5. Hukuk Dairesi
5. Hukuk Dairesi 2024/12552 E. , 2025/6696 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kaynarca Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın Sakarya Kaynarca Doğu Marmara Makine İmalatçıları İhtisas Organize Sanayi Bölgesi Tüzel Kişiliği adına tescili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı idare ve bir kısım davalılar vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı idare vekili ve bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Sakarya ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 2501 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı Sakarya Kaynarca Doğu Marmara Makine İmalatçıları İhtisas Organize Sanayi Bölgesi Tüzel Kişiliği adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Bir kısım davalılar vekilleri cevap dilekçesinde özetle; belirlenen bedelin düşük olduğunu ve bedeli kabul etmediklerini, kamulaştırma bedelinin Mahkeme tarafından tespit edilmesini talep etmişlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile davalı tarafa derhal ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile davacı Sakarya Kaynarca Doğu Marmara Makine İmalatçıları İhtisas Organize Sanayi Bölgesi Tüzel Kişiliği adına tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın değerine etki edecek objektif değer artış oranının yüksek hesaplandığını, davası açılan ve keşfi yapılan tüm dosyalarına ibraz edilen bilirkişi raporlarında aynı objektif değer artırıcı unsurların belirtildiğini, işbu taşınmazların birbirlerine yakın mesafede olduklarını ve işbu taşınmazların hepsi için aynı Objektif Değer arttırıcı unsurlar tespit edildiği hâlde, bilirkişilerce işbu taşınmazlara, ''Kadastral Yola Cepheli Olması'', ''Köy Yerleşik Alanı içerisinde Bulunması'' gibi somut ve inandırıcı olmayan gerekçelerle, %30, %50, %75, %160 olarak 4 farklı oran uygulandığını ve taşınmazların değerlerinin farklı bulunduğunu, organize sanayi bölgesi alanı içerisinde bulunan diğer taşınmazlar için açılmış ve Yargıtay tarafından onanmış diğer davalarda 30,19 TL/m² birim fiyatı belirlendiğini, bu emsal kararlar karşısında dava konusu taşınmaza belirlenen metrekare birim fiyatının çok yüksek olduğunu, işbu taşınmazın raporda belirtilen özelliklerine haiz olmadığını, dava konusu taşınmazın şehir merkezine uzak olduğunu, taşınmazın marjinal tarım arazisi olup verimli olmadığını, taşınmazın yakınında sulama sistemi olmadığını, dava konusu taşınmazın üzerinde yetiştirildiği iddia edilen ürünler için yapılan net gelir tespitinin fahiş olarak yapıldığını, bu itibarla arazinin değerinin yüksek hesaplandığını, bilirkişilerin mevkii ve şartları farklı olan taşınmazlar için de aynı arazi değerini bulduğunu, bu hususa da itiraz ettiklerini belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalılar ... vd. vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın "tarla" değil "arsa" vasfında olduğunu, dava konusu taşınmazın belediye mücavir alanda olduğunu, etrafının yerleşik alan olmadığının tespitinin yerinde ve doğru olmadığını, bir taşınmazın etrafının meskun sayılabilmesi için yapının illa ki taşınmazın üstünde ya da sınırında olması gerekmediğini, taşınmaza yakın parsellerde yer alan yapılarda o taşınmazın yerleşik alanda olduğunun ispatı olduğunu, yerleşim alanın taşınmaza yakınlığı taşınmazın cinsinin belirlenmesi açısından en önemli kriter olduğunu, dava konusu taşınmazın belediyenin ulaşım hizmetinden de yararlandığını, ulaşım sorunu bulunmadığını, buna göre bilirkişi raporuna göre verilen hükmü kabul etmediklerini, dava konusu taşınmaza belirlenen objektif değer artış oranının son derece düşük olduğunu, %25 oranındaki objektif değer artış oranının son derece düşük ve hakkaniyete aykırı olduğunu, kapitalizasyon faiz oranının yüksek hesaplandığını ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
3.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; köy muhtarının keşfe çağrılmadığını, bilirkişilerinde keşiften sonra duruşmada hazır bulundurulmadığını, usule uyulmadan yargılama yapıldığını, dava 2021 yılında açılmış olduğu hâlde, 2020 yılı ürün ve fiyatlarına göre değer belirlendiğini, dava konusu taşınmazın verimli arazi sınıfında olduğunu, bilirkişilerce düşük verim değerleri üzerinden hesap yapılmasının usul ve kanuna aykırı olduğunu, bölgedeki tüm arazilerin ortalama verimlerini baz aldıklarını, bu durumun hatalı olduğunu, hesaplamada objektif değer unsurları ve kapitalizasyon oranının düşük tutulmasıyla hükme esas alınan raporun kabul edilmediğini, kapitalizasyon oranının %4,5 alınmasını kabul etmediklerini, yerel mahkemece belirlenen objektif değer artışı oranının düşük olduğunu, yerel mahkemenin savunma ve hukuki dinlenilme haklarını ihlal ettiklerini belirterek, istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
4.Bir kısım davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; kanuna uygun bir şekilde keşif yapılmadığı gibi kamulaştırma bedellerinin belirlenmesinde ise ilgili emsal istinaf kararlarını dosyaya sunmalarına rağmen yerel mahkeme tarafından bu kararların dikkate alınmadığını, kamulaştırma bedelleri belirlenirken oldukça düşük değerler baz alınarak hesaplama yapıldığını, dava konusu taşınmazın arsa olarak değerlendirilmesi gerektiğini, bilirkişi raporunda taşınmazın tarla vasfında nitelendirildiğini, iş bu vasıflandırma ve buna bağlı olarak tercih edilen hesaplama yönteminin açıkça taşınmazın durumuna ve kanuni düzenlemelere aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazın belediye ve mücavir alan sınırları içinde bulunduğunu, bu hususta ilgili belediyeden alınan cevabi yazının dosyada mevcut olduğunu, ilgili belediyeden alınan cevabi yazıda dava konusu taşınmazın kadastral yola cephesi bulunduğunun açıkça belirtildiğini, bir taşınmazın bulunduğu yerin meskul mahal olup olmadığı hususunun mahkemenin takdirinde olduğunu, iş bu tespitin hiçbir gerekçe gösterilmeksizin Belediye Başkanlığının tekeline bırakılmasının hukuka aykırı olduğunu, bu hususta bir çok Yargıtay kararı bulunduğunu, dava konusu taşınmazın kararnamede zikredildiği gibi meskun yerler arasında kaldığını, dava konusu taşınmazın verimli arazi sınıfında olduğunu, kapitalizasyon oranının %4,5 alınmasını kabul etmediklerini, yerel mahkemesinin belirlemiş olduğu objektif değer artışı oranının oldukça düşük olduğunu, Yargıtay ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin emsal teşkil eden kararları mahkemeye sunulduğu hâlde, bölünmüş karayoluna yakın mesafede olan taşınmaz için mahkemenin belirlediği % 60 artış oranının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek, istinaf taleplerinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile arazi niteliğindeki taşınmaza net gelir esas alınarak değer biçilmesinin 2942 sayılı Kanun'un değerlendirmeye ilişkin hükümlerine aykırılık teşkil etmediği, buna göre hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda dava konusu taşınmazın niteliği ve konumuna göre kapitalizasyon faizi ile objektif değer artırıcı unsur oranlarının emsal olarak bildirilen Yargıtay kararları dikkate alındığında yerinde olduğu, değerleme tarihi itibarıyla tespit edilen metrekare birim fiyatı üzerinden belirlenen kamulaştırma bedelinin adil ve hakkaniyete uygun olduğu, bu suretle kamulaştırma bedelinin tespit edilmesinde ve tespit edilen bedelin bloke ettirilerek hükmün kesinleşmesi beklenmeden davalılara ödenmesine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, İlk Derece Mahkemesi tarafından kurulan hükmün ve yapılan yargılamanın usul ve yasaya, Yargıtay yerleşik içtihatlarına uygun olduğu anlaşıldığından; istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili ve bir kısım davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Bir kısım davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararı temyiz etmiştir. C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı idare ile davalı tapu malikleri arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir.
2.Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihaî kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Tarım arazisi niteliğindeki Sakarya ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 2501 parsel sayılı taşınmaza 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir esas alınarak değer biçilmesi yerindedir.
3.Dava konusu taşınmazın hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda belirtilen özellikleri ve aynı bölgeden Dairemize intikal eden dosyalarda kabul edilen oranlar gözetilerek uygulanan kapitalizasyon faiz oranı ve objektif değer artış oranı uygun görülmüştür.
4.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARARAçıklanan sebeplerle;
Davacı idare vekilinin ve bir kısım davalılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davacı idare ve davalılar ... vd. den peşin alınan temyiz harçlarının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,30.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.