8. Ceza Dairesi
8. Ceza Dairesi 2024/25786 E. , 2025/1507 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında bozma üzerine verilen hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ
A. Yargıtay Bozma Kararı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4.
Ceza Dairesinin 19.01.2023 tarihli ve 2021/172 Esas, 2023/105 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 25.03.2024 tarihli ve 2024/12531 Esas, 2024/2720 Karar sayılı kararı ile bozulmasına karar verilmiştir.
B. Yargıtay Bozma Kararından Sonraki Yargılama Süreci
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesininnin, 10.10.2024 tarihli ve 2024/1081 Esas, 2024/1652 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 191/1, 62/1, 53 ve 58. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Sanığın temyiz istemi, tanık ...'ın mahkemece dinlenmediğine, tekerrüre esas alınan kararın kaldırıldığı ve tekerrüre esas alınamayacağı, mahkeme huzurunda avukat talep ettiğine, adil yargılanma ve savunma hakkının ihlal edildiğine ve hüküm kurulduğu sırada Cumhuriyet savcısının bulunmadığına ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava dosyası kapsamına göre;
sanığın üzerinde ele geçen uyuşturucu madde ile sanık hakkında daha önce kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiğinden doğrudan dava açıldığı, bu suretle sanığın atılı suçu işlediği iddiasına ilişkin olarak;
Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşme tarihine kadar aynı fail tarafından kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan işlenen tüm eylemler tek suç olarak kabul edilmekte ve 5237 sayılı Kanun'un 61. maddesi kapsamında temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olarak kabul edilmektedir. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçu ise, 5237 sayılı Kanun'un 191/4. maddesi kapsamında ihlal sebebi olarak sayılarak aynı maddenin beşinci fıkrası uyarınca ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılamayacağı, bu ihlalden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçlarının soruşturma ve kovuşturma konusu olabileceği, ancak iddianame düzenlenmeden aynı suçtan işlenen eylemlerin ise 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiği kabul edilmektedir.
UYAP kayıtlarında yapılan incelemede; sanığın 25.11.2016 tarihli eylemi nedeni ile 16.03.2017 tarihinde kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının verildiği, 31.03.2017 ve 25.04.2017 tarihli eylemleri ihlal kabul edilerek 21.09.2017 tarihli iddianame ile kamu davası açıldığı, İstanbul Anadolu 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/488 Esas, 2018/392 Karar sayılı kararı ile verilen mahkumiyet kararının 09.11.2018 tarihinde istinaf incelemesi ile kesinleştiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi tarafından yapılan incelemede, 04.01.2024 tarih, 2013/762 Esas, 2024/10 Karar sayılı kararı ile tebligat usulsüzlüğü sebebi ile durma kararı verilerek, 12.01.2024 tarihinde karar kesinleşmiştir. Temyiz konusu 19.01.2023 tarihli eylemin 25.11.2016 tarihli eylemine ilişkin verilen 04.01.2024 tarihli durma kararından önce işlendiği anlaşılmakla; suç ve durma karar tarihleri dikkate alındığında söz konusu dosyanın aslı veya onaylı örneğinin getirtilip denetime imkan verecek şekilde dosya içine konulup, eylemlerin 5237 sayılı Kanun'un 191/5. maddesi kapsamında tek ya da müstakil suçlar olup olmadığının ya da 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesinde yer alan zincirleme suçu oluşturup oluşturmadıklarının tartışılarak, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ile hüküm kurulması,
Kabule göre ise;
Sanığın adli sicil kaydında yer alan ve tekerrüre esas alınan İstanbul Anadolu 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.05.2018 tarihli ve 2017/488 Esas, 2018/392 Karar sayı ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan verilen mahkumiyete ilişkin ilamın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi tarafından yapılan incelemede, 04.01.2024 tarih, 2023/762 Esas, 2024/10 Karar sayılı kararı ile kaldırıldığı belirlenmekle mükerrerliğe ilişkin koşulların oluşmadığı gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesininnin, 10.10.2024 tarihli ve 2024/1081 Esas, 2024/1652 Karar sayılı kararın 5271 sayılı Kanun' un 302/4. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-b. maddesi uyarınca takdîren İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.02.2025 tarihinde karar verildi.