Esas No
E. 2024/5395
Karar No
K. 2025/3699
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku
Aramaya Dön
YARGITAY

11. Hukuk Dairesi

E. 2024/5395 K. 2025/3699 T.
Karar Sonucu ONANMASINA
Resmî Atıf Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/5395, K. 2025/3699, T. 26.05.2025
PDF DOCX UDF
Karar Künyesi
Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/5395
Karar No
2025/3699
Karar Tarihi
26.05.2025
Dava Türü
Hukuk
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku
Karar Sonucu
ONANMASINA
Karar Metni Tam metin · resmî kaynaktan

11. Hukuk Dairesi         2024/5395 E.  ,  2025/3699 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2023/14 Esas, 2024/1163 Karar
KARAR: Esastan Ret

İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2021/68 E., 2022/161 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin ..

. Medya Grubu bünyesinde yer alan medya şirketleri olduğunu, davalının ise internet kullanıcılarının davranışları üzerine veri toplama, işleme, analiz etme faaliyeti yürüten ve bu faaliyet neticesinde elde ettiği veri yığınlarını online davranış biçimlerini anlayabilmek, popüler internet sitelerini belirlemek ve sitelerin ziyaretçi sıklıklarını ölçmek suretiyle müşterilerini genel olarak "hangi internet sitesinde daha verimli reklam verilebileceği üzerine yönlendiren" ticari bir kuruluş olduğunu, davalının online ticaret piyasasında tekel halde işbu verileri üçüncü kişilerle paylaşarak ekonomik menfaat elde etmenin yanı sıra davacıların ticari itibarına zarar verdiğini, ... Medya Grubu'nun imtiyaz sahibi olduğu internet sitelerinin verilerini izni olmaksızın paylaşarak internet sitelerinin marka hakkına tecavüz edildiğini, geçmişte davalının internet sitesi sahiplerinin rızasını alarak takip kodları vasıtasıyla tıklanma oranlarını (internet sitelerine erişilme sayısı) tespit ettiğini, sonrasında bu rızanın kendilerince verilmemesiyle, davalının gönüllü (panelist) kullanıcılarla anlaşmak suretiyle tıklanma verilerine ilişkin tahminler üretmeye devam ettiğini, davalının müşterisi olmadıklarını ve bu yöntemle ürettikleri tıklanma verilerinin, kasıtlı olarak gerçeğe aykırı ve yanıltıcı biçimde açıklandığını, davalının verilerinin kendi panelistlerinden topladığı varsayıma dayalı verilerden oluştuğunu, davalının tahmine dayalı olarak üçüncü kişilerle paylaştığı erişim verilerinin ait olduğu ve marka olarak kendi namlarına tescilli internet sitelerinin marka hakkına tecavüz dolayısıyla reklam gelirlerinin ve kâr marjının olumsuz etkilendiğini, davalının tespitlerini önceden İnteraktif Reklamcılık Derneği (İAB) için üretip satmaktayken sonrasında, bağımsız gerçekleştirdiğini ve reklam veren şirketlerin büyük ölçüde anılan verileri dikkate almaları nedeniyle müvekkilinin zararına yol açtığını; davalı eylemlerinin aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, men'ine, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına ve hükmün ilânını karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin hizmetinin bilimsel yöntemlere dayanıp bir tekel oluşturmadığını, şeffaf, objektif olduğunu, panel olarak ifade edilen ve 6698 sayılı Kişisel Verileri Koruma Kanunu (KVKK) konusunda bilgilendirilmiş ve rızaları alınmış en az 5000 gönüllü (panelist) katılımı ile gerçekleştirilen ölçümlerde, kullanıcıların bilgisayarına özel bir yazılım yüklenmek suretiyle web sitelerine yönelik, ziyaret süresi, açık uygulamalar, coğrafi konum, yönlendiren siteler, sistem, demografi, internet alışveriş alışkanlıkları, araba ve ev sahipliği gibi içeriklerle toplanan veriler temizlenip ağırlandırılarak “e-Gemius” ile ifade edilen veri paketinin oluşturulduğunu, bu paketin “trafik bilgileri” ve “izleyici verisi” olmak üzere iki grup enformasyon barındırdığını, bu halde paketlerin reklam ajansları, medya ve içerik sağlayıcılara sunulduğunu, hizmet kapsamında herhangi bir markanın kullanılmadığını, geçmişte davacıların ... verdikleri dönem dahil lisans anlaşması yapılmadığını, haksız rekabet iddiasına yönelik bir delil sunulmadığını, davacılardan “Hürriyet”e ait web sitesinin zaten genellikle üst sıralarda kendi raporlarına yansıdığını, diğerlerinin de üst sıralarda yer aldığını, artık “Pragmatik medya satışı” olarak adlandırılan teknoloji ile medya envanteri satan ve almak isteyenleri buluşturan bir pazar oluşturulmakla, fiyatların envanter kalitesi ve talebe göre burada şekillendiğini, Google, Adform, Sizmek, Criteo gibi global oyuncular dahil bazı yerel medya envanter arz edicilerin bu platformda yer aldıklarını, kendisinin sağladığı verilerin bu sistem ile bağlantılı olmadığından alım/satım işlemlerinde bir etkisinin bulunmadığını ve fikir verici olmaktan öteye geçmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının veri analizi sonuçlarında davacılara ait markaları kullanmasının esas itibariyle markasal bir kullanım niteliği taşımadığı, davalının davacıların tescilli markalarının Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyinden ve itibarından haksız bir yarar elde ettiğini veya itibarına zarar verdiğini ya da ayırt edici karakterini zedelediğini gösteren bir kullanımın bulunmadığı, davacıların 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 7/3-(f) hükmüne dayanmalarının mümkün olmadığı, davalının davacılara ait markaları hazırladığı raporlarda kullanmasının SMK'nın 7/5 hükmü kapsamında ticari hayatın olağan akışında dürüst kullanım olduğu, bu bağlamda davacılara ait markaların davacı tarafından toplanan verilerde kullanılmasının SMK'nın 7/5-(b) hükmü uyarınca “Malların veya hizmetlerin türüne, ya da diğer niteliklerine ilişkin açıklamalarda bulunulması” kapsamında kaldığı ve davalının ölçümleme yöntiminin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) 54. maddesinde yer alan aldatıcı ve dürüstlük kuralına aykırı davranış kapsamında değerlendirilemeyeceği, davalının ölçümleme yönetiminin 6102 sayılı TTK'nın 55/1-(a) hükmü kapsamında davacıları kötüleme vasfı taşımadığı, davalının ölçümleme yöntiminin 55/1-(c) ve (d) bentleri kapsamında davacıların iş ürünlerinden yetkisiz yararlanma ve davacıların iş sırlarını ifşa vasfı taşımadığı, nitekim birçok raporlamada davacılara ait markaların üst sıralarda yer aldıkları gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafça istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafından oluru alınan bir grup internet kullanıcısı üzerinden yapılan istatistiki değerlendirme sonuçlarının kasıtlı olarak davacılar aleyhine değiştirildiğine, yapılan ölçümlemenin istatistik bilimi kurallarına aykırı şekilde yapıldığına, davacılara zarar verecek veya kötüleyecek şekilde sunulduğuna, çalışma yönteminin gizlendiğine dair davacıların iddialarını ispatlayacak deliller sunulmadığı, bilirkişi raporu ile davalının yaptığı çalışmanın istatistik kurallarına uygun olduğunun belirlendiği, davacılara ait internet siteleriyle ilgili verilerin izinsiz kullanılmasının söz konusu olmadığı, bu tür çalışmaların başka firmalar tarafından de gerçekleştirildiği, davalının bu konuda tekel olmadığının anlaşıldığı, davalının davacılar adına tescilli markaları kullanmasının, yaptığı çalışmanın sonuçlarını açıklayabilmek için SMK’nın 7/5-(b) hükmü uyarınca dürüst kullanım niteliğinde olduğu, marka haklarına tecavüzün söz konusu olmadığı, İlk Derece Mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ile men'i taleplerine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ:

Yukarda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı harcın istek halinde ilgiliye iadesine, 26.05.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

İlgili Mevzuat & Etiketler
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog