12. Asliye Ticaret Mahkemesi
T.C... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ
T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
23. H U K U K D A İ R E S İ
(D Ü Z E L T E R E K Y E N İ D E N
E S A S H A K K I N D A K A R A R)
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
MAHKEMESİ : Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ : 17.07.2019
ESAS-KARAR NUMARASI : 2015/840E., 2019/850K.
DELİLLER
Kooperatif ana sözleşmesi, Hisse Devir Sözleşmeleri, ihtarname, ihtara cevap, Genel Kurul Toplantı Tutanağı, Ankara C. Başsavcılığının 2015/ 99287 sayılı Soruşturma dosyasında alınan bilirkişi raporu, iddianame, Ankara 10. Asl. Ceza Mah 'nin 2015/ 101 Esas sayılı dosyasında dinlenen tanık beyanları ve ceza dosyası mündericatı , Ankara C. Başsavcılığının 2016/ 97416 Sayılı Soruşturma dosyası, Ankara 29. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2016/ 1699 Esas sayılı dosyası, ifade tutanakları,
Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı.
Davalı kooperatif ana sözleşmesinin 17/3. maddesi, “devir halinde eski ortağın kooperatife karşı tüm hak ve yükümlülükleri yeni ortağa geçer” hükmünü içermektedir. Ortaklığın devir biçimi yasada gösterilmemiştir. Ancak pay devrinin alacağın temliki yolu ile yapılması, temlikin de BK'nın 163. maddesi uyarınca yazılı olması gerekmektedir. Üyeliğe bağlı hak ve alacakların borçlusu kooperatif, alacaklısı ise üyeliği devir alan yeni ortaktır. Pay devri için resmi şekle bile gerek bulunmamaktadır. Adi yazılı devir dahi geçerlidir. Devredenin borçları, devre ve devrin kabulüne engel değildir. Devredenin borçları devir alana geçer ve ödemediği takdirde devralanın ihraç edilme olanağı da her zaman vardır. Öte yandan, daire satımında üyelik kendiliğinden alıcıya satım ile birlikte geçmez. Satıcının üye olması ve üyeliğinin alıcı tarafından ayrıca devir alınması gerekmektedir. Üyelik ayrıca devredilmedikçe satıcının üyeliği kooperatif nezdinde devam eder. Satıcının üye olması, alıcının bu üyeliği ayrıca devir alması, devir alanın kooperatif üyelik koşullarını taşıması halinde kooperatifin bu kişiyi 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 14/3. ve ana sözleşmenin 17/2. maddeleri uyarınca ortaklığa kabul etmesi zorunludur. Üyelik devir sözleşmesi yapıldığı tarih itibariyle sözleşmenin yanları arasında geçerli sonuç doğurmasına karşın, kooperatif bakımından ise 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 14/3. ve ana sözleşmenin 17/1. ve 2. maddeleri hükümleri gereği, devrin kooperatife bildirilmesi ve yönetimin makul sürede yapacağı inceleme sonunda devir alanın ortaklık şartlarını taşıması durumunda devir alanı makul süre içerisinde üyeliğe kabulü kararı verdiği tarihte hüküm ifade eder. 17/1. madde hükmünde yer alan yazılı başvuru koşulu, devrin geçerliliğine ilişkin olarak değil, devrin kooperatife iletilmesi ve kabulü için ispat bakımından sevk edilmiştir. Bu nedenle, kooperatif üyelik hakkının devredildiğinin davadan önce davalı kooperatife bildirilmemesi, devir alanın hakkına olumsuz bir etki yapmaz.
Kooperatif ortaklığının, kooperatif yetkili organlarının açık bir kabulü ile gerçekleşebileceği gibi bu hususta açıkça alınmış bir karar olmasa da, kooperatifin kişi ile bu sıfatla yazışmalar yapması, onu genel kurullara çağırması, belirli miktarda ödeme kabul etmesi veya konut tahsisi ve teslim etmesi ve tadilata izin vermesi şeklinde zımnen de gerçekleşebilir. Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde, dava dışı kooperatif üyesi ... ve birleşen dosya davalısı ..., ile hisseleri devralan ... hisse devirlerinin kabul edilmesi için kooperatife dilekçe vermişlerdir. Yönetim kurulu devre onay vermemiştir. Hissesini devreden ... 07.02.2017 tarihli celse de mahkeme huzurunda dinlenmiş hisse devri dilekçesindeki imzasını kabul ve ikrar ederek kooperatifteki hissesini davacıya devrettiğini, tescile muvafakat ettiğini beyan etmiştir.
Davacının hissesini devraldığını iddia ettiği ... 'nun bu dava ile hakları etkileneceğinden savunma haklarının kısıtlanmaması bakımından ilgili şahıs aleyhine de dava açılması hususunda süre verilmesi gerekir ise de Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinde bu şahsa karşı ayrı dava açıldığından açılan dava bu dava mahkememizdeki asıl dava ile birleştirilmiş eksiklik tamamlanmıştır.
Dava açıldıktan sonra yapılan 2016 yılı Genel Kurul toplantısına ... adına vekili ... katılmış, vekil Divan Başkanlığına verdiği dilekçede üyelik devri için ...'in ...'na hiç bir ödeme yapmadığı, üyelik devrinin yapılmamasını ve üyeliğin devamını istemiş, Genel Kurulda bu önerge kabul edilerek ...'nun üyeliğinin devamına oy birliği ile karar verilmiştir.
Mahkememizce mali müşavir bilirkişilerden alınan 16.02.2018 tarihli bilirkişi raporunda; Kooperatif ana sözleşmesinin 11. maddesinde ortaklığa kabulün yönetim kurulu kararıyla gerçekleşeceği, ana sözleşmenin 17. maddesine göre ortaklığın yazılı olarak yönetim kuruluna bildirilmek suretiyle ortaklık şartlarını taşıyan kişilere devredilebileceği, yönetim kurulunun da ortaklığı devralan kişiyi ortaklığa kabulden kaçınamayacağı, ... bakımından ortaklık şartları taşıdığı kanaati oluşan davacının bu devir ile ortak olduğunun tespiti gerekeceği, ... bakımından ise adı geçenin devirden vazgeçmesi ve bu hususun da Genel Kurulda karara bağlanması nedeni ile ilgili hissenin durumunun çözülmüş olacağı, mütalaa edilmiştir.
Davacı vekili bilirkişi raporuna itiraz etmiş, eksik inceleme yapıldığını, dava açıldıktan sonra yapılan Genel Kurulda alınan kararların bu davaya etkisinin olamayacağını belirterek, yeni bir rapor alınmasını istemiştir.
Davalı vekili, raporun aleyhe olan hususlarını kabul etmediklerini bildirmiştir.
Birleşen dosyanın davalısı ... duruşmadaki beyanında; "..ben davalı kooparetifin üyesiyim. Kur'ada bana C Blok, 38 numaralı daire isabet etti. Ancak kooparetif üyesi akrabam olduğu için dairelerin numaraları kapıların üzerine yazılmadığı için bana sen şu daireye otur, bu daireyi senin üzerine yapacağız dedi. Ben D blok, 31 no'lu daireye oturdum. Dairenin içine bir takım masraflar da yaptım. Çelik kapı, kombi, alçıpan, vb. imalatlar bulunduğundan daireyi boşaltmadım. Bana isabet eden dairede de ... isimli biri oturmaktadır. O da kendi oturduğu daireye masraflar yaptı. ... ( ...'in babası - benim halamın eşi) bu işi halletmek için birtakım devirler yapacağını söyledi. Onun söylediğine göre halamın dairesini benim oturduğum D Blok, 31 no'lu dairenin sahibi olan ...'ya vereceğini böylelikle benim dairemin boşa çıkacağını, benim adıma kura da çıkan C blok, 38 numaradaki daireyi de ...'e vermek suretiyle meseleyi çözeceğini söyledi. Devirle ilgili dilekçeli belge düzenledi, bende imzaladım. Kooparetife bu belgeyi verdik. Ancak ilk genel kurulda devirden vazgeçtim. Çünkü devir karşılığında ne bana bir para ödendi, ne de vaad edildiği şekilde oturduğum dairenin benim adıma tahsisi yapıldı, ben mağdur oldum. Bu sebeple devirden vazgeçtiğimi genel kurulda söyledim. İlgililer Ağır Ceza'da yargılanmaktadır. 10 yıldır oturduğum daire için kira alacağı davası açıldı, 100.000 TL talep edildi. Bende kendi dairem olan C blok 38 nolu dairede oturan ... isimli şahsa karşı tahliye davası açtım dedi. Bana gösterilen 27/09/2014 tarihli hisse devir sözleşmesi, kooparetif yönetimine yazılan 1 sayfalık dilekçe altındaki imzalar bana aittir. Yukarıda belirttiğim şekilde bu dilekçeler tamamen oturduğum dairenin değişikliği amacıyla yapılan işlemlere ilişkindir. Gerçek iradem hisse devri değildir.'' demiştir.
Davalı kooperatif vekili: ''Noter ihtarında da belirtildiği şekilde daire numaraları karışılıklığı nedeniyle yönetim kurulu sorumluluk almak istememiş ve yapılacak ilk genel kurul gündemine alınmasını kararlaştırmış ve 2015 yılında yapılan ilk genel kurulda talep rededilmiştir." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davacı vekili, davalı ...'nun 120.000 TL bedelle dairesini davacıya devrettiğini, davalının kendi imzasını taşıyan belgenin aksinin ispatının davalı tarafta olduğunu beyan etmiş, davalı da devir belgesinin düzenlendiği tarihte dairenin bedelinin gerçekte 400.000 TL olduğunu, belgeye 120.000 TL yazılmasının formalite icabı olduğunu, davacıdan kesinlikle nakit para almadığını, başka menfaatte elde etmediğini savunmuştur.
1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 14. maddesine göre kooperatif ortaklığının devri mümkündür. Yasada devir için özel bir şekil şartı getirilmemiştir. KK 14/son ve 17/2. madde uyarınca devir alanın ortaklık koşullarını taşıması halinde yönetim kurulunun bu devri kabul etme zorunluluğu vardır. Devir sözleşmesi taraflar bakımından geçerli olsa dahi ancak kooperatife karşı yönetim kurulu kararı ile hüküm ifade eder. Açık kapı ilkesinin burada uygulanması mümkün değildir. 1163 Sayılı Kanun da devir işlemleri için devreden ortağın başvurmasının zorunlu olduğuna ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. Kooperatif yönetim kurulunun bu konuda açık bir red kararı bulunmamaktadır. Kooperatif yönetim kurulu bu konuyu genel kurulda görüşülmesini karara bağlamıştır. Davacı 2016 yılı olağan Genel Kurul Toplantısını beklemeden kooperatife karşı bu davayı açmıştır.
Bilirkişi raporuna göre üyeliğini devreden ... ve ...'nun devir tarihinde kooperatifte devre konu üyeliklerinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu üyeler davadan sonra da aidat ödemeye devam etmişlerdir.
Ankara 29.Asliye Ceza Mahkemesinde açılan dava ( Ankara 45. Asliye Ceza Mahkemesine devrolunmuştur ): '' Her ne kadar sanıklar hakkında yöneticisi oldukları ... Konut Yapı Kooperatifinin 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 59/6 maddesine muhalefet ettikleri bu anlamda sanıkların kooperatifin ortaklık işlemleri dışında kendisi veya başkası namına bizzat veya dolaylı olarak kooperatifle kooperatif konusuna giren ticari muamelede bulundukları, bu cümleden olarak ... İnşaat şirketi ile ... İnşaat şirketinin paravan olarak kurulduğu, ... nun bu şirketlerin vekaletlerini aldığı ve bu şirketlerle kooperatifin ticari muamelelerde bulunduğu iddia edilmiş ise de; sanık ... nun beyanında ... İnş. Şirketinin ve ... inşaat şirketinin paravan şirket olarak kurulduğunu, kooperatif olarak bu şirketlere ihale yapıyor gibi göründüklerini ancak tüm işlemleri kendilerinin yaptığını, bu şirketlerinin vekaletlerinin kendisinde olduğunu, kooperatifin bu şirketlere borçlanmasının hayali olduğunu, kooperatif üyelerini bu şekilde kasten zarara uğrattıklarını, şirketlerin hayali olarak kooperatiften alacaklarının olduğunu beyan ettiği görülmüş olup, yönetim kurulu üyesi olan sanıkların bu şirketlerle ticaret muamelede bulundukları görülse de; sanık ...'ın beyanında ikrar ettiği üzere kooperatif üyelerini dolandırma maksadı ile bu şirketlerle kooperatif faaliyeti kapsamında ticari muamelelerde bulunulduğu ancak bu işlemlerin hayali olduğu, kooperatif üyelerinin bu şekilde zarara uğratıldığı, sanıkların eylemlerinin bir bütün halinde TCK.nun 158/1-h maddesinde düzenlenen kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında işledikleri dolandırıcılık suçunu oluşturma ihtimalinin bulunduğu ve bu suça bakma ve delillerin değerlendirme görevinin üst derece ağır ceza mahkemesine ait olduğu anlaşılmakla görevsizlik kararı vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur'' gerekçesi ile görevsizlikle Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmiş olup 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/ 121 Esas sayılı dosyası derdesttir. Bu davada ... sanık olarak yargılanmaktadır. Ankara C. Başsavcılığının 2016/94747 Soruşturma, 2016/43991 Esas, 2016/37507 İddianame Nolu dosyasında İddianame ve ek takipsizlik kararında ifadesi alınan ... ile ilgili olarak; '' Hakkında Ek Takipsizlik kararı verilen ve başlangıçta tanık olarak Başsavcılığımızca beyanı alınan şüpheli ... ifadesinde; şüphelilerden ...'in halasının eşi olup eniştesi olduğunu, ...'in 2002 yılında ... Konut Yapı Kooperatifi Başkanlığına seçildiğini, 2010 yılına kadar da yönetim kurulu başkanlığı yaptığını, bu sırada kooperatif işlerinin de en yakın çalışanın kendisi olduğunu, ...'in ... İnşaat Şirketini ve ... İnşaat Şirketini paravan olarak 2002 yılında kurduğunu, ... İnşat Şirketinin kurucuları ... ... ve ... ... olduğunu, bu şirketlerin kuruluşunda ...'in resmi olarak bulunmadığını, ...'nun da ... firmasını kurduğunu, her iki firmanın işlerini yürütmek için kurucuların kendisine vekalet verdiğini, bu vekalete istinaden bu işleri yürüttüğünü, bu şirketlerden kooperatif adına malzeme alıyormuş gibi sahte belgeler düzenlendiğini, belgeleri ...'in talimatı ile kendisinin düzenlediğini, ...'nın bu işlerde herhangi bir çıkarının olmadığını, ancak belgeleri onun da hazırladığını, ...'in avukat olduğunu, olayları kenardan izlediğini, evrakları imzalamadığını, şüpheli ...'in 2010 yılında kooperatif başkanlığını kaybedince paravan şirketlerden ... İnşaat Şirketini alacaklı gösteren 1,250.000 TL (bir milyon ikiyüzelli bin lira) değerinde bono düzenlediğini, bonoların bir kısmının peşin olarak tahsil edildiğini, diğer kısmınında icra yoluyla tahsil edildiğini, senetler gerçek bir mal alınmadığı halde alınmış gibi düzenlendiğini, yeni yönetimin borçlara itiraz ettiğini, davanın Ankara 23. Asliye Hukuk Mahkemesinde 2010/564 esas sayı ile devam ettiğini, ... İnşaat Şirketi'nin vergi müfettişleri tarafından soruşturulduğunu, vergi kaçakçılığı suçundan ... hakkında kamu davası açıldığını, ... İnşaat Şirketi yetkilisi ...'nun olayda herhangi bir menfaatinin olmadığını, onun yerine işleri kendisinin takip ettiğini, ... inşaat şirketinden yaptıkları alımları 2006 yılında durdurduklarını, bundan ... İnşaat Şirketi ile 2010 yılının 6'ncı ayına kadar çalıştıklarını, ... İnşaat Şirketi hakkında 2013/33327 sayılı soruşturma evrakında iddianamede adı geçen ... Yapı Malzemeleri İnşaat Elektrik Proje K.Mad.San ve Tic Lmt.Şti. ... Makina ve Mut.Cih İmal ve Nakliye İnşaat Paz. San. Tic. Şirketi ile ... Yapı Malzemeleri Şirketlerinin naylon fatura kesen şirketler olduğunu, gerçekte böyle bir şirket olmadığını, bu nedenle kooperatiften alacaklı gözüktüğünü, bonoların karşılığının olmadığını ifade etmiştir.'' şeklinde iddianamede yer almıştır.
Hisse devirlerinin davalı kooperatife bildirildiği tarihte savcılığın yaptığı soruşturma devam etmekte, henüz iddianame düzenlenmemiş, takipsizlik kararı verilmemiştir. ... hakkında soruşturmanın bulunması kooperatifi zarara uğrattığı iddia edilen yöneticilerle yakın akrabalığının da varlığı, Ağır Ceza Mahkemesinde maddi vakıaların tespiti sonrasında gerektiğinde sanıkların (... ve ... sanık olarak yargılanmaktadır) üyeliklerine konu dairelerin satışı suretiyle kooperatifin zararını bu yolla tahsil edebilecek olma ihtimali karşısında, kura çekim tutanağındaki numaralarla daire numaralarındaki karışıklığın da varlığı karşısında davalı kooperatifin yönetim kurulunun bu hissenin devrini uygun bulmamasında, işi genel kurula bırakmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır. Davalının muvazaa şüphesi ile devri kabul ve tescil etmemesi haklı nedene dayanmaktadır. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2007/ 2166 Esas ve 2008/ 4084 Sayılı emsal kararı da bu yöndedir. ) . 1163 sy nın 14. Maddesi ve ana sözleşmenin 17/2. maddelerindeki düzenlemenin uygulanması, davalı kooperatifin devri kabul zorunluluğunun bulunduğu sonucuna varılması somut olayın özellikleri ile bağdaşmamaktadır. Bu bakımdan asıl davada ... hissesi bakımından kooperatif açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Dava dışı ... 'ın hissesinin devri için herhangi bir engel bulunmadığından, yönetim kurulu hisse devirlerini genel kurulda görüşüleceğini bildirmesine rağmen 30.05.2015 tarihli Genel Kurulda üyelik işlemlerine ilişkin herhangi bir karar alınmamıştır. Dava tarihi itibariyle henüz 2016 yılı olağan genel kurul toplantısı yapılmamıştır. 2017 yılında yapılan 2016 yılı Olağan Genel Kurul Toplantısında Genel Kurul her iki devri de oybirliği ile reddetmiştir. Dava tarihi itibariyle devreden ve devralanın karşılıklı başvurusunun yapıldığı tarihte ...'ın hissesinin devri için yasal engel bulunmadığından dava kısmen kabul edilmiş, davacının bu devirden dolayı bir hissesi olduğuna karar verilmiştir.
Birleşen dava bakımından ise ... asıl davada dahili davalı olarak gösterilmiş ise de kooperatif aleyhine açılan üyelik devri nedeniyle hisse devrinin tespiti doğrudan bu şahsın hukukunu ilgilendirdiği için davada taraf olması gerektiği ,ancak birleşen dosya ile açılmış bir dava olduğundan birleştirme kararı beklenmiş yargılamaya devam olunmuştur.
Birleşen davada delil olarak davalı ...'nun kooperatif başkanlığına verdiği dilekçe gösterilmiştir. Bu dilekçede davalının hissesini 120.000 TL bedelle ...'e sattığı, satış bedelini belli aralıklarla nakden aldığını, hisseyi devralana içindeki kiracıya kadar anlattığını, daire numaralarındaki karışıklık ve devam eden davalardan da bahsettiğini, arsa sahibi ile kooperatifle olan sorunlardan da bahsettiği yer almakta üyeliğin ... adına devrini istemiştir. Davalı ayrıca hisse devrini kabul etmeyen yönetim kurulu üyelerini de görevlerini kötüye kullandıklarını iddia ederek savcılığa şikayet etmiştir.
Hisseyi devralan ... tarafından da davalı kooperatife hisse devrinin tescili için başvurulmuş kooperatif Ankara 8.Noterliğinin 08.12.2014 tarih 18549 Yevmiye sayılı ihtarnamesi ile devir alana verilecek daire belli olmadığından devrin tescilinin reddedildiğini, bütün üyelik devirlerini daha önce aldıkları karar gereğince genel kurul onayına sunacakları bildirilmiş, ... de kooperatife Ankara 63.Noterliğinden 23.12.2014 tarihli, 40189 yevmiye sayılı ihtarnameyi gönderilerek hisse devrinin tescili için yapılan başvurunun reddine itiraz edilerek keyfi davranışa son verilmesi yapılacak ilk genel kurulda bu ortaklık devrinin genel kurul onayına sunulması istenmiş, kooperatif cevabi ihtarname ile istenmiştir.
Birleşen dava açılmadan önce 17/06/2017 tarihinde yapılan 2016 yılı Olağan Mali Genel Kurul Toplantısında Gündemin 10. Maddesi ile .30.05.2015 tarihli Genel Kurul Kararı ile üyelik işlemlerinin Kooperatif Genel Kurulu Yetkisinde Olduğu açıklanarak ...'nun ...'e hisse devri görüşülmüş, hisseyi devredeni genel kurulda temsil eden vekili ... 'nun verdiği önerge ve dilekçe esas alınarak (bedeli ödenmediği iddiası üzerine ) hisse devrine onay verilmemiştir. Davacı Genel Kurul kararına karşı iptal davası açmamıştır. Genel Kurul kararı kesinleşmiştir.
Kooperatifte kuralar çekilmiş, daireler teslim edilmiş, daire bazında ferdileşme olmuş, ancak ...'na kurada isabet eden daire C Blok 38 nolu daire olmasına rağmen fiilen D Blok 31 nolu daire teslim edilmiştir. Daire numaralandırılmasında hata olduğu, devam eden davalar olduğu iddia edilmektedir. Birleşen dosyanın davacısı üyelik devrinin tespit ve tescilini istemiş, daire numarası belirtmemiştir.
Davalı kooperatif hisse devirlerini genel kurula sunmuş, davacı 2016 yılı Olağan Genel Kuruluna katılmış, Gündemin 10. Maddesindeki karara itiraz etmemiş, hisse devri onaylanmamıştır. Birleşen davanın dava tarihi olan 21.03.2018 tarihi itibariyle genel kurul kararı kesinleşmiştir. Birleşen dava muarazanın giderilmesi ve hisse devrinin tespiti davası olarak maktu harç yatırılarak açılmıştır.
Bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Hisse değeri 120.000,00 TL ise de maktu harçla açılan davada maktu vekalet ücreti takdirine..." gerekçesi ile "1-Asıl davada davacı tarafından davalı kooperatif aleyhine açılan üyelik tespiti davasının KISMEN KABULÜNE, Davacının ...'dan devralmış olduğu hisseden dolayı kooperatifte bir adet hissesi bulunduğu ve kooperatif ortağı olduğunun tespitine, Aslı davada ...ndan da hisse devir alındığı belirtilerek iki adet paydan dolayı kooperatif ortağı olduğunun tespiti talep edilmiş ise de usulüne uygun devir işlemi gerçekleşemediğinden davalı kooperatif aleyhine açılan bir paydan dolayı talebin reddine,
2.Birleşen dava bakımından davalı ... aleyhine açılan davanın reddine," karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
İstinaf yasa yoluna başvuran-asıl ve birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Mahkemenin aynı yöntemle devralınan hisse devirlerinden birini geçerli, diğerini geçersiz sayarak çelişkiye düştüğünü, kararın asıl gerekçesinin ...' nun hisse devir bedelini almış olduğunu kabul ve ikrar etmesine rağmen bilahare devirden pişman olması ve bu yönde engellemeler çıkarması, başka gerekçelerle devirden vazgeçtiğini beyan etmiş olması olduğunu, bu kişinin mahkeme huzurunda kendisine gösterilen hisse devir belgelerindeki imzayı ve hissenin müvekkiline devri için kooperatif yönetimine verdiği dilekçe altındaki imzayı kabul ettiğini, bir başka şarta bağlı kalmaksızın ve müvekkilinin kooperatif ortağı olmasına engel bir durumunun olduğunun da iddia ve ispat edilmemiş olması karşısında, ...' ndan aldığı kooperatif ortaklığı yönünden kooperatif ortağı olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken bu devir yönünden davanın reddine karar verilmesinde hukuki isabet bulunmadığını, davalı kooperatifin ... adlı üyelerin devir taleplerini kabul ettiğini, kooperatif ortaklığından istifa edip bilahare yeniden ortak olma talebinde bulunan ... adlı kişilerin yeniden ortak olma taleplerini kabul ettiğini, bunların hiçbirinin genel kurul kararı ile yapılmadığını, yönetim kurulunun kararı ile devir taleplerinin kabul edildiğini, bilirkişilerce bu yönde inceleme yapılmadığını, ...' ndan devralınan hissenin tüm kooperatif aidatlarının halen müvekkili tarafından ödendiğini, hisseye isabet eden dairenin de devir sonrasında müvekkili tarafından bir başkasına kiralandığını, mahkemenin devre konu hisseye isabet eden aidatların halen kimin tarafından ödendiği, dairenin kim tarafından kullanıldığını araştırması ve bu şekilde devrin gerçekliğini tespit etme imkanı olmasına rağmen, bu husus üzerinde durulmadan sadece hisseyi devreden ve hisse devir bedelini tamamen aldığını ve hisseyle ilişkisi kalmadığını yazılı olarak beyan eden ...'nun soyut beyanına dayalı olarak davanın reddine karar verilmesinde hukuki isabet bulunmadığını, mahkemenin 19.10.2016 tarihli celsede ortada bir genel kurul kararı olmaması nedeniyle davanın heyetçe görülen davalardan olmadığı gerekçesiyle dosyanın müstemir yetkili hakime tevdiine karar verdiğini, o tarihlerde, genel kurul kararlarının iptali davaları heyetçe görüleceğinden ve ortada dava tarihi itibariyle bir genel kurul kararı bulunmadığından yargılamanın tek hakim tarafından yürütülmüş ve bu şekilde karar verilmiş olduğunu, buna rağmen karar gerekçesinde yönetim kurulunun red kararı olmadığı ve 2016 yılı genel kurulu beklenmeden dava açıldığının belirtilmesinin dosyadaki belgelerle tamamen çelişkili olduğunu, 2014 yılı Genel Kurulu 2015 yılının ortalarında yapılmış olmasına rağmen gündeme madde konulmaması ve bu şekilde müvekkilinin talebinin karşılanmaması üzerine iş bu davanın açıldığını, davanın açıldığı tarih olan 16.12.2015 tarihinde, müvekkilinin ortak olma isteğinin reddine dair genel kurul kararı bulunmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun temel aldığı genel kurul tarihinin 17.06.2017 olduğunu, davanın açıldığı tarihteki durum ve koşullara göre çözümlenmesi gerekirken, davanın açılmasından 1,5 yıl sonra alınan genel kurul kararının bu davaya etkisinin bulunmadığını bildirerek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.
İstinaf yasa yoluna başvuran-davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle: davanın ... yönünden kabulünün hatalı olduğunu, ortaklık işlemleri 30 Mayıs 2015 tarihli genel kurul gündemine 11. madde olarak alındığını, genel kurula kadar geçen süre içerisinde ve genel kurul sırasında ...’in ortaklığa kabulü için bir talep getirilmediğini, davacının talebinin hayatın olağan akışına ters olduğunu, muvazaanın söz konusu olduğunu, genel kurulun iptali yönünde bir dava açılmadığını, bu durumda hisse devri talebinin hukuki dayanağının olmadığını bildirerek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,
HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE :
1.Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına; göre; asıl davada davalı kooperatif vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden istinaf sebeplerinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2.Asıl dava kooperatife yöneltilen iki üyeliğinin olduğunun tespiti, birleşen dava muarazanın giderilmesi ve üyelik devrinin tespiti istemine ilişkindir. Asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf itirazları yönünden yapılan incelemede;
Davacı ..., devir eden ... imzalı 27.09.2014 tarihli hisse devir sözleşmesine dayanarak, Ankara 63. Noterliğinin 23.12.2014 tarih, 40189 yevmiye nolu ihtarnamesi ile üyeliğinin tescili için başvurmuş, davalı kooperatif yönetim kurulu vekili tarafından bu taleple ilgili olarak, Ankara 8. Noterliğinin 08.12.2014 tarihli, 18549 yevmiye numaralı cevabi ihtarnamesi ile "..konutların ortaklara dağıtımı sırasında eski yöneticiler tarafından meydana getirilen hatalı işlemler sonucu muaraza doğduğu, eski yöneticiler tarafından verilen borç senetleri dolayısıyla kooperatife ait daireler için haciz ve satış baskısı oluştuğu, eksik ve kusurlu imalat iddiaları nedeniyle 28 adet dairenin tapusunun da müvekkili kooperatife verilmediği, bu sebeplerle bütün üyelik işlemlerinin kooperatif genel kurulunun onayına bırakılmasına karar verildiği" belirtilerek, hisse devir talebinin reddine karar verildiği belirtilmiştir.
Davalı kooperatifin 2014 yılı olağan Genel Kurul Toplantısının yapıldığı 30.05.2015 tarihli toplantının, Gündemin 11. maddesi ile ortaklık sıfatının kazanılması ve kaybedilmesi, ortaklığa girme şartları, her türlü üyelik işlemleri için olağan genel kurulun yetkili kılınması önergesi oy çokluğu ile kabul edilmiştir.
17.06.2017 tarihinde yapılan 2016 yılı Olağan Genel Kurul Toplantısının 10. Gündem maddesinde ise ...'nun vekili ... tarafından verilen " ... devir almak isteyen ... tarafından kendisine herhangi bir ödeme yapılmadığından mevcut üyeliğinin devam etmesine ilişkin" önergenin oybirliği ile kabul edildiği anlaşılmıştır. Kooperatiflerde açık kapı ilkesi geçerlidir. Devreden üyenin devir iradesinin kooperatife ulaşması kafi olup geçerli bir gerekçe olmaması halinde üyelik devrinin kabulü gerekir.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde, yerel Mahkemece davalı ...'nun üyeliğinin devrine ilişkin olarak 17.06.2017 tarihli Genel Kurulda 10. Gündem maddesinde hisse devrine onay verilmemesine ilişkin genel kurul kararının kesinleştiği, davacının gündemin 10. maddesine itiraz etmediği gerekçesi ile davanın reddi gerekçesi, davacının kooperatif üyesi olmaması nedeniyle kooperatif genel kurulu kararına karşı iptal davası açamayacağı için isabetli değildir. Ayrıca davalı ... hisse devir sözleşmesindeki imzasını inkar etmemiştir. Davalı ... vekili tarafından, davalı kooperatif başkanlığına sunulan 17.06.2017 tarihli "hiçbir ödeme yapılmadığından dolayı üyelik devrinin yapılmasını kabul etmiyorum, üyeliğimin devamını istiyorum" şeklindeki talebinin ise hisse devir bedelinin ödenmemesinin hisse devir sözleşmesini geçersiz kılmaması ve davalı ...'nun 27.09.2014 tarihli imzası inkar edilmeyen hisse devir sözleşmesi karşısında daha kuvvetli bir delil olarak kabul edilmesi ve davalı aleyhine değerlendirilmesi hukuken mümkün değildir. Davalı her ne kadar daire numaralarının karışıklığından kaynaklı hataya düşürüldüğü savunmasında bulunmuş ise de bu yöndeki savunmalarını çürütecek şekilde, 27.09.2014 tarihli hisse devir sözleşmesinde " kooperatifteki kura çekimi sırasında oluşan yanlışlıklar ve kapı numara değişikliği konusunu biliyorum, devir ettiğim ...'e de tüm detay ve evrakları ile birlikte teslim ettim " demiş olması karşısında hata iddiasının TMK 2. maddesi kapsamında dürüstlük kuralına uygun olmadığı sonucuna varılmış ayrıca davalının hile ve korkutma savunması da bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen davada davacının ...nun üyeliğini devraldığının kabul edilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Bu durumda Dairemizce, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurularının kabulüne, HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi uyarınca, İlk derece Mahkemesi kararını düzelterek, asıl davada üyelik tespiti davasının kabulüne ve birleşen davada davanın kabulüne dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: I-Davalı ... vekilinin istinaf sebeplerinin REDDİNE, II-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile: HMK m. 353/1,b,2 gereğince, Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/840E., 2019/850K. sayılı dava dosyasında verdiği 17.07.2019 tarihli KARARINI DÜZELTEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE. Buna göre: "A)1-Asıl davanın kabulüne, Davacının ...'dan ve ...ndan devralmış olduğu 2 ayrı hisseden dolayı kooperatifte iki üyelik hissesi bulunduğunun ve kooperatif ortağı olduğunun tespitine,
2.Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL'den peşin olarak yatırılan 27,70 TL'nin düşümü ile kalan 399,90 TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
3.Davacı tarafından yapılan 27,70 TL harç, 243,-TL posta gideri, 1.000,-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 1.270,70 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4.Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 17.900,-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, B)1-Birleşen davanın kabulüne, Davacının ...'ndan devraldığı hisseden dolayı kooperatifte bir adet hissesi bulunduğu ve kooperatif ortağı olduğunun tespitine,
2.Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL'den peşin olarak yatırılan 27,70 TL'nin düşümü ile kalan 399,90 TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
3.Davacı tarafından yapılan 27,70 TL harç, 29,-TL posta gideri olmak üzere toplam 56,70 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4.Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 17.900,-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, " III-a)Peşin olarak alınan istinaf karar harcının davacıya iadesine, b)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL'den peşin olarak yatırılan 54,40 TL'nin düşümü ile kalan 373,20 TL'nin davalı kooperatiften alınarak Hazine'ye gelir kaydına, IV-Davalı kooperatif tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, avansın kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak iadesine. V-HMK m. 359/4 gereğince kararın taraflara resen tebliğine; tebliğ, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına. 08.05.2024 tarihinde, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK m. 361 gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine yahut temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilebilecek bir dilekçe ile Yargıtay nezdinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, OYBİRLİĞİYLE karar verildi. GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 08.05.2024 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...
(e-imzalıdır)