4. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/1055
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 16/02/2021
NUMARASI: 2020/147 Esas - 2021/150 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/04/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı/ borçlular tarafından müvekkil şirket tesislerine verilen hasar bilgileri; 15/06/2019 tarihinde Esenyurt İmletme Müdürlüğü sorumluluk sahası içinde bulunan Başakşehir ilçesi, Bahçe şehir ... mah. ... mevkii ... yanı adresinde ... Ticaret A.ş. tarafından yapılan çalışma sırasında müvekkil şirkete ait tesislere hasar verildiği, müvekkil şirket personelince arızanın giderilmesi ve enerji verilmesine müteakip hasara maruz kalan tesislerin onanım için kullanılan malzeme ve işçilik gibi bedelleri kapsayan hasar bedeli olan 11.700,19 TL ve 2.106,03 TL KDV bedelinden müteşekkil toplam 13.806,22 -TL hasar verenler aleyhine tahakkuk ettirildiği, Davalılar/borçlu tarafından basar bedellerinin ödenmemesi üzerine borçlu aleyhine 13.806,22 -TL hasar bedeli 520,85 -TL işlemiş faizi olmak Özere toplam 14,327,07 -TL'nin tahsili amacıyla istanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı takip dosyası ile ilamsız takip yapılmış ve borçluya Örnek No:7 ödeme emri gönderildiği, Davalı/borçlu ödeme emrini tebellüğ ettikten sonra, borca, faize, vekalet ücretine, diğer borçlu ise borca, yetkiye, faize ve ferilerine itiraz ederek takibin durdurulmasını talep ettiği, Borçluların itirazı ile mezkur icra takibinin durdurulması akabinde huzurdaki itirazın iptali davası ile dava şartı teşkil eden 6102 sayılı TTK'nın 5/A maddesi gereğince zorunlu arabulucuk yoluna başvurulmuş, görüşme sonucunda anlaşma sağlanamamış, borçlular borca itiraz ederek takibi durdurmuş ise de, borçluların itirazının haksız ve dayanaksız olduğu, icra takibine konu olan alacağın dayanağı hasar bedeli olduğu, söz konusu hasarlar sebebiyle borç tahakkuku ve akabinde de icra takibine geçildiği, borçluların haksız fiilden kaynaklı müvekkil kuruma vermiş oldukları zararı henüz tazmin etmediği, hasar bedeli alacağına ilişkin icra takibine de kötü niyetle itiraz ettiği, söz konusu tutanaklar ekte olup, incelendiğinde davalıların tüm itirazlarının haksız olduğunun ortaya çıkacağı, yukarıda açıklanan sebeplerle, borçlunun itirazının iptaline ve hükmolunacak meblağın % 20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatı ödemeye hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Müvekkil davalı tarafça başlatılana icra takibine itiraz etme sebebi, zararın neye ilişkin olduğu, zararın detayı, müvekkilimden talep olunan bu tutara ilişkin icmalin müvekkilime tebliğ edilmemiş olmasıdır, davacı kurumun davaya konu zararı 13.806,23 TL olduğu,
Davacı tarafça yazılan kalemlere bakıldığında çoğunun afaki şekilde yazıldığı, davalı kurum olası bir hasan giderirken kendi bünyesinde aylık ücretle çalıştırdığı bordolu işçileri bu hasarın giderilmesi için istihdam ettiği, yani olası bir hasarı gidermek zaten bu işçilerin asli görevi olup, bu iş için ekstra para ödenmemekle, aylık maaş zaten bu görevi ifâ etmekte ve davacının bütçesinden ekstra bir ücret çıkmadığını, davacı kurum dağıtamadığı enerji bedelini nasıl hesaplamış, hasarın meydana geldiği ve kesintinin gaçekleştiği iddia edilen gün, hangi kurum yada hanenin elektrik kullanacağını davacı kurumun bilmesi yada tespit etmesi mümkün olmadığı, davacı kurumun hasar ve zarar talebi kalemleri arasında "Eşik kesinti süresi aşım bedeli" yer aldığı, davacı kuram elektrik dağıtım ve perakende satışına tlişkin hizmet kalitesi yönetmeliği 'inde yer alan katsayılara göre hesaplamışsa da ilgili kalemin müvekkilden istenmesi için bu bedelin tazminat olarak davacı tarafından kullanıcılara ödenmiş olmasının gerektiğini,yukarıda açıklanan sebeplerle; Davanın öncelikle husumetten, aksi takdirde esastan reddine, davacı tarafınbaşlattığı icra dosyasın itirazlarının kabulü ve takibin iptaline, davacının % 20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini etmiştir.İlk Derece Mahkemesince; "Davanın KISMEN KABULÜ ile davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına davalı tarafından yöneltilen itirazının kısmen iptaline, takibin 233,07 TL asıl alacak, 3,51 -TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 236,58 TL üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren, yasal faiz işletilmesine, fazlaya dair istemin reddine,2-Alacak niteliği itibari ile likit ve belirlenebilir olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine, ..." karar verilmiştir. Verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Dava dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarını tekrarla,hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, Maddi Hasar Bedeli, Maddi Hasar Montaj Bedeli, Araç ve Personel Gideri, Dağıtılamayan Enerji Bedeli, Eşik Kesinti Süresi Aşımı Bedeli, Etüd Koordinasyon Bedeli ve %18 KDV tutarıyla beraber davalıdan alınarak taraflarına verilmesi gerektiğini, faiz hesabının hatalı olduğunu, müvekkili lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini beyanla Yerel Mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; Haksız fiil hukuksal sebebine dayalı alacak talebine ilişkin açılmış olan icra takibine vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatı talebine ilişkindir.
Davacı tarafın icra takip talebinde yasal faiz talep etmiş olduğu, mahkemece haksız fiilin gerçekleştiği tarih esas alınarak yapılan faiz hesaplamasının doğru olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında kural olarak gerçek zarar ilkesi geçerlidir. Zarar gören ancak haksız fiil sebebiyle uğradığı gerçek zararını haksız fiil sorumlularından isteyebilir. Zarar görenin zararı giderebilmek ve montaj için kendi çalıştırdığı işçilerine ödediği ücretler genel idare giderleri olup, haksız fiil meydana gelmese dahi ödenmesi gereken giderlerdir. Bunların zarar ile ilgisi bulunmamaktadır. Özel olarak adam tutulup çalıştırıldığı kanıtlanmadıkça haksız fiil meydana gelmeseydi dahi yapılacak bu nitelikteki giderler zarar kapsamına dahil edilemez. Somut olayda davacı taraf kendi işçileri dışında adam tutulup çalıştırıldığını da iddia etmemiştir. Emsal davaya ilişkin Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nce verilen 2018/1089 Esas -2018/5527 Karar sayılı ilamda; "Haksız fiil sebebiyle dışarıdan işçi tutulup zararın giderildiği kanıtlanmadığı takdirde maddi hasar montaj bedeli,araç eleman bedeli,etüt koordinasyon bedeline dair bu giderlerin istenemeyeceği", aynı dairenin 2015/10383 Esas- 2015/12692 karar nolu başka bir ilamında ise "tüketilmeyen elektrik santrallerde otamatik olarak üretilmeyip ancak kullanıldığı anda üretilerek eneji nakil hatları üzerinden dağıtılan bir enerji türüdür. Kullanılan enerji miktarı günün değişik saatlerinde farklı olduğundan kesinti (inkıta) süresi belirlenemez ve bu sebeple de satılamayan enerji bedeline hükmedilemeyeceği gibi arızanın ilgili yönetmelik kapsamında belirlenen süre içinde giderilmesi ve eşik süresinin aşılmaması sebebiyle eşik kesinti süresi bedelinin de talep edilemeyeceği " belirtilmiş olup davacı vekilinin bu yöne değinen istinafı yerinde değildir. Bu açıklamalar ışığında, İlk Derece Mahkemesince yaptırılan inceleme sonucunda düzenlenen bilirkişi heyet raporunun dosya kapsamındaki diğer delillerle örtüştüğü ve denetime elverişli olduğu, uzman bilirkişi raporunda belirtilen maddi tazminata ilişkin tespitlerin hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmadığı, hesaplamanın yerleşik Yargıtay uygulamasında esas alınan gerçek zarar ilkesine uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. İtirazın iptali davalarında, İİK m. 67/2 gereğince, davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun itirazında haksız olması ve alacağın likit alacak olması şart olup, takibe itirazın haklı olup olmadığının yargılamayı gerektirmesi, davalının itiraz ettiği takibe ilişkin olan alacak miktarının yargılama ve bilirkişi incelemesi sonucu belirlenebileceği, bu kapsamda icra inkar tazminatının yasal şartları oluşmadığından, İlk Derece Mahkemesince icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygundur.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, İlk Derece Mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.