Asliye Ticaret Mahkemesi
T.C.
İSTANBUL
3. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte bulunan Markanın Hükümsüzlüğü ve Sicilden Terkini ile Markaya Tecavüz-Haksız Rekabetin Tespiti, Men'i, Ref'i davasının yapılan açık yargılamasının sonunda.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
ASIL DAVADA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkilinin, davalı ... Tic. Ltd. Şti.'nin ortaklarından biri olduğunu, şirketin 2010 yılında her iki ortağın eşit bir şekilde sermaye koyması sonucunda kurulduğunu, müvekkili tarafından 06.04.2005 tarihinde ..., 11.04.2006 tarihinde ..., 21.09.2009 tarihinde ..., 29.03.2016 tarihinde ise ..., adresli internet sitelerinin kurulduğunu, ilgili sitelerin tüm domainlerinin de müvekkili adına kayıtlı olduğunu, her ne kadar müvekkilinin, davalı şirketin hali hazırda ortağı olsa da diğer ortak ...'nın tek başına münferiden imzada yetkili olması sebebi ile müvekkilinin şirket işleyişine müdahalede bulunmasının pek mümkün olmadığını, davalı şirketin diğer ortağını asıl amacının da müvekkilinin egale etmek olduğunu, davalı adına tescil edilmiş olan ... numaralı markanın; müvekkilinin eskiye dayalı hakkı, markasını tanınmış hale getirmesi ve kötüniyetli tescil nedenleriyle hükümsüzlüğü ve sicilden terkinini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Davanın, müvekkili şirketinin faaliyet gösterdiği ve ticaret sicil kaydının bulunduğu ...'de açılması gerektiğini, ... yargı çevresinde Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi veya Asliye Ticaret Mahkemesi bulunmadığını, dosyanın yetkili ... Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesi gerektiğini, davacının aynı zamanda müvekkili şirketin ortağı olup davacı ile müvekkili arasında menfaat çatışması ve tarafların birleşmesinin söz konusu olduğunu, bu sebeple davacının davadan beklediği menfaatin aynı zamanda davalı sıfatını taşıması sebebiyle uyumsuzluğunun söz konusu olduğunu, davacı ile müvekkili şirketin diğer ortağı olan ...'nın gayriresmi ortaklığının 2010 öncesine dayandığını, müvekkili şirketin %55 ortağı olan ...'nın kaptanlık mesleğini icra ettiğini, davacının ise denizcilik veya turizm namına bir tecrübesi bulunmadığını, müvekkilinin markanın gerçek hak sahibi olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
BİRLEŞEN ... 1. FSHHM'NİN ... E. SAYILI DAVADA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkilinin, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde ... sınıfta tescilli ... numaralı "..." ibareli markanın sahibi olduğunu, ibarenin ticaret unvanı olarak da müvekkili adına tescille korunmakta olduğunu, dava konusu markanın, müvekkilinin uzun uğraşları ve emekleri neticesinde Türkiye ve yurt dışı turizm sektöründe bilinirlik düzeyi yüksek markalar arasında yer aldığını, müvekkiline ait marka ve ticaret unvanının tüketici nezdinde yüksek ayırt ediciliği haiz bir duruma kavuştuğunu, hal böyle iken, müvekkilinin markasını kullandığı hizmetlerin davalı tarafından aynen kullanılmakla yetinilmeyip, müvekkilinin markasının kökünü (alaTurka) içeren web sitesi uzantısı ile halihazırda ortağı bulunduğu müvekkili şirketin tüketicilerini bu siteye yönlendirerek müvekkilini zarara uğrattığını, tüketicilerin her iki hizmeti birbirinden ayırt etmesinin mümkün olmadığını, davalının tüketiciyi tümüyle yanıltmaya çalışan kötü niyetli eylemi ile haksız kazanç elde etmeye çalıştığını; davalıya gönderilen ihtarnameye cevaben davalının, ..., ..., ... (bu domain adresinin halihazırda müvekkili adına kayıtlı olduğunu) siteleri haricinde diğerlerinin kendisine ait olduğunu, dava konusu şirket kurulmadan önce bu siteleri aldığını beyan etse de kendisine ait olduğu iddia edilen sitelerin şirket operasyonlarında, şirkete ait ticari işlemlerde ve şirket adına kullanılmış olup, yine bu sitelerin kurulması, geliştirilmesi için şirket tarafından değişik zamanlarda yüksek meblağlarda ödeme yapıldığını, şirket defterleri ve bu internet sitelerine ait içerikler incelendiğinde söz konusu durumun tespit edileceğini; davalının kendisine ait olduğunu iddia ettiği domainlerin, müvekkiline ait ticaret unvanı, marka ve hizmetleri teşkil ettiğini, bunlara davalının da bu ana dek herhangi bir şekilde itiraz etmeyerek rıza gösterdiğini ve müvekkili nam ve hesabına alınan ve yine müvekkili tarafından kullanılan domainlerin tümünün tek sahibinin müvekkili olduğunu; davalının, davacı nam ve hesabına alınarak kullanılmış olan ve ihtarnamelere konu domain hesaplarını nam ve hesabına alındığı müvekkili şirkete devretmesi gerektiği halde bunu yapmadığını, söz konusu domainlerin kendisine ait olduğunu iddia etmesinin hayatın olağan akışı içerisinde kötü niyetinin varlığını aşikâr kıldığını ve işbu eylemlerin davalının aynı zamanda halihazırda ortağı olarak bulunduğu müvekkili şirketi zarara uğratmak amacıyla yapıldığının açık olduğunu; ihlale konu sitelerin içerikleri incelendiğinde, söz konusu sitelerin müvekkiline ait olduğu yine bu şirket tarafından yönetildiği, bu şirketin ticari unvanı, markaları ve emtiası olduğu, yurt içi ve yurt dışı tur organizasyonlarının bu siteler üzerinden yapıldığı hususlarının anlaşılacağını, dava konusu domainlerin önceki yıllardaki kullanımlarına ilişkin arşiv kayıtları ve BTK kayıtları incelendiğinde söz konusu domainlerin açık bir şekilde müvekkiline ait olduklarının görüleceğini; dava konusu domain hesaplarının, davalı tarafından, davacı şirket nam ve hesabına alındığını, resmi işlemlerin takibi için müvekkilinin faaliyet alanları ile ilgili kendisini görevlendirdiğini, yapılan işlemler için tüm ödemelerin müvekkili tarafından gerçekleştirildiğini, davacının ticari faaliyetlerinde kullanılan ve en başından beri hukuken ve fiilen davacıya ait olan domain adreslerine ilişkin olarak davacının kullanım yoluyla tüketiciler nezdinde tanınır hale geldiğini en iyi davalının bildiğini; anılan sitelerin kurulması ve geliştirilmesi ile ilgili tüm işlemlerin, aynı zamanda müvekkili şirketin SGK çalışanı ve yazılım uzmanı olan ... tarafından yapıldığını, bunun dahi tek başına domain hesaplarının müvekkili nam ve hesabına alındığını ortaya koyduğunu; davalının, müvekkiline ait ticaret unvanı ve marka ile ayniyet düzeyinde benzer domainleri kendi adına tescil ettirerek kullanmasının iltibas suretiyle marka hakkına tecavüze ve haksız rekabete sebep olduğunu ve davalının, tümüyle kötü niyet eseri olarak müvekkili nam ve hesabına hareket ettiği halde kendi adına tescil ettirdiği domainler yoluyla aynı alanda ticari faaliyetlerini sürdürdüğünü, ortalama tüketici nezdinde aynı firma oldukları yönünde izlenim oluşturduğunu, bundan yararlanmak kastı ile müvekkiline ait marka ve ticaret unvanı ile ayniyet düzeyinde benzer domainleri kullandığını ve müvekkilinin maddi ve manevi anlamda zarara uğramasına sebep olduğunu ileri sürerek, müvekkili adına tescilli markadan kaynaklı haklara davalı yanın tecavüzünün ve haksız rekabet teşkil eden fillerinin tespitini, önlenmesini ve durdurulmasını, dava konusu ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... domain adreslerinin işlemlerinin müvekkili nam ve hesabına yapıldığının tespiti ile müvekkili adına devir ve kayıt edilmesini, söz konusu domainlerin müvekkili dışında başka bir adrese ya da içeriğe yönlendirilerek kullanımının marka tecavüzü oluşturduğunun tespitini, işbu domain adresleri üzerinden kötü niyetle yapılan kullanımların tespiti amacıyla davalının markanın ve ticaret unvanının haksız kullanılması ile ilgili belgeleri sunmasını, masrafı davalıdan alınarak hükmün kamuya ilan yoluyla duyurulması amacı ile tirajı yüksek gazetelerden birinde yayınlanmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: ...
3.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin ... E sayılı dosyasıyla 26.05.2022 tarihinde, Türk Patent Enstitüsü nezdinde ... sayı ile tescilinin kötüniyetli olması ve müvekkil markasının tanınmış marka olması karşısında Türk Patent Enstitüsü sicilinden terkini konulu ve tedbir talepli dava açılmış olup,ilgili dava huzurdaki davaya konu markayı esas alarak açıldığını, ilgili dava sonunda markanın hükümsüzlüğü kararı verilmesi halinde, huzurdaki dava konusuz kalacak olup, bu nedenle ...
3.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin...E. sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasını, ..., ... adresli web siteleri müvekkilince huzurdaki dava ikame edilmeden önce ...'ya devredilmiş olup ilgili siteler için öne sürülen taleplerin husumet yokluğu sebebi ile reddedilmesi gerektiğini, somut olayda davacı firma, müvekkilinin oluşturduğu siteler üzerinde yapılan pazarlama teknikleri sonucunda bir marka haline geldiği, müvekkilce ilgili sitelerde gerçekleşen faaliyetler ile şirket üzerinden haksız bir şekilde nemalandığı iddiasının doğru olmadığını, kaldı ki bu web sitelerinin mülkiyeti müvekkiline ait olup, müvekkilin bu web sayfalarından mülkiyet hükümleri çerçevesinde istediği gibi faydalanma hakkı bulunduğunu, web sayfaları müvekkil tarafından satın alındığını ve geliştirildiğini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada alınan 09/01/2023 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: Bilgi Teknolojileri İletişim Kurumu Site Bilgileri Sorgu Sayfası üzerinde yapılan araştırmaya göre, ..., ..., ..., ..., ..., ... alan adlı web sitelerinin sahibinin davalı ... olduğu tespit edildiği, davalı adına kayıtlı olan bu web sitelerinin incelenmesi neticesinde; ... web sitesinin https://... adresli web sitesine yönlendirilmiş olduğunun görüldüğü, incelenen web sitesi içeriğinde davacıya ait tescilli markanın kullanımına rastlanmadığı, ... web sitesinin ...adresli web sitesine yönlendirilmiş olduğu, incelenen web sitesi içeriğinde davacıya ait tescili markanın kullanımına rastlanmadığı, ... web sitesinin ... adresli web sitesine yönlendirilmiş olduğu, incelenen web sitesi içeriğinde davacıya ait tescilli markanın kullanımına rastlanmadığı, http://... alan adlı web sitesinde davacı adına tescilli markanın kullanımına rastlanmadığı, ... web sitesi incelendiğinde yat kiralama konusunda hizmet verildiği, İletişim bilgilerinin Adres: ... olduğunun tespit edildiği, alan adının ... A.Ş. aracılığıyla 29.03.2016 tarihinden itibaren kayıt altına alındığı, web sitesi içeriğinde tespit edilen"..." şeklindeki marka kullanımı, davacı şirket adına tescilli ... numaralı "..." markasının tescilli olduğu .... sınıf kapsamında bir kullanım olup, işaret olarak da davacı markası ile aynı/ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu, ... alan adının ... firması aracılığıyla 18.07.2010 tarihinden itibaren kayıt altına alındığı, web sitesine halihazırda ulaşılamadığı, 25 Haziran 2022 tarihli arşiv kaydına göre web sitesinin "..." adlı firma unvanını kullandığı ve web site logosunun "... " şeklinde olduğu tespit edildiği, bu marka kullanımı mavi yat turu hizmeti verilmesine ilişkin olup, söz konusu hizmetin davacıya ait ... tescil numaralı markanın tescili kapsamında olduğu ve işaret olarak davacı markasının asli unsurunu aynen içerdiği, ... alan adı ve web sitesinin ...adresli ...'a ait olduğunun görüldüğü, web sitesinde davalının adına ve davacı adına tescilli markanın kullanımına rastlanmadığı, ... alan adı sahiplik bilgilerinin gizli olduğunun görüldüğü, web sitesinde davalının adına ve davacı adına tescilli markanın kullanımına rastlanmadığı bildirilmiştir. TPMK kayıtları istenmiş, HMK'nın 266.maddesi kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. 05/08/2024 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: Davaya konu ..." internet web sitesine güncel olarak girildiğinde "...” isimli internet sitesine yönlendirilmiş olunduğu, alan adının whois (sahip) bilgileri kontrol edildiğinde bu alan adının 21.01.2009 tarihinde kayıt olunduğu ve alan adı sahibinin "..." adına kayıt edildiği, güncel olarak yönlendirilen web sitesi içeriğinde davalı karşı davacıya ait tescilli markanın kullanımına rastlanmadığı, davaya konu belirtilen ilgili internet web sitesinin "..." adresinde geçmiş yıllarda kullanıp kullanılmadığını tespit edebilmek adına dünyanın en önde gelen web arşiv sistemi üzerinden yapılan inceleme sonucunda ilgili internet sitesinin 2009 yılından bu yana arşiv kayıtlarına ulaşıldığı ve 2009 yılından 03 Nisan 2022 tarihli arşiv kaydına kadar ilgili sitenin "..." adıyla ve logosuyla ilgili internet sitesinin kullanıldığı tespit edildiği, davaya konu belirtilen bahsi geçen "..." internet web sitesine güncel olarak girildiğinde "..." isimli internet sitesine yönlendirilmiş olunduğu, alan adının whois (sahip) bilgileri kontrol edildiğinde bu alan adının 11.04.2006 tarihinde kayıt olunduğu ve alan adı sahibinin açıkça belirtilmediği gizli tutulduğu, güncel olarak yönlendirilen web sitesi içeriğinde davalı karşı davacıya ait tescilli markanın kullanımına rastlanmadığı, güncel olarak yönlendirilen web sitesi içeriğinde davalı karşı davacıya ait tescilli markanın kullanımına rastlanmadığı, davaya konu belirtilen ilgili internet web sitesinin "..." adresinde geçmiş yıllarda kullanıp kullanılmadığını tespit edebilmek adına dünyanın en önde gelen web arşiv sistemi üzerinden yapılan inceleme sonucunda ilgili internet sitesinin 2012 yılından bu yana arşiv kayıtlarına ulaşıldığı ve 2013 yılından 01 Şubat 2022 tarihli arşiv kaydına kadar ilgili sitenin "..." adıyla ve logosuyla ilgili internet sitesinin kullanıldığı tespit edildiği, davaya konu belirtilen bahsi geçen "..." internet web sitesine güncel olarak girildiğinde "..." isimli internet sitesine yönlendirilmiş olunduğu, alan adının whois (sahip) bilgileri kontrol edildiğinde bu alan adının 06.04.2005 tarihinde kayıt olunduğu ve alan adı sahibinin "..." adına kayıt edildiği, güncel olarak yönlendirilen web sitesi içeriğinde davalı karşı davacıya ait tescilli markanın kullanımına rastlanmadığı, davaya konu belirtilen ilgili internet web sitesinin "..." adresinde geçmiş yıllarda kullanıp kullanılmadığını tespit edebilmek adına dünyanın en önde gelen web arşiv sistemi üzerinden yapılan inceleme sonucunda ilgili internet sitesinin 2005 yılından bu yana arşiv kayıtlarına ulaşıldığı ve 2005 yılından 31 Mart 2022 tarihli arşiv kaydına kadar ilgili sitenin "..." adıyla ve logosuyla ilgili internet sitesinin kullanıldığı tespit edildiği, davaya konu belirtilen bahsi geçen "..." internet web sitesine güncel olarak yayında olduğu, alan adının whois (sahip) bilgileri kontrol edildiğinde bu alan adının 04.05.2016 tarihinde kayıt olunduğu ve alan adı sahibinin "..." adına kayıt edildiği, güncel olarak web sitesi içeriğinde davalı karşı davacıya ait tescilli markanın kullanımına rastlanmadığı, davaya konu belirtilen ilgili internet web sitesinin "..." adresinde geçmiş yıllarda kullanıp kullanılmadığını tespit edebilmek adına dünyanın en önde gelen web arşiv sistemi olan "..." üzerinden yapılan inceleme sonucunda ilgili internet sitesinin 2016 yılından bu yana arşiv kayıtlarına ulaşıldığı ve 2016 yılından 17 Eylül 2021 tarihli arşiv kaydına kadar ilgili sitenin "..." logosuyla ilgili internet sitesinin kullanıldığı tespit edildiği, davaya konu belirtilen bahsi geçen "..." internet web sitesine güncel olarak girildiğinde "..." isimli internet sitesine yönlendirilmiş olunduğu, alan adının whois (sahip) bilgileri kontrol edildiğinde bu alan adının 29.03.2016 tarihinde kayıt olunduğu ve alan adı sahibinin "..." adına kayıt edildiği, güncel olarak yönlendirilen web sitesi içeriğinde davalı karşı davacıya ait tescilli markanın kullanımına rastlanmadığı, davaya konu belirtilen ilgili internet web sitesinin "..." adresinde geçmiş yıllarda kullanıp kullanılmadığını tespit edebilmek adına dünyanın en önde gelen web arşiv sistemi üzerinden yapılan inceleme sonucunda ilgili internet sitesinin 2016 yılından bu yana arşiv kayıtlarına ulaşıldığı ve 2016 yılından 02 Aralık 2023 tarihli arşiv kaydına kadar ilgili sitenin "..." logosuyla İlgili internet sitesinin kullanıldığı tespit edildiği, davaya konu belirtilen bahsi geçen "..." internet web sitesine güncel olarak girildiğinde hata mesajı çıkmış olduğu ve içeriğinde güncel olarak internet sitesinin bulunmadığı, alan adının whois (sahip) bilgileri kontrol edildiğinde bu alan adının 18.07.2010 tarihinde kayıt olunduğu ve alan adı sahibinin "..." adına kayıt edildiği, güncel olarak web sitesi içeriğinde içerik olmadığı için davalı karşı davacıya ait tescilli markanın kullanımına rastlanmadığı, davaya konu belirtilen ilgili internet web sitesinin "..." adresinde geçmiş yıllarda kullanıp kullanılmadığını tespit edebilmek adına dünyanın en önde gelen web arşiv sistemi üzerinden yapılan inceleme sonucunda ilgili internet sitesinin 2011 yılından bu yana arşiv kayıtlarına ulaşıldığı ve 2014 yılından 23 Mayıs 2022 tarihli arşiv kaydına kadar ilgili sitenin "..." logosuyla ilgili internet sitesinin kullanıldığı tespit edildiği, davaya konu belirtilen bahsi geçen "..." internet web sitesine güncel olarak yayında olduğu, alan adının whois (sahip) bilgileri kontrol edildiğinde bu alan adının 25.09.2007 tarihinde kayıt olunduğu ve alan adı sahibinin açıkça belirtilmediği gizli tutulduğu, güncel olarak yönlendirilen web sitesi içeriğinde davalı karşı davacıya ait tescilli markanın kullanımına rastlanmadığı, davaya konu belirtilen ilgili internet web sitesinin "..." adresinde geçmiş yıllarda kullanıp kullanılmadığını tespit edebilmek adına dünyanın en önde gelen web arşiv sistemi olan "..." üzerinden yapılan inceleme sonucunda ilgili internet sitesinin 2008 yılından bu yana arşiv kayıtlarına ulaşıldığı ve 30 Mayıs 2014 ile 28 Eylül 2016 arasındaki arşiv kayıtlarının site alt kısmındaki bilgilendirmesinde "...” şeklinde ingilizce olarak ibaerinin yer aldığı, ... çeviri özelliği kullanılarak çevirisi yapıldığında “..., Tüm hakları saklıdır. Bu site ... lisans numarasıyla işletilmektedir." şeklinde olduğu ve ilgili sitenin genel olarak "..." logosuyla kullanıldığı tespit edildiği, davaya konu belirtilen bahsi geçen "..." internet web sitesine güncel olarak yayında olduğu, alan adının whois (sahip) bilgileri kontrol edildiğinde bu alan adının 15.07.2011 tarihinde kayıt olunduğu ve alan adı sahibinin açıkça belirtilmediği gizli tutulduğu, güncel olarak yönlendirilen web sitesi içeriğinde davalı karşı davacıya ait tescilli markanın kullanımına rastlanmadığı, davaya konu belirtilen ilgili internet web sitesinin "..." adresinde geçmiş yıllarda kullanıp kullanılmadığını tespit edebilmek adına dünyanın en önde gelen web arşiv sistemi olan "..." üzerinden yapılan inceleme sonucunda ilgili internet sitesinin 2008 yılından bu yana arşiv kayıtlarına ulaşıldığı ve 24 Haziran 2015 ile 16 Şubat 2019 arasındaki arşiv kayıtlarının site alt kısmındaki bilgilendirmesinde "..." şeklinde ingilizce olarak ibaerinin yer aldığı, ... çeviri özelliği kullanılarak yapıldığında "..." şeklinde olduğu ve İlgili sitenin genel olarak "...." logosuyla kullanıldığı tespit edildiği, ASIL DAVA BAKIMINDAN; davalı yan adına tescilli ... başvuru numaralı 20.12.2018 başvuru tarihli "..." görselini ihtiva eden markanın hükümsüzlüğü koşullarının oluşmadığı, BİRLEŞEN DAVA BAKIMINDAN; Birleşen dava davacısına ait markaya, birleşen dava davalısı tarafından tecavüz edildiğinden ya da kullanımların, birleşen dava davacısı ile haksız rekabete sebebiyet verir mahiyette olduğundan bahsedilemeyeceği kanaatine varıldığı bildirilmiştir. 28/01/2025 tarihli bilirkişi kurulu ek raporunda özetle: Kök rapordaki görüş ve kanaatlerin değişmesini gerektirir bir durumun mevcut olmadığı bildirilmiştir. ...
4.FSHHM'nin ...E. sayılı dava dosyası fiziken istenmiş, ... E. ...K. ve 24/03/2022 tarihli kararı incelendiğinde: Davacının ..., davalının ..., davanın; Markaya Tecavüz ve Haksız Rekabetin Tespiti, Men'i, Ref'i olup, "Konusuz Kalan Dava Bakımından, KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA" karar verildiği, kararın kesinleştiği görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Asıl dava: TPMK nezdinde davalı ... adına tescilli ... numaralı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine ilişkindir. Birleşen dava: Davalı ...'ın eyleminin; davacı şirketin marka tescilinden ve ticaret ünvanından kaynaklanan haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti, önlenmesi, durdurulması ve hükmün ilanına ilişkindir. 6769 sayılı SMK'nın 5. maddesinde marka tescilinde mutlak red sebepleri aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir. Madde 5- (1) Aşağıda belirtilen işaretler, marka olarak tescil edilmez:
a)4 üncü madde kapsamında marka olamayacak işaretler.
b)Herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretler.
c)Ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretler.
ç)Aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetlerle ilgili olarak tescil edilmiş ya da daha önceki tarihte tescil başvurusu yapılmış marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer işaretler.
d)Ticaret alanında herkes tarafından kullanılan veya belirli bir meslek, sanat veya ticaret grubuna mensup olanları ayırt etmeye yarayan işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretler. (2) Bir marka, başvuru tarihinden önce kullanılmış ve başvuruya konu mal veya hizmetler bakımından bu kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazanmışsa bu markanın tescili birinci fıkranın (b), (c) ve (d) bentlerine göre reddedilemez. 6769 sayılı SMK'nın 6. maddesinde marka tescilinde nisbi red sebepleri aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir. (1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. (4) Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye ’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. 6769 sayılı SMK'nın 25. maddesinde "Marka Hükümsüzlük hâlleri ve hükümsüzlük talebi" aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir. (1) 5 inci veya 6 ncı maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. (2) Menfaati olanlar, Cumhuriyet savcıları veya ilgili kamu kurum ve kuruluşları markanın hükümsüzlüğünü mahkemeden isteyebilir. (3) Marka hükümsüzlük davası, dava tarihinde sicilde marka sahibi olarak kayıtlı kişilere veya hukuki haleflerine karşı açılır. Markanın hükümsüzlüğü davalarında Kurum taraf gösterilmez.
4.Bir marka, 5 inci maddenin birinci fıkrasının (b), (c) ve (d) bentlerine aykırı olarak tescil edilmiş olup da kullanım sonucunda tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından hükümsüzlük talebinden önce ayırt edici nitelik kazanmışsa hükümsüz kılınamaz. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye ’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir. (9) Kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir... Marka hakkına tecavüz sayılan haller SMK'nın 7.maddesine de atıf yapılmak suretiyle 29.maddede düzenlenmiştir. Madde 7 (Marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları): "(1) Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir. (2) Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır:
a)Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması.
b)Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması.
c)Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması. (3) Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir:
a)İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması.
b)İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi.
c)İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi.
ç)İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması.
d)İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması.
e)İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması.
f)İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması. (4) Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayım tarihi itibarıyla hüküm ifade eder. Ancak marka başvurusunun Bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin ilan edilmiş olması hâlinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibi, tazminat davası açmaya yetkilidir. Mahkeme, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak tescilin yayımlanmasından önce karar veremez. (5) Marka sahibi, üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde, markasının aşağıda belirtilen biçimlerde kullanılmasını engelleyemez:
a)Gerçek kişilerin kendi ad veya adresini belirtmesi.
b)Malların veya hizmetlerin türüne, kalitesine, miktarına, kullanım amacına, değerine, coğrafi kaynağına, üretim veya sunuluş zamanına ya da diğer niteliklerine ilişkin açıklamalarda bulunulması.
c)Özellikle aksesuar, yedek parça veya eşdeğer parça ürünlerinde, malın ya da hizmetin kullanım amacının belirtilmesinin gerekli olduğu hâllerde kullanılması." Madde 29 - (1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır:
a)Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak.
b)Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek.
c)Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak.
ç)Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek. 6769 sayılı SMK'nın 149.maddesi: "(1) Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir:
a)Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti.
b)Muhtemel tecavüzün önlenmesi.
c)Tecavüz fiillerinin durdurulması.
ç)Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini.
d)Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde elkonulması.
e)(d) bendi uyarınca elkonulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması.
f)Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere (d) bendine göre elkonulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası.
g)Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi. (2) Birinci fıkranın (e) bendinde belirtilen talebin kabulü durumunda, söz konusu ürün, cihaz ve makinelerin değeri, tazminat miktarından düşülür. Bu değerin kabul edilen tazminat miktarını aşması hâlinde, aşan kısım hak sahibince karşı tarafa ödenir. (3) Birinci fıkranın (g) bendinde belirtilen talebin kabulü durumunda ilanın şeklî ve kapsamı kararda tespit edilir. İlan hakkı, kararın kesinleşmesinden sonra üç ay içinde talep edilmezse düşer. (4) Coğrafi işaret ve geleneksel ürün adları bakımından manevi zararın tazmini talep edilemez." Marka: Bir teşebbüsün mal ve hizmetlerini bir başka teşebbüsün mal veya hizmetlerinden ayırt etmeye sağlar, markalar işletmelerin üretmiş olduğu emtia veya sunmuş oldukları hizmetlerin birbirinden ayrılmasını sağlamaktadır.
Karıştırılma ihtimali: Bir tescilsiz işaretin veya tescil edilmiş bir markanın daha önce tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple ya aynı ya da benzer olduğu için önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesidir. Karıştırılma (iltibas) ihtimalinin araştırılmasına ilk önce markalar arasında ayniyet ya da benzerlik bulunup bulunmadığından başlanması gerekmektedir. Markaların esas unsurlarının ve vurgu sözcüklerinin aynı veya benzer olması, markanın genel görünümüne etkisi az olan diğer unsurlardaki farklılığa rağmen iltibasa yol açabilir. Sözcük markalarında, sözcüklerin başlangıç ve kökleri bütünsel benzerliğin tayininde önemlidir. İki marka arasındaki iltibasın varlığının saptanmasında, markaların yan yana konularak karşılaştırma yapılmaması gereklidir. İltibas tehlikesinin bulunup bulunmadığının saptanmasında ilgili mal ya da hizmetin orta yetenekteki alıcılarının dikkat ve özeni esas tutulur. Bu alıcıların markaları, aynı anda göz önünde bulunduramayacakları da dikkate alınarak ayrıntılara ilişkin farklar ve bütüne ilişkin benzerlikler üzerinde durulur. 6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU Madde 54 "(1) Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. (2) Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır." Madde 55 "(1) Aşağıda sayılan hâller haksız rekabet hâllerinin başlıcalarıdır:
a)Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar
b)Sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek;
c)Başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanmak;
d)Üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek;
e)İş şartlarına uymamak;
f)Dürüstlük kuralına aykırı işlem şartları kullanmak." Madde 56 "Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse;
a)Fiilin haksız olup olmadığının tespitini,
b)Haksız rekabetin men’ini,
c)Haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilm esini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını,
d)Kusur varsa zarar ve zıyanın tazminini,
e)Türk Borçlar Kanununun 58 inci maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini, isteyebilir. "hükümleri yer almaktadır. 6102 Sayılı TTKnın 54.maddesi ile haksız rekabete ilişkin hükümlerin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. Rakipler arasında veya tedarik edenlerle, müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır. SMK, TTK hükümleri, TPMK kayıtları, bilirkişi kurulu kök/ek raporları ve bütün dosya kapsamından: TPMK nezdinde 2018/116984 numaralı markanın, ... adına tescilli olduğu anlaşılmıştır. Asıl davada: ... numaralı markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkini talep edilmiştir.
Mahkememizce itibar edilen 05/08/2024 tarihli kök/28/01/2025 tarihli ek raporda belirtildiği üzere; 2018/116984 numaralı markanın, hükümsüzlük koşulları oluşmadığından asıl davanın reddine karar verilmiştir. Birleşen davada: Davalı ...'ın eyleminin; davacı şirketin marka tescilinden ve ticaret ünvanından kaynaklanan haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti, men'i, ref'i talep edilmiştir.
Mahkememizce itibar edilen 05/08/2024 tarihli kök/28/01/2025 tarihli ek raporda belirtildiği üzere; Davalı kullanımlarının, davacının marka tescilinden ve ticaret ünvanından kaynaklanan haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil etmediği kanaatine varıldığından, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
ASIL VE BİRLEŞEN DAVANIN REDDİNE,
1.Asıl dava yönünden; alınması gereken 615,40 TL ilam harcından; peşin harcın mahsubu ile eksik 534,70 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
2.Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
3.Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4.Birleşen dava yönünden; alınması gereken 615,40 TL ilam harcından; peşin harcın mahsubu ile eksik 534,70 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
5.Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6.Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
7.Taraflarca fazla yatırılan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı HMK 345/1.maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve İstinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek sureti ile, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.15/05/2025 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)