10. Hukuk Dairesi
10. Hukuk Dairesi 2024/14101 E. , 2025/2895 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 2. İş Mahkemesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'ın davalı Kurumun 3400018906383 SSK, 660.... isteğe bağlı, 72457.... sicil numarası ile Bağ-Kur sigortalısı olduğunu, müvekkilinin 1985 yılından itibaren babası .... ve kardeşi... ile birlikte ortaklaşa Adana ili, ... ilçesi, .../Yeşilova köyünde çiftçilik yaptığını, 15.03.1989 - 24.04.1989 tarihleri arasında SSK'lı olarak çalışmasının mevcut olduğunu, çiftçilik yapması sebebiye 01.01.1992 tarihinden itibaren ... Ziraat Odasına kayıtlı olup aidatlarının ödendiğini, ... Kadastro Mahkemesinin 14.01.2002 tarih, 2001/12 D.İş sayılı kararı ile ... ilçesi, ... ... köyü, Çukurova Harası içinde Mezarlık mevkii, 34 ada 1 no.lu parselde kayıtlı 15.650 m2, Bostanlık mevkii 9 ada, 17 no.lu parselde kayıtlı 11.650 m2, Bozbük mevkii 11 ada, 1 no'lu parselde kayıtlı, 55.400 m2'lik tarlanın 1990 tarihinden itibaren davacı ...'ın zilyetliği altında bulunduğunun tespitine karar verildiğini, Çukobirlik S.S. 197 no'lu .... Çukurova Pamuk Yer Fıstığı ve Yağlı Tohumlar Tarım Satış Kooperatifinden 31.10.2002 tarihli müvekkilinin teslim ettiği ürünler karşılığında 1.897,280 TL aldığına dair belge, 28.08.2004 tarihli... Fabrikası Prese Tic. Ltd. Şti İmamoğlu/Adana adresine 1.080 kg pamuk döktüğüne dair belge, ...
1.Noterliğinin 11483 yevmiye no.lu ortaklaşa çiftçilik yaptığı kardeşi...'ın 03.07.1991 tarihinde İmamoğlu Toprak Mahsulleri Ofisine dökülmüş olan ürün bedelini çekebileceğine dair vekaletname bulunduğunu, davacının 01.11.1996 tarihinden itibaren tarım sigortalısı olarak tescili yapıldığını, 5510 sayılı Kanun'un geçici 17. maddesi ve 14.01.2009 tarihli 27110 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren tebliği hükümüne göre 5 yılı aşkın 3329 gün borcu bulunması sebebiyle sigortalılığının 31.01.1999 tarihi itibariyle durdurulmuş olduğunu, durdurulan sigortalılık süresi için 5510 sayılı Kanun'un geçici 60. maddesine göre hesaplanan 14.084,17 TL ve 6552 sayılı Kanun'dan faydalanarak, borç yapılandırması neticesinde Kurum tarafından hesaplanan 8.029,42 TL'yi Kurum hesabına yatırdığını, bu bilgiler ışığında müvekkilinin 30.03.2015 tarihinde emeklilik başvurusunda bulunduğunu ancak, SGK'dan gelen 07.09.2015 tarihli cevabi yazıya göre "1.536 gün SSK, 454 gün Bağ-Kur olmak üzere toplam 1990 gün sayısının olduğundan" bahisle emeklilik talebi işleme konulmadığını, bu durum karşısında müvekkilinin büyük şaşkınlık yaşadığını, Kurum tarafından yapılan bu işlemin hukuka ve Kanun'a aykırı olduğunu, müvekkilinin sigortalılığının gerçek bir tarım faaliyetine dayandığını belirterek davacının Kurum tarafından bildirilen ödeme planına göre yapmış olduğu prim ödemelerinin geçerli olduğunun tespiti ile davacıya 30.03.2015 tarihli dilekçesine istinaden 01.04.2015 tarihinden itibaren emekli aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesi ile 1479 sayılı Kanun'da Mülga 506 sayılı Kanun'un 79. maddesine koşut geçmiş Bağ-Kur hizmetlerinin tespitine ilişkin bir düzenlemenin mevcut olmadığını, Hal böyle olunca geçmiş Bağ-Kur hizmetlerinin tespitine karar verilmesine yasaca olanak bulunmadığını, 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu (Bağ-Kur) açısından, sigortalılık durumu, sigortalılığın başlangıcı ve sigortalılığın tespiti hususunda 24, 25, 26. maddelerde düzenlemeler yapıldığını, 24. maddede kimlerin zorunlu Bağ-Kur sigortalısı oldukları tek tek sayılmak suretiyle gösterildiğini, sigortalı olanların hak ve yükümlülüklerinin sigortalı sayıldıkları tarihte başladığını, müvekkil Kurum kayıtlarının tetkiki ile görüleceği üzere, Ziraat Odası kayıtlarının geçerli olup olmadığı ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanun'un 4. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendi kapsamındaki sigortalılar hakkında yapılacak işlemler konusunda Sosyal Güvenlik Denetmenliğince düzenlenen 03.05.2015 tarih ve 2015/344 sayılı rapora istinaden Ziraat Odası kaydının geçersiz sayılması üzerine hizmetlerinin iptalinin önerildiğini, borçlanma işleminde sigortalının Ziraat Odası kaydının olmaması nedeniyle iptali yoluna gidildiğini, yapılan Kurum işlemlerinde hukuka aykırılık bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karar ile "Davanın kabulüne, davacının tahsis başvuru tarihi itibari ile yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti ile 01.07.2015 tarihinden itibaren davacıya yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine," karar verilmiştir. IV.İSTİNAF
A. İstinaf Sebepleri
Davalı Kurum vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; 1479 sayılı Kanun'da mülga 506 sayılı Kanun'un 79. maddesi koşut geçmiş Bağ-Kur hizmetlerinin tespitine ilişkin bir düzenleme mevcut olmadığını, hal böyle olunca geçmiş Bağ-Kur hizmetlerinin tespitine karar verilmesine Kanun'ca imkan bulunmadığını, davacının açmış olduğu davada davacının borçlanma işlemi Ziraat Odası kaydının olmaması nedeniyle iptal edildiğini, davacının İhya Borçlanması ve Yeniden Yapılandırma ödemelerinin Geçici 54/2 kapsamında geçerli sayılabilmesi için davacının sigortalılık başlangıç tarihi 01.11.1996 tarihinden itibaren kendi namına ve hesabına çalıştığını ispatlamasının gerektiğini, davacı bu hususu ispatlayamadığı taktirde İhya Borçlanması ve Yeniden Yapılandırma ödemelerinin Geçici 54/2 kapsamında sayılamayacağını, fakat bu hususun ispatına ilişkin dosyada herhangi bir delilin mevcut olmadığını, davacının 5 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra davayı açmış olup davanın reddine karar verilmesinin gerektiğini, dava açmadan önce başvuru şartı yerine getirilmediğinden iş bu dava usulden reddedilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verildiğini, diğer Kanunlarda öngörülen süreler saklı kalmak kaydıyla yapılan müracaata 60 gün içinde Kurumca cevap verilmezse talebin reddedilmiş sayılacağını, Kuruma karşı dava açılabilmesi için taleplerin reddedilmesinin gerektiğini, davacının iş yerindeki çalışmalarının eksiksiz bildirildiği yazılı delillerle sabit olmakla soyut iddialara davanın reddine karar verilmesinin gerektiğini, müvekkili Kurumun bir kamu kurumu olup mevzuata aykırı denetimsiz işlem yapmasının mümkün olmadığını, dava bu açıdan değerlendirildiğinde müvekkili kurumun haklı işlemlerinin gerçekliğinin ortaya çıkacağını, tüm bu sebeplerden dolayı Mahkeme tarafından verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı Kurum vekilin istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir. C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının ihya başvurusu kapsamında ödediği primlerin geçerli olduğunun kabulü ile yaşlılık aylığı bağlanması talebine ilişkindir. V.TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle;
müvekkil kurum işlemlerinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı, eldeki davanın reddedilmesi gerektiğini ileri sürerek temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve Kanun'a uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla davalı Kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.