Aramaya Dön

Danıştay 6. Daire Başkanlığı

Esas No
E. 2021/6318
Karar No
K. 2025/144
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
İdare Hukuku

Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2021/6318 E.  ,  2025/144 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y

ALTINCI DAİRE

Esas No: 2021/6318
Karar No: 2025/144
DAVACI: ... Odası
VEKİLİ: Av. ...
DAVALILAR: 1- ...

2.... Başkanlığı-...

VEKİLLERİ: Av. ...

DAVANIN KONUSU : Şanlıurfa İli, Karaköprü İlçesi, ... Mahallesi, ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanan ve 09.04.2021 tarih ve 3803 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planının ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planının iptali istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : Uyuşmazlığa konu imar planı değişikliğinden önceki imar planlarının iptali yolunda Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 08/07/2020 günlü, E:2020/1087 ve K:2020/1384 sayılı kararında belirtilen hususların yerine getirilmediği, dava konusu imar planı değişikliğinin iptal edilen imar planlarının bir benzeri olduğu, iptal kararının gerekçelerini yerine getirmeden onaylandığı, söz konusu değişikliğin üst ölçekli planlara, mevzuata, şehircilik ilkeleri ve kamu yararına aykırı olduğu ileri sürülerek iptaline ve yürütmesinin durdurulmasına karar verilmesi istenilmektedir.

SAVUNMALARIN ÖZETİ : Davanın süresinde açılmadığı, davacının dava açma ehliyetinin bulunmadığı, özelleştirme kapsam ve programında bulunan uyuşmazlık konusu taşınmaza ilişkin dava konusu imar planı değişikliğinin mahkeme kararı dikkate alınarak yapıldığı, parselin fonksiyonlarının belirlenmesinde kentin gelişme yönünün, ulaşım akslarının, çevre kullanımları ile birlikte ihtiyaç duyulan sosyal alt yapı dengesinin dikkate alındığı, üst ölçekli planlara uygun olan ve ilgili kurum görüşleri doğrultusunda hazırlanan imar planı değişikliğinin şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına, kamu yararına ve hukuka uygun olduğu savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Dosyadaki bilgi ve belgeler ile yerinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden, söz konusu imar planı değişikliği ile plan bütünlüğüne aykırı olarak parçacıl düzenlemeler getirildiği bu kapsamda anılan planların şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına, kamu yararına ve imar mevzuatına uygun olmadığı sonucuna varıldığından dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI ...'IN DÜŞÜNCESİ : Dava, Şanlıurfa İli, Karaköprü İlçesi, ... Mahallesi, ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanarak 09.04.2021 günlü, 3803 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile onaylanan ve 10.04.2021 günlü, 31450 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planının iptali istemiyle açılmıştır. Davalı idarelerin ehliyet ve süreye ilişkin itirazları yerinde görülmemiştir.

Dosyanın incelenmesinden, mülkiyeti Maliye Hazinesine ait olan uyuşmazlığa konu ... parsel sayılı taşınmazın, Karaköprü Belediye Meclisinin ... günlü, ... sayılı kararıyla onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planında "sağlık tesisi, park, otopark ve yol"; 1/1000 ölçekli uygulama imar planında "hastane, park, otopark ve yol" alanında; Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 15/10/2015 tarihinde onaylanan Adıyaman-Şanlıurfa-Diyarbakır Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında kentsel gelişme alanında kaldığı, Sağlık Bakanlığından alınan ... günlü, ... sayılı görüş yazısında uyuşmazlığa konu taşınmaza ihtiyaç olmadığının belirtilmesi nedeniyle özelleştirme kapsam ve programına alınması sonrasında Özelleştirme Yüksek Kurulunun ... günlü, ... sayılı kararı ile onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişiklikleri ile uyuşmazlığa konu taşınmazın gelişme konut alanı, park, otopark ve yol olarak (konut alanlarında E:0.75 ve Yençok:serbest koşulları) belirlendiği, söz konusu imar planı değişikliklerinin iptali istemiyle açılan davanın reddi yolundaki Danıştay Altıncı Dairesinin 09/12/2019 günlü, E:2017/4549, K:2019/13699 kararının Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 08/07/2020 günlü, E:2020/1087 ve K:2020/1384 sayılı kararıyla, dava konusu imar planları ile alanda getirilen nüfusun ihtiyacı olan sosyal ve teknik donatı alanı miktarının mevzuat ile öngörülen standartlara uygun olup olmadığının değerlendirilmesi, alanda bu ihtiyacın karşılanması mümkün ise sosyal ve teknik altyapı alanlarının ayrılması, mümkün değil ise nerede ve nasıl karşılanacağına ilişkin araştırma ve analizlerin yapılması sonucunda dava konusu imar planlarının hazırlanması gerekirken, bu hususlar yerine getirilmeksizin onaylanan söz konusu imar planlarının, çevre imar bütünlüğünü bozmayacak nitelikte olduğundan söz edilebilmesine bu haliyle olanak bulunmadığı, bu nedenle plan değişikliklerinde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle bozulmasına, dava konusu işlemlerin iptaline karar verildiği, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından verilen iptal kararı üzerine dava konusu 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planları onaylanarak, uyuşmazlığa konu taşınmaza gelişme konut alanı (ayrık nizam, 3 kat, TAKS:0.25, KAKS:0.75), sağlık tesisi alanı (E:1.0, Yençok:3 kat), park alanı ve yol kullanım kararları getirilmiştir.

Danıştay Altıncı Dairesince yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporda özetle; davaya konu plan değişikliklerinin, önerilen kullanım kararları açısından üst ölçekli plan olan 1/100.000 ölçekli Adıyaman-Şanlıurfa-Diyarbakır Çevre Düzeni Planına aykırılık teşkil etmediği, ancak 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ile önerilen konut alanı büyüklüğü ve yapılaşma koşulları uyarınca oluşacak nüfus yoğunluğu 1/5000 ölçekli nazım imar planında bu bölge için belirlenen nüfus yoğunluğunun üzerinde olduğundan üst ölçekli plana aykırılık taşıdığı, taşınmazda öngörülen yapılaşma koşulları çevrede öngörülenler ile çok farklılaşmasa da konut alanı olarak ayrılan alanın içerisinde kaç konut parseli yer alacağı, konutların büyüklüğü, bağımsız bölüm sayısı gibi koşulların birinin plan açıklama raporunda ya da plan notlarında tarif edilmemiş olması ve nüfus öngörüsünün bulunmaması nedeniyle çevre ve imar bütünlüğüyle tutarlı olmayan bir yaklaşımın söz konusu olduğu, sağlık hizmeti sunumunu sağlayacak bir plan öngörüsünün bulunmasının ilk plan değişikliği ile karşılaştırıldığında olumlu değerlendirildiği, ancak, bu alanın mahalle genelindeki sağlık hizmetlerinin mevcut/planlı kapasitesiyle karşılaştırılarak planlama yapılması gerekmesine karşın bu değerlendirmenin yapılmaması, plan değişikliği ile getirilen ilave nüfusun gereksinimi olan sosyal donatı alanlarının değerlendirilmemesi, yeterli yeşil alanın ayrılmaması, ilave nüfus nedeniyle mahallede eğitim, sağlık, sosyo-kültürel tesis alanı ve ibadet alanı yönünden mevcut durumun yeterliliğine ilişkin analizlerin dikkate alınmamış olmasının önemli eksiklikler olduğu, plan kararları ile mahalle genelinde dolaşım sistemine ve erişilebilirliğe etki eden önemli değişiklikler söz konusu olmamakla beraber işlem ile konut alanı içinde yeni bir taşıt yolunun planlanmamış olmasının taşıtla erişim gerekleri açısından yetersiz kalabilecek bir ulaşım öngörüsüne işaret ettiği, taşıt sistemi ve dolaşımı açısından plandaki ulaşım şemasının yetersiz kaldığı, alanı batı yönden sınırlayan yaya yolunun 12 metrelik taşıt yoluna çevrilirken gerekli açıklama ve gerekçelendirmenin yapılmadığı ve yaya yolunun sürekliliğinin bozulduğu, bu yolun, onaylı planlarla oluşturulmuş bir kavşağa bağlanma açısının trafik açısından güvenlik sorunu ortaya çıkardığı, bu mahallede hiçbir sağlık tesisine gereksinim olmadığı saptaması yapılması durumu söz konusu olsa bile burada bir konut bölgesi geliştirilmesi yönünde bir zorunluluk bulunmadığı, tespit ve değerlendirmelerine yer verilmiştir.

Özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerde ilgili kuruluşlardan gerekli görüşler alınmak suretiyle her ölçekteki imar planı değişikliklerini yapmak Özelleştirme İdaresi Başkanlığı ve Cumhurbaşkanlığının yetkisinde olmakla beraber; bu planların çevre ve imar bütünlüğünü bozmayacak şekilde yapılması gerektiği kuşkusuzdur.

Dosyadaki bilgi ve belgelerle bilirkişi raporunun değerlendirilmesinden, uyuşmazlığa konu taşınmaza ilişkin 24.05.2017 tarihli 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliklerinin iptali yolundaki yargı kararının uygulanması amacıyla onaylanan dava konusu planlarla her ne kadar sağlık tesis alanına tekrar yer verildiği, konut alanı için öngörülen yoğunluğun azaltılarak sosyal donatı alanının arttırıldığı anlaşılmakta ise de, bölge için 1/1000 ölçekli planla öngörülen nüfusun 1/5000 ölçekli plan kararlarına aykırı olduğu, getirilen ilave nüfus için gerekli olan sosyal donatı alanlarına ilişkin olarak bir değerlendirme yapılmadığı anlaşılmakla, dava konusu planların iptal kararında yer verilen gerekçelere aykırı olduğu, planlarda şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Açıklanan nedenlerle, Şanlıurfa İli, Karaköprü İlçesi, ... Mahallesi, ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanarak 09.04.2021 günlü, 3803 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planının ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planının iptaline karar verilmesi gerektiği, düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 sayılı Yasanın 20/A maddesi uyarınca işin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE

MADDİ OLAY : Mülkiyeti hazineye ait Şanlıurfa ili, Karaköprü ilçesi, ... Mahallesi, ... parsel sayılı taşınmaz, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 15/10/2015 tarihinde onaylanan Adıyaman-Şanlıurfa-Diyarbakır Planlama Bölgesi 1/100.000 Çevre Düzeni Planında kentsel gelişme alanı olarak düzenlenmiştir. Karaköprü Belediye Meclisinin ... tarih ve ... sayılı kararıyla onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planında söz konusu alan "sağlık tesisi, park, otopark ve yol" olarak; 1/1000 ölçekli uygulama imar planında "hastane, park, otopark ve yol" olarak planlanmıştır.

Maliye Bakanlığı Milli Emlak Genel Müdürlüğünün davalı idareye göndermiş olduğu ... tarih ve ... sayılı yazısından; dava konusu taşınmazın Sağlık Bakanlığı Sağlık Yatırımları Genel Müdürlüğünden alınan ... tarih ve ... sayılı görüş yazısında; sağlıkta dönüşüm programı kapsamında alanda sağlık tesis alanına ihtiyaç bulunmadığının belirlenmesi nedeniyle özelleştirme kapsam ve programına alındığı anlaşılmaktadır.

Bunun üzerine, Özelleştirme Yüksek Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile uyuşmazlığa konu taşınmaz gelişme konut alanı, park, otopark ve yol olarak (konut alanlarında E=0,75 ve Yençok=serbest koşulları) belirlenmiş, söz konusu imar planı değişikliklerinin iptali istemiyle açılan davada Danıştay Altıncı Dairesinin 09/12/2019 tarih ve E:2017/4549, K:2019/13699 sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiş, anılan kararın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 08/07/2020 tarihli ve E:2020/1087, K:2020/1384 sayılı kararıyla, dava konusu imar planları ile alanda getirilen nüfusun ihtiyacı olan sosyal ve teknik donatı alanı miktarının mevzuat ile öngörülen standartlara uygun olup olmadığının değerlendirilmesi, alanda bu ihtiyacın karşılanması mümkün ise sosyal ve teknik altyapı alanlarının ayrılması, mümkün değil ise nerede ve nasıl karşılanacağına ilişkin araştırma ve analizlerin yapılması sonucunda dava konusu imar planlarının hazırlanması gerekirken, bu hususlar yerine getirilmeksizin onaylanan söz konusu imar planlarının, çevre imar bütünlüğünü bozduğu, bu durumda, Şanlıurfa ili, Karaköprü ilçesi, Karaköprü Mahallesi, ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin Özelleştirme Yüksek Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile onaylanan 1/5.000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1.000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle bozulmasına ve söz konusu imar planlarının iptaline karar verilmiştir.

Yukarıda anılan Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından verilen iptal kararları sonucunda davaya konu alanın plansız kalması ve mahkeme kararının gereğini yerine getirmek için, 10.04.2021 tarihli ve 31450 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, 09.04.2021 tarih ve 3803 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanan dava konusu 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği ile uyuşmazlığa konu taşınmazın kısmen orta yoğunlukta gelişme konut alanı (ayrık nizam, 3 kat, TAKS=0.25, KAKS=0.75) kısmen park alanı, kısmen sağlık tesis alanı ( E:1,0 ve kat yüksekliği Yençok:3 kat) ve kısmen yol olarak düzenlenmesi üzerine bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanununun 1. maddesinde, "Bu Kanunun amacı; A) Bu maddede belirtilen ve Kanunun uygulanmasında "kuruluş" adı ile anılacak olan;

a)İktisadi devlet teşekküllerinin, bunların müessese, bağlı ortaklık, işletme, işletme birimleri ile varlıklarının ve iştiraklerindeki kamu paylarının,

b)Kamu iktisadi teşebbüsleri statüsü dışında kalmakla beraber sermayesinin tamamı veya yarısından fazlası devlete ve/veya diğer kamu tüzelkişilerine ait olan ticari amaçlı kuruluşlardaki kamu payları ile bu kuruluşlara ait müessese, bağlı ortaklık, işletme, işletme birimleri ve varlıklarının, iştiraklerindeki kamu paylarının,

c)Devletin diğer iştiraklerindeki kamu payları ile Hazineye ait payların,

d)Genel ve katma bütçeli idareler ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşların ve kamu iktisadi teşebbüslerinden kamu iktisadi kuruluşlarının gördükleri kamu hizmetleri ile doğrudan doğruya ilgili olmayan varlıklarının ve iştiraklerindeki paylarının,

e)Belediye ve il özel idarelerine ait ticari amaçlı kuruluşlar ile pay oranlarına bakılmaksızın her türlü iştiraklerindeki paylarının,

f)Genel ve katma bütçeli idarelerle bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşların, mal ve hizmet üretim birimleri ve varlıkları (baraj, gölet, otoyol, yataklı tedavi kurumları, limanlar ve benzeri diğer mal ve hizmet üretim birimleri) ile bu Kanunun 35 inci maddesinin (B) fıkrasında belirtilen kamu iktisadi kuruluşlarının temel kuruluş amaçlarına uygun mal ve hizmet üretim birimlerinin işletilmesi haklarının, ekonomide verimlilik artışı, kamu giderlerinde azalma sağlamak, Hazineye ait taşınmazları değerlendirmek suretiyle kamuya gelir elde etmek gerekçelerinden birisi ile özelleştirilmelerine ilişkin esasları düzenlemektir." kuralına yer verilmiştir. 3194 sayılı İmar Kanununun 5. maddesinde, nazım imar planı; varsa bölge veya çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu, çeşitli yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususları göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, detaylı bir raporla açıklanan ve raporuyla beraber bütün olan plan olarak; uygulama imar planı ise, tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmıştır.

Aynı Kanunun 6. maddesinde, mekânsal planların, kapsadıkları alan ve amaçları açısından mekânsal strateji planlarına uygun olarak; “çevre düzeni planları” ve “imar planları” kademelerinden oluşacağı, imar planlarının ise nazım imar planı ve uygulama imar planı olarak hazırlanacağı, her planın bir üst kademedeki plana uygun olarak hazırlanacağı, hüküm altına alınmış; "İmar planlarında Bakanlığın yetkisi" başlıklı 9. maddesinin 2. fıkrasında, "Belediye hudutları ve mücavir alanlar içerisinde bulunan ve özelleştirme programına alınmış kuruluşlara ait arsa ve arazilerin, ilgili kuruluşlardan gerekli görüş, (Belediye) alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak imar tadilatları ve mevzi imar planlarının ve buna uygun imar durumlarının Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak suretiyle yürürlüğe girer ve ilgili Belediyeler bu arsa ve arazilerin imar fonksiyonlarını 5 yıl değiştiremezler." kuralına yer verilmiştir.

Anılan Kanuna 5398 sayılı Kanunun 12. maddesiyle eklenen ve 5793 sayılı Kanunun 15. maddesiyle değiştirilen Ek:3. maddesinde: "Özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya kuruluş lehine irtifak ve/veya kullanım hakkı alınmış arsa ve araziler ile özel kanunları uyarınca özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerin, 3621 sayılı Kıyı Kanunu veya 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında kalan yerler dahil olmak üzere genel ve özel kanun hükümleri kapsamında yer alan tüm alanlarda imar planlarını yapmaya ve onaylamaya yetkili olan kurum veya kuruluşlardan görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak her tür ve ölçekte plan, imar planı ile değişiklik ve revizyonları müellifi şehir plancısı olmak üzere Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılarak veya yaptırılarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak ve Resmi Gazetede yayımlanmak suretiyle kesinleşir." hükmüne yer verilmiştir. 14/06/2014 tarih ve 29030 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin "İmar planı değişiklikleri" başlıklı 26. maddesinde ise, plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü, sosyal ve teknik altyapı dengesini bozmayacak nitelikte, kamu yararı amaçlı, teknik ve nesnel gerekçelere dayanılarak imar planlarında değişiklik yapılabileceği, imar planlarında sosyal ve teknik altyapı hizmetlerinin iyileştirilmesinin esas olduğu, yürürlükteki imar planlarında öngörülen sosyal ve teknik altyapı standartlarını düşüren plan değişikliği yapılamayacağı, imar planlarında bulunan sosyal ve teknik altyapı alanlarının kaldırılması, küçültülmesi veya yerinin değiştirilmesine dair plan değişikliklerinin zorunluluk olmadıkça yapılamayacağı, imar planında verilmiş olan inşaat emsalinin, kat adedinin, ifraz şartlarının değiştirilmesi sonucu nüfus yoğunluğunun artırılmasına dair imar planı değişikliklerinde artan nüfusun ihtiyacı olan sosyal ve teknik altyapı alanlarının standartlara uygun olarak plan değişikliğine konu alana hizmet vermek üzere ayrılacağı kurala bağlanmış, Yönetmeliğin eki Ek-2 tabloda da farklı nüfus gruplarında asgari sosyal ve teknik altyapı alanlarına ilişkin standartlar belirlenmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Usul yönünden; Süre itirazı incelendiğinde; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununa 6545 sayılı Kanununun 18. maddesiyle eklenen ve 28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren "İvedi yargılama usulü" başlıklı 20/A maddesinin 1. fıkrasında, İvedi yargılama usulünün acele kamulaştırma işlemleri ile Özelleştirme Yüksek Kurulu kararlarından doğan uyuşmazlıklar hakkında da uygulanacağı belirtilmiş;

2.fıkrasında ise, "ivedi yargılama usulünde: a) Dava açma süresi otuz gündür. b) Bu Kanunun 11 inci maddesi hükümleri uygulanmaz." kuralı yer almıştır.

Uyuşmazlık konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişiklikleri 20.04.2021-20.05.2021 tarihleri arasında Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından; 21.04.2021-21.05.2021 tarihleri arasında Karaköprü Belediye Başkanlığı tarafından 1 (bir) ay süre ile askıya çıkartılmış olup, son askı tarihinden itibaren yasal dava açma süresi içinde, 18.06.2021 tarihinde açılan davada süre aşımı bulunmadığından, davalı idarelerin süre aşımı itirazı yerinde görülmemiştir. Ehliyet itirazı incelendiğinde;

İdari işlemlerin hukuka uygunluğunun yargı yoluyla denetimini amaçlayan iptal davasının görüşülebilmesinin ön koşullardan biri olan "dava açma ehliyeti", her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idare ile işlemlerinde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin buna bağlı olarak olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçütler içinde menfaat ilişkisinin varlığını ifade etmektedir. Her olay ve davada, idari işlem ile dava açacak kişi arasında öngörülen subjektif ehliyet koşulu olan menfaat ihlali, kişisel, meşru ve güncel bir menfaat olması ölçütleri ekseninde yargı mercilerince değerlendirilerek takdir edilmektedir.

Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 08.03.1979 tarihli, E:1971/1, K:1979/1 sayılı kararında, Türk Mühendis ve Mimar Odalarının, tüzel kişiliği haiz birlikler gibi hak ve yetkilerinin bulunduğu gerekçesiyle davacı ve davalı olarak taraf ve dava ehliyetleri bulunduğuna karar verilmiş, 521 sayılı Danıştay Kanununun 69. ve 70. maddelerinde yer alan "ilgililer" ibaresinin gerçek ve tüzel kişilerden daha kapsamlı olduğu vurgulanmıştır. İmar planlarına karşı açılan davalarda ifa ettikleri meslek ve sanat açısından şehirleşme ve dolayısıyla imar faaliyetleriyle çok yakından ilgileri bulunan mimarların ve şehir plancılarının oluşturduğu oda ve şubelerin de birlikler gibi doğrudan dava açabileceği kabul edilmektedir. Bu bakımdan, TMMOB Şehir Plancıları Odasının; imar planlarının mevzuata, planlama esaslarına, şehircilik ilkelerine ve kamu yararına aykırı olduğu iddiasına dayalı olarak kendi kuruluş amacı doğrultusunda dava açma ehliyetine sahip olduğu açıktır. Açıklanan nedenle davalı tarafça, davacının dava açma ehliyeti olmadığı yönündeki iddiası yerinde görülmemiştir. Esas yönünden;

Dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planının; dava konusu taşınmaz açısından geçmişten itibaren belirlenen fonksiyon/fonksiyonların değerlendirilmesi suretiyle, uyuşmazlık konusu plan değişikliklerini zorunlu kılan sebeplerin varlığı da irdelenerek imar planı değişiklikleri ile getirilen plan notu değişikliği ve ilavesinin, kullanım kararlarını ve yapılaşma koşullarını, çevre ve imar bütünlüğünü ve sosyal donatı dengesini bozucu nitelikte olup olmadığının, bozuyor ise sosyal donatı dengesini hangi yönlerden bozduğunun, planların birbirleriyle ve üst ölçekli planlar ile planların kademeli birlikteliği ilkesi bakımından uyumlu olup olmadığının belirlenmesi suretiyle, davacı iddiaları ve davalı idarenin savunmasındaki açıklamalar ile dosya kapsamındaki tüm bilgi ve belgeler de dikkate alınmak suretiyle değerlendirilmesi amacıyla Dairemizin 24/09/2021 tarihli kararı üzerine Naip Üye ... tarafından re'sen seçilen bilirkişiler Prof. Dr. ..., Prof. Dr. ... ve Doç. Dr. ...'nın katılımıyla oluşan bilirkişi kuruluyla 16/12/2022 tarihinde yerinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmıştır.

Bilirkişi raporunda özetle ; " Davaya konu plan değişikliği işlemleri, önerilen kullanım kararları açısından üst ölçekli plan olan 1/100.000 ölçekli Adıyaman-Şanlıurfa-Diyarbakır Çevre Düzeni Planına aykırılık teşkil etmemektedir.

Ancak 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ile önerilen konut alanı büyüklüğü ve yapılaşma koşulları uyarınca oluşacak nüfus yoğunluğu 1/5.000 ölçekli nazım imar planında bu bölge için belirlenen nüfus yoğunluğunun üzerindedir ve bu yönüyle anılan üst ölçekli plana aykırılık taşımakta ve planların kademeli birlikteliği ilkesi sağlanamamaktadır.

Davaya konu taşınmazda öngörülen yapılaşma koşulları çevrede öngörülenler ile çok farklılaşmasa da konut alanı olarak ayrılan alanın içerisinde kaç konut parseli yer alacağı, konutların büyüklüğü, bağımsız bölüm sayısı gibi koşulların birinin dahi plan açıklama raporunda ya da plan notlarında tarif edilmemiş olması ve nüfus öngörüsünün bulunmaması nedeniyle çevre ve imar bütünlüğüyle tutarlı olmayan bir yaklaşım söz konusudur.

Dava konusu plan değişikliği sürecinde, sağlık hizmeti sunumunu sağlayacak bir plan öngörüsünün bulunması ilk plan değişikliği ile karşılaştırıldığında olumlu değerlendirilmektedir. Ancak, bu alanın mahalle genelindeki sağlık hizmetlerinin mevcut/planlı kapasitesiyle karşılaştırılarak planlama yapılması gerekmektedir. Bu değerlendirmenin plan araştırma raporunda ve plan açıklama raporunda yer almaması önemli bir eksikliktir.

Bu doğrultuda, yer seçimi açısından konu ele alındığında da alanın konut alanı olarak planlanmasında yapılan önerinin yer seçimi açışından üst ölçekli plan doğrultusunda bir sorun görülmese de sağlık tesis alanının küçültülmesinde mevcut ve planlı kapasiteye ilişkin hesaplamalar yapılmadan bu işlem yapıldığı için bunun doğru bir planlama yaklaşımı olmadığı değerlendirilmektedir.

Plan değişikliği işlemi ile getirilen ilave nüfusun gereksinimi olan yeterli yeşil alanın davaya konu plan değişikliğinde ayrılmamış olduğu görülmektedir. Öte yandan, ilave nüfus nedeniyle mahallede eğitim, sağlık, sosyo-kültürel tesis alanı ve ibadet alanı yönünden sosyal donatı dengesinin değişmesi kaçınılmazdır. Bu yönde değerlendirmelerin ve mevcut durumun yeterliliğine ilişkin analizlerin plan değişikliği işleminde dikkate alınmamış olması önemli eksikliklerdir.

Plan değişikliği kararları ve değiştirilen (kaldırılan ve yeni getirilen) kullanımlar incelendiğinde, mahalle genelinde dolaşım sistemine ve erişilebilirliğe etki eden önemli değişikliklerin söz konusu olmadığı görülmektedir. Bununla beraber plan değişikliği işlemi ile konut alanı içinde yeni bir taşıt yolunun planlanmamış olması taşıtla erişim gerekleri açısından yetersiz kalabilecek bir ulaşım öngörüsüne işaret etmektedir. Taşıt sistemi ve dolaşımı açısından plandaki ulaşım şeması yetersiz kalmaktadır.

Plan değişikliği kararları ile alanı batı yönden sınırlayan bir yaya yolunun 12 metrelik bir taşıt yoluna çevrildiği, bu yapılırken gerekli açıklama ve gerekçelendirmenin yapılmadığı ve yaya yolunun sürekliliğinin bozulduğu görülmektedir. Ayrıca bu yolun, onaylı planlarla oluşturulmuş bir kavşağa uygunsuz bir açıyla bağlanıyor olması trafik açısından bir güvenlik sorunu ortaya çıkarmaktadır.

Sağlık Bakanlığı tarafından burada bu kullanıma gereksinim olmadığı yönünde bilgi verildiği ve “Sağlıkta Dönüşüm Programı” kapsamında kent genelinde sağlık alanlarının yer seçimine ilişkin bir başka planlama süreci devreye girdiği için, bu kullanımın buradaki konumunun yeniden değerlendirilmesi ve bir plan değişikliğinin yapılması planlama esaslarına aykırılık taşıyan bir yaklaşım olarak değerlendirilmemektedir. Öte yandan, plan değişikliği yapılırken buradaki mahallenin bir yaşam alanı olarak kendi içindeki bütünlüğü ve gereksinim duyduğu donatı alanlarının azalmadan sürdürülmesi de son derece önemli planlama konularıdır. Bu mahallede hiçbir sağlık tesisine gereksinim olmadığı saptaması yapılması durumu söz konusu olsa bile burada bir konut bölgesi geliştirilmesi yönünde bir zorunluluk bulunmamaktadır.

Son olarak, davaya konu işlemlerin, ilgili raporlarında plan değişikliği olarak tanımlanmayıp, yeni yapılan nazım ve uygulama imar planları olarak adlandırılması hatalıdır. Davaya konu işlemlerin isminde ve ilgili plan raporlarının içeriğinde bunların “plan değişikliği” olduğu ifadesi bulunmamaktadır ve bu durum planlama esas ve tekniklerine aykırıdır. " tespit ve değerlendirmelerine yer verilmiştir. Davalı idareler tarafından bilirkişi raporuna itiraz edilerek dava konusu işlem ile yapılan imar planı değişikliğinin imar mevzuatı ve planlama ilkelerine uygun olduğu ileri sürülmüştür. Dairemizce yapılan değerlendirme;

Yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri uyarınca, özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerde, ilgili kuruluşlardan gerekli görüş alınmak suretiyle her ölçekteki imar planı değişiklikleri yapmak yetkisinin Özelleştirme İdaresi Başkanlığında olduğu, bu plan ve plan değişikliklerinin çevre ve imar bütünlüğünü bozmayacak şekilde yapılması gerekmekle birlikte, 3194 sayılı İmar Kanununun 9. maddesinin ikinci fıkrasında verilmiş olan yetkiye istinaden Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yalnızca özelleştirme kapsamına alınan taşınmazlarda imar planı değişikliği yapılabildiği hususunun göz önünde bulundurulması gerekmektedir.

Yukarıda özetine yer verilen bilirkişi raporunda, uyuşmazlık konusu imar planlarının planlama esaslarına, şehircilik ilkelerine ve kamu yararına uygun olmadığı değerlendirilmiş ise de; davaya konu taşınmazın bulunduğu alanda imar planı yapma yetkisinin Özelleştirme Yüksek Kuruluna ait olduğu, plan kararlarına ilişkin ilgili kurum ve kuruluşların görüşlerinin alındığı, dava konusu plan değişikliklerinin üst ölçekli planlara aykırılık oluşturmadığı; 3194 sayılı İmar Kanununun 9. maddesinin 2. fıkrasında verilmiş olan yetkiye istinaden özelleştirmenin amacına uygun olarak taşınmazın verimli olarak kullanımının sağlanması için parsel bazlı değişiklik yapıldığı anlaşılmıştır.

Dava konusu taşınmaz açısından geçmişten itibaren belirlenen fonksiyonlar ve uyuşmazlık konusu planları zorunlu kılan sebepler ile imar planı ile getirilen kullanım kararlarının ve yapılaşma koşullarının çevre ve imar bütünlüğü ve sosyal donatı dengesi açısından değerlendirildiğinde; dava konusu planların daha önceki plan değişikliğinin iptal edilmesi üzerine hazırlandığı, uyuşmazlık konusu taşınmazın ilk defa planlamaya konu edilmediği, önceki imar planlarında getirilen kullanım kararları ile zaten yapılaşmaya açılmış olduğu, dolayısıyla Sağlık Bakanlığı'nın talebi üzerine imar planlarında kısmen kaldırılan ''sağlık tesis alanı'' fonksiyonu yerine getirilen fonksiyonların (kısmen orta yoğunlukta gelişme konut alanı (ayrık nizam, 3 kat, TAKS=0.25, KAKS=0.75) kısmen park alanı, kısmen yol) planın ana stratejisini bozacak nitelikte olmadığı gibi dava konusu plan değişiklikleriyle iptaline karar verilen 24/05/2017 tarih ve 2017/36 sayılı 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliklerine kıyasla sosyal donatı alanı miktarının arttırıldığı, konut alanı miktarının ise azaltıldığı, ayrıca, etrafı 3-6 katlı konut alanları ile çevrili olan uyuşmazlık konusu parsele getirilen fonksiyonların ve yapılaşma koşullarının, yakın çevresi ile uyumlu olduğu, çevre ve imar planı bütünlüğüne aykırılık oluşturmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Bu durumda, uyuşmazlık konusu taşınmaza ilişkin 24/05/2017 tarihli imar plan değişikliklerinin iptali yolundaki yargı kararının uygulanması amacıyla onaylanan dava konusu planlarla, tekrar sağlık tesis alanına yer verildiği, konut alanı için öngörülen yoğunluğun azaltıldığı, sosyal donatı alanının da artırıldığı dikkate alındığında; dava konusu parselle sınırlı olarak yapılan sosyal ve teknik alt yapı dengesini etkileyecek nitelikte olmayan ve ayrıcalıklı haklar tanımayan dava konusu imar planlarında şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırılık bulunmadığından davanın reddi gerekmektedir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;

1.DAVANIN REDDİNE,

2.Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,

3.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ...- TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,

4.Danıştay Başkanlığı tarafından yatırılan avanstan karşılanan keşif ve bilirkişi incelemesi gideri olan ...-TL avansın davacıdan alınarak Danıştay Başkanlığı'na verilmesine, bu kısmın tahsili için kararın bir örneğinin Danıştay Başkanlığı Genel Sekreterliği'ne (İdari İşler Müdürlüğü) tebliğine,

5.Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,

6.Müdahil yargılama giderinin müdahale talebi reddedilen Karaköprü Belediye Başkanlığı üzerinde bırakılmasına, Karaköprü Belediye Başkanlığı tarafından yatırılan ve kullanılmayan yürütmenin durdurulması harcı ile posta gideri avansından artan tutarın anılan idareye iadesine,

7.Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 09/01/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.