Esas No
E. 2022/1723
Karar No
K. 2025/846
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KALDIRILMASINA
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2022/1723 Esas

KARAR NO: 2025/846 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

NUMARASI:2020/322 Esas- 2022/423 Karar

TARİH:24/05/2022

DAVA: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 22/05/2025

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında ticari alım satım işlemi olduğunu, davacının bunun karşılığında satıcı olarak fatura düzenlediğini ancak davalının satım ilişkisinden kaynaklı olarak üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmeyip ödeme yapmadığını, bunun üzerine davalı aleyhine 17.01.2020 tarihinde ... sayılı takibin başlatıldığını, takip dayanağının ise 18 ayrı fatura olduğunu, ödeme emrinin 25.01.2020 tarihinde tebliğ edildiğini, takip başladıktan sonra, ödeme emri henüz tebliğ edilmeden 21.01.2020 tarihinde davalı borçlu tarafından, davacı alacaklının hesabına takip dayanağı 17 faturanın bedeli olan 90.674,03 TL'nin gönderildiğini, bu paranın alacaklı tarafından tahsil edildiğinin ise icra dairesine bildirildiğini, daha sonra ödeme emrinin tebliği üzerine davacının borcun tamamına itiraz ettiğini, arabuluculuk sürecinin de olumsuz şekilde neticelendiğini, faturalar üzerinde ödeme tarihi olup, satıcının satmış olduğu ürün ile beraber faturaların davalıya gönderildiğini, ayrıca e- fatura düzenlendiği için, faturaların düzenlendiği tarihte davalıya tebliğ edildiğini, davalının satılan ürünlerle beraber faturayı teslim almasına rağmen icra takibine olan itirazı haricinde bugüne kadar herhangi bir itirazda bulunmadığını, oysaki TTK madde 21 fıkra 2'ye göre aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunması gerektiğini, davalı bir itirazda bulunmadığından faturayı ve içeriğini kabul etmiş sayıldığını, bu sebeple icra takibine konu faturalara karşı borcu olmadığı yönündeki itirazının geçersiz olduğunu, taraflar arasındaki satış işleminin davacı tacir olduğu için ticari defterlerinde de kayıtlı olduğunu, bu sebeple davacının usulüne uygun olarak tutulmuş 2019 yılına ait ticari defterlerine delil olarak dayandıklarını, ticari defterler incelendiğinde söz konusu satış işleminin ve borcun baki olduğunun görüleceğini, davalının, 17.01.2020 tarihinde ... sayılı takibi başlatıldıktan sonra yaptığı ödemenin yukarıda sayılan faturaların 17 tanesine ilişkin olduğunu, 16.09.2019 tarihli ve ...numaralı, 10.336,80 TL bedelli fatura yanlış düzenlenmiş olduğundan, buna ilişkin bir ödeme yapılmadığını, bu faturaya ilişkin bir taleplerinin bulunmadığını, bu faturanın dava dışı değerlendirilmesi gerektiğini, itirazın iptali davasını 17 faturaya müteakip açmış bulunduklarını, davalı 21.01.2020 tarihinde ödeme yapmış ve bu tarihte de icra takibi başlatılmış olduğundan itirazın haksız olduğunu, zira icra takibi açıldıktan sonra ödeme emri henüz tebliğ edilmemiş olsa dahi, borçlunun zamanında borcunu ödemeyerek takip açmaya sebebiyet verdiği için icra dosyasındaki vekâlet ücreti, takip giderleri, faizlerden de sorumlu olduğunu, bu durumda, ödeme takipten sonraki ve kısmi ödeme olduğundan,

TBK'nun 100. maddesi gereğince, öncelikle işlemiş faiz, icra vekâlet ücreti ve takip masraflarından düşülerek icra müdürlüğünce bakiye borcun hesabında dikkate alınacağını, icra takibi ile takibe konu 17 adet faturada yazan toplam 90.674,03 TL asıl alacağın yıllık işleyecek avans faizi ile birlikte talep edildiğini, 2019 yılı içerisindeki %19,50 avans faizi oranı, fatura üzerindeki ödeme tarihleri ve 365 güne göre hesaplama yapıldığında, temerrüt tarihlerinden takip tarihine kadar toplam işlemiş faiz 4.611,13 TL, 17 adet fatura bedeli ve faiz toplam miktarı olan 95.285,16 TL için hesap edilen vekâlet ücreti 13.002,09 TL, dosya açılırken yapılmış olan harç ve tebligat masraflarının toplamı 611,46 TL, tahsil harcı ise 104,68 TL olup itiraz edildiği zaman dosyanın güncel borç miktarının 109.004,39 TL olduğunu, dosyaya yatan para ise 90.674,03 TL olup, dosya miktarından çıkartıldığında 109.004,39 - 90.674,03=18.330,36 TL yaptığını, yatırılan paranın dosya borcunu karşılamadığını, yatırılan paranın ilk önce faiz, masraf ve vekâlet ücretine mahsup edildiğini, böylece hesaplanan 18.330,36 TL'nin kalan bakiye borç miktarı olup, asıl alacağa yönelik olduğunu beyanla davanın kabulü ile itirazın iptaline, takibin devamına, haksız itiraz nedeniyle % 20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;; Müvekkili şirketin davacı taraftan almış olduğu hizmet bedellerinin tümünü ödeme emri tebliğ edilmeden, icra takibinden haberi olmaksızın ödediğini, devamında da gelen ödeme emrine herhangi bir borcu kalmadığından mütevellit haklı nedenle itirazlarını sunduğunu, ödeme emrinin ancak tebliğ ile hüküm ve sonuçlarını doğuracağını, müvekkilinin; davacı tarafa icra takibine konu asıl borcunu ödeme emrinin tebliğinden önce ödeyerek aradaki borç ilişkisini tamamen sona erdirdiğini, dolayısıyla bu borca isabet ettiği iddia edilen icra inkâr tazminatı ve takibe ilişkin diğer ferilerinden sorumlu tutulmasının kabulünün mümkün olmadığını, emsal içtihatlarla da müvekkilinin ödemiş olduğu borcun ferilerinden sorumlu tutulamayacağının kabul edilmekte olduğunu,

TTK'nın 10. maddesinde "Aksine sözleşme yoksa ticari bir borcun faizi, vadenin bitiminden ve belli bir vade yoksa ihtar gününden itibaren işlemeye başlar." hükmünün bulunduğunu, bu hükümler gereğince, davacı alacaklının fatura vade tarihinden takip tarihine kadar işlemiş faiz talep etmiş olması ve işbu faiz oranını kendisinin belirleyerek hesaplama yapmış olmasının kabul edilemez olduğunu, bu faiz oranını neye dayandırıldığının da dava dilekçesinde açıklanamayan bir diğer husus olduğunu, takip tarihi itibariyle müvekkilinden işlemiş faiz talep edebilmesi için müvekkili şirketi icra takibinden önce temerrüde düşürmüş olmasının gerektiğini, ancak davacı tarafın takip tarihinden önce müvekkili şirkete karşı bir ödeme ihtarında bulunmadığı için temerrüde düşürmüş olmamakla takip talebi ile talep edilen faiz alacağının reddinin gerekeceğini, davacı alacaklı ile müvekkili arasında bakiye alacak bedelinin ödenmiş olduğu noktasında uyuşmazlığın olmadığını, bakiye borç bedelinin olduğu iddiası ve bu suretle talep edilen alacakların taraflarınca kabul edilmesinin beklenemeyeceğini, iki taraf arasında alacak borç ilişkisi kalmadığından işbu borcun ferilerinden bahsetmenin mümkün olmadığını, alacak iddiasını kabul anlamına gelmemekle, davacı tarafça hesap edilen işlemiş faiz alacağının belirli ya da belirlenebilir olmadığının dosya kapsamından anlaşılmakta olduğunu, tümüyle itiraz ettikleri icra takibinde müvekkilinin borcunun bulunmaması ve yine talep edilen faiz ve diğer alacak taleplerinin likit alacak olmadığı sabit olmakla icra inkâr tazminatı talebinin hukuka uygun bir nitelik arz etmediğini,Yerel mahkemece icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için itirazda bulunan borçlunun haksız olması ve takip konusu alacağın likit, yani borçlu tarafından tüm unsurlarıyla bilinebilir nitelikte olmasının gerektiğini, öte yandan mezkûr takip dosyası incelendiğinde, takip talebi ve müvekkili şirkete gönderilen ödeme emrinde bulunması zorunlu unsurlardan olan "alacağın sebebi" nin ve faiz taleplerinin ve neye dayandırıldığının yer almadığının görüleceğini, bu haliyle, davacı tarafça hiçbir bilgiye yer verilmeksizin talep edilen bakiye borç bedeline dair talep edilen alacak taraflarınca tüm unsurlarıyla bilinebilir ve likit nitelikte olmadığından, davacı tarafça talep edilen icra inkâr tazminatının kabulünün mümkün olmadığını, alacağı kabul anlamına gelmemekle, emsal içtihatlar doğrultusunda davacının alacak talebinin bir feri nitelik taşıması sebebiyle davacının icra inkar tazminatı talep edemeyeceğinin kabulünün gerekmekte olduğunu, ayrıca haksız yere ve kötü niyetli icra takibi başlatan davacı aleyhine İİK'nın 67/2 maddesi kapsamında kötü niyet tazminatı taleplerinin bulunduğunu, kötü niyetle maddi menfaat elde etme gayesiyle hareket ettiği ve itirazın iptali davası açtığının ortada olduğunu beyanla davanın reddine, haksız ve kötü niyetli takip nedeniyle davacı aleyhine takip tutarının %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi'nin 24/05/2022 tarih 2020/322 Esas- 2022/423 Karar sayılı kararında;"Dava İİK 67 ve devamı maddeleri uyarınca açılan itirazın iptali istemidir...Dosya kapsamı ile uyumlu bulunarak hükme esas alınan bilirkişi raporu, ek raporu ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde;Taraflar arasında mevcut ticari ilişki kapsamanda tdavalı ... Üniversitesi aleyhine 18 adet faturaya istinaden 17.01.2020 tarihinde ... sayılı takibin başlatıldığı, ödeme emrinin 25.01.2020 tarihinde tebliğ edilip takip başladıktan sonra, ödeme emri henüz tebliğ edilmeden 21.01.2020 tarihinde davalı borçlu tarafından, davacı alacaklının hesabına takip dayanağı 17 faturanın bedeli olan 90.674,03 TL'nin gönderildiği anlaşılmıştır.Başlatılan takipte; takip borçlusu; ... Cad. Eski ... Eyüp/İstanbul adresinde, ... vergi no.lu ... Üniversitesi İktisadi İşletmesi gösterilmiş, Arabuluculuk Son Oturum Tutanağı ise, karşı taraf olarak gösterilen ... Üniversitesi vekilince imzalandığı, Dava dilekçesinde-, davalı olarak; ... Mah. ... Eyüp adresinde, ... vergi no.lu ... Üniversitesi gösterilmiş ise de, Tevzi Formunda davalı olarak ... Üniversitesi İktisadi İşletmesi gözüktüğü, Davaya cevap verme süresinin uzatılması ile ilgili dilekçe ve cevap dilekçesi; ... Üniversitesi İktisadi İşletmesi vekilince verilip husumet itirazı yer alan cevap dilekçesinin ... Üniversitesi İktisadi İşletmesi tarafından ibraz edildiği , Takip ve dava konusu alacağa dayanak gösterilen faturalar; ... vergi sicil numaralı ... Üniversitesi adına düzenlenmiş olup, ödemeler de ... Üniversitesi tarafından yapılmıştır.Gaziosmanpaşa Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 27.07.2020 tarihli yazısına göre; ... Üniversitesi İktisadi İşletmesinin vergi kimlik numarası ..., ... Üniversitesi vergi kimlik numarasının ise ... olduğu takibin bu vergi numarası belirtilmek sureti ile davalı ünvanının ... Üniversitesi İktisadi İşletmesi olarak yazıldığı ancak fatura ödemelerinin ... Üniversitesi tarafından yapıldığı nazara alınarak HMK 124/2 maddesi uyarınca mevcut yanlışlığın usul ekonomisi de gözetilerek kabul edilebilir bir yanılgı neticesi bu şekilde gösterildiği kabul edilerek resen davalı ünvanının ... Üniversitesi olarak düzeltilmesine karar verilmiş dava tevzi formunda davalı olarak kayıtlara geçen ... Üniversitesi İktisadi İşletmesi yönünden davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.Davalı ... Üniversitesi söz konusu faturalara itiraz etmediği ve bu faturalara ilişkin ödeme yaptığından dolayı taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin başkaca bir ispatına gerek kalmaksızın faturaların taraflar arasındaki ticari ilişkiye yönelik düzenlendiği anlaşılmıştır.İcra Dosyası ödeme emrinde asıl alacak miktarı 101.010,93 TL, işlemiş faiz tutarı 13.686,56 TL olup, talep edilen toplam tutarın 114.697,49 TL olduğu,Davalının, 17.01.2020 tarihinde... sayılı takibi başlatıldıktan sonra yaptığı ödemenin faturaların 17 tanesine yönelik olarak yapılmış olup 16.09.2019 tarih ... numaralı 10.336,80 TL bedelli faturanın yanlış düzenlenmiş olduğundan buna ilişkin bir ödeme yapılmadığı dolayısıyla davacı tarafından bu faturaya ilişkin işbu davaya konu edilmediği anlaşılmıştır. ... Üniversitesi tarafından 21.01.2020 tarihinde 17 adet fatura bedeli olarak toplam 90.674,03 TL ödendiği hususunda taraflar arasında ihtilaf mevcut değildir. TTK madde 1530 fıkra 2 gereğince; "Ticari işletmeler arasında mal ve hizmet tedariki amacıyla yapılan işlemlerde, alacaklı, kanundan veya sözleşmeden doğan tedarik borcunu yerine getirmiş olmasına rağmen, borçlu, gecikmeden sorumlu tutulamayacağı hâller hariç, sözleşmede öngörülmüş bulunan tarihte veya belirtilen ödeme süresinde borcunu ödemezse, ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşer." davalı faturada belirtilen ödeme süresinde borcunu ödemediği için ihtara gerek kalmaksızın temerrüde düşmüştür. Bu sebeple ödeme tarihinden itibaren faiz hesaplaması doğru olup kararın da bu yönde verilmesi gerekmektedir..." şeklindedir.Taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmayıp ticari ilişkileri sözlü sözleşme kapsamında olup taraflar arasındaki ilişkinin mal tedarikine yönelik olup ,

Bu kapsamda TTK 1530 md kapsamı nazara alınarak fatura üzerinde yer alan ödeme tarihlerinin temerrüt başlangıcı kabul edilerek bilirkişi tarafından TTK 1530 md gözetilerek hesap edilen 4.611,03 TL faiz alacağı olduğu anlaşılmıştır.02.01.2020 Tarih, 30996 sayılı Resmi Gazete'de ilan edilen Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı'nın Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 11/4 maddesi; "Borçlu ödeme süresi içerisinde borcunu öderse bu Tarifeye göre belirlenecek ücretin dörtte üçü takdir edilir. Maktu ücreti gerektiren işlerde de bu hüküm uygulanır." şeklindeki düzenleme nazara alınarak yapılan hesaplama , davalının harçtan muaf olması gözetilerek ve davacı tarafça sunulan masraf belgeleri ve BK100 maddesi uyarınca hesaplama yapıldığında; 21.01.2020 ödeme tarihindeki davacı asıl alacağı 14.974,16 TL olacak olup, bilirkişi ek raporunda belirtilen:Asıl Alacak 90.674,03Takip Öncesi Faiz 4.611,13Vekâlet Ücreti (Nisbi) 9.751,57Masraf Toplamı 611,46 Toplam Alacak 105.648,19 21.01.2020 Ödenen -90.674,03 Kalan Asıl Alacak 21.01.2020 14.974,16 TL olduğu anlaşılmakla ... sayılı takibe yönelik itirazın kısmen iptali ile takibin 14.974,16-TL asıl alacak üzerinden takip koşulları ile devamına ,İcra inkar tazminat talebinin davacı alacağının ferilerine ilişkin olması ve yargılamayı gerektirmesi nedeni ile reddinedair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..."gerekçesi ile,''1-... Üniversitesi İktisadi İşletmesi aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğundan REDDİNE, 2-... Üniversitesi aleyhine açılan davanın KISMEN KABULÜ ile ... sayılı takibe yönelik itirazın kısmen iptali ile takibin 14.974,16-TL asıl alacak üzerinden takip koşulları ile devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı taraf vekillerince tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı ... Üniversitesi arasında meydana gelen ticari alım-satımdan kaynaklı uyuşmazlığın çözümü, tahsil edilemeyen fatura alacağının tahsili için kendileri tarafından 17.01.2020 tarihinde icra takibi başlatıldığını, ... sayılı dosyası üzerinden başlatılan bu takipte borçlu olarak ...vergi numaralı ... Üniversitesi'nin taraf olarak gösterildiğini, ancak UYAP sistemindeki yanlışlık dolayısıyla ilgili kurumun unvanının ... Üniversitesi İktisadi İşletmesi olarak göründüğünü, oysa ... Üniversitesi İktisadi İşletmesi’nin vergi kimlik numarasının ...olduğunu, bu mükellef ile müvekkili arasında herhangi bir ilişkinin söz konusu olmadığını;İcra takibi başlatıldıktan ve fakat ödeme emri tebliğ edilmeden 21/01/2020 tarihinde borçlu ... Üniversitesi tarafından ana borç olan 90.674,03 TL'nin müvekkili hesabına ödendiğini, 24/01/2020 tarihinde kendilerine ödeme emri tebliğ olunduktan sonra 30/01/2020 tarihinde de borca itiraz edilerek takibin durdurulduğunu, işin ticari olması nedeniyle dava şartı arabuluculuğa başvurulduğunu, arabuluculuk tutanaklarında taraf olarak ... Üniversitesi'nin gösterildiğini ve vekil olarak Av. ...'ın toplantılara katıldığını, arabuluculuk sürecinin olumsuz neticelenmesi üzerine kendileri tarafından ...vergi numaralı ... Üniversitesi‘ne karşı itirazın iptali davası açıldığını, iş bu davanın tıpkı icra takibi ve arabuluculuk sürecinde olduğu gibi gerçek ve asıl muhatap ... Üniversitesi’ne yöneltildiğini, ancak UYAP sistemine ... numaralı vergi kimlik kodu girildiğinde davalı unvanı kısmında otomatik olarak “... Üniversitesi İktisadi İşletmesi” ibaresinin çıktığını ve bu ibarenin davacı tarafından değiştirilmesinin mümkün olmadığını, bu hususa ilişkin detaylı açıklamalarının 19/07/2021 tarihli beyan dilekçelerinde mevcut olduğunu, dava açıldıktan sonra verilen cevap dilekçesinde davalı ... Üniversitesi İktisadi İşletmesi vekili tarafından söz konusu icra takibinin ve davanın haksız olduğunun, müvekkili tarafından davacıya borcun tamamen ödendiğinin, bu nedenle icra takibine de itiraz ettiklerinin ifade edildiğini, dosya kapsamında bilirkişi raporu aldırılıncaya kadar ... Üniversitesi ve ... Üniversitesi İktisadi İşletmesinin iki ayrı vergi numarası olduğu, davada taraf olarak görünen iktisadi işletmenin müvekkili şirket ile aralarında hiç bir ticari münasebetin cereyan etmediği gibi hususların mahkemece ve kendileri tarafından bilinmediğini, davalının aşamalarda verdikleri cevap dilekçesi ve çeşitli beyanları ile davanın tarafı gibi hareket ettiğini, açıkça kötü niyetli hareket ettiklerini, bu nedenle gerekçeli kararda ... Üniversitesi İktisadi İşletmesi lehine vekalet ücretine hükmedilmesi hatalı olup bu yönden eldeki kararın bozulması gerektiğini, işbu sebeple esasen kendilerine atfedilebilir herhangi bir ihmal veya yanılgının da söz konusu olmadığını, kendileri tarafından hem takip talebinde hem de dava dilekçesinde taraf olarak ... vergi numaralı ... Üniversitesi'nin gösterildiğini, bu nedenle somut olayda kendilerine yargılama giderlerinin yükletilmesinde hukuka ve hakkaniyete uygunluk bulunmadığını;İtiraz edilmesi gereken bir diğer hususun da; Mahkemece AAÜT md. 11/4 gereğince vekalet ücretinin 3/4 olarak kabul edilmiş ise de bu durumun hatalı olduğunu, ilgili ödemenin süresi içinde dosya borcunun tamamının ödenmesi halleri için geçerli olduğunu, bu yolda yalnız ana para değil faizler, vekalet ücreti ve masrafların da ödenmesi gerektiğini, ancak bu ihtimalde vekalet ücretinin 3/4 olarak hesaplanacağını, fakat somut olayda takip borçlusu tarafından icra takibi başlatıldıktan sonra yalnız ana paranın ödendiğini, bu halde mevcut durumda ödeme süresinin de geçtiği gözetilerek vekalet ücretinin kök raporda hesaplandığı üzere tam hesap üzerinden kabul edilmesi gerektiğini;Mahkemece alacağın likit olmadığı yargılama gerektirdiği ve uyuşmazlığın fer’ilere ilişkin olduğu yolundaki gerekçeyle icra inkar tazminatına hükmedildiğini, ancak bu kabul hukuka ve usule aykırı olmakla itiraz etmek zarureti doğduğunu, oysa TBK md 100 kapsamında “ Borçlu, faiz veya giderleri ödemede gecikmemiş ise, kısmen yaptığı ödemeyi ana borçtan düşme hakkına sahiptir.” denildiğini, maddenin mefhumu muhalifinden temerrüde düşmüş olan borçlunun ödediği parayı ana borca sayma hakkının bulunmadığının açık olduğunu, kabule göre davalının borcunu süresinde ödemediğini, temerrüde düştüğünü, bu itibarla yapılan ödemelerin evvela faizler, fer’iler ve yargılama giderlerine mahsup edileceğini, kalan miktarın bakiye borç olarak kalmış olacağını, bu nedenle hükümde belirtildiği şekliyle yargılamanın ferilere ilişkin olduğu yolundaki gerekçenin yetersiz kaldığını, bu durumda dahi icra inkar tazminatına hükmedilmemesinin ilgili kanun hükmünü uygulanamaz hale sokabileceğini, tüm itiraz hallerinde itirazın izalesi için yargılama yapmak gerektiğini, bu kabulün borçluların icra inkar tazminatından çekinmemesini, bu itibarla uzun yargılamalar neticesinde alacağına ulaşmaya çalışan alacaklının geçen zaman ve piyasa koşulları karşısında mağduriyetine ve mülkiyet hakkının ihlaline sebebiyet vereceğini beyanla İstanbul 15. asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2020/322 E. ve 2022/423 K sayılı kararının kaldırılmasına, bu mümkün olmadığı takdirde belirtilen hususlar bakımından düzeltilerek onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;

İlk derece mahkemesinin de kabul ettiği üzere huzurdaki davada davalı tarafın ticari bir işletme kabul edilebilecek ... Üniversitesi İktisadi İşletmesi değil, bir kamu tüzel kişisi olan ... Üniversitesi olduğunu ancak mahkemenin taraflar arasındaki ilişkinin ticari ilişki olduğu temeline dayanarak hüküm kurduğunu, ... Üniversitesi, ... Vakfı tarafından Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu’na 05.06.1996 tarih ve 4142 sayılı kanunla eklenen Ek Madde 38 uyarınca Kanunla kurulmuş olup, 2547 sayılı Kanunun vakıf yükseköğretim kurumlarına ilişkin hükümlerine tabi kamu tüzel kişiliğine sahip bir vakıf üniversitesi olduğunu, üniversitenin Yükseköğretim Kurulu’nun gözetim ve denetiminde faaliyetlerini sürdüren, yerleşik tüm içtihat ve doktrin ile tanımlandığı üzere şüphesiz tüm faaliyetleri kamu hizmeti niteliğinde olan bir vakıf üniversitesi olduğunu;Huzurdaki davanın ise davacı tarafından ... Üniversitesi İktisadi İşletmesi'ne karşı ikame edildiğini ancak davalı sıfatının kamu tüzel kişisi olan ... Üniversitesi olması gerektiğinin ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararı ile sabit olduğunu, buna rağmen gerekçeli kararda taraflar arasındaki ilişkiyi ticari ilişki olarak nitelendirmenin tamamen hatalı olduğunu;2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun ek m.2:“Vakıflar; KAZANÇ AMACINA YÖNELİK OLMAMAK ŞARTIYLA ve mali ve idari hususlar dışında, akademik çalışmalar, öğretim elemanlarının sağlanması ve güvenlik yönlerinden bu kanunda gösterilen esas ve usullere uymak kaydıyla,Yükseköğretim kurumları veya bunlara bağlı birimlerden birini veya birden fazlasını ya da bir üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsüne bağlı olmaksızın, ekonominin ihtiyaç duyduğu alanlarda yüksek nitelikli işgücü yetiştirmek amacıyla, …kurabilir” hükmünün yer aldığını, bununla birlikte Vakıf Yükseköğretim Kurum Yönetmeliği m.23’de“Vakıflar kendilerine kazanç sağlamak amacı ile yükseköğretim kurumu kuramazlar.Vakıf yükseköğretim kurumunun her çeşit gelirleri kurulmuş bulunan yükseköğretim kurumunda kalır ve geçici olarak dahi hiçbir surette vakıf mamelekine veya hesaplarına intikal edemez” şeklinde yer alan hükme göre, vakıfların kazanç sağlamak amacıyla üniversite kuramayacaklarını ve elde edilen gelirlerin üniversite bünyesinde eğitime yönelik kullanılacağını;Bu açıklamalar ışığında;Vakıf Yükseköğretim Kurumu olarak ifade edilen üniversiteleri, kazanç amacı gütmeksizin Devletçe kurulmuş, onu kuran vakıf ile hiçbir gelir ilişkisi olmayan, kamu tüzel kişiliğine sahip kurumlar olup; devlet üniversiteleri ile aynı hak, ayrıcalık ve mali kolaylıklara sahip olduklarını, dolayısıyla üniversite yöneticilerinin, amacı ticari kazanç olan “tacir”, üniversite faaliyet alanının da bir “ticarethane” niteliğinde değerlendirilemeyeceğini, nitekim, eğitim ve öğretim hizmetleri karşılığı öğrencilerden alınan ücretlerin araç, gereç, ısınma, aydınlatma ve personel giderleri karşılığı olduğunu, gider karşılığı alınan bu ücretler nedeniyle üniversitelerin iktisadi işletme niteliği kazanmasının olası olmadığını;Gerek Anayasa, gerek Yükseköğretim Kanunu ve gerekse yargı içtihatları dolayısıyla vakıf üniversitelerinin tacir sıfatına sahip olmadıklarını ve üniversite faaliyet alanının da ticari işletme niteliğinde değerlendirilemeyeceğini, bu husus T.T.K'nın 16/2 maddesinde de açıkça düzenlenmiş olup, buna göre; Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri ile kamu yararına çalışan dernekler ve gelirinin yarısından fazlasını kamu görevi niteliğindeki işlere harcayan vakıfların, bir ticari işletmeyi, ister doğrudan doğruya ister kamu hukuku hükümlerine göre yönetilen ve işletilen bir tüzel kişi eliyle işletsinler, kendilerinin tacir sayılmayacaklarını, bu bilgiler ışığında işbu davada taraflar arasındaki ilişkinin ticari bir ilişki olmadığını, ilk derece mahkemesi tarafından kurulan hüküm ile davanın görevsiz mahkemede açılmış olduğu sabit olup davanın genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülmesi gerektiğini;İlk derece mahkemesinin kurmuş olduğu hüküm ile taraf sıfatını değiştirmiş ve davanın bir kamu tüzel kişisi olan ... Üniversitesi'ne karşı açılmış olduğunu kabul etmiş olduğunu, bu durumda İlk derece mahkemesinin görevsizlik kararı vermesi gerekirken görevli olduğunu düşünerek hüküm tesis ettiğini, ... Üniversitesi kamu tüzel kişisi olduğundan huzurdaki davada görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri değil Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, görev hususu kamu düzenine ilişkin olup davanın her aşamasında resen mahkemece dikkate alınması gerektiğini,

TTK'nın 4. maddesinde ticaret mahkemelerinin görevli olduğu haller düzenlenmiş olup birici fıkrasına göre her iki tarafından ticari işletmesi ilgili davaların nispi ticari dava olduğunun vurgulandığını, davaya konu olayda davacı taraf anonim şirket olup yapılan iş davacı açısından ticari işletmesi ile ilgili ise de söz konusu mal alımına dair Üniversitenin herhangi bir ticari işletmesi vasıtasıyla imzalanan bir sözleşme olmadığı gibi doğrudan bir kamu hizmeti olan eğitim faaliyetlerinde kullanılmak üzere Üniversite tüzel kişiliğinin menfaati açısından Üniversite çalışanları ve öğrencilerinin kullanımı amacıyla mal alımı olduğundan, söz konusu sözleşmenin Üniversite açısından ticari işletmesi ile ilgili olmaması nedeniyle Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olmadığını,

TTK'nın 4. maddesinin diğer fıkralarında mutlak ticari davalar sayılmış olup açılan davanın bu kapsamda mutlak ticari dava da olmadığını;Mahkemece yeterli araştırma ve inceleme yapılmadan hüküm kurulduğunu, halbuki icra konusu borç tutarına ilişkin dayanak faturaların tek başına delil olarak kabul edilebilmesinin mümkün olmadığını, Yargıtay içtihatları ve doktrinde faturaların tek başına bir akit olmayıp akdin ifasını gösteren bir belge niteliğine sahip olduğunun ifade edildiğini, nitekim faturaya dayalı bir borcun varlığının her şeyden önce muteber bir temel borç ilişkisinin varlığı şartına bağlı olduğunu, faturayı tanzim eden ve alan kimse arasında böyle bir temel borç ilişkisinin bulunmadığı hallerde faturanın hukuki bir sonuç doğurmasının da söz konusu olmadığını, fatura bir akit olmayıp akdin ifasını gösteren bir belge olduğundan verilmesinin ticari işletmesi bağlamında bir mal satılması, üretilmesi, bir iş görülmesi veya bir menfaat sağlanması gibi bir sözleşmenin, yani muteber bir temel borç ilişkisinin varlığı şartına bağlı olduğunu ancak huzurdaki davada konusu işlemde böyle bir sözleşme bulunmadığını, dolayısıyla faturayı tanzim eden tarafın yalnızca akdi ilişkiyi kanıtlaması yeterli sayılmamakta faturada yazılı bedel üzerinden çıkan uyuşmazlıklarda yazılı belge ile ispatla yükümlü olduğunun ifade edilmekte olduğunu,Yargıtay'ın güncel kararlarında da fatura düzenlenip, davalıya tebliğ edilmiş olması ve buna itiraz edilmemiş olmasının tek başına akdi ilişkinin varlığını kanıtlamaya yeterli olmayacağını ifade edildiğini;Davacı ile Üniversite arasındaki ilişki mal tedariki dahi olsa ticari iş olamayacağından hesaplanan ticari faiz oranının da hatalı olduğunu, davacı ile Üniversite arasında ilişkide ticari faiz olmayacağından ve sözleşme de bulunmayıp sözleşmede kararlaştırılan bir faiz oranı da bulunmadığından yasal faiz oranında hüküm kurulması gerektiğini beyanla İlk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, fatura alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı taleplerine ilişkindir.Davacı taraf, davalı ile aralarında mal alım satımına dayalı bir ticari ilişki bulunduğunu, bu kapsamda davalı adına 18 adet fatura düzenlendiğini, fatura bedellerinin ödenmemesi nedeniyle hakkında icra takibi başlatıldığını, ödeme emri tebliğ edilmeden davalı tarafından 17 adet fatura bedelinin banka hesabına havale edildiğini, kalan bir faturanın da dava konusu edilmediğini, yapılan ödemenin öncelikle faiz ve ferilerden mahsubunun gerektiğini, davalı takibe itiraz etmiş olup takip alacağının tamamı ödenmediğinden iş bu davanın açıldığını beyan ederek itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiş, davalı taraf, davacıya olan borcun henüz ödeme emri tebliğ edilmeden ödendiğini, bakiye alacağı ispat eder bir delil bulunmadığını, işlemiş faiz ve icra inkar tazminatı taleplerinin haksız olduğunu beyan ederek davanın reddini savunmuş,Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. (Her ne kadar Mahkemece verilen kararda gerek ... Üniversitesi İktisadi İşletmesi, gerekse ... Üniversitesi hakkında hüküm kurulmuş ve davalı tarafça sunulan istinaf dilekçesinde davalı ismi ... Üniversitesi İktisadi İşletmesi olarak gösterilmiş ise de, dilekçeyi sunan vekilin ... Üniversitesi'nin de vekili ve dilekçe içeriğinde ileri sürülen istinaf sebeplerinin üniversite hakkında verilen karara ilişkin olduğu anlaşıldığından istinaf başvurusunun davalı ... Üniversitesi adına yapıldığı kabul edilmiştir.) Dosya kapsamından; davacı tarafça, ... sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinde borçlunun ... Üniversitesi İktisadi İşletmesi olarak gözüktüğü, ödeme emrinin ... Üniversitesi İktisadi İşletmesi'ne tebliğ edildiği, ödeme emrine itiraz dilekçesinin ... Üniversitesi İktisadi İşletmesi adına vekili tarafından sunulduğu ve dilekçede husumet itirazında bulunulmadığı, borcun bulunmadığından bahisle takibe itiraz edildiği, dava dilekçesinde davalı ismi ... Üniversitesi olarak yazılmış ise de, Uyap sistemine ... Üniversitesi İktisadi İşletmesi'nin davalı olarak kaydedildiği, davalı adresi ile takip talebindeki borçlu adresinin aynı adres olduğu, ... Üniversitesi İktisadi İşletmesi vekili tarafından davaya cevap verildiği, cevap dilekçesinde husumet itirazında bulunulmadığı, davacıdan hizmet alındığının kabul edildiği, borcun ödendiği ve başkaca bir borcun bulunmadığının beyan edildiği, yargılamaya davalı olarak ... Üniversitesi İktisadi İşletmesi ile devam edildiği, bilirkişi raporunun ibrazından sonra davalı tarafça husumet itirazında bulunulduğu, Mahkemece son duruşmada HMK'nın 124. maddesi uyarınca davalı tarafın ... Üniversitesi olarak düzeltilmesine karar verildiği anlaşılmıştır.Anayasanın 130. maddesinin 2. fıkrasında, kanunda gösterilen usul ve esaslara göre, kazanç amacına yönelik olmamak şartı ile vakıflar tarafından, Devletin gözetim ve denetimine tabi yükseköğretim kurumları kurulabileceği belirtildikten sonra; aynı maddenin son fıkrasında, vakıflar tarafından kurulan yükseköğretim kurumlarının mali ve idari konular dışındaki akademik çalışmaları, öğretim elemanlarının sağlanması ve güvenlik yönlerinden, Devlet eliyle kurulan yükseköğretim kurumları için Anayasa'da belirtilen hükümlere tabi olduğu kurala bağlanmıştır. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 3/c maddesinde, vakıflar tarafından yüksek öğretim kurumu açılabileceği kabul edilmiş, aynı maddenin (d) bendinde, ayrım yapılmaksızın, üniversitelerin kamu tüzel kişiliğine sahip oldukları belirtilmiştir. Diğer yandan, 2809 sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu’nun Ek maddelerinde, vakıflar tarafından kurulan üniversitelerin kamu tüzel kişiliğini haiz olarak kuruldukları hükme bağlanmıştır. Buna göre, vakıf üniversiteleri, kazanç amacı olmamak şartı ile mali ve idari konular dışında akademik çalışmalar, öğretim elemanlarının sağlanması ve güvenlik yönlerinden Devlet eliyle kurulan yükseköğretim kurumları için Anayasa'da belirtilen hükümlere tabi olarak,Yükseköğretim Kurulunun görüş ve önerisi üzerine kanunla, tüzelkişiliği haiz olmak üzere kurulmakta olup; bu tüzel kişiliğin de, gerek 2809 sayılı Kanun hükümleri ve gerekse Anayasa Mahkemesi kararları uyarınca kamu tüzel kişiliği niteliğinde olduğu tartışmasızdır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 13/05/2015 Tarihli, 2014/13-566 Esas ve 2015/1339 Karar sayılı kararı)Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde; tacir olan her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları nispi ticari dava olarak tanımlandıktan sonra, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalar belirlenmiş ve son olarak yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi koşulu ile havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların da ticari dava olduğu kabul edilmiştir.

TTK'nın 5. maddesinde "Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir" hükmü getirilerek görev hususunun kapsamı düzenlenmiştir.

HMK'nın 114/1-c maddesi uyarınca mahkemenin görevli olması dava şartı niteliğinde olup, bu husus mahkemece davanın her aşamasında re'sen dikkate alınmalı, dava şartının bulunmaması halinde HMK'nın 115/2. maddesi uyarınca davanın usulden reddine karar verilmelidir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı tarafından ... Üniversitesi adına düzenlenen mal alım satımına ilişkin faturalardan kaynaklanmaktadır. Takip ... Üniversitesi İktisadi İşletmesi adına başlatılmıştır. İtirazın iptali davaları icra takibine sıkı sıkıya bağlı davalardan olup, icra takibinde borçlu ve takibe itiraz eden kim ise davanın ona karşı açılması gerekir. İtirazın iptali davasında Mahkemece HMK'nın 124. maddesi uyarınca takibin tarafının değiştirilmesi mümkün değildir. Bir davada HMK'nın 124. maddesi uyarınca taraf değişikliği yapılması halinde ise, değiştirilen yani en başta taraf olarak gösterilen kişi taraf olmaktan çıkarılmaktadır. Davada taraf sıfatı kalmayan kişi hakkında esastan bir karar verilemeyeceği açıktır. Yargılamanın artık taraf olarak kabul edilen kişi hakkında yürütülmesi ve yargılama sonucunda bu kişi hakkında bir hüküm kurulması gerekmektedir. Yanılgı sonucu taraf gösterildiği kabul edilen kişi hakkında davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi mümkün değildir.

HMK'nın 124. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca kararda yalnızca taraf olmaktan çıkarılan kişi lehine yargılama giderlerine hükmedilebilir. Buna göre Mahkemece, öncelikle ... Üniversitesi İktisadi İşletmesi ile ... Üniversitesi'nin ayrı ayrı tüzel kişiliklerinin bulunup bulunmadığı araştırılarak takip talebi, ödeme emrine itiraz ve davaya cevap dilekçesinin içeriğine göre öncelikle alım satım ilişkisinin tarafının, davanın doğru kişiye yöneltilip yöneltilmediğinin ve HMK'nın 124. maddesinde yer alan koşulların oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi, davalı tarafın değiştirilmesi ve ... Üniversitesi'nin davalı taraf olarak kabulü halinde yukarıda yapılan açıklamalar nazara alınarak, taraf olmaktan çıkarılan kişi hakkında esastan bir karar verilmeksizin görev hususunun değerlendirilmesi, husumetin doğru kişiye yöneltildiğinin kabulü halinde ise tarafların bilirkişi raporlarına itirazları da nazara alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir.Açıklanan nedenlerle,taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı kabulü ile kabulü ile İlk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a4 ve 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Tarafların istinaf başvurusunun KABULÜ ile;İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/05/2022 Tarihli, 2020/322 Esas ve 2022/423 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a4 ve 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep edenler tarafından yatırılan istinaf karar harçlarının talep halinde yatıran tarafa iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 22/05/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog