7. Hukuk Dairesi
7. Hukuk Dairesi 2024/1434 E. , 2025/46 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; ... Mahallesi, 2781 parsel sayılı taşınmazın 2/8 payının ... ..., 3/8 payının da ...’in oğlu ... adına kayıtlı olduğunu, ...’in “...” olan soyadının tapuda “...” olarak yanlış yazılmış olduğunu, ...’in ... ve ... isminde iki çocuğu olduğunu, ...’in ...’den olma torunu ...’in halası ... ile anlaşarak 1989 yılında taşınmazı 10 parçaya taksim ederek emlakçı ... aracılığıyla 10 kişiye sattığını, müvekkillerinin de bu 10 kişi arasında olduğunu, davacıların satış bedellerini ödediklerini ve o tarihten beri taşınmazı kullandıklarını, üzerine evler yaptıklarını, taşınmaz malikleri olarak görünen davalıların, murislerinin yaptıkları bu işlemden haberdar olduklarını, bu nedenle mirasçıların bugüne kadar hak arayışında olmadığını ve herhangi bir dava açmadıklarını, tapu kaydındaki soy isim hatası ve mirasçılardan birinin yanaşmaması nedeniyle tapu devrini alamadıklarını, taşınmazda müvekkilleri gibi pay satın alan diğer 4 kişinin tapularını aldıklarını, müvekkillerinin taşınmazda 29 yıldır aralıksız ve davasız zilyet olduklarını Türk Medeni Kanunu 713. maddesine göre olağanüstü kazanım şartlarının oluştuğunu belirterek ... ve ... adına kayıtlı olan toplam 5/8 payın iptali ile müvekkilleri adına eşit paylarla tesciline karar verilmesini, yine davacılar vekili tarafından dosyaya ibraz edilen 09.10.2018 tarihli ıslah dilekçesiyle tapu iptal ve tescil talebinin reddi halinde, terditli olarak satış bedelinin günümüzdeki değeri ile taşınmazdaki yapıların bedellerinin davalılardan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Bir kısım davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların dayandığı harici taşınmaz satış sözleşmelerinin geçersiz olduğunu, olağanüstü kazanım şartlarının oluşmadığını, davacıların taleplerinin zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
2.Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; taşınmazın annesi Naciye’nin eski eşi ...’le ilgili olduğunu, ...’in kendi alt soyunun olması nedeniyle kendisine ve Naciye’nin Himmet’ten olan diğer çocuklarına pay intikal etmediğini belirterek davanın husumetten reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; davacıların iddia ettiği şekilde 2781 parsel sayılı taşınmazda, 1989 yılında harici bir parselasyon yapılarak 10 ayrı parçaya taksim edilmiş şekilde emlakçı aracılığıyla satış yapıldığı, paydaşlardan ... ... mirasçılarının ...’den intikal eden paylarını ... , ..., ... ve ... isimli kişilere devrini gerçekleştirdikleri, davacıların da bu kişiler gibi taşınmazda fiilen taksim edilen ve bilirkişi raporunda gösterilen yerleri harici taşınmaz satış sözleşmeleriyle satın aldıkları anlaşılmış ise de; sözleşmelerin geçersiz olması, satışın hak sahibi veya yetkilisi tarafından yapıldığının tespit edilememesi sebepleriyle tapu iptalinin mümkün olmadığı, Türk Medeni Kanunu 713. maddesi ikinci fıkrasına göre ölüm sebebine dayalı tapu iptali ve tescil isteği yönünden yapılan değerlendirmede; kadastro tutanağı incelendiğinde kadastro tespitinin ... ... (2/8 pay), ... ... (3/8 pay) ve “ölü ... ... Mirasçıları” (3/8 pay) adına yapıldığı, tespit tarihi itibariyle ...’in mirasçılarının eşi Naciye (1994’de ölmüş) ile çocukları ... (1993’de ölmüş) ve ... (2007’de ölmüş) olduğu, bu durumda ... mirasçılarının ölüm tarihleri ile Anayasa Mahkemesinin iptal tarihi (2011) göz önünde bulundurulduğunda 20 yıllık süre şartının gerçekleşmemiş olduğu, ... Mirasçıları adına kayıtlı pay yönünden, Türk Medeni Kanunu 713. maddesi ikinci fıkrasına göre tapu iptal ve tescil şartlarının oluşmadığı, maliklerden ... ...’in payı yönünden ise; ... ...’in 10.01.1973 tarihinde ölmüş olması, 1989 yılında yapıldığı anlaşılan harici satış sözleşmeleriyle taşınmazın ilgili kısımlarının zilyetliğinin devredilmiş olması, yapıların 1989-1990 yıllarında yapılmış olması, davacılar ..., ..., ..., ... ve ...’nin (Karapınarlı ...’in eklemeli zilyetliğiyle), Anayasa Mahkemesinin iptal kararından önce davasız ve aralıksız 20 yıllık zilyetlik süresini doldurmuş oldukları, 20 yıl önce yapı yapıp konut olarak kullanmak suretiyle 2009 yılı itibariyle ölüm sebebine dayalı olarak taşınmazdaki ilgili kısmın mülkiyetini kazandıklarının anlaşıldığını, davacılardan ...’ın ise taşınmazda yapısının bulunmaması, fiili kullanımının veya herhangi bir şekilde zilyetliğinin bulunmadığı anlaşıldığından, sonuç olarak; ... payı yönünden davanın reddine, ... ... payı yönünden davacılar ..., ..., Sadık, ... ve ...’nin davalarının kısmen kabulüne, ...’ın davasının reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve bir kısım davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun reddine ancak hükmün kamu düzenine ilişkin nedenlerle re'sen kaldırılmasına ve yeni hüküm kurularak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde;
a)Davalılar murislerinden ...’in 1936 yılında, ...’in ise 1973 yılında öldüğünü, mirasçı ...’in diğer mirasçıların da olurunu alarak 1989 yılında taşınmazı 10 parça şeklinde sattığını ve parasını aldığını,
b)Müvekkillerinin 1989 yılında taşınmazı satın aldıklarını, üzerine ev yaptıklarını ve o tarihten bu yana nizasız ve fasılasız olarak kullandıklarını, dolayısıyla Anayasa Mahkemesinin iptal tarihi olan 17.03.2011 tarihi itibariyle 20 yıllık olağanüstü kazanma koşullarının oluştuğunu,
c)Müvekkillerinin kullanımının hem mahalli bilirkişi hem de taraf tanıklarının beyanı ile sabit olduğunu, yine davalılar tarafından açılan soyadı düzeltim davasında taşınmazın 10 kişiye satıldığı hususunun belirtildiğini,
d)Muris ...’in 1936 yılında vefat ettiğini, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesinin Kadastro tespitine dayanarak davayı ... yönünden reddettiğini, ancak tapu kaydının ... ... mirasçıları adına değil, ... ... adına olduğunu, bu nedenle Mahkemenin ... ... payı yönünden davayı reddetmesinin hukuka aykırı olduğunu, ... ... yönünden oluşan şartların ... içinde oluştuğunu,
e)Taşınmazın ... ... tarafından satıldığının tüm tarafların bilgisi dahilinde olduğunu, tapuda soyadının yanlış yazılmasından dolayı devir yapılamadığını, dava dışı 4 kişinin tapularını diğer mirasçıdan aldıklarını, tüm bu hususların değerlendirilerek davanın kabul edilmesi gerektiğini,
f)Ölüm nedenine dayalı tapu iptali ve tescil şartları dışında da davanın kabulü için gerekli delillerin mevcut olduğunu, tanık beyanları, abonelikler, tarafların açtıkları davalardaki beyanları ve diğer tüm hususlarla bu durumun sabit olduğunu,
g)Mahkemenin ıslah ve yargılama giderleri ile ilgili verdiği kararın yanlış olduğunu,
h)Yemin deliline dayanmış olmalarına rağmen, mahkemece yemin delilinin kullandırılmadığını,
i)Mahkemece ... yönünden davanın tamamen reddine karar verildiğini bu hususunda yanlış olduğunu beyan etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık;
Türk Medeni Kanunu 713. maddesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Temyiz eden davacılardan alınması gereken 615,40'ar TL maktu harçtan davacılar tarafından yatırılan 427,60'ar TL harcın mahsubu ile kalan 187,80'er TL harcın davacılardan tahsiline, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.01.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.