9. Ceza Dairesi
9. Ceza Dairesi 2024/10214 E. , 2025/1631 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
Bölge Adliye Mahkemesince bozma üzerine verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, hükmedilen ceza miktarlarına göre 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 299/1. maddesi uyarınca reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanık hakkında mağdurlara yönelik çocuğun cinsel istismarı ve müstehcenlik suçlarını işlediği iddiası ile açılan kamu davasında, bozma üzerine yapılan yargılama sonucunda, Bölge Adliye Mahkemesince mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde sanığın cinsel organı ve eli ile mağdurlara sürtündüğü ve dokunduğu, çocuklara ait cinsel görüntü izlettiği şeklinde gerçekleştiği kabul edilen olayda sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı ve müstehcenlik suçlarından mahkumiyetine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Özetle sanık hakkında akıl sağlığı raporu aldırılmadığına, mağdurlar ve ailelerinin beyanları dışında delil olmadığına, görüntülerin bilgisayara yüklenme zamanının araştırılmadığına, suç tarihlerinde netlik bulunmadığına, beyanlarda bahsi geçen diğer çocukların dinlenmediğine, mağdur beyanlarının çelişkili olduğuna ve şikayetçi olmadıklarına, kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.
B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Özetle sanığın cinsel eyleminin sarkıntılık aşamasında olmadığına, takdiri indirim uygulanmasının hatalı olduğuna, lehlerine vekalet ücreti takdir edilmediğine, kararın bozulması gerektiğine ilişkindir. III. GEREKÇE
A. Mağdur ...
Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Bozma sonrası yapılan yargılamada reşit olan mağdurun 17.04.2024 tarihli celsede sanıktan şikayetçi olmadığını beyan ettiği, bu itibarla 5271 sayılı Kanun'un 237/1. maddesi uyarınca kamu davasında katılan sıfatının ve aynı Kanun’un 260/1. maddesi gereği hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmakla, yaş küçüklüğü nedeniyle tayin edilen vekilin temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.
B. Sanık Hakkında Sarkıntılık Suretiyle Çocuğun Cinsel İstismarı Suçundan Verilen Hükümler Yönünden
1.5271 sayılı Kanun'un 288 ve 294. maddelerinde yer alan düzenlemeler nazara alınıp, aynı Kanun'un 289. maddesinde sayılı hukuka kesin aykırılık halleri ve temyiz dilekçelerinde belirtilen nedenler de gözetilerek yapılan değerlendirmede, yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2.Bakanlığın davaya katılması doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup, Bakanlığa yüklenen bir kamu görevidir.
Bu kapsamda değerlendirme yapıldığında 5271 sayılı Kanun'un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartı katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı ve vekili lehine koşulları sağlanmadığından katılan Bakanlık vekilinin vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğine ilişkin temyiz isteğinin reddine karar vermek gerekmiştir.
C. Sanık Hakkında Müstehcenlik Suçundan Verilen Hüküm Yönünden
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin soruşturma ile kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
Mağdur ...'ın aşamalarda bahsetmezken İlk Derece Mahkemesi duruşmasında alınan beyanında sanığın mağdur ... ile birlikte bulundukları sırada online olarak yaşı küçük erkek çocukları ile birbirlerine cinsel organlarını göstermelerini sağladığı yönünde anlatımda bulunduğu, mağdur ...'in ise bu yönde bir ifadesinin bulunmadığı, Dairemizce mağdurların cinsel görüntünün niteliği yönündeki beyanları arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiğinden bahisle bozma kararı verildiği, bozma kararı sonrasında mağdur ...'ın sanığın cinsel görüntü izletmediğine, mağdur ...'in ise görüntülerin yetişkinlere ilişkin olduğuna dair beyanda bulundukları ve tüm dosya kapsamı dikkate alındığında; sanığın eyleminin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 226/1. maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu gözetilerek mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
Kabule göre de; 5237 sayılı Kanun'un 226/3 ve 226-5. maddelerinin "Çocukların, çocuklara" şeklinde çoğul ifadeler içermesi nedeniyle sanığın cezasında aynı Kanun'un 43/2. maddesi delaletiyle 43/1. maddesi uyarınca artırım yapılarak fazla ceza tayini hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR
A. Mağdur ...
Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle mağdur vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Sanık Hakkında Sarkıntılık Suretiyle Çocuğun Cinsel İstismarı Suçundan Verilen Hükümler Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenle Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin kararında sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesiyle sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
C. Sanık Hakkında Müstehcenlik Suçundan Verilen Hüküm Yönünden Gerekçenin (C) bölümünde açıklanan nedenlerle katılan Bakanlık vekili ile sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
03.03.2025 tarihinde karar verildi.