T.C.
İSTANBUL
ASLİYE 2.TİCARET MAHKEMESİ
DOSYA NO: 2024/193
Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında görülen İTİRAZIN İPTALİ davasının mahkememizde yapılan yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirketin Türkiye Sermaye Piyasalarında finansal aracılık hizmetleri alanında faaliyet gösteren 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu başta olmak üzere ilgili mevzuatın tüm gereklerini yerine getirerek lisans belgesini almış bir yatırım kuruluş olduğunu, davalının, 19.02.2018 tarihinden itibaren davacı şirket bünyesinde "Müşteri Temsilcisi" olarak görev yapmakta iken, evlendiğini ve başka bir şehire taşınacağını beyan ederek 02.08.2023 tarihinde işten ayrıldığını, daha sonra iş akdine aykırı bir şekilde davacı şirket ile aynı sektörde ve aynı şehirde faaliyet gösteren ... A.Ş. (...) şirketinde çalışmaya başladığını, davalının çalıştığı departman, yatırım işlemi gerçekleştirmek saikiyle davacı şirket nezdinde hesap oluşturmak isteyen müşterilerle iletişim kurulması sürecinde bütün kişisel verilerine hakim olabilmesi sebebiyle davacı şirketin müşteri portföy ve potansiyel, yine buna bağlı olarak geliştirilen satış ve pazarlama teknikleri, şirketin iç kuruluş yapısı ve organizasyonu hakkında ticari sır niteliğindeki bilgilerine hakim olan bir departman niteliğinde olduğunu, davalının aynı alanda faaliyet gösteren bir firmada işe başlamış olmasının davacı şirket adına önemli ölçüde tehlike yaratacak bir durum olduğunu (Emsal; Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin, E. ... K. ... T. 8.4.2019), davalının imzalanan iş akdinin 10.6. maddesi gereğince haksız rekabet yasağına aykırı davrandığını, yine iş akdinin ”Cezai Şart “ başlıklı 13. Maddesi gereğince cezai şart ödemek zorunda olduğunu, davalıya sözleşmesinde yer alan rekabet yasağına aykırı olarak aynı alanda faaliyet gösteren bir başka aracı kurumda çalışmaya başlamasından doğan cezai şartı ödemesi için, ...
6.İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını ancak başlatılan icra takibinin davalı- borçlunun haksız ve kötü niyetli itirazı ile durduğunu, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını belirterek, haksız ve kötü niyetli itirazın iptali ile takibin devamına ve davalı-borçlu hakkında % 20’ dan az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya bakmaya iş mahkemelerinin görevli olduğunu, müvekkilinin davacı şirket bünyesinde 19.02.2018 tarihinde iş sözleşmesi akdedilmiş olup 02.08.2023 tarihinde sonlandığını, rekabet yasağına ilişkin hükümlerin TBK md. 444 vd. Düzenlendiğini, sözleşmenin tüm işe alımlar için hazırlanmış tip sözleşme niteliğinde olup işçiye üzerinde herhangi bir müzakere yapma hakkı vermediğini, müvekkilinin, işinin niteliğine özgü olarak hazırlanmamış olan, işveren karşısında işe kabul edilme gayesi ile hareket eden ve sözleşmeyi değiştirme imkanı olmayan, işveren karşısında güçsüz nitelikte olan bir işçi tarafından imzalanmış rekabet yasağına ilişkin sözleşmenin TBK genel işlem koşullarına aykırılık teşkil etmesi sebebiyle geçerli olmadığını, işverenin korunmaya değer haklı bir menfaati bulunmadığını, işverenin iş sırları hakkında davalının bilgi edinme olanağı bulunmadığını, Yargıtay'ın vasıfsız ve alt kademe çalışan işçilerle yapılan rekabet yasağı sözleşmelerini geçersiz kabul ettiğini (Emsal; Yargıtay 9. HD. 10.03.2008 ...), bu konudaki ispat yükünün davacı işverene ait olduğunu (Emsal; Yargıtay 11. HD 23.11.2015 ...E. ... K.ile 11. HD. 07.05.2015 ... E.... K.), müvekkilinin çalıştığı pozisyon gereği davacı şirketin müşterileri ile iletişim halinde olduğunu ancak müvekkilinin işlerini yürüttüğü ekran üzerinde müşterilerin bilgilerinin anonimleştirilmiş şekilde bulunduğunu, müvekkilinin müşteri çevresine erişimi olduğu iddiası ile davacının korunmaya değer haklı bir menfaatinin bulunduğu iddiasının teknik açıdan mümkün olmadığını, işverenin önemli bir zarara uğrama ihtimali bulunmadığını, rekabet yasağı ile sözleşmesinin sınırlarının aşıldığını, anayasal olarak güvence altına alınmış olan çalışma hakkının açıkça ihlal edildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME: Dava; rekabet yasağına aykırılık nedeniyle sözleşme gereği ödenmesi gereken cezai şart alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. 2004 sayılı İİK’nın 67/1. fıkrası gereğince takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.
Davacının ...
6.İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile 04/03/2024 tarihinde, davalı aleyhine, iş sözleşmesine dayanarak, 105.156,60.-TL asıl alacak, 2.851,20.-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 108.007,80.-TL üzerinden ilamsız icra takibi başlattığı, (...) ödeme emrinin borçlu/davalıya 05/03/2024 tarihinde çıkartıldığı, borçlunun 05/03/2024 tarihinde hiçbir borcu olmadığını, borcun tamamına ve faize itiraz ettiğini belirterek takibi durdurduğu, davacının da 21/03/2024 tarihinde 108.007,80.-TL toplam alacak üzerinden 1 yıllık yasal hak düşürücü süre içinde huzurdaki itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmaktadır. Taraflar arasında hizmet ilişkinin varlığı tartışma konusu değildir. Hizmet sözleşme her iki tarafın da kabulündedir. Çözümlenmesi gereken sorun, davalının işten ayrılmasının sözleşmenin rekabet yasağı hükümlerine aykırı olup olmadığı, dolayısıyla davalının sözleşme gereği tazminat ödeme yüküm bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Tarafların iddia ve savunmaları, dosyaya sundukları deliller, icra dosyası ile tüm dosya kapsamı ile beraber alınan bilirkişi raporları ve yapılan yargılama sonunda;
Davalı vekili görev itirazında bulunarak, mahkememizin davaya bakmaya görevli olmadığını, görevli mahkemenin iş mahkemeleri olduğunu savunmaktadır. Ticari davaları düzenleyen TTK'nın 4/1-c maddesi gereğince, işçinin rekabet yasağına ilişkin TBK'nın 444 ilâ 447. maddelerinde düzenlenen uyuşmazlıklar mutlak ticari dava olup, bu tür dava ve uyuşmazlıklara ticaret mahkemelerince bakılması gerekir (Yargıtay 9. HD'nin ... E- ... K sayılı, 07.02.2019 tarihli kararı. Yargıtay 11. HD'nin yerleşik içtihadı da bu yöndedir: Yüksek 11. HD'nin ... E- ... K sayılı, 06.02.2015 tarihli kararı; aynı Dairenin... E- ... K sayılı, 27.04.2015 tarihli kararı; aynı Dairenin... E- ... K sayılı, 17.05.2018 tarihli kararı; Yargıtay HGK'nun 29.02.2012 tarih ve ... E.... K.). Kaldı ki Bölge Adliye Mahkemeleri daireleri arasında bu konudaki farklı uygulamalara ilişkin uyuşmazlığın giderilmesi konusunda Yargıtay 11. HD.'nin 03.12.2021 tarih ... E. ... K sayılı kararı ile bu sorun çözüme kavuşmuş, söz konusu uyuşmazlıklarda Asliye Ticaret mahkemelerinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır (Emsal; İstanbul BAM 12.HD.nin 16/05/2024 tarih ve ...E. ...K.ile 14.HD.nin 29.02.2024 tarih ve ... E.... K.)
Davalı tanığı ... beyanında; "Ben daha önce ...'da çalıştım, şu anda çalışmıyorum, ben daha önce davacı şirkette çalışıyordum, davalı da orada çalışıyordu, iş arkadaşıydık, çalışırken herhangi bir yanlışlığına rastlamadım, haksız rekabetle ilgili bir şeyine rastlamadım." demiş, davalının ve vekilinin sorusu üzerine "Firmanın ... üzerinde kendi uygulaması vardı, buradan müşterilere ulaşıyorduk, tuşa basıp herhangi bir kişisel verisini görmeden bağlanıyorduk, kendi özel telefonlarımızdan müşterilerin numaraların aranması gibi bir durum olmuyordu, çünkü numaralarını görmüyorduk, şirketin işleyişiyle ilgili başka şirkete götürmemesi gereken bilgilere vakıf değildik, ben sözleşme imzalarken rekabet yasağına ilişkin özel olarak bilgilendirme yapılmadı." demiş, davacı vekilinin sorusu üzerine "Zoiper uygulaması sistemin dahili hat uygulamasıdır, burada müşterilerin numaraları görülebilir, ben bir yıl çalıştım davacı şirkette, bir sefer en fazla iki sefer aranmış olabilir, çok sık kullanılan bir şey değildi, ben müşteri ile görüşme yaparken sadece mail adresi adı ve soyadı bilgisini görüyorum, yatırımcının potansiyelini ölçmek için ne iş yaptığını soruyorum, zaten yatırımcı kazandırmak için bunları sormam gerekiyor, hangi ürünlere yatırım yapabileceğinin değerlendirmek açısından soruyoruz, bildiklerim bu kadardır." demiştir.
Davalı tanığı ... beyanında; "Ben davalı ..e'yi davacı şirkette çalışırken tanıdım, bir süre beraber çalıştık, ... firmasında çalışıyorum, firmanın ... üzerinde kendi uygulaması vardı, buradan müşterilere ulaşıyorduk, tuşa basıp herhangi bir kişisel verisini görmeden bağlanıyorduk, kendi özel telefonlarımızdan müşterilerin numaraların aranması gibi bir durum olmuyordu, çünkü numaralarını görmüyorduk, şirketin işleyişiyle ilgili başka şirkete götürmemesi gereken bilgilere vakıf değildik, ben sözleşme imzalarken rekabet yasağına ilişkin özel olarak bilgilendirme yapılmadı, ... uygulaması sistemin dahili hat uygulamasıdır, burada müşterilerin numaraları görülebilir, ancak hangi müşteriye ait olduğunu bilmiyorduk, buradan ancak karşı taraf arar ise görüşüyorduk, o da haftada belki bir sefer ya oluyordu, ya olmuyordu, çok sık kullanılan bir şey değildi, ben müşteri ile görüşme yaparken sadece mail adresi adı ve soyadı bilgisini görüyorum, müşterinin ne iş yaptığını sohbet esnasında öğreniyorduk, özel olarak sormuyorduk, bazıları sıcak kanlı konuşuyordu, bazıları da konuşmuyordu, bildiklerim bu kadardır." demiştir.
Davacı tanığı ... beyanında; "Ben şu an davacı şirkette çalışıyorum, davalı ...'yi de çalıştığı dönemde oradan tanırım, gelen demo hesaplar üzerinden yani kişi tanıtımı hesapları üzerinden işlem yapıyorduk, müşteri kayıtları oluşturuyorduk, burada isim, soyisim, kimlik numarası, telefon numarası, mail adresi bulunmaktaydı, başka kişisel verileri görmüyorduk, bu kayıtlar üzerinden müşterilere ulaşıp arama yapıyorduk, adı soyadı orada kontrol edilip teyit ediliyordu, cep telefonu ve mail adresini kontrol etmeye gerek olmuyordu zira müşteriler kendileri giriyordu, bu kayıtlar üzerinden dönüş yapıp müşterilere tanıtım yapıyorduk, yatırım hesabı açılıp açılmayacağı ile ilgili görüşüyorduk, müşteri yatırım hesabı açılmasına karar verirse burada kimliğini bizzat istiyoruz, yani kimlik görüntüsünü ve ikamet adresini istiyoruz, bununla birlikte açılan yeni hesaplar yönünden müşteriyi sisteme dahil edip gerçek hesabı oluşturmak için müşteri tanıma formu doldurmasını istiyoruz, burada kişisel bilgileri yer alıyor, daha sonra uygunluk testi yapılıyor, bu testte de yatırım ile ilgili bilgisi ölçülüyor, sonra uzaktan kimlik doğrulama yapılır, gerekirse postaneye gidilerek sözleşme imzalanır, demo hesap bu şekilde gerçek hesaba dönüştürüldükten sonra müşteri istediği zaman kendisi arayabiliyor, artık gerçek bir müşteri olduğu için cep telefonu ... üzerinden kendisi bizzat aradığında görünüyor, mail hesabı zaten demodan gerçek hesaba dönüştürülmeden önce zaten alınmış oluyor, çalışma sistemimiz budur." demiş, davalı vekilinin sorusu üzerine "Biz bilgisayar kayıtlarından gerçek müşteri olanların kimliklerini dökebiliyoruz, buradan görebiliriz, kaç müşteri olduğunu görebiliriz, portföyümüzde bunlar görünür, gerçek müşterilerin ne sıklıkla aradığı konusunda ihtiyaç duyduğunda ararlar bazen biz de arayabiliriz." demiş, davalı vekilinin şirketin işleyişi ile ilgili özel nitelikte başka bir şirket bunu öğrenirse piyasada rekabeti azaltır denilebilecek bilgilere erişiminiz var mı sorusu üzerine "Ben bu portföyü istifa edip başka bir şirkete gidersem götürme imkanım vardır, fotoğrafını çekip götürebilirim, iş sözleşmesi imzalanırken rekabet yasağına ilişkin bilgilendirme yapılıyordu, daha doğrusu bana bizzat yapıldı, başkalarına yapıldı mı bilmiyorum, ben bu kurumda sözleşmeyi okudum, bilgilendirildim." demiştir.
Davacı ile davalı arasında 19.02.2018 tarihinde belirsiz süreli iş sözleşmesi imzalınmıştır. Davalı, davacı kuruma verdiği 02.08.2023 tarihli dilekçesiyle, 18.06.2023 tarihinde yaptığı evlilik nedeniyle iş sözleşmesini sona erdirmiştir. Davalının işten ayrıldıktan 1,5 ay kadar sonra dava dışı ... A.Ş.de 18.09.223 tarihinde çalışmaya başladığı dava dışı firmanın gönderdiği davalının sicil dosyası ve SGK kayıtlarından anlaşılmıştır.
Sözleşmenin (1) maddesinde davalının iş tanımı müşteri temsilcisi olarak belirlenmiştir. Sözleşmenin (11) maddesi "Rekabet Yasağı"na ilişkin olup, çalışan, herhangi bir sebep ile ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... sınırları içinde Şirket'in faaliyet gösterdiği alanlarda faaliyet gösteren herhangi bir şirkette iş akdinin fesih tarihinden itibaren 8 (sekiz) ay süre ile çalışamayacağı kabul edilmiştir. Yine sözleşmenin (12) maddesi gizlilik, (14) maddesi ise cezai şart hükümlerine ilişkin olup, aynı tarihte ayrıca gizlilik sözleşmesi de imzalanmıştır. Davacı şirketin ticaret sicil kaydına göre çalışma konusu ve amacı, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu ve ilgili mevzuat hükümlerine uygun olarak yatırım hizmet ve faaliyetleri ile yan hizmetlerde bulunmak olarak tanımlanmıştır. Davalının çalıştığı dava dışı ... A.Ş.nin ticaret sicil kaydına göre faaliyet konusunun: kurulmuş ve kurulacak şirketlerin sermaye ve yönetimlerine katılarak; bunların yatırım, finansman, organizasyon ve diğer ortak hizmet alanlarında aktif bir şekilde faaliyette bulunmak ..olarak tanımlanmıştır.
Davalının dava dışı ... A.Ş.de 18.09.223 tarihinde çalışmaya başlaması nedeniyle ... 60.Noterliği'nin ... tarih ve ... Yevmiye Numaralı 16.02.2024 tarihli ihtarname ile davacı taraf, iş sözleşmesinden kaynaklı 101.156,60.-TL tutarındaki cezai şartın 7 gün içerisinde ödenmesini davalıdan talep etmiştir.
Davacının davacı şirketteki konumunun "Müşteri Temsilcisi" pozisyonunda çalışırken istifa ettiği, dava dışı... A.Ş.de ise "Kıdemli Uzman" pozisyonunda çalışmaya başladığının firma tarafından bildirildiği, işe giriş bildirgesinde ise pozisyonunun "Müşteri Hizmetleri Satış ve Hizmet Yetkilisi" olarak tanımlandığı anlaşılmaktadır.
Sonuç olarak davalının, davacı şirketten istifa ettikten sonra davacı şirket ile genel olarak benzer alanda (Sermaye Piyasası) faaliyet gösteren dava dışı ... A.Ş.de, yine benzer pozisyonda çalışmaya başladığı anlaşılmaktadır.
Davacı şirket dava dilekçesinde, davalının davacı şirket nezdinde hesap oluşturmak isteyen müşterilerle iletişim kurulması sürecinde bütün kişisel verilerine hakim olabilmesi sebebiyle davacı şirketin müşteri portföy ve potansiyel, yine buna bağlı olarak geliştirilen satış ve pazarlama teknikleri, şirketin iç kuruluş yapısı ve organizasyonu hakkında ticari sır niteliğindeki bilgilerine hakim olan bir departman niteliğinde olduğunu, davalının aynı alanda faaliyet gösteren bir firmada işe başlamış olmasının davacı şirket adına önemli ölçüde tehlike yaratacak bir durum olduğunu iddia etmektedir. Diğer bir ifadeyle somut olarak bir kısım müşterilerin yeni çalışmaya başladığı şirkete götürüldüğü yönünde bir iddia bulunmamaktadır. İddia tamamen soyut tehlikeden ibarettir.
Yargıtay, BK'nın 348/2. maddesinde ve gerekse de somut olay bakımından uygulanması gereken TBK'nın 444/2. maddesinde düzenlendiği üzere, sözleşmeyle kararlaştırılan rekabet yasağının geçerliliği için, yasağın ihlali halinde işverenin somut bir zarara uğraması olgusu mutlak bir gereklilik olmayıp, iş akdi sona eren işçinin, daha önce çalıştığı işyerindeki çalışma pozisyonuna göre, yaptığı iş nedeniyle edindiği ve o işyeri için önemli nitelikteki bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanma potansiyelinin ve bu suretle de eski işverenine önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunmasını gerekli ve yeterli kabul etmektedir (Emsal: Yargıtay 11. HD.nin 22/05/2018 tarih ve ... E. ... K.).
Davalının davacı şirkette müşteri temsilcisi pozisyonunda çalıştığı tartışmasızdır. Dinlenen tanık anlatımlarına göre müşteri temsilcilerinin, dava dilekçesinde de belirtildiği üzere "... davacı şirket nezdinde hesap oluşturmak isteyen müşterilerle iletişim kurulması ..." süreci ile ilgilidir. Tanık anlatımlarından da anlaşılacağı üzere, davalının davacı şirketteki ... uygulaması üzerinden (bir tuşa basmak suretiyle) kişisel verilerini görmeden müşterilere bağlandıkları ve yatırım araçlarını tanıttıkları, bazen müşterilerin dahili hat olan ... uygulamasından kendilerine bağlanmaları sonucunda görüşme yaptıkları, müşterinin yatırım araçlarından faydalanmak istemesi halinde daha özel bilgilerin alınarak hesap açıldığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla davalının davacı şirketin sırlarına ve müşteri portföyüne sahip olmadığı gibi müşterilerle de daha sonra bire bir yatırım danışmanlığı gibi bir özel iş ilişkisi geliştirmedikleri anlaşılmaktadır. Zira günlük yaşam tecrübelerinden de gözlendiği üzere, bu tür ilişkilerde müşterilerin çalıştıkları şirketten memnun olmaları ve güven duymaları durumunda özel iş ilişkisi geliştirmedikleri bir müşteri temsilcisinin daha sonra kendisine ulaşarak çalıştığı şirketi değiştirmesinin istenmesi ve sonuç almasının çok zor olduğu, bu tür bir tehlikenin son derece az olduğu, zaten müşteri temsilcisi olan davalının, davacının ticari sırlarına da vâkıf olmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçelerle; Davanın REDDİNE,
1.Alınması gerekli 615,40-TL karar ve ilam harcının, peşin alınan 1.304,47-TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 689,07-TL harcın KARAR KESİNLEŞTİĞİNDE DAVACIYA İADESİNE,
2.Davalı vekille temsil olunduğundan yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin DAVACIDAN TAHSİLİ İLE DAVALIYA VERİLMESİNE,
3.Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin KENDİ ÜZERİNDE BIRAKILMASINA,
4.Taraflarca yatırılan avansın kullanılmayan kısmının, KARAR KESİNLEŞTİĞİNDE İLGİLİ TARAFA İADESİNE,
5.Dava şartı arabuluculuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin, 6183 sayılı Kanuna göre davacıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren 2 HAFTA içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya bulundukları yerdeki başka bir mahkeme aracılığıyla mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK.
341.maddesi uyarınca İstanbul BAM. nezdinde İSTİNAF yoluna başvurma hakları bulunduğu hatırlatılmak suretiyle verilen karar açıkça okunup anlatıldı.23/06/2025 KATİP HAKİM