10. Hukuk Dairesi
10. Hukuk Dairesi 2012/219 E. , 2012/15554 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :İş Mahkemesi No :243-929 Dava, davalı işverene ait işyerinde geçen çalışmalar yönünden itibari hizmet süresinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davalılar avukatlarınca temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davanın yasal dayanağı olan 506 sayılı Kanunun Ek 5. maddesinde, anılan Kanuna göre sigortalı sayılanların, aşağıda sayılan görevlerde geçen sigortalılık sürelerine, bu sürelerin her tam yılı için hizalarında gösterilen sürelerin sigortalılık süresi olarak ekleneceği belirtildikten sonra, maddenin II numaralı bendinde “Sigortalılar” başlığı altında “Basım ve gazetecilik işyerlerinden 1475 sayılı Kanun ve değişikliklerine göre çalışan sigortalılar.” sözcüklerine yer verilmiş, bu bende ilişkin “Hizmetin Geçtiği Yer” başlıklı kısımda ise “a) Solunum ve cilt yoluyla vücuda geçen gaz veya diğer zehirleyici maddelerle çalışan işyerleri, b) Fazla gürültü ve ihtizaz yapıcı makine ve aletlerle çalışarak iş yapılan işyerleri, c) Doğrudan doğruya yüksek hararete maruz bulunarak çalışılan işyerleri, d) Fazla ve devamlı adalî gayret sarf edilerek iş yapılan işyerleri, e) Tabii ışığın hiç olmadığı ve münhasıran suni ışık altında çalışılan işyerleri, f) Günlük mesainin yarıdan fazlası saat 20.00’den sonra çalışılarak yapılan işyerleri.” sıralaması yapılmıştır.
Maddede düzenlenen itibari hizmet süresi; fiziksel, ruhsal ve fizyolojik yönlerden insan sağlığını ve çalışma gücünü olumsuz yönde etkileyerek yaşam süresini kısaltan ağır ve yıpratıcı koşullar altında çeşitli tehlikelere açık olarak çalışanlar için getirilmiş, sosyal amaçlı, maddede belirtilen işyerleri ve işlerde çalışan sigortalıların sigortalılık sürelerine, prim ödeme gün sayılarının belli bir bölümünün eklenmesine olanak tanıyan bir uygulama olup, konu ile ilgili 2098 ve 3395 sayılı Kanunlardaki amaç, bu işlerde çalışanlara, anılan etkenler bakımından farklı ortamlarda çalışanlara göre özel bir koruma sağlamaktır. Bu maddeyle, ağır, riskli ve sağlığa zararlı işlerde çalışan kişilere itibari hizmet süresinden yararlanma olanağı tanınmasının amacı, bu işlerin fiziksel, ruhsal ve fizyolojik olarak insan sağlığını olumsuz yönde etkileyen şartlar altında yapılıyor olmasıdır. İtibari hizmet süresinden yararlanacak olanlar belirlenirken, maddenin tanımından yola çıkılarak, işyerinin ve yapılan işin niteliğinin dikkate alınması, maddede tanımlanan, ağır, riskli ve sağlığa zararlı işlerin, belirtilen işyerlerinde fiilen yapılması aranmakta, maddede yazılı fiziksel koşullarla birlikte iş kolu ve işyeri şartlarının da gerçekleşmiş olması gerekmektedir. Başka bir anlatımla düzenleme, ancak, bentlerde sayılı ve sınırlı olarak öngörülen iş kolları, işyerleri, çalışma şartlarının gerçekleştiği durum ve sigortalılar için uygulama olanağına sahiptir. Maddede, işyerlerinin niteliği ile itibari hizmet kapsamındaki işler birlikte tanımlanmış olup, itibari hizmet kapsamında değerlendirilmesi gereken işin, bizzat sigortalı tarafından üretim süreci içerisinde yapılması zorunludur. Denetim, kontrol ve yöneticiliğin gerektirdiği gözlem ve benzeri amaçlarla bu çalışma bölgelerinde geçici süreli bulunmalar itibari hizmet kapsamında değerlendirilmeyecektir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 30.01.2008 gün ve 2008/10-44 Esas, 2008/49 Karar sayılı ilamında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir.
Yukarıdaki yasal düzenleme ve açıklamalar ışığı altında inceleme konusu dava değerlendirildiğinde; davacının, davalı işverene ait işyerinin saymanlık bürosu bölümünde muhasebe elemanı olarak çalıştığı, hizmetin gerçekleştiği büronun bitişiğinde yer alan matbaanın, söz konusu büro kısmıyla bağlantısının bulunmadığı belirgin olup, tüm dosya kapsamı birlikte dikkate alındığında, hizmetin geçtiği yer, çalışma koşulları ve niteliği karşısında davacının 506 sayılı Kanunun ek 5. maddesinde öngörülen itibari hizmet süresi hak ve olanağından faydalanamayacağı açıktır. Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu, yöntemince düzenlenmeyen ve yanılgılı gerekçelerle hatalı sonuçlara ulaşan bilirkişi raporu esas alınarak davanın kabulüne karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. S O N U Ç : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 20.09.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.