20. Hukuk Dairesi
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/1565
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 25/12/2020
NUMARASI : 2019/134 Esas - 2020/450 Karar
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/12/2020 tarihli 2019/134 Esas ve 2020/450 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ve arkadaşlarının 1997 yılında davalı kooperatife üye olduklarını ve 28.06.1997 tarihinde yapılan olağan genel kurula katılarak üyelik haklarını kullandıklarını, ancak hiçbir yasal dayanak olmamasına rağmen üye olmadıkları gerekçesiyle 27.06.1998 tarihli genel kurula alınmadıklarını, iş bu hukuk dışı uygulama nedeniyle Aliağa l. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/56 E. ve 2013/190 K. sayılı dosyasından açılan "üyeliğin tespiti davası" ile müvekkili ve arkadaşlarının üyeliklerinin devam ettiğine karar verilmiş olup kararın kesinleştiğini, müvekkiline 01.06.1998 tarihinden bugüne kadar kooperatif üyeliğinden doğan haklarının kullandırılmadığını, davalı kooperatifin iş bu yasaya aykırı haksız uygulaması nedeniyle müvekkilinin ticari kamyonunu satmak zorunda kaldığını, hayatının altüst olduğunu, düzeninin bozulduğunu, gerek davalı kooperatifin haksız uygulamasının ve gerek davalıdan kaynaklanan nedenlerle davanın uzamasının müvekkiline maddi olarak büyük zarar verdiği gibi manevi olarak da telafisi imkânsız büyük zararlara uğramasına sebep olduğunu, müvekkilinin ve arkadaşlarının uğradığı zararların telafisi için davalı kooperatif yöneticileri ile birkaç defa görüşülmesine rağmen sonuç alınamamış olup müvekkillerinin mağduriyetinin halen de devam ettiğini, davalı kooperatifin o tarihte ve o tarihten bu yana ... A.Ş.'nin nakliye işlerini yaptığını,
... A.Ş.'nin ürettiği malları Türkiye'nin dört bir yanına taşıdığını, başkaca iş alma gereği bile duyulmadığını, yani davalı kooperatif ortaklarının asla iş sıkıntısının olmadığını, sıraya giren kooperatif ortağının haftada en az 1-2 defa iş aldığını ve aylık şu an için en az 5.000,00 TL kazandığını, 1998 yılından bu yana çalışan kooperatif ortaklarının defalarca arabalarını yenilediklerini, ailelerini rahat bir şekilde geçindirdiklerini, ev sahibi oldukları gibi 2. bir ev almak, özel araba almak, arsa almak vb. mallar edindiklerini, ayrıca davalı kooperatifin haksız eylemi nedeniyle müvekkilinin ticari hayatı bittiği gibi aile hayatının da büyük zarar gördüğünü, icralarla, hacizlerle boğuşan müvekkilinin bu nedenle evlilik birliğinin bile devam edemediğini, davalı kooperatif ortaklarının ... A.Ş.'nin nakliye işlerini yapmasından kaynaklanan gelirlerinin ... A.Ş.'nin defterleri ile sabit olduğunu, ... A.Ş. kayıtlarında 1998 tarihinden bu yana her bir kamyona yüklenen mallara ait kayıtların mevcut olduğunu, her bir ortağın kazancını, mevcut aylık kazanç durumu ele alınarak örnekleme yoluyla da bulmanın mümkün olduğunu, şayet her bir ortak asgari ücret seviyesinde kazanç elde etmiş olsa bile müvekkilinin elde etmesi gereken kazancın 200.000,00 TL'yi geçtiğini, kaldı ki her bir ortağın aylık gelirinin asgari ücretin en az beş katı olduğunu bildirerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 180.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, hükmedilecek tazminata tahakkuk ettiği tarihlerden itibaren en yüksek ticari faiz uygulanmasına, masraf ve ücreti vekaletin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kooperatif ve ortakları arasındaki uyuşmazlıklarda zamanaşımı süresinin 5 yıl olup davanın zamanaşımına uğradığını, davacı yanın aracı ile yıllara göre ne kadar kazanabileceğini bilecek durumda olduğunu, bu nedenle belirsiz alacak davası açmasının hukuken mümkün olmadığını, gerek Aliağa ve gerek çevre ilçeler ile illerde pek çok sayıda nakliye kooperatifi bulunduğunu, kaldı ki, bazı kişilerin pek çok kooperatifte üyelikler gerçekleştirdiklerinin de bilinen bir durum olduğunu, hiç kimsenin üyeliğini kullanamadı diye ekmek kapısı olarak gördüğü aracını satmayacağını, bunun hayatın olağan akışına da aykırı olduğunu, bu nedenle de öncelikle Kooperatifler Kanununun üyelik için aradığı şartları ve Kooperatif Ana Sözleşmesinin 10. maddesinde belirtilen şartları taşımasının gerektiğini, davacının mahkeme Uyap sisteminden sorgulaması yapıldığında güncel olarak araç maliki olduğu sonucuna ulaşılır ise halen bir şekilde nakliyecilik işi ile uğraştığının da sabit olacağını, zira, nakliye aracı olup taşıma işi yapan bir araç sahibinin vergi mükellefiyetinin aktif olması halinde de gelir elde ettiğinin ve maddi tazminat isteyemeyeceğinin açıkça sabit olacağını, davacı yan açısından talep edilen maddi tazminatın, tamamen varsayıma dayalı hesaplar neticesinde ortaya atılmış bir alacak kalemi olup fahiş olduğunu, kaldı ki manevi tazminat talebinin de dayanaksız olup reddinin gerektiğini, gerek Borçlar Kanunu hükümleri ve gerek Yargıtay içtihatları dikkate alındığında manevi tazminat talebinde bulunmasının hukuken mümkün olmadığı gibi istenen manevi tazminatın çok yüksek olduğunu, tazminat yönünden faiz taleplerinin de yerinde olmadığını bildirerek; davanın reddine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİNCE VERİLEN KARAR:
Mahkemece;"...Tüm dosya içeriği, delillerin ve belgelerin özellikle bilirkişiler kök rapor ve ek raporunun bir bütün olarak değerlendirilmeleri sonucunda: Mahkemenin 24/10/2019 tarihli ön inceleme celsesi 3 ve 4 nolu bentleri ile "...davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin davacıdan beklenemeyeceği anlaşıldığından; dava dilekçesinin asgari maddi tazminat tutarının belirtildiği hususu da dikkate alındığında davanın maddi tazminat davası yönünden belirsiz alacak davası olarak yürütülmesine, bu yöne ilişkin davalı vekili itirazının reddine...davacının, davalı kooperatifin üyeliğinin kesinleştiği 2013 yılından itibaren dava tarihi 2015 tarihine kadar 1163 sayılı Koop. K.'nun ,,, maddesinde öngörülen 5 yıllık zamanaşımı süresinin sona ermediği, kaldı ki dava tarihi itibari ile davacının kooperatif üyeliği sıfatının sona erip ermediğinin belli olmadığı anlaşıldığından, hukuki dayanaktan yoksun bulunan -davalı vekili tarafından ileri sürülen- zamanaşımı def'inin reddine,..." karar verilmiş ve bu yöndeki savunmalara itibar edilmemiştir. Davanın esasına gelince; davacının davalı kooperatifin ortağı olduğu, kooperatifin hazirun cetvelleri ve üye kayıt defterlerinin incelenmesinde dava tarihi ve önceki yıllarda toplam ortak sayısının 357 olduğu, 357 ortağı aynı gün kooperatif tarafından iş sağlanmasının olanaklı olmadığı, davalı kooperatifin ... dışında başkaca bir firmayla taşımacılık anlaşmasının bulunmadığı, günlük ortalama 23 sefer yük taşımacılığı yapıldığı, dolayısıyla günde 23 ortağın sırasını kullandığı, kalan ortakların sırası gelinceye kadar beklemelerinin olağan olmadığı, bir aracın harcayacağı ortalama yakıtın hasılat içindeki payının büyüklüğü ayrıca mazot dışındaki diğer giderlerin de yekün teşkil ettiği, taşımacılık sektöründe yük taşımacılığı yapan davacının 01.06.1998'den işbu dava tarihi 2015 yılına kadar olan dönemde davacının kooperatif üyesi olarak taşıma işi yapması halinde elde edeceği gelirin 86.512,15 TL olabileceği, ancak bu kazancın dava konusu taşıma işine uygun araçlara ilişkin olduğu, davacıya ait ... plakalı aracın taşıyabileceği yük miktarının 1724 kg olduğu ve işin özelliklerine göre bu aracın şehirlerarası uzun yol yük taşımacılığına uygun olamayacağı, bu durumun aksinin davacı tarafından ispatlanamadığı, dolayısıyla davacının bu süreçte ( en azından üyelik hakkının kullanılmasının engellendiği iddia edilen 01.06.1998 'den sonra başka gelir getirici iş kurma imkanı için gerekli 30 günlük makul süre içerisinde ) taşımaya uygun aracı her zaman hazır bulundurma yükümlülüğünü yerine getirmediği belirlenmiştir. Bu durumda davalı kooperatifin sorumluluğuna yol açacak bir maddi zarardan söz etmek de mümkün değildir. Esasen tarafların durumları, aralarındaki üyelik ilişkisinin seyri, olayın özellikleri ve şartları, hak ve adalet ilkeleri de böyle bir sonucu doğurmaktadır. TBK.’nun 58/I. ve TMK.’nun 24/1. madde hükümleri uyarınca kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir. Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir. Olayda, davacı kooperatif üyesinin manevi tazminat istemi irdelendiğinde; davacının üyelik haklarının kullandırılmaması nedeniyle maddi zarara uğramadığı, kişilik haklarının zedelenmesinin söz konusu olmadığı, manevi tazminatın yasal şartlarının oluşmadığı kanaatine varılmıştır. Bu açıklamalar ışığında, davacının maddi ve manevi tazminat istemlerinin hukuki dayanaktan yoksun bulunduğu anlaşıldığı.." gerekçesiyle "...Maddi tazminat davasının reddine, manevi tazminat davasının reddine..."şeklinde hüküm kurulmuştur.
Karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ:
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; anılan rapor ve hesaplama metodlarının hatalı olup açıkça hüküm kurmaya elverişsiz olduğunu, rapora göre davalı kooperatifin üyelerine hiçbir faydası ve ilave kazanç getirisinin bulunmadığını, rapora dayanak hesaplamalar gerçeği yansıtmayan ''rayiç dışı'' evraklar üzerinden yapılmış olup işbu hususunun alenen ortada olduğunu, sözde kooperatif kayıtlarından elde edilen verilere göre yıl bazında gösterilen kazanç miktarları üzerinden hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, gerek kararda gerekse dayanak raporda davalı Kooperatif üyeliğinin ''katma bir değer olduğu'' hususunun da göz ardı edildiğini, işbu cihetle dava konusu edilen zarar dönemi için başlı başına günün rayiçleri dikkate alınarak gerçekçi bir hesaplamanın yapılması gerektiğini, müvekkilinin kendi mesaisine dayalı olarak kazandığı ve kazandığını beyan ettiği yıllık brüt miktarının bu tazminat hakkından tenzil edilmesinin ise yasaya aykırı olduğunu, iş bu hesaplama metoduna göre çok çalışıp kendi emeği ve gayretiyle bir yere gelip kazancını yüksek tutan müvekkilin dava konusu zararının olmayacağını, dava konusu ve tarihleri aynı olan mahkemenin 2016/336 E. sayılı dosyasına ibraz edilen raporda dava konusu edilen dönemde o dosya davacısı üyenin edinebileceği kazancın 268.042 TL olarak hesap edildiğini, her iki rapor arasındaki çelişki ve hesaplama yöntemleri arasında çok fark olduğunu, işbu kararın yasaya ve hakkaniyete aykırı olduğunun ortada olduğunu, işbu karar ve rapordaki gelir hesabı da hatalı olup ilk üyelik tarihindeki şartlara göre hesaplama yapıldığını oysa ki kooperatifteki bir çok üye burdan sağladığı kazanç ile kamyonet ve tankerlerini yenilediğini, yeni araçlar edindiğini ve kazançlarını zaman içerisinde katladığını, kooperatif üyeliğinin rayiç imkanları ve yaptığı işten elde edebileceği rayiç gelirin hesabı ile gerçek zararın tespit edilerek davacı müvekkilin gerçek zararının hüküm altına alınmasının gerektiğini, karara dayanak raporda taşıma işi için her üyeye ayda 2 veya 3 defa sıra gelebileceği tespit edilmiş olup işbu tespit ise tamamen soyut bir yorumdan ibaret olduğunu, davalı yan kooperatif üyesi olup aralarında derdest tazminat davası bulunanan müvekkillerine keşide ettiği ihtarnamede ''kooperatifimizde araç eksiği mevcuttur. Motorlu aracınızın kaydını en kısa sürede kooperatifimize yaptırmakla birlikte işbaşı yapmanız gerekmektedir'' demek suretiyle mevcut araçların sürekli çalıştığını ve işlere yetişemediğini ikrar ettiğini, işbu kabul ve mevcut iş yoğunluğu karşısında bilirkişilerin soyut yorum yoluyla yaptığı hesabın tamamen hatalı olduğunun ortaya çıktığını, raporda bilirkişi heyeti ülkemizdeki her insanın asgari ücrete denk bir kazanç sağladığını ifade ederek kooperatif üyeliğinin ise gelir getirmediğini aksine üyelerine külfet olduğunu iddia ettiğini, dava dilekçelerinde kooperatif üyelerinin sadece ... A.Ş.'nin işlerinde dahi yetişemediğini bu denli bir karlılıkla faaliyet gösterdiğini, müvekkilin işbu gelir kaybından mahrum bırakıldığının iddia edildiğini, delil listelerinde dayanılan ... A.Ş. kayıtları usulüne uygun olarak celp edilmemiş olup farazi bir hesaplama ile dava konusu zararlarının göz ardı edildiğini, manevi tazminat takdir edilmemesi hususunun da yasaya aykırı olduğunu, davalı kooperatifin haksız ve keyfi eylemi nedeniyle yıllarca gelir kaybına uğrayan müvekkili hakkında manevi tazminat takdir edilmesinin gerektiğini, işbu eylem açıkça haksız fiil olup göz ardı edilerek yasaya aykırı hüküm tesis edildiğini, izah olunan nedenler ile; kararın inceleme neticesinde kaldırılmasına, yargılamanın sonuna kadar icranın geri bırakılmasına karar verilmesi ve kararın kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, kooperatif üyeliğinden kaynaklanan gelir kaybına ilişkin maddi ve manevi zararın tazminine ilişkindir. Mahkemece maddi ve manevi tazminat davalarının reddine karar verilmiş; hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
1.Dava, mahrum kalınan gelir kaybı istemine ilişkin olup, kooperatif üyesinin çalıştırılmamaktan kaynaklı tazminat talep edebilmesi için, öncelikle amaca uygun aracının bulunması gerekir. Davacı, davalı tarafça üye olduğu kabul edilmeyerek 01.06.1998 tarihinden dava tarihi olan 25.02.2015 tarihine kadar çalıştırılmadığı iddiasında bulunmaktadır. Mahkemece söz konusu tarih aralığında davacı adına kayıtlı araçlar araştırılmış, davacı adına 24.10.1994 tarihinde tescil edilen ... marka, azami yüklü ağırlığı 3500 kg olan açık kasa kamyonetin davacı tarafından 13.10.1998 tarihinde üçüncü kişiye satıldığı, bu tarihten sonra davacının dava tarihine kadar adına tescilli amaca uygun bir aracının bulunmadığı tespit edilmiştir.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi heyetinin kök ve ek raporunda, aracın net ağırlığı düşüldüğünde araca yüklenebilecek azami yükün 1724 kg olduğu, aracın şehirlerarası uzun yol yük taşımacılığına uygun olup olmadığı hususu mahkemenin takdirine bırakılmış olup, mahkemece davacının gelir kaybı talep ettiği tarih aralığında amaca uygun bir aracı bulunmadığı gerekçesiyle maddi tazminat isteğinin reddine karar verilmiştir.
2.Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi heyetinin kök ve ek raporu denetime elverişli ve yeterli değildir. Davacının 13.10.1998 tarihi ile dava tarihi olan 25.02.2015 tarih aralığında davalı kooperatifin amacına uygun bir aracı bulunmadığı sabit olmakla birlikte, 01.06.1998 tarihinden 13.10.1998 tarihine kadar adına tescilli bulunan açık kasa kamyonetinin bulunduğu ve tescil kaydına göre aracın kullanımı amacının "yük nakli" olarak yazılı olduğu, aracın şehirlerarası uzun yol yük taşımacılığına uygun olup olmadığı hususunun çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektirmekte olup, genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesinin mümkün olmadığı, keza Anasözleşmenin 10. Maddesinde amaca uygun aracın tespitinde yük kapasitesine ilişkin bir şart bulunmadığı, ayrıca bu tarih aralığı yönünden davalı kooperatif tarafından kendisine taşıma işi verilen diğer üyelerin adlarına tescilli araçların yük taşıma kapasitesinin ne olduğunun da 1163 sy Kooperatifler kanunun 23. maddesindeki eşitlik ilkesinden hareketle araştırılmadığı, yine davacı ile benzer konumda olan diğer üyeler tarafından aynı mahkemede davalı kooperatife karşı açılan dava dosyalarında alınan bilirkişi raporlarının dosya arasına kazandırılmadan ve bu raporlar ile hükme esas alınan raporlar arasındaki çelişki giderilmeden mahkemece eksik incelemeye dayalı olarak hüküm kurulması doğru olmamıştır.
3.Kooperatif üyesinin çalıştırılmamaktan kaynaklı tazminat talep edebilmesi için, öncelikle amaca uygun aracının bulunması gerekir. Ayrıca diğer ortakların çalışma düzeni tazminat hesabında göz önünde bulundurulmalıdır. Yine 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 408. maddesine göre; İşveren, işgörme ediminin yerine getirilmesini kusuruyla engellerse veya edimi kabulde temerrüde düşerse, işçiye ücretini ödemekle yükümlü olup, işçiden bu edimini daha sonra yerine getirmesini isteyemez. Ancak, işçinin bu engelleme sebebiyle yapmaktan kurtulduğu giderler ile başka bir iş yaparak kazandığı veya kazanmaktan bilerek kaçındığı yararlar ücretinden indirilir. İşgörme ediminin engellenmesi halinde ödenecek tazminatın hesabı TBK'nın 408. maddesinde belirtilen şekilde yapılmalıdır. Somut olay bakımından da TBK'nın 408. maddesi kıyasen uygulanarak tazminat hesabı yapılmalıdır. Kooperatif ortağının kendisine iş verilmediği zaman aralığında başka bir işte çalışmadığına veya çalışamayacağını düşünmek hayatın olağan akışına aykırıdır. (Yargıtay 6 HD'nin 2023/152 esas - 2024/2661 karar sayılı, Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesi’nin 2016/5650 Esas - 2019/3737 Karar sayılı, 2019/1796 esas-2020/3523 karar sayılı, 2014/8953 esas - 2015/2315 karar sayılı, 2013/8848 esas - 2014/2064 karar sayılı emsal kararları).
4.Bu nedenlerle mahkemece, öncelikle benzer sebeplerle kooperatif aleyhine toplam 11 kişinin dava açtığı gözetilerek yargıya güven ve birliğin sağlanması için bu dava dosyalardaki bilirkişi raporları dosyaya kazandırıldıktan ve davacıya ait SGK hizmet döküm cetveli getirtildikten sonra, kooperatifin tüm defter, kayıt, belge, yönetim ve genel kurul kararları ile varsa banka kayıtları üzerinde kooperatifler konusunda uzman bilirkişi ile şehirler ve ilçeler arası yolcu taşıma sektöründe faaliyet gösteren uzmanın da katıldığı yeni bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı kooperatif kayıtları üzerinde inceleme yaptırılarak, bilirkişi heyeti tarafından, benzer dosyalardaki diğer bilirkişi raporlarının da irdelendiği, davacının, kooperatifin amacına uygun aracının bulunup bulunmadığı, amaca uygun aracının bulunduğu dönem tespit edilerek, bu tarih aralığı yönünden davalı kooperatif tarafından kendisine taşıma işi verilen diğer üyelerin adlarına tescilli araçların yük taşıma kapasitesinin ne olduğunun da 1163 sy Kooperatifler kanunun 23. maddesindeki eşitlik ilkesinden hareketle araştırılarak ve kooperatif Anasözleşme hükümleri dikkate alınarak aracın teknik özelliklerinin şehirlerarası yük nakline uygun olup olmadığının belirlenmesi, davacının amaca uygun bir aracının bulunduğu dönemde ise aracın çalıştırılmaması nedeniyle uğradığı kazanç kaybının, aynı dönemde davalı kooperatifte aracı olan çalışan ortak sayısı, bu ortaklara hangi aralıkta iş verildiği ve bu işlerden elde edilen ortalama kazanç belirlenerek, bu kazançtan araç için yakıt, amortisman vb giderler düşüldükten sonra, davacının boşta kaldığı bu dönem içerisinde kooperatif dışında çalışma yapıp yapmadığı, çalışması mümkün olduğu halde bundan kaçınıp kaçınmadığı da araştırılıp, tüm bu veriler ışığında TBK 408/2 maddesi kıyasen uygulanarak davacının kazanç kaybının bulunup bulunmadığı hususlarında açık, anlaşılır ve denetime elverişli bir rapor aldıktan sonra oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle,
HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine, davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının kararın kaldırılma sebep ve şekline göre şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1.Davacı vekilinin istinaf itirazlarının yukarıda açıklanan gerekçelerle KISMEN KABULÜ ile, Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/12/2020 tarihli 2019/134 Esas ve 2020/450 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.Davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3.Davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının kararın kaldırılma sebep ve şekline göre şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
4.İSTİNAF AŞAMASINDA, davacı taraflardan alınan 80,70-TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,
5.İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek nihai kararda ele alınmasına,
6.İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
7.Kararın taraflara tebliği, harç, teminat ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. 16/04/2025