10. Hukuk Dairesi
10. Hukuk Dairesi 2011/256 E. , 2012/22564 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :İş Mahkemesi
No : 2009/195-2010/362
Dava, noksan işçilik nedeniyle resen tahakkuk işleminin iptali ile borçlu olunmadığının tespiti ve icra tehdidi altında ödendiği ileri sürülen prim ve gecikme zammından kaynaklanan 20.468,45 TL’nin ödeme tarihi olan 19.02.2009 tarihinden itibaren yasal faiziyle iadesi istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Somut olayda, davacı şirkete ait otel işletmesinde yapılan 30.10.2007 tarihli müfettiş incelemesi sonucu, 20.468,45 TL eksik işçilik ve gecikme zammı tahakkuk ettirildiği, 18.02.2009 tarihinde tebliğ edilen tahakkukun davacı şirket tarafından 19.02.2009 tarihinde tamamen ödenerek, 11.03.2009 tarihinde açılan eldeki dava ile de Kurum işleminin iptaliyle ödemenin iadesinin talep edildiği, mahkemece, ek prim tahakkuku işlemlerinin yasal olarak kabul edilebilir bir tespite dayanmadığını, sigorta primine esas kazancın eksik bildirildiğine ilişkin Kurum işleminin yasal bir dayanağının bulunmadığını belirten bilirkişi raporuna göre davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır. 506 sayılı Yasanın 79. maddesi, “Bu Kanunun 83 üncü maddesinde belirtilen kurum ve kuruluşlar tarafından ihale yoluyla yaptırılan her türlü işler, gerçek veya tüzel kişilerce yapılan inşaatlardan dolayı yeterli işçilik bildirmiş olup olmadığı Kurumca araştırılır….” düzenlemesini içermekte olup; aynı Yasanın 83. maddesinde belirtilen kurum ve kuruluşlar ise, “Genel ve katma bütçeli kuruluşlar, il ve belediyeler veya sermayesinin en az yarısı genel ve katma bütçeli kuruluşlar ile il ve belediyelere ait olan teşekkül ve müesseseler, kamu iktisadi kuruluşları ve bunların müessese, bağlı ortaklık ve iştirakleri, kanunla ve kanunların verdiği yetkiye dayanarak kurulan kurum ve kuruluşlar, döner sermayeli kuruluşlar…” olarak belirtilmiştir.
Ancak, 506 sayılı Yasanın konuya ilişkin 130. maddesinde yer alan; “İşverenin Kuruma, emsaline, yapılan işin nitelik, kapsam ve kapasitesine göre işin yürütülmesi için gerekli olan sigortalı sayısının, çalışma süresinin veya prime esas kazanç tutarının altında bildirimde bulunduğunun Kurumca saptanması halinde, işin yürütülmesi için gerekli olan asgari işçilik miktarı, yapılan işin niteliği, bünyesinde kullanılanteknoloji, iş yerinin büyüklüğü, benzer işletmelerde çalıştırılan işçi sayısı, ilgili meslek veya kamu kuruluşlarının görüşü gibi unsurları dikkate alarak sigorta müfettişi tarafından tespit edilir.” Düzenlemesi; kayıt dışı çalışmadan kaynaklanan prim kaybının önüne geçilebilmesi yönünden, 506 sayılı Yasanın 79. maddesindeki yöntem ve asgari işçilik oranlarıyla bağlı kalınmaksızın, eksik işçilik bildiriminde bulunulup bulunulmadığının tespitine olanak vermektedir. 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Yasanın 85.maddesinin ilk fıkrası da anılan maddeye paralel düzenleme içermektedir.
Davacı şirket tarafından yürütülen otel işletmeciliği nedeniyle eksik işçilik bildiriminde bulunulduğu gerekçesiyle resen tahakkuk ettirilen prim ve gecikme zammının iptali istemine ilişkin bu tip davalarda; bildirilmesi zorunlu işçilik oranı belirlenirken yukarıda ifade edilen yasa maddeleri gözetilerek işin genel niteliği, işte kullanılan teknik yöntemler, işin büyüklüğü, söz konusu otelin kapasitesi, mevsimsel doluluk oranları, işyeri koşulları, işyeri bünyesinde kullanılan teknoloji, benzer işletmelerde çalıştırılan işçi sayısı, kısaca işçilik bildirilmesi gereken işle ilgili tün veriler birlikte gözetilmeli, gerekirse kıyaslanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken; anılan hususları içermeyen soyut tespitlerden ve verilerden hareket eden, yetersiz ve gerekçesiz bilirkişi raporuna dayalı hüküm kurulması isabetsizdir.
Mahkemece yapılması gereken iş; Kurum işlemlerinin dayanağı olan müfettiş raporunda davacıya ait otel işletmesinin doluluk oranlarının belirlendiği hususu da gözetilmek suretiyle; dava konusu olayda konusunda uzman bilirkişi kurulundan yukarıda ifade edilen yöntem ve saptamalar doğrultusunda denetime elverişli, somut verilere dayalı rapor alınıp, müfettiş raporu denetlendikten sonra varılacak sonuca göre karar vermekten ibarettir. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik araştırma ve hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O hâlde, davalı Kurum avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.