Esas No
E. 2012/8258
Karar No
K. 2013/4586
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

9. Ceza Dairesi         2012/8258 E.  ,  2013/4586 K.

"İçtihat Metni"

İtiraz Eden : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İtiraz Tarihi : 27.04.2012 İtiraz Edilen Daire Kararı : 14.03.2012 tarih ve 2010/11622 – 2012/3315 sayılı bozma kararı İtirazla İlgili Mahkeme Kararı : İzmir 27. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.09.2007 tarih, 2006/538-2007/554 sayılı kararı İtirazla İlgili Hüküm : 1- TCK'nın 170/1-c ve 53. maddeleri uyarınca mahkumiyet

2.TCK'nın 151/1 ve 53. maddeleri uyarınca mahkumiyet İtiraza Konu Olan Sanık : ... Suç : Genel güvenliği kasten tehlikeye sokma, mala zarar verme

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı ve ekindeki dava dosyası, 05.07.2012 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı “Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun”un 99. maddesi ile 5271 sayılı CMK'nın 308. maddesine eklenen 2 ve 3. fıkralar kapsamında bir bütün olarak incelenerek gereği düşünüldü: Sanık hakkında genel güvenliği tehlikeye sokma ve mala zarar verme suçlarından açılan davanın yargılaması sonunda kurulan mahkumiyet hükümleri sanık tarafından temyiz edilmiş ve Dairemizin 14.03.2012 tarih ve 2010/11622 - 2012/3315 sayılı kararı ile; Yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;

Sanığın, ele geçirilemeyen silah ile aralarında husumet bulunan şikayetçinin evine ateş etmek suretiyle zarar verdiğinin anlaşılması karşısında eyleminin 5237 sayılı TCK'nın 151/1. maddesine uyan "mala zarar verme" ve aynı Kanunun 106/2-a maddesinde yazılı "silahla tehdit" suçlarını oluşturduğu gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması” hususu kanuna aykırı görülerek anılan mahkumiyet hükümlerinin bozulmasına karar verilmiştir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 27.04.2012 tarihli itiraz dilekçesinde; 1412 sayılı CMUK'nın 320 ve 321. maddelerinde “Temyiz Mahkemesi, temyiz istida ve layihasında irat olunan hususlar ile temyiz talebi usule ait noksanlardan dolayı olmuş ise temyiz istidasında bu cihete dair beyan edilecek vakıalar hakkında tetkikler yapabileceği gibi hükme tesiri olacak derecede kanuna muhalefet edilmiş olduğunu görürse talepte mevcut olmasa dahi bu hususu tetkik eder. 313/2. maddede gösterilen müstenidattan başka temyiz müddeasını teyit için yeniden müstenidat göstermeye lüzum yoktur. Bununla beraber böyle müstenidat arzolunmuşsa kabul olunur. Temyiz Mahkemesi, aleyhine itiraz olunan hükmü hangi cihetten kanuna muhalif görmüşse o cihetten bozar. Hükmün bozulmasına sebep olan kanuna muhalefet keyfiyeti, bu hükme esas olarak tespit edilen vakıalarda olmuş ise bu muameleler dahi aynı zamanda bozulur” hükümleri mevcut bulunmaktadır. Buna göre temyiz mahkemesi olan Yargıtay hükme tesir eden kanuna muhalefet hallerini hükümde tespit ederse bu hükmü bozarak yeniden kanuna uygun hüküm kurulması için mahalli mahkemesine gönderir. Aksi takdirde hükmün onanmasına karar vermek zorundadır.

Dosya kapsamından anlaşılacağı üzere sanık hakkında mala zarar verme ve genel güvenliği tehlikeye sokma suçlarından dava açılmış, mahkemesince bu konuda karar verilmiştir.

Verilen kararın sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay Başsavcılığınca her iki suç yönünden kararın onanması talep edilmiş, Yüksek Dairece yapılan incelemede ise; “sanığın, ele geçirilemeyen silah ile aralarında husumet bulunan şikayetçinin evine ateş etmek suretiyle zarar verdiğinin anlaşılması karşısında eyleminin 5237 sayılı TCK'nın 151/1. maddesine uyan "mala zarar verme" ve aynı Kanunun 106/2-a maddesinde yazılı "silahla tehdit" suçlarını oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması” sebebiyle bozulmasına karar verilmiştir.

Bu durumda Yüksek Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasındaki hukuki anlaşmazlık, karar muhtevasından anlaşılacağı üzere genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçunun silahlı tehdit suçu olup olmadığıdır. Mala zarar verme suçu bakımından Başsavcılık ve Daire arasında hukuki anlaşmazlık bulunmamaktadır. O halde mala zarar verme suçu yönünden Yüksek Dairece onama kararı verilmesi gerekmekte” olduğunu belirterek Dairemiz bozma kararına karşı itirazda bulunmuştur.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ile Dairemiz arasındaki uyuşmazlık, sanık hakkında mala zarar verme suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik onama kararı verilip verilemeyeceği, ya da diğer bir anlatımla anılan suçtan kurulan mahkumiyet hükmünün bozmaya konu edilmesinde zorunluluk bulunup bulunmadığına ilişkindir. İtiraz, 6352 sayılı Kanunun 99. maddesi ile 5271 sayılı CMK'nın 308. maddesine eklenen 2 ve 3. fıkralar kapsamında bir bütün olarak incelendiğinde;

TCK'nın 44. maddesinde düzenlenen fikri içtima kuralı, bir fiil ile birden farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren sanığın bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan cezalandırılması ile yetinilmesi gerektiği hususunu öngörmektedir. Dosya kapsamına göre de; sanığın, aralarında husumet bulunan şikayetçinin evine zarar verme eylemini, ele geçirilemeyen silah ile ateş etmek suretiyle gerçekleştirdiği anlaşılmaktadır.

Bu durumda TCK'nın 44. maddesi gereği, bir fiil ile hem mala zarar verme hem de silahlı tehdit suçunu işleyen sanık hakkında ağır olan silahlı tehdit suçundan hüküm kurulması ile yetinilmesi gerekmekte gibi görünse de, tehdit suçunun düzenlendiği TCK'nın 106. maddesinin 3. fıkrasında “tehdit amacıyla ... malvarlığına zarar verme suçunun işlenmesi hâlinde, ayrıca bu suçlardan dolayı ceza verilir” hükmü yer aldığından ve somut olayımızda da sanık, mala zarar verme suçunu tehdit amacıyla gerçekleştirdiği eylem nedeniyle işlediğinden, bu özel düzenleme nedeniyle TCK'nın 44. maddesi somut olayda uygulanmayacak ve hem mala zarar vermeden hem de silahlı tehdit suçundan mahkumiyet hükmü kurulması gerekecektir. Bu açıklamalar ışığı altında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın itirazı yerinde görülerek kabul edilmiş ve aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

KARAR

1.Dairemizin itiraz edilen bozma kararının kaldırılmasına,

2.a) Sanık hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükme ilişkin incelemede; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle anılan hükmün ONANMASINA, b) Sanık hakkında genel güvenliği tehlikeye sokma suçundan kurulan hükme ilişkin temyize gelince; Aralarında husumet bulunan şikayetçinin evine ele geçirilemeyen silah ile ateş eden sanığın kanıtlanan eyleminin TCK'nın 106/2-a maddesinde düzenlenen "silahla tehdit" suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde “genel güvenliği kasten tehlikeye sokma” suçundan mahkumiyet hükmü kurulması, Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, CMUK'nın 326/son maddesi uyarınca sanık hakkında tayin olunan sonuç cezanın miktarı bakımından kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 26.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog