11. Hukuk Dairesi
T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Davacı tarafından mahkememizde açılan Ticari Şirket (Tasfiyeye İlişkin) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkilinin, davalı şirketin münferiden temsil yetkisine sahip tek ortağı olduğunu, şirket faaliyeti kapsamında tüm işin müvekkili tarafından yapıldığını, tek yetkili olduğunu, ancak ilgili şirketin uzun zaman önce faaliyetlerine son verildiğini, vergi dairesine şirketin tasfiye edilmesine ilişkin iş ve işlemlerin yapılması için başvurularak sürecin başlatıldığını ve "Tasfiye halinde" ibaresi de unvana eklendiğini, müvekkili şirket üzerinde aktif malvarlığı olarak bulunan .... Plakalı aracın kayıtlı bulunduğunu, ancak söz konusu aracın 15.01.2024 tarihinde davalı şirket araç kiralama faaliyeti yaptığı için bu kapsamda kiralandığını ve kiralayan şahıslar tarafından bir senaryo ile geri teslim edilmeyerek çalındığını, söz konusu olaya ilişkin şikayetçi olan şirket yetkilisi müvekkilinin işbu şikayete ilişkin Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı ... Soruşturma numaralı dosyasından soruşturma yürütülmekte olup araç plakasına savcılık makamınca yakalama şerhi konulduğunu, aradan geçen aylar boyunca müvekkili şirket faaliyeti sonlandığı için pasif halde kaydı ve vergi yükümlülüğü devam eden şirketin tek ortak olarak külfetine katlanmaya mecbur kaldığını, vergi dairesine aracın çalınmış olduğu ve aktiften pasife geçirilerek şirketin tasfiye edilmesi yönünde talepte bulunulmuşsa da herhangi bir sonuç alınamadığını, neticede fazlaya dair her türlü talep ve dava hakklar saklı kalmak kaydıyla, davanın kabulüne, şirketin Türk Ticaret Kanunu 636/3. Maddesi ve sair maddeler uyarınca haklı nedenle tasfiyesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirkete ait Ticaret Sicil kayıtları celp edilmiştir. Dava dilekçesi, ticaret sicil kayıtları ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Dava; 6102 sayılı TTK'nun m. 636/3 hükmü uyarınca limited şirketin haklı sebeple feshi istemine ilişkindir. İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazılan müzekkere cevabı incelendiğinde; davalı ... sicil numarasında kayıtlı Tasfiye Halinde ...nin adresinin, ... Mah. ... Cad. No:40/A Esenler / İSTANBUL olduğu görülmüştür.
Davalı şirketin merkezinin mahkememiz yetki sınırlarında olması nedeniyle taraflar arasındaki uyuşmazlığın niteliğine göre; 6100 sayılı HMK' nın 14/2. maddesi gereğince, işbu davaya bakmaya mahkememiz kesin yetkili olup, dava 6102 sayılı TTK' nın 1521. maddesi gereğince basit yargılama usulünce incelenip sonuçlandırılmıştır. Davalı şirkete ait İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtlarının incelenmesinde; Davacı ...' in davalı şirketin (%100) tek ortağı olduğu görülmüştür. Öncelikle mahkememizce dava şartları açısından dosyanın incelenmesi gerekmiştir.
Davacının dava hakkına sahip olması, dava açabilmesi için yeterli değildir. Bundan başka, davacının dava açmakta hukuki bir yararının bulunması gerekir; yani dava hakkı, hukuki yarar ile sınırlıdır. Dava açmakta hukuki yararı olmayan kişi Devletin mahkemelerini gereksiz yere uğraştıramaz. Bu, hukuki korunma (himaye) ihtiyacı olarak da adlandırılmaktadır. Yani, davacının mahkemeden hukuki korunma istemesinde, korunmaya değer bir yararı olmalıdır. 6102 sayılı TTK' nın 636/3 maddesi; “Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir.” şeklinde düzenlenmiştir.
Somut olayda; Davacı ...'in davalı Tasfiye Halinde ...'nin tek ortağı olduğu sicil kayıtlarından anlaşılmış olup ve bu durumda davacının yazılı olarak alacağı bir genel kurul kararı ile şirketi feshedebileceği bir hakkı varken ve yine fesih kararı aldıktan sonra fesih işlemlerini kendisinin yürütmesi gerekirken, limited şirketin feshi davası açamayacağı; bu haliyle davacının hukuki yararının olmadığı tespit edilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 11.01.2014 Tarih ve 2021/773 E. - 2024/44 K. Sayılı ilamı) 6100 sayılı HMK 320. maddesi gereğince dava şartı eksikliği nedeniyle taraflar davet edilmeden de dosya üzerinden karar verilebileceği anlaşıldığından, davacının davasının dava şartı olan hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiş ve hüküm kurulmuştur.
1.Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın 6100 sayılı HMK m. 114/1-h ve 115/2 hükümleri gereğince hukuki yarar yokluğundan USULDEN REDDİNE,
2.Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 615,40-TL harçtan davacı tarafça peşin yatırılan 427,60-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 187,80-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA,
3.Davacı tarafça yatırılan ve yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
4.Kullanılmayan gider avansının HMK 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde davacıya İADESİNE,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda oy birliğiyle karar verildi. 06/01/2025 Başkan ...
(e-imzalıdır)
Üye ...
(e-imzalıdır)
Üye ...
(e-imzalıdır)
Katip ...
(e-imzalıdır)