimin davayı aydınlatma yükümlülüğünün de bir sonucu olup Mahkemece davanın açıklattırılmasının ve eksik harcın tamamlattırılmasının gerektiğini, öte yandan Mahkemece alacağın yargılamayı gerektirdiği ve likit olmadığı belirtilmek suretiyle yasal şartları oluşmadığından icra inkar tazminatı taleplerinin reddine karar verilmesinin de usul ve yasalara aykırı olduğunu, alacağın sigorta poliçesi gereği tanzim edilen mutabakatnameden kaynaklı olduğunu, anılan mutabakatname davalı şirket tarafından tanzim edilmiş olup davalının borcu bilemeyecek durumda olduğundan söz edilemeyeceğini, davalı şirket icra takibine itirazdan sonra bir kısım ödeme yapmışsa da takipten doğan vekalet ücreti alacağının, takip sonrası faiz ve harçların ödenmediğini, dolayısıyla alacağın hesaplanmasının aslında yargılamayı gerektirmediğini, işbu davanın alacağın miktarının belirlenmesi için değil takibin haklı olup olmadığının belirlenmesi ve haklı bulunması durumunda devamına karar verilmesi için ikame edildiğini, yapılan yargılama neticesinde de takibin haklı olduğunun tespit olunduğunu, bu doğrultuda haklı olan takibin devamı ile icra inkar tazminatının da kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, müvekkilinin dava tarihi itibariyle alacağının tespitine, hakimin davayı aydınlatma yükümlülüğü gereğince davanın açıklattırılmasına ve eksik harcın tamamlatılmasına, alacak likit olduğundan ve davalı tarafından bilindiğinden icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Dairemizce de istinaf incelemesi bu çerçevede yapılmıştır. Yargılamada ileri sürülen iddia ve cevaplar, mevcut deliller ve tüm dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde; Dava;
İİK'nın 67. maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davasıdır. Mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın taleple bağlı kalınarak kabulüne, davacı vekilinin icra inkar tazminatı talebinin yasal koşulları oluşmadığından reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili Yerel Mahkemece icra inkar tazminatı taleplerinin reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür.
İİK’nın 67. maddesi uyarınca takip alacaklısı, itirazın iptali davasında, borçlunun itiraz ettiği alacağın mevcut olduğunu bildirerek, itirazın iptaline karar verilmesini ve istiyorsa borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep eder.
Yargıtay Daireleri ile Hukuk Genel Kurulu'nun istikrar kazanmış uygulamalarına göre; itirazın iptali davalarında İİK’nın 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak icra inkâr tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada, borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz.
Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Bu ilke ve açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; eldeki davada davalı borçlu tarafından asıl alacak dava tarihinden önce ödenmiş olup, davacı alacaklının asıl alacak yönünden itirazın iptali davası açmasında hukukî yararı bulunmamaktadır.
Davacı taraf da davasını bu hususu gözeterek açmıştır. Alacağın fer’îleri ve icra giderleri dışında bakiye alacak miktarı da olmadığından somut olayda davacı alacaklı lehine icra inkâr tazminatına esas alınabilecek matrah da bulunmadığı anlaşıldığından Yerel Mahkemece davacı lehine icra inkâr tazminatına hükmedilmemesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. (Bkz. aynı yönde Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 29.06.2022 tarihli 2020/(19)11-445 Esas 2022/1077 Karar sayılı ilamı)
İcra takip tarihinden sonra, ancak dava tarihinden önce yapılan ödemenin, takip tarihinden sonra talep edilen icra harç ve masrafları ile icra vekâlet ücreti gibi asıl alacağın fer'îsi niteliğindeki alacaklardan mahsup edilip edilemeyeceği, asıl alacak dava tarihinden önce ödenmekle, icra harç ve masrafları ile icra vekâlet ücretine yönelik itirazın iptaline karar verilmesi gerekip gerekmediği taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Yasal dayanağını 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67. maddesinden alan itirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, normal bir alacak (eda) davasıdır. Takip alacaklısı tarafından süresi içinde ödeme emrine itiraz etmiş olan borçluya karşı açılır; yani davacı alacaklı, davalı ise takip borçlusudur. Davacı alacaklı, itirazın iptali davasında, borçlunun itiraz etmiş olduğu alacağın mevcut olduğunu bildirerek, borçlunun itirazının iptaline karar verilmesini talep eder (Kuru, Baki: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Ankara 2013, s. 251).
Mahkemenin davanın reddi ya da kabulü yönünde verdiği karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden, davanın reddi hâlinde alacaklı, borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi davanın kabulü hâlinde borçlu da alacaklıya karşı menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır. Bu nedenledir ki, mahkeme itirazın iptali davasında tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek borcun varlığını ve miktarını araştırmak zorundadır.
İtirazın iptali davası ile alacaklı; icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nın 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçlamaktadır. Takip hukukundan doğan bu davada tespit edilecek husus, borçlunun icra takibine yaptığı itirazında haklı olup olmadığının belirlenmesidir.
Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir (İİK m. 67/1). Dava, özünde tahsil istemini de barındırmakla, burada borçlunun takip sonrası yaptığı ödeme iddialarının da nazara alınması zorunludur. Borçlu, ödeme emrine itiraz ederken bildirdiği itiraz sebepleri dışında, itirazın iptali davasında başka itiraz sebeplerini ileri sürebileceğinden, mahkemenin borcun sonradan ödendiği itirazını araştırarak, ödemenin takip konusu alacakla ilgili olduğunu belirlemesi hâlinde, alacaklının dava tarihi itibariyle talep edebileceği alacak miktarı üzerinden hüküm kurması gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki alacak miktarının, takip ya da dava tarihindeki koşullara göre belirlenmesinin, itirazın iptali davasında hükmolunan miktar üzerinden tahsiline karar verilebilecek bir tazminat türü olan ve bağımsız bir dava konusu yapılamayan icra inkâr tazminatının miktarına da etkili olacağı açıktır.
Henüz alacaklı tarafından itirazın iptali davasının açılmadığı bir evrede, borçlunun, itiraza konu borcu kısmen veya tamamen ödemesi mümkündür ve bunu engelleyen herhangi bir yasa hükmü yoktur. Borçlu, itirazın iptali davası açılmamışken, itirazına konu borcun tamamını öderse, alacaklının itirazın iptali davası açmasına gerek kalmayacak ve böyle bir davayı açmakta hukukî yararı bulunmayacaktır. Zira itirazın iptali davası açılmasında amaç, itiraz nedeniyle kanun gereğince kendiliğinden durmuş olan takibin devamını sağlamaktır. Takibin devamı yoluyla elde edilecek olan sonuç (alacağın tahsili), borçlunun tüm borcu ödemesiyle zaten gerçekleşmiş olacağına göre, gerçekleşmiş olan bu sonucu sağlamak üzere bir dava açılmasında hukukî yarar bulunmayacaktır. Bunun gibi takibe konu borcun kısmen ödendiği durumlarda da ödenmeyen borç tutarına yönelik itirazın iptali davasında, itirazdan sonra ödenmiş olan miktar bakımından itirazın iptalinin istenilmesinde hukukî yarar mevcut olmayacaktır.
Sonuç itibariyle; icra takibinden sonra ve itirazın iptali davası açılmadan önce borçlu tarafından ödeme yapılması hâlinde, yapılan bu ödeme düşüldükten sonra kalan miktar üzerinden dava açılması gerekir. Dolayısıyla takipten sonra, ancak davanın açılmasından önce yapılan ödemeler yönünden dava açılmasında davacı tarafın hukukî yararı bulunmamaktadır. Takipten sonra, ancak davadan önce yapılan kısmi ödeme miktarı bakımından dava açılmasında hukukî yarar bulunmadığından dava reddedilse veya kısmi ödeme miktarınca dava açılmasa bile, kısmi ödemenin yapıldığı icra takibi kendi yasal prosedürü içerisinde devam edecek, hatta asıl borç ortadan kalksa bile faiz ve fer’îleri yönünden takip sürebilecek, salt bu nedenle icra dosyasının kapanmasından söz edilemeyecektir. Nitekim aynı ilkeler Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 19.10.2011 tarihli ve... E....K., 23.05.2018 tarihli ve... E. ... K., 22.11.2018 tarihli ve... E. ...K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir.
Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı alacaklı tarafından davalı borçlu hakkında 15/06/2022 tarihinde Denizli 7. İcra Müdürlüğü'nün ....Esas sayılı dosyasında pert araç bedeline ilişkin alacağa dayanılarak 1.800.000,00 TL asıl alacak üzerinden ilamsız icra takibi başlatılmış, ödeme emrinin davalıya 26/06/2022 tarihinde tebliğ edilmesi üzerine, davalı borçlu tarafından 27/06/2022 tarihinde borcun tamamına itiraz edilmiş, 23/06/2022 tarihinde 544.553,00 TL hasar tazminatı ödenmiş, 30/06/2022 tarihinde davacının banka hesabına 1.255.447,00 TL sovtaj ödemesi yapılmış olmakla asıl alacak miktarı olan toplam 1.800.000,00 TL haricen ödenmiştir.
Dava dilekçesi incelendiğinde, icra takibine yapılan itirazdan sonra asıl alacağın haricen ödendiğinin davacı tarafından da kabul edildiği anlaşılmakta olup, icra takibinde gösterilen asıl alacak miktarının haricen ödendiği ihtilafsızdır. Davacı tarafça da ödenen asıl alacak miktarı düşülerek harca esas değer belirlenerek eldeki itirazın iptali davası açılmıştır.
Yukarıda da açıklandığı üzere itirazın iptali davasında, icra takibinden sonra, ancak itirazın iptali davası açılmadan önce yapılan ve ihtilafsız olan ödemeler yönünden davacı alacaklının itirazın iptalini talep etmesinde hukukî yararı bulunmamaktadır. Bu nedenle itirazın iptali davası açılmadan önce ödenen asıl alacak miktarı yönünden davacının dava açmasında hukukî yararı bulunmadığından davacı tarafça bu husus gözetilerek dava açılmıştır.
Ne var ki, icra takibinde talep edilen asıl alacak miktarı dava tarihinden önce ödenmiş olup, davanın dayanağı takibe davalı borçlu tarafından itiraz edilerek icra takibinin durması sağlanmış olduğundan ve Mahkemece itirazın iptali yönünde bir karar verilmediği sürece İcra Müdürlüğünce takip dosyasında alacaklı istemi yönünden herhangi bir işlem yapılamayacağından, icra takibinde istenen alacağın fer’îleri ve icra giderleri yönünden davacının dava açmakta hukukî yararı bulunmaktadır. Ancak bu talepler hakkında Mahkemece hesap yapılmayarak bu taleplere ilişkin olarak itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesi ve bu taleplerin icra müdürlüğünce yapılacak dosya hesabında nazara alınmasına yönelik hüküm kurulması gerekirken, bilirkişi raporu alınarak ödenen miktarın TBK’nın 84. maddesi uyarınca öncelikle asıl alacağın fer’îlerinden düşülmek suretiyle kalan kısım yönünden itirazın iptaline karar verilmesi yerinde değildir. Hükmün bu yönden düzeltilmesi gerekmektedir. (Bkz. aynı yönde Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 29.06.2022 tarihli 2020/(19)11-445 Esas 2022/1077 Karar sayılı ilamı) Bu açıklamalar ışığında; davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince açıklanan gerekçelerle kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmış ve yeniden aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE,
2.6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince Denizli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/02/2024 tarih ve ...Esas... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,
a-Davanın KABULÜ İLE; davalının Denizli 7. İcra Müdürlüğü'nün... takip sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın asıl alacağın fer’îleri ve icra giderleri yönünden iptali ile ile takibin devamına, davacının bu taleplerinin İcra Müdürlüğü'nce yapılacak dosya hesabında nazara alınmasına, b-Davacının icra inkar tazminatı talebinin yasal koşulları oluşmadığından reddine, c-Harçlar Kanunu ve bağlı tarife gereğince alınması gereken 10.063,43 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 9.982,73 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, d-Davacı tarafından yapılan peşin harç dahil 172,90 TL ilk masraf, 1.200,00 TL bilirkişi, 116,00 TL müzekkere ve tebligat gideri olmak üzere toplam 1.488,90 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, e-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 30.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, f-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, g-Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince karar kesinleştiğinde ilgili tarafa İADESİNE,
3.İstinaf incelemesi yönünden; a-Davacının istinaf başvurusu kabul edildiğinden 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan 427,60 TL nispi istinaf karar harcının talebi halinde davacıya İADESİNE,
b-Davacı tarafından istinaf incelemesi için yapılan 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 430,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 1.599,40 TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından davacı lehine istinaf vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, d-İstinaf gider avansının kullanılmayan kısmının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi'nce ilgili tarafa İADESİNE,
4.Kararın İlk Derece Mahkemesi'nce taraflara TEBLİĞİNE, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 17/03/2025 ...