Esas No
E. 2011/8979
Karar No
K. 2012/15529
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

10. Hukuk Dairesi         2011/8979 E.  ,  2012/15529 K.

"İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

No :200-47

Dava, Kurum zararının rücuan tazmini istemine ilişkindir.

Mahkemece, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Hükmün, davacı Kurum ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

1.Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 26. maddesi olup, davalının rücu alacağından sorumluluğu, ancak maddede öngörülen koşulların gerçekleşmesi halinde mümkündür. Bu maddeye dayanan rücu davalarında kusurun belirlenmesinde, mahkemece, öncelikle iş kazasının ne şekilde olduğu, dosya içeriğindeki tüm deliller takdir olunarak, varsa çelişki giderilerek belirlenmeli ve kabul edilen maddi olgular doğrultusunda, kusur oran ve aidiyeti konusunda bilirkişi incelemesine gidilmelidir.

Bilindiği üzere, işçilerin beden ve ruh sağlığının korunmasında önemli olan yön, iş güvenliği tedbirlerinin alınmasının hakkaniyet ölçüleri içinde işverenlerden istenip istenemeyeceği değil, aklın, ilmin, fen ve tekniğin, tedbirlerin alınmasını gerekli görüp görmediği hususlarıdır. Bu itibarla işverenler, mevzuatın kendisine yüklediği tedbirleri, işçilerin tecrübeli oluşu veya dikkatli çalıştığı taktirde gerekmeyeceği gibi düşünceler ile almaktan çekinemeyeceklerdir. Çalışma hayatında süre gelen kötü alışkanlık ve geleneklerin varlığı da, işverenlerin önlem alma ödevini etkilemez. İşverenler, çalıştırdığı sigortalıların beden ve ruh bütünlüğünü korumak için yararlı her önlemi, amaca uygun biçimde almak, uygulamak ve uygulatmakla yükümlüdürler. Davaya konu somut olayda, sigortalı,davalı işverene ait işyerinde, inşaat önüne kurulan gırgır vinç ile 4.katta harç kovasını çektiği sırada dengesini kaybederek aşağı düşmüş ve vefat etmiştir. Mahkemece, iş kazasında, işverenin %70, sigortalının %30 kusurlu olduğunu bildiren makine mühendislerinden oluşan 05.04.2010 tarihli bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulmuş ise de, dava dışı ..., ... ..., ..., ... hakkında, aynı olay nedeniyle ceza davası olduğu anlaşılmaktadır.

Bilindiği gibi Borçlar Kanununun 53’üncü maddesi hükmü uyarınca hukuk hâkimi kesinleşen ceza dosyasındaki maddi olgu ile bağlıdır. Ceza davası açıldığının anlaşılması karşısında; ceza dosyasının sonucu beklenmeli, kesinleştikten sonra dosyaya celbi ile bu şahısların cezalandırılmalarına karar verilmiş olması halinde, işçi sağlığı ve iş güvenliği konularında uzman bilirkişiler kurulu aracılığı ile yeniden kusur incelemesi yaptırılarak, gerek davalıların gerekse zararlandırıcı sigorta olayının oluşumunda kusuru olduğu iddia edilen dava dışı üçüncü kişilerin belirlenen maddi olgular çerçevesinde kusur oran ve aidiyetlerinin belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekir. Mahkemece, bu maddî ve hukukî olgular göz önünde tutulmaksızın, eksik araştırma ve hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.

2.Kabule göre de, davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 26. maddesindeki halefiyet ilkesi uyarınca, Kurumun rücu alacağı; hak sahiplerinin tazmin sorumlularından isteyebileceği maddi zarar (Tavan) miktarı ile sınırlı iken, Anayasa Mahkemesi’nin, 21.03.2007 gün ve 26649 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 23.11.2006 gün ve E:2003/10, K:2006/106 sayılı Kararı ile 26. maddedeki “…sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarla sınırlı olmak üzere…” bölümünün Anayasaya aykırılık nedeniyle iptali sonrasında, Kurumun rücu hakkının, yasadan doğan kendine özgü ve sigortalı ya da hak sahiplerinin hakkından bağımsız basit rücu hakkına dönüşmüş olması karşısında, mahkemenin, anılan iptal hükmü nedeniyle oluşan hukuksal durum gereğince değerlendirme yapmasında bir isabetsizlik yok ise de; davacı Kurumun rücu alacağı, sosyal yardım zammı dahil ilk peşin değerli gelir tutarı 15.980.18-TL,cenaze gideri tutarı 234,93-TL olduğu gözetilerek davalının %70 kusurunun karşılığı ilk peşin değerli gelir tutarı 11.186,13 ve cenaze gideri olarak 164.45-TL hesaplanması gerekirken, hatalı bilirkişi raporuna dayalı olarak davalının %70 kusurunun karşılığı ilk peşin değerli gelir tutarı 13.620,18TL olarak belirlenip yazılı şekilde hüküm kurulması ve onay tarihi 11.06.2009 iken, 13.06.2009 olarak hatalı yazılması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, taraf vekillerinin, bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 18.09.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Genel Hukuk 506 sayılı Kanun K506 md.26 K26649 md.26
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.