ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/848 Esas - 2025/283
T.C.
SAKARYA
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
GEREKÇELİ KARARIN
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: davacı/alacaklı tarafından davalı/borçlu aleyhine 69.691,98 TL asıl alacak üzerinden cari hesap alacağına dayalı olarak Sakarya 2.İcra Dairesi'nin 2024/9083 Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, takibe karşı davalının kötüniyetli olarak itiraz ettiğini, taraflar arasında ticari bir ilişkinin var olduğunu, cari hesap kayıtlarından da anlaşılacağı üzere, şirketler arasında ticari ilişkilerin gerçekleştiğini, bu durumun taraflar arasında bulunan muavin defter kayıtlarındaki cari dönemlerin açılış-kapanış fişleri ile de sabit olduğunu, buna göre davacının davalıdan alacaklı olduğunu, ihtiyati haciz kararı verilmesin, itirazın iptaline karar verilmesi ve icra inkar tazminatına hükmedilmesi konularının ileri sürüldüğü tespit edilmiştir.
Davalı taraf cevap dilekçesinde özetle: taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesinin bulunmadığı, cari hesap sözleşmelerinde TTK gereği yazılı geçerlilik şartı arandığından davacının taraflar arasında cari hesap sözleşmesi varmış gibi icra takibi başlatarak itirazın iptali talep etmesinin mümkün olmadığını, itirazın iptali davaları icra takibi ile iniltili ve sıkı sıkıya bağlı olması sebebiyle davacının delil olarak dayandığı fatura ve ticari defterlerinden önce takip talebinde işaret ettiği cari hesap alacağına istinaden dosyaya yazılı cari hesap sözleşmesi sunması gerektiğini, taraflar arasında bu şekilde bir cari hesap sözleşmesi bulunmadığından açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, mahkemece davacının takip talebinde belirttiği cari hesap alacağı iddiasına göre değil de açık hesap alacağına dayalı bir inceleme yapılacak ise davacının alacaklı olduğunu iddia ettiği alacağını keşide etmiş olduğu fatura ile ispat etmesinin mümkün olmadığını, fatura içeriğinde yazılı olan ürünlerin davalı şirkete teslim edildiğine dair davalı şirket yetkilisinin imzasını taşıyan irsaliye veya benzeri teslim tutanaklarının davacı tarafından dosyaya sunularak teslim olgusunun ispatının gerektiğini, gerekmektedir, netice olarak davalının davacıya karşı takip nedeninde gösterilen cari hesap alacağı şeklinde bir borcu bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi konularının ileri sürüldüğü tespit edilmiştir.
Tüm Dosya Kapsamı Birlikte Değerlendirildiğinde; Dava, açık hesap ve fatura ilişkisinden kaynaklanan icra takibine yönelik itirazın iptali taleplidir.
Taraf arasındaki anlaşmazlık; Sakarya 2. İcra Müdürlüğünün 2024/9083 Esas sayılı takip dosyası kapsamında açık hesap ilişkisinden dolayı davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, davalının açık hesap ilişkisine karşılık ödeme yapıp yapmadığı, davalının itirazının haklı olup olmadığı, icra inkar tazminatına hükmedilmesinin gerekip gerekmediği hususlarında olduğu anlaşıldı.
Sakarya 2. İcra Müdürlüğünün 2024/9083 sayılı dosyası incelendiğinde, davacının takip alacaklısı, davalının takip borçlusu olduğu, 69.691,98 TL asıl alacak üzerinden takibin yürütüldüğü, takip sebebinin "CARİ HESAP ALACAĞI 69.691,98 TL" şeklinde olduğu, başlatılan takipteki ödeme emrinin davalı borçluya 10.08.2024 tarihinde tebliğ edildiği, 16.08.2024 tarihinde takibe itiraz edildiği ve takibin 16.08.2024 tarihinde durduğu, davanın süresinde açıldığı anlaşıldı. Dava açılmadan önce arabuluculuk dava şartının sağlandığı görüldü.
TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " şeklinde düzenlenmiştir. “Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı HMK'nın 222. maddesi ; “(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır”. şeklinde düzenlenmiştir. ..YİBBGK'nın 27.06.2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 23. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. Buna göre; fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili olarak düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir.
TTK'nın 23. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. İkinci fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura münderecatının doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. Bu belge, belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 23/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkanı yoktur.
Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanununda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan yasanın 23. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın münderecatından söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK m.230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı taktirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir.TTK'nın 23/2. maddesi uyarınca tebliğe rağmen faturayı süresinde itiraz ve iade etmeyerek, ticari defterlerine borç kaydeden tacir, fatura münderecatını aynen kabul etmiş ve faturayı gönderen taraf, faturaya dayalı bu alacağının varlığını TTK'nın 84. ve 85. madde hükümleri (HMK 222) uyarınca ispatlamış olur." (Yargıtay 23.Hukuk Dairesinin 2014/10398 esas 2015/140 karar sayılı emsal ilamı).
İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir. İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Somut olayda;
Davacı taraf, taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu, dava konusu alacağın düzenlenen faturadab kaynaklandığını, faturaların tebliğ edildiğini ve herhangi bir süresinde itirazın yapılmadığını belirtmiştir.
Davalı taraf davacının iddialarına itiraz etmiş ve borçlu olmadıklarını beyan etmiştir. Ayrıca taraflar arasında cari hesap sözleşmesi varmış gibi icra takibi başlatarak itirazın iptali talep etmesinin mümkün olmadığını, davaya açık hesap ilişkisi olarak devam edilecek ise fatura içeriğinin teslim edildiğine dair ispatın yapılması gerektiğini belirtmiştir.
Davacı icra takip talebinde alacağın kaynağını cari hesap olarak belirtmiş ise de taraflar arasında cari hesap sözleşmesi olmadığı, ticari ilişkinin açık hesap şeklinde işlediği, davacının hesap ekstresindeki faturadan kaynaklı alacağını talep ettiği anlaşılmıştır. Bu nedenle dava konusu uyuşmazlığın açık hesap ilişkisinden kaynaklandığı tespiti yapılmış ve yargılama bu tespite göre yürütülmüştür.
Davacı tarafın süresi içerisinde ticari defterlerin bulunduğu yer adresini bildirdiği, ancak davalı taraf, adına tebliğ edilen muhtırada belirtilen sürede ticari defterlerini ibraz etmediği ve bunların bulunduğu yer adresini bildirmediği tespit edilmiştir.
Mahkememizin 04.02.2025 tarihli celsesinde davacının ticari defterlerinin incelenmesi için dosya bilirkişiye tevdi edilmiştir. Tarafların ticari defterlerini inceleyen bilirkişi sunduğu 08.04.2025 tarihli raporda davacının ticari defterlerinin delil olma vasfına haiz olduğu, faturalara karşı iade ve itiraz işlemi yapılmadığı, davacının ticari defter kayıtlarında davalıdan 69.691,98 TL alacaklı olduğu belirtilmiştir.
Alınan rapor taraflara tebliğ edilmiş ve tarafların rapora karşı itirazları incelenmiştir.
Dosya kapsamı ve hükme elverişli görülen 08.04.2025 tarihli bilirkişi raporu dikkate alınarak; davalı taraf süresi içerisinde ticarini ibraz etmemesi nedeniyle 6100 sayılı HMK’nın 222/3.maddesi gereği davacının delil olma vasfına haiz ticari defter kayıtlarına itibar etmek gerekmiş, bu şekilde taraflar arasında akdi ilişkinin kurulduğu anlaşılmış, açık hesap ilişkisine dayanak faturaya 6102 sayılı yasanın 21.maddesine göre 8 gün içerisinde itiraz edilmediği anlaşıldığından taraflar arasında takibe konu faturalara esas ticari alım satım ilişkisi olduğu kabul edilmiştir.
Davacının delil olma vasfına sahip ticari deterlerin incelenmesi ile davalıdan 69.691,98 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Davalı tarafça bu faturalara karşı makbuz ya da ödeme belgesi sunulmadığı gibi, faturaların içeriğine yönelik somut bir itiraz da ileri sürülmemiştir. Takibe yapılan itirazın yerinde olmadığı sonucuna varılmakla davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davalı taraf bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde, davacının ticari defterlerinin incelenmesi ile 120 numaralı hesapta bulunan kayıtların 159 numaralı hesaba alınmasının ticari defterin delil olma vasfını kaldırdığı ileri sürmüş olsa da bu durumun davacının ticari defter kayıtlarının delil olma vasfına halel getirmeyeceği, hesabın yine bir alacak hesabı olduğu anlaşılmakla itirazın yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. Kabul edilen alacak likit olduğundan kabul edilen alacak miktarının üzerinden yüzde 20 oranında icra inkar tazminatına hükmetmek gerekmiştir.
1.Davanın KABULÜNE, Sakarya 2. İcra Müdürlüğü'nün 2024/9083 Esas sayılı takip dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın iptaline, takibin aynen devamına,
2.Asıl alacak miktarı olan 69.691,98-TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
3.Harçlar kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 4.760,66-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 841,71-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 3.918,95-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
4.Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (madde-13 İkinci Kısım İkinci Bülüm) göre hesaplanan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5.Davacı tarafından yapılan; 427,60-TL Başvuru Harcı, 841,71-TL Peşin/nisbi Harcı, 6.000,00-TL Bilirkişi ücreti, 326,00-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 7.595,31-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6.Arabuluculuk sarf ücreti olan 3.600,00-TL'nin (sarf kararı olmadığından takdiren) davalıdan alınarak Hazineye İrat kaydına,
7.Karar tebliğ giderleri karşılandıktan sonra kalan gider avansının karar kesinleşmesinden sonra talep halinde yatırana iadesine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzünde verilen kararın, taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe ile Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.06/05/2025
Katip
Hakim