Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Genel Hukuk
Aramaya Dön
BURSA BÖLGE ADLIYE MAHKEMESI

5. Hukuk Dairesi

T.
Karar Sonucu REDDİNE
Resmî Atıf BURSA Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi, T. 06.06.2024
PDF DOCX UDF
Karar Künyesi
Mahkeme
BURSA Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
5. Hukuk Dairesi
Karar Tarihi
06.06.2024
Dava Türü
Hukuk
Hukuk Alanı
Genel Hukuk
Karar Sonucu
REDDİNE
Karar Metni Tam metin · resmî kaynaktan

T.C. BURSA BAM 5. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No:

T.C.

BURSA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

5. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO :

KARAR NO:

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :

NUMARASI :

ARA KARAR TARİHİ :

DAVA: Tapu İptali Ve Tescil (Borç Tasfiye Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 06/06/2024
KARAR YAZIM TARİHİ: 07/06/2024

Taraf vekillerince yukarıda belirtilen ara karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmış olmakla dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde gereği görüşülüp düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Davacı vekili, müvekkili şirket ile davalı .... arasındaki 09/03/1998 tarihli borç ödeme teklifi ile mevcut borcun (Borç 01/04/1998 tarihi itibarı ile 1.681.000 DEM) ödenerek tasfiyesi ve ihale olunan ve bugünkü değeri 5.000.000 USD'nin (Beş milyon Amerikan Doları) üzerinde bulunan Bursa ili, ilçesi, Köyü, mevkii, pafta, parselde kain yaklaşık 10.000 m2 kapalı alanlı fabrika binasının 09/03/1998 tarihli borç ödeme ve fabrikanın iadesine ilişkin sözleşmeye dayalı olarak tasfiyeye konu borcun tamamı ödendikten sonra kime ve ne şekilde devir ve iade edilmesi gerektiği hususunda davalı banka tarafından Bursa ...Ticaret Mahkemesinin ... E. sayılı dosyası ile dava (muarazanın giderilmesi) ikame edildiğini, Bursa Asliye ... Ticaret Mahkemesinin ...K. sayılı dosyasından verilen karar ile fabrikanın içindeki emtia ile birlikte davacı şirkete devrinin gerektiğine karar verildiğini, bu kararın Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiğini, bu süreçte davacı şirketin 09/03/1998 tarihli tasfiye sözleşmesine istinaden davalı bankaya tüm borcunu ödemesine rağmen, başka bir alacaklının (.... AŞ) talebi ile iflasının açıldığını, bankanın hiçbir alacağının kalmaması nedeniyle iflas masasına alacak kaydı yaptırmadığını, müvekkilinin iflasına sebep olan .... AŞ ve sahibi ...'nın hukuksuz taleplerine dayalı olarak ikame ettikleri muhtelif hukuk davaları sebebiyle 2022 yılına kadar iflas dosyasında işlem yapılamadığını, bu davaların tamamının müvekkili şirket lehine sonuçlanması neticesinde ..Asliye Ticaret Mahkemesinin ...E. sayılı dosyası ile 11/01/2023 tarihinde iflasın kaldırılmasına dair karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, iflasın kaldırılması sonrasında müvekkili tarafından davalı bankaya Bursa ..... Noterliğinin 07/02/2023 tarih ve 5401 Y sayılı ihtarnamesi ile bankanın talep ettiği gayrimenkule ilişkin sigorta poliçe bedelleri ve birikmiş emlak vergisi ödemelerinin hesaplanarak bildirilmesinin istendiğini, sonuç alınamayınca Bursa ... Noterliğinin 12/05/2023 tarih ve 4420 Y sayısı ile tekrar ihtarname gönderildiğini, tüm ihtarlara rağmen davalı bankanın sözleşme ile iade etmeyi taahhüt ettiği taşınmazı tüm borcun ödenmesine rağmen iade etmediklerini beyanla, dava konusu ..... parsel sayılı taşınmazların üzerideki binaları ile birlikte davalı adına olan tapu kayıtlarının iptali ile müvekkili şirket adına tesciline karar verilmesini talep etmiş olup ayrıca dava dilekçesiyle dava konusu taşınmazlara ihtiyati tedbir konulması talep edilmiştir.

Mahkemece, 10/07/2023 tarihli tensip tutanağının 3/f bendinde; davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile dava değeri olan 1.000.000 TL'nin %15'i oranına denk gelen 150.000 TL teminat mahkeme veznesine yatırıldığında veya teminat mektubu sunulduğunda davalı adına kayıtlı olması halinde dava konusu tapu kaydı üzerine 3. kişilere devrinin engellenmesi yönünde ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmiştir.

Davalı vekili 05/09/2023 havale tarihli dilekçesinde, davacı tarafın aynı taşınmaza ilişkin daha önce ... Asliye Ticaret Mahkemesi Başkanlığının .. E. sayılı dosyada tapu iptali ve tescili davası açtığını, mahkemece 21/02/2020 tarihli ara karar ile 23.347.807,38 TL üzerinden eksik harcı tamamlaması için kesin süre verildiğini, davacının bu aşamadan sonra davayı takip etmemesi üzerine davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, davacının aynı davayı bu kez dava değerini 1.000.000,00 TL göstererek açtığını ve mahkemece dava değerinin %15'i oranında teminatla ihtiyati tedbir kararı verildiğini, davacının taşınmaz tapu tescil bedeli altında bir değerle dava açmasının yerinde olmadığını, öncelikle taşınmazın değerinin tesbiti yönünden bilirkişi incelemesi yapılarak harcın tamamlanmasından sonra davanın devamının gerektiğini, dava konusu taşınmaza yönelik ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini, zamanaşımı, süre, usul ve esasa ilişkin itiraz ve beyanlarının kabulü ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:

Mahkemece, davalı vekilinin ihtiyati tedbire yönelik itirazı 06/03/2024 tarihli ara karar ile mahkemenin uygulamasının dava değerinin %15 oranında teminat alınarak ihtiyati tedbir uygulanması yönünde olduğundan yargılama sırasında keşfen dava konusu iş yerinin değeri 112.804,710 TL olarak belirlendiğinden bu değerin %15'i üzerinden hesaplanan 16.920,700 TL'nin davacı tarafından 2 haftalık süre içerisinde yatırılmasına, yatırılmadığı takdirde ihtiyati tedbirin kaldırılacağının ihtarına, davalı vekilinin ihtiyati tedbirin esasına ilişkin itirazlarının reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

İstinaf talebinde bulunan davalı vekili, davacı tarafça süresinde ara kararından rücu istenmediği gibi 2 haftalık sürede istenilen teminatın da yatırılmadığını, bu konuda verdikleri 21/3/2024 tarili talep dilekçesine rağmen mahkemece henüz ihtiyati tedbir kararının kaldırılması için tapu müdürlüğüne müzekkere yazılmadığından ve bu konuda karar verilmediğinden hak kaybına uğramamak adına istinaf talebinde bulunduklarını beyanla dava konusu taşınmazın 15/09/1997 tarihinde müvekkili bankaca cebri icra ihalesi ile satın alındığını ve icra müdürlüğünün tescil talimatına istinaden müvekkil banka adına 07/06/2000 tarihinde kayıt ve tescil edildiğini, taşınmazın cebri icra yolu ile müvekkili bankaya geçmesi karşısında, işbu tapu iptali ve tescili davasında ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceğini, davada zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin geçtiğini, ihtiyati tedbir koşullarının oluşmadığını savunarak kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Davacı vekili istinaf başvuru ve istinafa cevap dilekçesinde, dosya kapsamında HMK'nın 392/1 maddesinde ifade bulan "...Talep, resmi belgeye, başkaca kesin bir delile dayanıyor yahut durum ve koşullar gerektiriyorsa, mahkeme gerekçesini açıkça belirtmek şartıyla teminat alınmamasına da karar verebilir..." şartlarının dosyada ziyadesiyle tamam olduğu, davalı bankadan ve/veyahut vekilinden sâdır ikrar hükmündeki beyanları ve Bursa Asliye 2. Ticaret Mahkemesinin......E. sayılı kesinleşmiş ilâmı karşısında dosyada teminat şartı aranmasının hukuken yerinde olmadığını, bu sebeple, 08/03/2024 tarihli ara kararının teminata dair kısmının istinâfen kaldırılmasına ve davalı banka vekilinin ihtiyâtî tedbir kararı yönünden sunduğu istinâf gerekçelerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE

HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesinde; Dava, taraflar arasında yapılan borç tasfiye sözleşmesine istinaden dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tescili talebine ilişkindir.

Davacı taraf, dava dilekçesiyle ihtiyati tedbir talebinde bulunuş olup mahkemece, tedbir talebinin 150.000 TL teminat karşılığında kabulüne karar verilmiştir.

Davalı vekilince ihtiyati tedbir kararına itiraz üzerine mahkemece 06/03/2024 tarihli ara karar ile yargılama sırasında keşfen dava konusu iş yerinin değerinin 112.804,710 TL olarak belirlendiğinden bu değerin %15'i üzerinden hesaplanan ....TL'nin davacı tarafından 2 haftalık süre içerisinde yatırılmasına, yatırılmadığı takdirde ihtiyati tedbirin kaldırılacağının ihtarına, davalı vekilinin ihtiyati tedbirin esasına ilişkin itirazlarının reddine karar verilmiştir. Söz konusu ara karara yönelik taraf vekillerince ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

Mahkemece, davalı tarafın ihtiyati tedbir kararına karşı yaptığı itirazın 06/03/2024 tarihli duruşmada değerlendirilmiş olmasına rağmen, gerekçeli ara karar başlığına ara karar tarihi olarak gerekçenin yazılığı 08/03/2024 tarihinin yazılması hatalı ise de mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olduğundan bu husus eleştirilmekle yetinilmiştir.

1.) Davacı vekilinin ara karar yönelik istinaf başvurusunun yapılan incelemesinde;

Somut olayda mahkemece tensip tutanağı ile dava değeri olarak gösterilen 1.000.000 TL'nin %15'i olan 150.000 TL teminat mukabilince ihtiyati tedbir kararı verildiği, davalı tarafın itirazı üzerine yapılan inceleme ile dava konusu taşınmazın değerinin......TL olduğu anlaşıldığından teminatın bu değerin %15'i olan 16.920.700,00 TL'ye tamamlatılmasına karar verildiği, davacı vekilince teminatın kaldırılmasına yönelik olarak ara karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmaktadır.

İhtiyati tedbir kararlarına karşı kanun yolu, 6100 sayılı HMK'nın 391. maddesinin 3. bendi uyarınca ihtiyati tedbir talebinin reddi kararları ile aynı Kanun'un 394. maddesinin 5. bendi uyarınca, ihtiyati tedbir kararına karşı itiraz üzerine verilen kararlar ile sınırlıdır.

HMK'nın 392/1. maddesi uyarınca ihtiyati tedbir talep eden haksız çıktığı takdirde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğrayacağı muhtemel zararlara karşılık teminat göstermek zorunda olup, yine aynı Kanun'un 394/2. maddesi gereğince teminata itiraz edebilecek olan sadece aleyhine tedbir kararı verilen veya menfaati açıkça ihlal edilen üçüncü kişidir.

HMK’nın 341’inci maddesinin 1’inci fıkrası da HMK’nın 391 ve 394’üncü maddelerine paralel bir düzenleme getirmiş ve “ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü hâlinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna” başvurulabileceğini düzenlemiştir. Bu maddeye karşılık gelen Hükümet Tasarısının 345’inci maddesinin gerekçesinde “İhtiyatî tedbir ve ihtiyatî haciz hakkındaki kararlara karşı da hükümde belirtilen hâllerde istinaf yolu açılmıştır.” denilmektedir. İhtiyati tedbir ve ihtiyati hacze ilişkin tüm kararlara karşı değil, ancak “hükümde belirtilen hâllerde” istinaf yoluna başvurulabilecektir. Sonuç itibarıyla kanun koyucu hem yürürlükte olan 391 ve 394’üncü maddelerinde hem de 341’inci maddede açık bir sınırlama getirmiş ve ihtiyati tedbir isteminin reddi ile ihtiyati tedbir kararına itiraz dışındaki ihtiyati tedbire ilişkin kararlara karşı kanun yollarını kapatmıştır. Yukarıda yapılan açıklamalardan açıkça anlaşıldığı üzere kanun koyucu, ihtiyati tedbir isteminin reddi ile ihtiyati tedbir kararına itiraz üzerine verilerek kararlar dışındaki ihtiyati tedbire ilişkin kararlara kanun yollunun kapalı olmasını öngörmüştür. Bu nedenlerle, teminatlı olarak verilen ihtiyatı tedbir kararına karşı tedbirin teminatsız verilmesi gerektiğinden bahisle davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulamayacağından davacı vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilmiştir.

2.) Davalı vekilinin ara karar yönelik istinaf başvurusunun yapılan incelemesinde;

Davalı vekili, taşınmazın cebri icra yolu ile müvekkili bankaya geçmesi karşısında, işbu tapu iptali ve tescili davasında ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceğini, davada zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin geçtiğini, ihtiyati tedbir koşullarının oluşmadığını savunarak kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

6100 sayılı HMK'nın 389/2 maddesi; "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.". 6100 sayılı HMK'nın 390. maddesi; "Tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır." hükmünü içermektedir.

Dosya kapsamı uyarınca davacı tarafın, davalı bankanın sözleşme ile iade etmeyi taahhüt ettiği taşınmazı, tüm borcun ödenmesine rağmen iade etmediklerini ileri sürerek dava konusu ...parsel sayılı taşınmazların üzerideki binaları ile birlikte davalı adına olan tapu kayıtlarının iptali ile müvekkili şirket adına tesciline karar verilmesini talep ettiği anlaşılmaktadır.

Somut olayda, davacının tapu iptali ve tescil isteğiyle eldeki davayı açtığı, taraflarca ibraz edilen deliller ve tüm dosya kapsamına göre taşınmazın mülkiyetine (aynına) yönelik eldeki davada 6100 sayılı HMK m. 389 ve devamı hükümlerinde öngörülen koşulların oluştuğu, tedbir kararı verilmediği takdirde taşınmazın başka kişilere devir ve temlik edilerek davanın konusu ortadan kalkabileceğinden, taşınmazın aynına ilişkin olan işbu davada, dava konusu taşınmazın üçüncü şahıslara devir ve temlikinin önlenmesi hususunda ihtiyati tedbir kararı verilmesi usul ve yasaya uygun olup, davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.

Öte yandan, her ne kadar davalı vekili istinaf dilekçesinde, davacı tarafça süresinde ara kararından rücu istenmediği gibi 2 haftalık sürede istenilen teminatın da yatırılmadığını, bu konuda verdikleri 21/3/2024 tarili talep dilekçesine rağmen mahkemece henüz ihtiyati tedbir kararının kaldırılması için tapu müdürlüğüne müzekkere yazılmadığını ve bu konuda karar verilmediği belirtmiş ise de; istinaf incelemesi ihtiyati tedbir kararına itiraz üzerine verilen karara istinaden yapıldığından davacı tarafça teminatın süresi içerisinde yatırılıp yatırılmadığı, ihtiyati tedbir kararının hükümsüz kalıp kalmadığının mahkemece değerlendirilmesi gerektiğinden bu husus Dairemizce değerlendirilmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın m. 353/1-b-1 hükmü gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.) Davalı vekilinin ilk derece mahkemesinin yukarıda anılan ara kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2.) Davacı vekilinin ilk derece mahkemesinin yukarıda anılan kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 341/2, 346/1 ve 352/1-b hükümleri gereğince USULDEN REDDİNE,

3.) İstinaf karar harcı peşin alındığından davalı taraftan başkaca harç alınmasına yer olmadığına,

4.) İstinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, peşin alınan 427,60 TL istinaf karar harcının istek halinde istinaf eden davacı tarada iadesine,

5.) Yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince verilecek esas karar ile birlikte dikkate alınmasına,

6.) Dairemiz kararının ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın m. 362/1-f hükmü gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. .. .Başkan ...

(e-imzalıdır)

...

Üye

...

(e-imzalıdır)

...

Üye*

...

(e-imzalıdır)

...

Katip

...

(e-imzalıdır)

İlgili Mevzuat & Etiketler
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog