Esas No
E. 2023/10515
Karar No
K. 2024/11227
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Sigorta Hukuku

10. Hukuk Dairesi         2023/10515 E.  ,  2024/11227 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2021/1235 E., 2023/616 K. Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi vekili Avukat ... 2-... vekili Avukat ...

İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziantep 3. İş Mahkemesi

SAYISI: 2017/522 E., 2021/560 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 16.11.2015 tarihinde geçirdiği iş kazası nedeniyle ağır bir şekilde yaralandığını, kazanın davalı işverenin kusurlu eylemi neticesinde meydana geldiğini beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 1.000,00 TL maddi tazminatın, 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsilini talep etmiş, 26.07.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminata ilişkin talebini 366.138,92 TL olarak artırmıştır.

II. CEVAP

Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde, kazada işverene yüklenebilecek bir kusurunun bulunmadığını, tüm tedavilerinin eksiksiz olarak yapıldığını, talep edilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; öncelikle iş kazasının tespiti için dava açılması gerektiğini, yüklenici firma ile aralarında imzalanan sözleşme hükümleri gereği meydana gelen iş kazasında yüklenici firmanın sorumlu olduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 16.11.2015 tarihinde yol yapım şantiyesinde davacının kullandığı araç ile çimento aktarımı yapacakken aracın basınç kompresörünün arızalı olduğunu fark edip aracın üzerine çıkması sonucu araç üzerinde bulunan kapak contalarının basınç etkisiyle patlaması neticesinde aşağı düştüğü, ATK raporuna göre davacının iş kazası neticesinde yaralanması sonucu maluliyet oranının %26,2 olduğu, SGK raporuna göre davalı işverenin %95, davacı işçinin ise %5 oranında kusuru bulunduğu, işveren firmanın işçinin kullandığı aracın periyodik muayenelerini yaptırmadığı, işverenin işçiyi denetleme ve gözetleme yükümlülüğünü yerine getirmediği iş sağlığı ve güvenliği bakımından işyerinde geniş anlamda bir kontrol mekanizması oluşturmadığı, ayrıca meydana gelebilecek riskleri öngöremediği, işçilerin çalışırken kişisel koruyucu donanımlarını kullanmalarını sağlatmadığı, uyarı ve ikaz levhaları bulundurmadığı dikkate alındığında işverenin %95 kusurlu olduğu kanaatine varıldığı, davacı işçinin ise koruyucu baret kullanmak gibi önlem almayarak kendisini tehlikeye düşürecek şekilde kazanın oluşmasına sebebiyet verdiği için %5 kusuru olduğunun değerlendirildiği, hesaplanan gerçek zararın %95 inden davalı işverenin sorumlu olduğu kabul edilerek 366.138,92 TL net maddi tazminatın iş kazası tarihi olan 16.11.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verildiği, hükümde kaza tarihinin sehven 18.11.2015 olarak belirtildiği gerekçesiyle, "davanın kısmen kabul kısmen reddine, 366.138,92 TL net maddi tazminatın, iş kazası tarihi olan 18.11.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 30.000,00 TL net manevi tazminatın, iş kazası tarihi olan 18.11.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile şoför olan davacının 16.11.2015 tarihinde yol yapım şantiyesinde silobas isimli araçtan çimento boşaltımı yapılması esnasında basınç yükselmesi nedeniyle aracın üstüne çıkması üzerine kapak contalarının patlaması nedeniyle silobasın üzerinden düşmesi sonucu ayaklarından yaralandığı, davacının çalıştığı şirket ile davalı idare arasında İş Kanunu'nun 2. maddesi kapsamında asıl işveren-alt işveren ilişkisi bulunduğu, davalı idarenin davacının çalıştığı alt işverenle birlikte İş Kanunu'nun 2. maddesi gereği müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, iş kazasına yol açan olay öncesi davacının kullandığı araçtaki arızaya rağmen aracın kullanılmasının olaya yol açtığı anlaşılmakta olup kaldı ki her halukârda araçtaki arızayı gidermekle yükümlü olanın işveren olduğu, davacıya kişisel koruyucu ekipmanlar verilmesinin işverenin yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığı, bu ekipmanların kullanılmasının denetlenmesi ve takip edilmesi gerektiği, davacının şoför olmasının işveren yönünden denetim ve gözetim yükümlülüğünü kaldırmadığı, şantiye şefi ...’un davalı şirket çalışanı olması nedeniyle davalı şirketten ayrı bir kusur değerlendirilmesinin yapılamayacağı ve işverenin kusuru içerisinde varsa kusurunun yer alabileceği, olaya ilişkin Anamur Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, 17.08.2017 tarihli SGK inceleme raporunda davalı işveren şirketin %95 oranında, davacı işçinin %5 oranında ağır kusurlu olduğunun tespit edildiği, eldeki davada alınan 26.01.2021 tarihli kusura ilişkin raporda “işverenin görev ve sorumluluklarını yerine getirmeyerek ağır ihlal ve ihmalde bulunduğu”, “kazazede ...'nın görev ve sorumluluklarını yerine getirmeyerek ihlal ve ihmalde bulunduğu” şeklinde değerlendirme yapıldığı anlaşılmakla Mahkeme kararında kabul gören kusur oranlarının kabul gerekçesinin olaya, oluşa ve tüm dosya kapsamına uygun olduğu ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu ve sonucunda meydana gelen elem ve ızdırabın derecesi, olayın oluş şekli, maluliyet oranı ve olay tarihi dikkate alındığında davacı için takdir edilen manevi tazminatın miktarının da dosya kapsamına uygun olduğu, maluliyete ve maddi tazminat hesaplamalarına karşı açık istinaf itirazında bulunulmadığı, davacının 01.06.2023 tarihli ölüm kaydı bulunduğuna ilişkin UYAP sisteminde uyarı bulunmakta olup bu hususun infaz aşamasında gözetilebileceğinin değerlendirildiği gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

1.Davalı şirket vekili; kusur oran ve aidiyetine ilişkin bilirkişi heyeti tarafından değerlendirme yapılmadığını, davacının görev tanımında araç tamiri bulunmadığını, dosya içerisinde şantiye şefi ...'un kendisine talimat verdiğini davacı beyan etmiş olmasına rağmen ...'a kusur yükletilmediğini, aynı şekilde davaya konu işin yapımının diğer davalı firma ile birlikte üstlenilmiş olmasına rağmen diğer davalıya da kusur yükletilmediğini, Mahkeme kararına esas alınan kusur raporunu kabul etmediklerini, Mahkemece verilen manevi tazminat miktarının oldukça yüksek olduğunu belirterek temyiz yoluna başvurmuştur.

2.Davalı ... vekili; öncelikle iş kazasının tespiti için dava açılması gerektiğini, meydana gelen iş kazasında yüklenici firmanın sorumlu olduğunu, bahse konu kazanın meydana gelmesinde herhangi bir kusuru bulunmadığını belirterek temyiz yoluna başvurmuştur.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

Taraf ehliyeti dava şartıdır, davanın her aşamasında hâkim tarafından incelenebilir, taraflar da davanın sonuna kadar bunu ileri sürebilirler. Bu itibarla, davanın taraflarından birinin ölmesi halinde alınacak mirasçılık belgesine göre mirasçılarının davaya katılmaları sağlandıktan sonra işin esasının incelenmesi gerekir. Bu nedenle, davaya ölen tarafa karşı veya onun tarafından devam edilmesine imkan yoktur. Ölü kişi adına hüküm kurulamaz. Yalnız öleni ilgilendiren yani mirasçılara geçmeyen haklara ilişkin davalar tarafın ölümü ile konusuz kalır. Yalnız ölen tarafı ilgilendirmeyen, yani mirasçıları da ilgilendiren, mirasçıların malvarlığı haklarını etkileyen davalar tarafın ölümü ile konusuz kalmaz. Bu davalara, ölen tarafın mirasçıları tarafından veya ölen tarafın mirasçılarına karşı devam edilir. Borçlar Kanunu'nun 397. (6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'u 513.) maddesi hükmüne göre; aksi sözleşmeden ve işin mahiyetinden anlaşılmadıkça vekil edenin ölümü ile vekalet ilişkisi son bulur.

Eldeki davada; UYAP sisteminden alınan nüfus kaydından davacı ...'in 01.06.2023 tarihinde yargılamanın devamı sırasında vefat ettiği, davacının kendisini vekille temsil ettirdiği ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının ölümle vekalet ilişkisi sona eren davacı vekiline tebliğ edildiği, mirasçılarının davaya dahil edilmediği anlaşılmaktadır. Mahkemece yapılacak iş, davacı ...'in mirasçılarını tespit ederek davaya katılımını sağlamak, sonucuna göre karar vermekten ibarettir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O halde, kanunun açık hükmüne aykırı görülen hususlar re'sen dikkate alınarak davalılar vekillerinin bu yönü amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve istinaf itirazlarının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesi kararı sair yönler incelenmeksizin bozulmalıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle;

1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2.İlk Derece Mahkemesi kararının bozma sebebine göre sair temyiz itirazları incelenmeksizin BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

18.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.