Aramaya Dön

12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2024/535
Karar No
K. 2024/535
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
İş Hukuku

T.C. ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/535 Esas - 2024/567

TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ

T.C.

ANKARA

ON İKİNCİ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

K A R A R

ESAS NO: 2024/535
KARAR NO: 2024/567
DAVA: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 13/12/2017
KARAR TARİHİ: 11/10/2024
G. KARAR YAZIM TARİHİ: 28/10/2024

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketlerin oluşturduğu iş ortaklığının davalı tarafça yapılan ihaleye katıldığını, müvekkillerinin ihaleyi kazanmaları üzerine .... İşletme Müdürlüğünün ihtiyacı olan lojistik faaliyetlerinin müvekkilleri tarafından yapılması konusunda taraflar arasında sözleşme imzalandığını, işin süresinin, başlama tarihinden itibaren 15 ay olarak belirlendiğini, taahhüt konusu iş devam ederken idare mahkemesince, söz konusu ihaleye yapılan itirazın reddine ilişkin Kamu İhale Kurumu kararının iptaline karar verildiğini, idare mahkemesi kararının kesinleşmesi beklenmeksizin müvekkillerinin teklifinin değerlendirme dışı bırakılmasının karar altına alındığını, davalının da bu karar üzerine taraflar arasındaki sözleşmeyi feshettiğini, idare mahkemesi kararının Danıştay tarafından bozulduğunu, bunun üzerine KİK'in 21.12.2016 tarihli kararı ile ihaleye ilişkin şikayetin reddine karar verildiğini, böylece müvekkillerinde kalan ihalenin yasaya uygun olduğunun ortaya çıktığını, müvekkillerinin 03.02.2017 ve 24.02.2017 tarihli dilekçeler ile davalıdan, ihale konusu işin kaldığı yerden başlaması için kendilerine izin verilmesinin, aksi halde haksız fesih ve iptal nedeniyle uğradıkları zararın tazmin edilmesini talep ettiklerini, davalının olumsuz cevap verdiğini, idare mahkemesindeki yargılama sürecinin kesinleşmesini beklemeden işlem yapan davalının taraflar arasındaki sözleşmeyi feshinin haksız olduğunu, sözleşme konusu iş yerinde, davalının asıl işveren, ihale ile iş alan müvekkili şirketlerinin de alt işveren sıfatlarının bulunduğunu, davalının, taraflar arasındaki sözleşmenin feshedildiği tarih itibariyle müvekkillerine, çalıştırılan işçilerin iş sözleşmelerinin fesih ettirildiğini, bu işçilerin işçilik haklarının da müvekkillerinin işe başladığı tarih gözetilmeksizin tamamen müvekkillerinden tahsil edildiğini, bu kapsamda müvekkillerinin 324.757,65 TL ödeme yaptığını, oysa müvekkillerinin dava konusu yerde 5 ay 23 gün faaliyet gösterdiklerini ileri sürerek, kıdem tazminatı olarak yapılan ödemenin şimdilik 15.000,00TL'sinin, ihbar tazminatı olarak ödenen miktarın şimdilik 5.000,00TL'sinin ve yıllık izin ücreti olarak ödenen miktarın şimdilik 2.500,00 TL'sinin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Bilahare davacılar vekili davasını ıslah ederek bu miktarları toplam 302.527,77 TL'ye yükseltmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle:derdestlik nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, müvekkilince yapılan fesih işleminin hukuka uygun olduğunu, işçilik alacaklarının doğru olarak hesaplanarak işçilere ödendiğini ve davacıların da tüm işçilik alacaklarından sorumlu bulunduklarını, müvekkilinin müteselsil sorumluluğunun yalnızca işçilere karşı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacak talebine ilişkindir.

Mahkememizce deliller toplanarak yapılan yargılama neticesinde 26/02/2020 tarih ve 2017/913 Esas, 2020/131 Karar sayılı kararımızla;" taraflar arasında yapıldığı kabul edilen sözleşme ve eklerinin içerdikleri düzenlemeler ışığında davalının ödediği işçilik bedellerini davacıdan tahsil etmesinin sözleşme hükümlerine uygun bulunduğu, dolayısıyla davalının davacıdan yaptığı ödemeyi tahsil etmesinde bir yanlışlık olmadığı, söz konusu işçilik ödemelerinden sorumlulukları dışında kalan kısmı ile ilgili davacıların diğer alt yüklenicilere rücu olanağı bulunmakla birlikte davalının bu alacaklardan sorumluluğu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine", karar verilmiştir.

İş bu karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine , Ankara BAM 20. HD nin 12/04/2023 tarih ve 2021/522 E., 2023/513 K. sayılı ilamıyla;"Taraflar arasında yapıldığı kabul edilen sözleşme ve eklerinin anılan düzenlemeleri ışığında davalının ödediği işçilik bedellerini davacıdan tahsil etmesinin sözleşme hükümleri ile kabul edildiği, dolayısıyla davalının davacıdan yaptığı ödemeyi tahsil etmesinde bir yanlışlık olmadığı, alt iş verenler arasında davacıların söz konusu işçilik ödemelerinden sorumlulukları dışında kalan kısmı ilgili alt yüklenicilere rücu olanağı bulunmakla birlikte davalının bu alacaklardan sorumluluğu bulunmadığından ( davalıya rücu olanağı olmadığından) tahsili talebinin yerinde olmadığı" gerekçesiyle istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.

Davacılar vekilinin, İstinaf mahkemesi kararını temyizi üzerine , .... .... .... K. sayılı ilamıyla; "Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 3.1. Davacı ortaklık davasında taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmesi dolayısıyla davalının talebi üzerine davalı tarafa yapmak zorunda kaldıkları ödemenin istirdatını talep etmektedir. Dosya içeriğinden, davalı .... .... .... İşletmeleri Genel Müdürlüğü'nün 04.07.2017 tarihli yazı ile davacılardan 324.757,65 TL'lik tutarı en geç 10.07.2017 tarihinde ödemeleri gerektiğini aksi halde teminat mektuplarından karşılanmak kaydıyla çalışanlarına ödeneceğini bildirdiği, bunun üzerine davacıların 24.07.2017 tarihinde 324.757,65 TL'yi davalının Ziraat Bankası hesabına havale etmek sureti ile ödediği, bu ödemelerin 227.690,15 TL kıdem tazminatı, 81.9561,45 TL ihbar tazminatı, 15.116,05 TL yıllık izin ücreti karşılığı olduğu anlaşılmaktadır. .. Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu denetime elverişli 11.04.2019 tarihli kök rapor ve 04.06.2019 tarihli ek bilirkişi raporu ile; davacıların kendi sözleşme dönemine karşılık gelen kıdem tazminatı miktarının 33.041,83 TL, ihbar tazminatı miktarının 81.951,45 TL ve davacıların sözleşme dönemi içinde doğan yıllık ücretli izin miktarının 6.873,63 TL olarak hesaplandığı, davacıların kıdem ve ihbar tazminatının ve yıllık izin ücretlerinin tamamından sorumlu olmaları durumunda davalının davacılardan talep edebileceği miktarın (33.041,83 + 81.951,45 + 6.873,63 =) 121.866,91 TL olacağı ve 24.07.2017 tarihinde 324.757,65 TL ödeyen davacıların, davalıdan ödeme tarihleri itibariyle talep edebilecekleri fazla ödemelerinin (324.757,65 - 121.866,91=) 202.890,74 TL olduğu belirlenmiştir.....Mahkemece, davalının bu alacaklardan sorumluluğu bulunmadığından, davalıya rücu olanağı olmadığından dava red edilmiş ise de: mahkeme gerekçesinde bahsedilen Yargıtay içtihadının somut olaya uygun olmadığı, somut olayda davalının ya da davacıların işçilere yaptığı bir ödemenin rücu edilmesi değil, zorunlu olarak davalı tarafa yapılan ödemenin iadesinin talep edilmiş olduğu, bu sebeple davacının sorumlu olduğu miktarın bilirkişi raporuyla belirlenen 121.866,91 TL olduğu ve iadesini talep edebilecekleri belirlenen fazla ödeme miktarı 202.890,74 TL üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken, davanın reddine karar verilmesi yerinde bulunmamış, ilk derece mahkemesi kararın bozulması uygun görülmüştür." gerekçesiyle mahkememiz kararı bozulmuştur.

Mahkememizce Yargıtay bozma ilamına uyularak, dosya kapsamı ve bozma ilamı içeriği nazara alındığında; davacıların 24.07.2017 tarihinde, davalının Ziraat Bankası hesabına havale etmek sureti ile ödediği 324.757,65 TL' nin; 227.690,15 TL sinin kıdem tazminatı, 81.9561,45 TL sinin ihbar tazminatı ve 15.116,05 TL yıllık izin ücreti karşılığı olduğu, davacıların kendi sözleşme dönemine karşılık gelen kıdem tazminatı miktarının 33.041,83 TL, ihbar tazminatı miktarının 81.951,45 TL ve davacıların sözleşme dönemi içinde doğan yıllık ücretli izin miktarı 6.873,63 TL olmak üzere toplam davacıların sorumlu olduğu miktarın121.866,91 TL olduğu yapılan bilirkişi incelemesinde anlaşılmakla, bu miktar dışında kalan ve fazla ödenen 202.890,74 TL yi davacıların talep edebilecekleri anlaşılmış, aşağıdaki şekilde davanın kısmen kabulü ve reddi yönünde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Davacının davasının Kısmen Kabulü ile; 202.890,74TL'nin 24/07/2017 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasının 2/2. Maddesinde belirtilen şekilde avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,

2.Kabul edilen 202.890,74 TL üzerinden binde 68,31 oranında hesaplanan 13.859,47 TL karar ve ilam harcından 384,25 TL peşin harç, 4.783,00 TL ıslah harcı toplamı olan 5.167,25 TL harcın düşümü ile eksik kalan 8.692,22 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

3.Davacılar tarafından yatırılan 31,40 TL başvuru harcı, 384,25 TL peşin harç, 4,60 TL vekalet harcı, 4.783,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 5.203,25 TL harcın davalıdan alınarak davacılara verilmesine,

4.Davacıların karşıladığı 1.500,00 TL bilirkişi ücretinden ibaret yargılama giderinin, kabul / talep oranına göre hesaplanan 1.005,98 TL'sinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, geri kalan 494,02 TL yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına,

5.Davacılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen tutar üzerinden takdir edilen 32.462,52 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,

6.Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen tutar üzerinden takdir edilen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan müteselsilen alınarak davalıya verilmesine,

7.Karar kesinleştiğinde taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının re'sen yatırana iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı verilen karar, tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay temyiz kanun yolu açık olmak üzere, açıkça okunup usulen anlatıldı.11/10/2024 "Bu Evrak 5070 Sayılı Kanun Hükümlerine Göre UYAP Sistemi Üzerinden Elektronik Olarak İmzalanmıştır."

Karar Etiketleri
REDDİNE YERELHUKUK DIGER İş Hukuku K3095 md.2/2
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.