11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2024/2256 E. , 2025/2270 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 08.04.2025 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirketin mimarlık alanında faaliyet gösterdiğini, kurucu ortaklarının %50'şer hisse ile... ... ve davalı ... ... olduğunu, ... için hazırlanan ... TV Radyo ...projesi ve kesin projesi işini davacı şirketin üstlendiğini, projelerinin hazırlanması işinin iki aşamalı olarak planlandığını, ilk aşamanın avan ve kesin proje olduğunu, ikinci aşamanın ise uygulama projesi işi olduğunu, avan ve kesin projenin tesliminden sonra devam niteliğindeki uygulama projesi işinin hazırlandığını, işin büyük bir bölümünün ve uygulama projesinin bir kısmının müvekkili şirketçe tamamlandığını, davalı şirket ortağının, müvekkili mimarlık şirketine özgü tüm mimari çizim teknik bilgilerine ve şirket bünyesinde hazırlanan projelerin maliyet oluşumuna ilişkin bilgilere sahip olduğunu, hal böyle iken şirkette davalıdan kaynaklı ihtilaf çıktığını, davalının şirkete gitmemeye başladığını, ardından davalının İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/290 E. sayılı dosyası ile ortaklığın feshi talepli dava açtığını, davalının amacının uygulama projesini tek başına yürütmek olduğunu, davalının şirket bünyesinde sahip olduğu proje bilgilerinin ticari sır niteliğinde olduğunu, davalının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 613. maddesinde açıklanan şirket sırrı niteliğindeki proje bilgilerini 3.kişilere karşı kullanması veya ifşa etmesi sonucu bağlılık yükümlülüğüne aykırı davrandığını, davalının müvekkili şirket bünyesinde tamamlanması gereken bir projenin son aşamasını kendisi hazırlayarak, bu doğrultuda bakanlık ile sözleşme akdedip, mesleki kontrolörlük işini aldığını, bu kapsamda müvekkili şirketi büyük ölçüde maddi zarara uğrattığını ve haksız menfaat sağladığını, şirket amacına zarar veren işlemler yaptığını, davalının yaptığı bu eylem ve işlemin TTK'nın 54. maddesinde açıklanan "dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanması" amacına da aykırı olduğunu, davalı eylemlerinin TTK'nın 55. maddesinde açıklanan özel nitelikteki haksız rekabet eylemlerini oluşturduğunu belirterek; fazlaya dair haklarının saklı kalması kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 23.06.2020 tarihli artırım dilekçesi ile bilirkişi raporunda belirlenen 3.476.636,00 TL davalı kazancından davalının %50 şirket ortaklığı nisbetinde (davacının ortaklıktan çıkmasına karar verildiği gözetilerek) indirim yapılarak belirsiz alacak olarak açtıkları davanın değerini 1.728.318,00 TL artırarak, toplam 1.738.318,00 TL şirket zararının dava tarihinden itibaren ticari faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; avan ve kesin projelerin mali haklarının davalıda olduğunu, davalının haksız rekabet teşkil edecek bir eylemi bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ... tarafından düzenlenen avan ve kesin projelerinin devamı niteliğindeki uygulama projelerinin davalı tarafından düzenlenmesinde herhangi bir iş ve üretim sırrının ifşasının söz konusu olmadığı, avan, kesin ve uygulama projelerinin aynı kişi ya da şirketler tarafından yapılması yönünde sürekli bir mesleki uygulama bulunmadığı, davalı müdürlükten istifa ettiğinden limited şirket ortağı olan davalının şirketle rekabet etmeme yükümlülüğünün de bulunmadığı, TTK'nın 54. maddesinde haksız rekabetin varlığından söz edebilmek için dürüstlük kuralına aykırı davranışın yeterli görüldüğü, davalının, avan ve kesin projelerinin düzenlenmesinin ardından müdürlükten istifa ederek müdürler için öngörülen rekabet yasağını bertaraf ettiği, sonrasında yeni bir mimarlık ofisi açarak uygulama projesini bu ofis bünyesinde hazırlayarak idareye teslim ettiği, bu şekilde işi alamayan davacı şirketin zarara uğradığı, davalının bu davranışı dürüstlük kuralına aykırı olduğundan bu durumun haksız rekabet teşkil ettiği, davalının bu eyleminin TTK'nın 613/2 bendi hükmündeki bağlılık, özen ve sadakat yükümlülüklerine de aykırı olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 1.738.318,00 TL'nin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, faize ve fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesince, davalının hazırladığı projenin yarışmada 3. olması üzerine avan ve kesin projelerin hazırlanması için davacı şirketle sözleşme imzalandığı, davalının kendi hazırladığı projeden sonra uygulama projesi yapımı için Bakanlık ile anlaşmasının şirket sırlarının ifşası olarak kabul edilemeyeceği, limited şirket ortaklarının, ana sözleşmede aksine düzenleme olmadıkça şirkete karşı rekabet yasağının bulunmadığı, davacı şirketin de ana sözleşmesinde ortağın rekabet yasağına ilişkin bir düzenleme yer almadığı, bu halde davalı ortağın şirket ile aynı faaliyet alanında ve ona rakip olarak iş yapmasına bir engel bulunmadığı, TTK'nın 613/2. maddesinde geçen “özel menfaat sağlanması” ile “şirketin amacına zarar verilmesi” şartlarının birbirini tamamlayan şartlar olup bunların bağlılık yükümünü ihlâl eden ayrı bir kategori olarak kabul edildiği, bu yükümün sınırının da madde gerekçesinde rekabet yasağı olarak belirtildiği ve sözleşmede açık hüküm bulunmuyorsa bağlılık yükümünden hareketle yasağa varılamayacağının belirtildiği, buna göre rekabet yasağının söz konusu olmadığı durumlarda ortağın şirketle rekabet etmesinin bağlılık yükümüne aykırılık teşkil etmediği ve dolayısıyla haksız rekabet oluşturmadığı, davalının, rekabet yasağına takılmamak için kötüniyetle şirket müdürlüğünden istifa ederek yeni bir mimarlık ofisi açmış olması şirketi zarara uğratabilecek nitelikte kabul edilerek bağlılık yükümünü ihlal ettiği ifade edilmiş ise de, davalının şirket müdürlüğünden 02.06.2015 tarihli noter ihtarı ile istifa ettiği, istifanın şirketin 05.06.2015 tarihli genel kurul kararı ile kabul edildiği, davalı tarafça 08.06.2015 tarihinde fesih ve ortaklıktan çıkma davası açıldığı da nazara alındığında taraflar arasındaki güven ilişkisi zaten bozulduğundan ve İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesinin 23.11.2017 Tarih ve 2015/590 E. - 2017/948 K. sayılı kararındaki gerekçeler de nazara alındığında davalının şirketin müdürlük görevinden istifasının rekabet yasağından kurtulmak için kötüniyetle yapıldığının kabulünün mümkün olmadığı, avan, kesin ve uygulama projelerin aynı kişi veya şirketler tarafından yapılması yönünde sürekli bir mesleki uygulama bulunmadığı, kaldı ki davacı tarafça, davalı tarafından uygulama projesi alınmasaydı bu işin idare tarafından kendilerine verileceği yani idare ile davacı şirketin sözleşme akdedeceğinin ve projenin davacı şirket tarafından tamamlanmasının davalı tarafça engellendiğinin de ispatlanamadığı, du durumda, TTK'nın 55/1-e maddesindeki iş şartlarına uymamak şeklindeki haksız rekabetin şartlarının da oluşmadığı, bu sebeplerle İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak, davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, haksız rekabet nedeniyle tazminat talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ:
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
09.04.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.