4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Mahkeme
- ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Daire
- 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Esas No
- 2018/732
- Karar No
- 2021/366
- Karar Tarihi
- 08.06.2021
- Dava Türü
- DIGER
- Hukuk Alanı
- Ticaret Hukuku
- Karar Sonucu
- REDDİNE
T.C.
ANTALYA
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte bulunan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
İSTEM
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ...'ın ... na kaytıtlı ... olduğunu, vekili ile Antalya .. Noterliğinin ... tarih ... yevmiye numaralı vekalet ile vekalet ilişkisi olduğunu, müvekkilinin ... den olan alacağına istinaden ... Ye ait ...'nin keşidecisi olduğu ... nin lehtarı olduğu ... tarihli ...-TL bedelli, ... tarihli ...-TL bedelli çekleri ...dan cira yolu ile aldığını, alınan çekler ödenmeyince icra takibi başlatılması için müvekkilinin vekiline verdiğini, müvekkilinin çekleri vekiline verdikten sonra borç u firma tarafından arandığını ve 2 çek için ...-Tl tutarlı 3 adet bono teslim edileceğini beyan edince müvekkilinin bu teklifi kabul ettiğini ve vekilini bilgilendirdiğini, davalı önce çeklerin kendisinde olmadığını akabinde müvekkilinin çek teslim belgesini yolması üzerine çekleri ...'e iade edeceğini ancak icra takibine koyduğunu bunun için kendisine ...-TL vekalet ücreti vermesi gerektiğini, müvekkilinin çeklerin icra takibine konması nedeniyle vekalet ücreti doğmuş olacağından davalıya ... tanzim tarihli ... vade tarihli ...-TL bedelli, ... tanzim tarihli ... vade tarihli ...-TL bedelli senetler verdiğini, vekil edenin müvekkilinin , davalı tarafından takibe konulduğu beyan edilen çeklerin ... firmasına teslim edildiğini ve çeklerin karşılığında 3 adet senet alındığını, alınan senetlerin müvekkiline ödenmediğini, anılan çeklerle ilgili davalı tarafından icra takibi yapılmadığını haricen öğrendiklerini, icra takibi yapılmadığından vekalet ücreti olarak verilen senet bedelsiz kaldığını, müvekkilinin ... tanzim tarihli ... vade tarihli ...-Tl bedelli ve ... tanzim tarihli ... vade tarihli ...-TL bedelli bonolar yönünden davalıya borçlu olmadığının tespitine, icra dosyasına ödemek zorunda kalırsa, müvekkilinin yapacağı ödemenin ödeme tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte alınarak müvekkiline verilmesini talep ve dava etmiştir.
YANIT:
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının bir dönem vekilliğini yaptığın, şirket üzerindeki mal varlıklarını şirket dışına çıkaracağına ilişkin hukuki yardım talep ettiğini, bu talebin etik olmadığını., bu konularda hukuki yardım yapamayacağını belirttiğini, sonraki süreçlerde tekrar hukuki yardım istediğini, olumlu cevap vermediğini, davacı şirket yetkilileri planlı ve organize bir şekilde haksız ve hukuksuz bir şekilde zenginleşme yöntemi seçtiğini, davanın kötü niyetli olarak açıldığını, toplam ...-Tl bedelli çekler ... Tarafından ciri borcu ve ticari ilişkisi nedeniyle davacı şirkete cira edilerek teslim edildiğini, ancak teslim tarihinde dava dışı çeklerin keşidecisi ... nin ... Asliye Hukuk Mahkemesinin .../... esas sayılı dosyası üzerinden iflas erteleme davasının derdest olması sebebiyle 6183 Sayılı Kanun kapsamında keşideci aleyhine takip başlatılmadığını, davacının çeklerle ilgili icra yapıldığını söylediğimiz ve bu nedenle vekalet ücreti ödediğini ancak sonrasında dava dışı ... aleyhine icra takibi yapılmadığını öğrendiğini iddia ettiğini., bu durumun yalan olduğunu, bu beyanı ile mahkemeyi yanılttığını, ... tarihli Kayyum Heyeti kararı doğrultusunda toplamda ...-TL bedelli 2 adet çek dava dışı ... Firmasına ... tarihinde iade edildiğini, söz konusu bu işlemlerin ofislerinde ... görevlendirilmiş olup, ... yetkilisi ...'nın talebi doğrultusunda dava dışı şirketin ... da bulunan ofisine gidilerek işlemlerin gerçekleştirildiğini, akabinde senetler müvekkile teslim edildiğini, yapılan bu işlem için davacının vekalet ücretini bizzat kendisi belirlediğini, ancak ödemeleri senetle yapabileceğini belirttiğini, davacının sürekli maddi imkansızlıklarını ileri sürmesi nedeniyle bu durumun kabul edildiğini, her nedense şimdi kandırıldığını iddia ettiğini, avukatlık bedeli yansıma faturası kesildiğini, ....-TL faturanın dava konusu bedel dava dışı ... Firması carisine borç olarak kaydediliğini, davanın kötü niyetli olarak açıldığını, davanın reddine ve davacı tarafa alacağın % 20 sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
KANITLAR VE GEREKÇE: Dava, ... tanzim tarihli ... vade tarihli ... TL bedelli ve ... tanzim ve ... vade tarihli ... TL bedelli bonolar yönünden davacının davalıya borçlu olup olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Davanın ilk olarak Antalya Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi yöneltilerek açıldığı, Antalya ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin .../... esas .../... karar sayılı ilam ile davaya konu bonolardan kaynaklı uyuşmazlıkların ticari dava niteliğinde olması nedeniyle Asliye Ticaret Mahkemeleri'nde görülmesi gerektiğinden bahisle görevsizlik kararı verildiği ve dosyanın kesinleşerek Mahkememiz esasına kaydının yapıldığı görülmektedir.
Dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. ve 5. maddeleri gereğince görev kurallarına; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 5 vd. maddelerinde belirtilen yetki kurallarına uygun olarak görevli ve yetkili Antalya Asliye Ticaret Mahkemesine usulüne uygun olarak gönderildiğinden Mahkememizce yargılamaya devam olunmuştur.
Mahkememiz dosyasında hesap bilirkişisi tarafından düzenlenen ... tarihli raporda özetle; davacı ile davalı arasında vekalet ilişkisi bulunduğu , ... Keşide tarihli ... TL bedelli , keşidecisinin ... olduğu, ... Keşide tarihli ... TL bedelli, keşidecisinin ... Olduğu 2 adet çekin davacı vekil eden tarafından davalı vekil çalışanına teslim edildiği , ancak bu çekler sebebi ile davalı vekil tarafından yasal işlem yapılmadığı, Davalı vekil tarafından, çekler sebebi ile yasal işlem yapılmamış olması sebebi ile bu çeklerin takibi sebebi ile karşı vekalet ücreti ve akdi ücretin doğmadığı , Davalı vekil tarafından , davacı talebi ile çeklerin iadesi ve yerine senetlerin teslim alınması, konusunda 2018 yılında hukuki yardım verilmiş olması sebebi ile , hukuki yardımın yapıldığı tarihteki avukatlık asgari ücret tarifesine göre davalı vekile ödenmesi gereken vekalet ücretinin ... TL olduğu görüş ve kanaatine varıldığının bildirildiği görülmüştür.
Nitelikli Hesaplamalar konusunda uzman bilirkişi tarafından düzenlenen ... tarihli raporda özetle; tarafların beyanlarından ve delillerinden, ... TL bedelli bonoların hangi iş için verildiğinin tam olarak tespit edilmesinin mümkün olmadığı, ... TL bedelli bonoların icra takibinden doğan vekalet ücreti karşılığında verildiği sonucuna ulaşılıyor ise , icra takibine girişilmemesi nedeni ile ücretin doğmayacağı, bu halde davalı vekilin iş takibi nedeni ile işin yapıldığı tarihte yürürlükte olan 2018 yılı AAÜT ikinci bölüm 1.no'lu maddesi gereği ... TL olabileceği, ... TL bedelli bonoların borçlu şirket ile uzlaşma görüşmeleri karşılığında verildiği sonucuna ulaşılıyor ise alacaklı ve borçlu şirket arasındaki borç ilişkisinin bitmemiş olmasının önemi olmaksızın vekilin üzerine aldığı işi ( alacaklı ile borçlu arasında alacak borç teminatları hususunda görüşme-uzlaşma işini) tamamlamış olması nedeni ile; işin tamamlanmasını müteakip davacının da rızaen ödediği ücrete Avukatlık Kanunu 163. Madde gereğince halel gelmeyeceği, görüş ve kanaatine varıldığının bildirildiği görülmüştür.
Tarafların iddia ve savunmaları dikkate alındığında taraflar arasında çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; davalı taraf ile davacı arasında vekalet ilişkisinin bulunup bulunmadığı, keşidecisi ... Lehtarı ... Cirantası davacı ... olan ... tarihli ... TL bedelli ve ... tarihli ... TL bedelli çekler nedeniyle ... aleyhine vekalet ilişkisi kapsamında davacı adına tarafınızca icra takibi başlatılıp başlatılmadığı, bu çekler yönünden davalının davacıya dava dışı borçlular aleyhine takip başlatıldığı hususunda beyanda bulunup bulunmadığının belirlenmesi ile dava konusu ... düzenleme tarihli ... vade tarihli ... TL bedelli bono ile ... düzenleme tarihli ... vade tarihli ... TL bedelli bonoların yukarıda belirtilen ... tarihli ... TL bedelli ve ... tarihli ... TL bedelli çekler yönünden takip başlatıldığı inancıyla davacı tarafından vekalet ücretine mahsup edilmek üzere davalıya verilip verilmediği hususlarının belirlenmesi noktasında toplanmaktadır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesi).
İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.
Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir.
Davacı taraf kambiyo senedinden dolayı borçlu olmadığının tespitini istediğine göre, konunun hem kambiyo hem de ispat hukuku açısından ele alınıp, değerlendirilmesi gerekir. Borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir.
Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira, davacı borçlu senedin varlığını kabul etmekle birlikte bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir
Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir gayeye ulaşmak istemektedir. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise, bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır. Hemen belirtmelidir ki, bono, ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedi olup, bağımsız borç ikrarını içerir.
Yukarıda yer verilen ispat kurallarının somut olay bakımından incelenmesinde; dava ve cevap dilekçelerinde beyan edilen hususlara göre davacı ve davalı arasında vekalet ilişkisinin bulunduğu ve dava konusu edilen bonoların vekalet ilişkisi çerçevesinde düzenlendiği kuşkusuzdur. Taraflar arasındaki ihtilaf vekalet ilişkisinin niteliği ve hangi olaya ilişkin olduğu noktasında toplanmaktadır.
Davacı taraf keşidecisi ... Lehtarı ... Cirantası davacı ... olan ... tarihli ... TL bedelli ve ... tarihli ... TL bedelli çekler nedeniyle takip başlatıldığı inancı ile dava konusu bonoların vekalet ücretine mahsuben düzenlenerek davalıya teslim edildiği, icra takibinin başlatılmaması nedeniyle bonoların bedelsiz kaldığını, davalı taraf ise dava konusu bonolar ile icra takibinin bir ilgisinin bulunmadığını, dava dışı firmanın ... ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .../... esas sayılı dosyasında iflas erteleme davasında sunulan iyileştirme projesi kapsamında görüşme ve anlaşmaların sağlandığını, bu doğrultuda görüşmeler sonucunda bir kısım çeklerin dava dışı firmaya iade edildiğini, dava konusu senetlerin bu hususlar nedeniyle vekalet ücreti kapsamında kendisi adına düzenlendiğini beyan etmiştir. Bu görüşmelerin yapıldığı, ilgili çeklerin davalı tarafından dava dışı firmaya teslim edildiği ve bu çeklerin karşılığında 3 adet senedin alındığı, özetle davalının iddia ettiği hususlarda vekalet ilişkisinin var olduğu ve gerçekleştiğinin davacı tarafından da kabul edildiği görülmektedir. Buna göre dava konusu senetlerin davacı ile davalı arasındaki vekalet ilişkisinden kaynaklandığı her iki tarafın da kabulünde olduğu ve davalının dava dışı firma ile yapılan görüşmeler nedeniyle bu senetlerin düzenlendiği iddiası karşısında davacının bu hususu kabul etmesi nazara alındığında dava konusu senetlerin bir başka vekalet ilişkisi kapsamında ( davacı adına icra takibi başlatıldığı inancı ile ) düzenlenerek davalıya verildiğinin davacı borçlu tarafından ispat edilmesi gerekmektedir.
Davacı tarafın dosyada mevcut bilgi ve belgeler incelendiğinde vekalet ilişkisi kapsamında davalının icra takibi başlattığı inancı ile dava konusu senetler düzenlendiği hususunda yazılı belge ibraz etmediği görülmektedir.
Davacı taraf dava dilekçesinde yemin deliline de dayanmıştır. Davacıya yemin delili hatırlatılmış ve davacı taraf davalıya yemin teklif ettiğini beyan etmiştir.
Karşı tarafa yemin teklif eden taraf, davanın mukadderatını ''yemine'' bağlamış sayılır. Yemin, bunu icra eden kimsenin lehine kesin delil teşkil eder.
Yemin delili tarafların en son başvurabilecekleri bir kesin delil türüdür ve ispat yükü taşıyan tarafın diğer tarafa yemin teklif etmesi halinde iddiasını artık başka delillerle ispatı mümkün değildir. Teklif edilen yeminin karşı tarafça yerine getirilmesi halinde kesin delil ortaya çıkar. Yemin teklif eden taraf yeminin hukuki sonuçlarına katlanmak zorunda olduğundan bu aşamadan sonra yemin teklifinden dönülmesi mümkün değildir
Yemin teklif olunan taraf kendisine yöneltilen yemini yerine getirirse, yemin teklif eden kimsenin iddia ettiği vakıanın doğru olmadığı ispat edilmiş olur. Yeminin eda edilmesi üzerine uyuşmazlık konusu vakıa kesin delille ispat edilmiş olacağından karşı taraf yeni delil getiremez ve hakim de yeni araştırmada bulunamaz.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10/06/2015 tarih ve 2014/ 13-37 Esas 2015/1525 karar sayılı ilamında ve yerleşik diğer içtihatlarında da belirtildiği üzere; yemin, taraflardan birinin davanın çözümlenmesine etkili olan bir vakanın doğru olup olmadığı hakkında kanunun belirlediği şekilde mahkeme ( hakim) önünde beyanda bulunmasıdır. Yemin eden taraf bu beyanın doğruluğunu namus, şeref ve kutsal saydığı bütün inanç ve değerleri ile teyit etmektedir. Medeni Usul Hukukumuzda yemin delili kesin delil niteliğindedir.
Davalı tarafa usulüne uygun olarak yemin davetiyesi tebliğ edilmiş, davalı asil Mahkeme huzurunda; "Davalı taraf ile aramızda vekalet ilişkisi bulunuyordu, keşidecisi .... Lehtarı ... Cirantası davacı ... olan ... tarihli ... TL bedelli ve ... tarihli ... TL bedelli çekler nedeniyle ... aleyhine vekalet ilişkisi kapsamında davacı adına tarafımca icra takibi başlatılmadı, bu çekler yönünden davacıya dava dışı borçlular aleyhine takip başlatıldığı hususunda beyanda bulunmadım, dava konusu ... düzenleme tarihli ... vade tarihli ... TL bedelli bono ile ... düzenleme tarihli ... vade tarihli ... TL bedelli bonoların yukarıda belirtilen ... tarihli ... TL bedelli ve ... tarihli ... TL bedelli çekler yönünden takip başlatılmadığı bilinerek davacı tarafından vekalet ücretine mahsup edilmek üzere düzenlenip tarafıma teslim edilmiştir. Namusum, şerifim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerlerim üzerine yemin ediyorum" şeklinde beyanda bulunarak yeminini eda etmiştir.
Buna göre yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; davalı alacaklının genel ispat kuralları çerçevesinde sebepten mücerret olan bonodaki hukuki ilişkinin niteliğini kabul ettiği ancak bu senetlerin bir başka vekalet ilişkisinden dolayı düzenlendiğini beyan ettiği, bu vekalet ilişkisinin varlığının davacı tarafça da kabul edildiği, bu nedenle davacının ispat yükümlülüğünü üzerine aldığının kabulü gerekmektedir. Buna göre dava konusu senetlerin "davalı vekilin davacının alacaklı olduğu senetler hakkında takip başlatıldığı inancı" ile vekalet ücretine mahsuben düzenlendiği hususunun yazılı deliller ile ispat edilemediği kanaatine varılarak ve davalı tarafın yemini usulüne uygun eda ettiği nazara alınarak davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
1.Davanın REDDİNE,
2.Davalı tarafın kötü niyet tazminatına ilişkin talebinin şartları oluşmadığından REDDİNE,
3.Alınması gereken ... karar ve ilam harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan ... TL harçtan mahsubu ile bakiye ... TL harcın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
4.Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5.Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6.Reddine karar verilen miktar yönünden davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre hesap edilen ... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7.Karar kesinleştiğinde bakiye gider avansının ilgili tarafa derhal iadesine,
8.Karar kesinleştiğinde Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün .../... esas sayılı takip dosyasının ilgili icra dairesine iadesine, Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi tarafından incelenecek olan istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin ve davalı asilin ve vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 08/06/2021 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)