ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/398 Esas - 2025/407
T.C.
SAKARYA
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
GEREKÇELİ KARARIN
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil ile İsimli satıcıdan 14/03/2015 tarih 095389 numaralı 12 temmuz 26 temmuz dönemi daireyi 26.000 TL bedelle satın almış, bu satış neticesinde taraflar arasında 48 adet nama yazılı senet imzalandığını, müvekkilinin başta senetleri düzenli olarak ödemekteyken, işten çıkması nedeniyle ödeyemeyecek duruma gelmiş 20/09/2016 tarihinde satıcı ile bir araya gelip ibra sözleşmesi imzalamıştır. Sözleşmenin 5. Maddesine göre, taraflar bu tarihten itibaren birbirlerinden hiçbir alacakları kalmadığını beyan ve taahhüt ettiklerini, Tarafından müvekkil aleyhine; Sakarya 2. İcra Müdürlüğü'nün 2019/4287 takip numarasında; 20/09/2016, 20/10/2016, 20/11/2016, 20/12/2016, 20/01/2017, 20/02/2017, 20/03/2017, 20/04/2017, 20/05/2017, 20/06/2017, 20/07/2017, 20/08/2017, 20/09/2017, 20/10/2017, 20/11/2017, 20/12/2017, 20/01/2018, 20/02/2018, 20/03/2018, 20/04/2018, 20/05/2018, 20/06/2018, 20/07/2018, 20/08/2018, 20/09/2018, 20/10/2018, 20/11/2018, 20/12/2018 vade tarihli 350,00 TL tutarlı senetler faiz ve masrafları ile birlikte 14.187,75 TL, Sakarya 1. İcra Müdürlüğü'nün 2020/427 takip numarasında; 20/01/2019 vade tarihli 350,00 TL tutarlı, 20/02/2019 vade tarihli 8.500,00 TL tutarlı senetler, faiz ve masrafları ile birlikte 9.992,79 TL alacak konu edildiğini, söz konusu senetlerin, taraflar arasında imzalanan ibra sözleşmesi ile bedelsiz kalmıştır. Bu nedenle, HMK madde 110/1 ışığında, iptali talep edilen takiplerin aynı yargı çevresinde bulunduğu, ortak yetkili mahkemenin söz konusu olduğu göz önüne alınaarak, davamızın kabulü ile müvekkil davacının işbu senetler nedeni ile davalı bankaya herhangi bir borcu olmadığının tespitine , müvekkil hakkında açılan Sakarya 2. İcra Müdürlüğü'nün 2019/4287 sayılı, Sakarya 1. İcra Müdürlüğü'nün 2020/427 sayılı takiplerin tüm fer'ileri ile birlikte iptaline karar verilmesini talep etmek zorunlu hale geldiğini, müvekkilinin adresinde ikamet ettiğini, bu davada Sakarya Barosu Adli Yardım Bürosu tarafından yapılan görevlendirmenin söz konusu olduğunu, müvekkilinin Sakarya Barosundan adli yardım talebinde bulunduğunu, hakkında yapılan ekonomik ve sosyal durum araştırmasından sonra kendisine avukat atandığını, bu durumun dikkate alınarak dava harç ve masraflarının adli yardımdan karşılanmasına karar verilmesini talep ettiğini, açıklanan nedenlerle, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla; Adli yardım talebimizin kabulüne, müvekkilinin bahsi geçen senetler nedeniyle davalı bankaya herhangi bir borcu olmadığının tespitine, Sakarya 1. İcra Müdürlüğü'nün 2020/427 Esas numaralı, Sakarya 2. İcra Müdürlüğü'nün 2019/4287 Esas numaralı takiplerinin iptalini, masraf ve vekalet ücretlerinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Dava dilekçesi ve eklerinin usulüne uygun olarak davalı tarafa tebliğ edildiği ancak davalı tarafından süresi içinde cevap dilekçesi sunulmadığı görüldü.
Davalı vekilinin 18/12/2024 tarihli beyan dilekçesinde özetle; Mahkememizin görevli olmadığını görev yönünden itirazlarının bulunduğunu ve davanın reddini gerektiğini, davaya ve icra takibine konu bonoların, müvekkili bankanın tarafından müvekkili bankadan kullandığı kredilerinin teminatını oluşturmak üzere TTK 689. maddesine istinaden müvekkil bankaya tevdi edildiğini, anılan bonoların müvekkili bankaya işbu takipten çok önceki bir tarihte tevdi edilmiş bulunduğunu, müvekkili bankanın iyiniyetli hamil olduğunu, bankanın işbu bonodan doğan bütün hakları kullanabileceğinin yasa gereği olduğunu, bu nedenle senet borçlusu hakkında alacağının tahsilini teminen icra takibi de dahil olmak üzere bütün yasal yollara başvurma haklarının bulunduğunu, söz konusu senetlerin, ibra sözleşmesinden önce müvekkil bankaya ciro edilmiş olduğunu, davacı tarafın iddia etmiş olduğu gibi taraflar arasında imzalanan ibra sözleşmesiyle karşılıksız kalmadığını, davalı alacaklı bankanın, bonoları iktisap ederken bile bile davacı borçlunun zararına hareket etmemiş olduğunu, davacı borçlunun şahsi defileri senedi ciro yoluyla devralmış iyiniyetli hamile karşı ileri süremeyeceği yargıtay içtihatlarında kabul edildiğini, müvekkil banka iyiniyetli hamil durumunda olduğunu, davacı borçlunun lehine senet düzenlenen kredi borçlusu lehdar şirketle aralarında yapılan sözleşmeleri bilmesinin mümkün olmadığı gibi böyle bir araştırma yapma yükümlülüğünün de bulunmadığını, davanın kredi borçlusu ihbar edilmesi gerektiğini, dava ve takip konusu senetlerin, tarafından kredilerin teminatı için alacaklı bankaya verilmesi nedeniyle davanın dava dışı şirkete ihbarını talep ettiğini, açıklanan nedenlerden ötürü müvekkili bankanın alacağının tahsil için bonoları takibe koymasında kötüniyeti ve ağır kusuru bulunmadığından keşideci borçlunun talebinin haksız olduğunu, reddinin gerektiğini, görev itirazının kabulü ile dosyanın görevli Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine, davanın esastan reddini, davanın dava dışı ihbar edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Tüm dosya ve kapsamına göre; Dava, menfi tespit taleplidir.
Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. Maddesi gereği bankalara ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Aynı yasanın 5/1 maddesinde ise "Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir." hükmüne yer verilmiştir.
28.11.2013 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan ve 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un (TKHK) 2. maddesinde kanunun kapsamı “bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” şeklinde açıklanmıştır. Kanun'un “tanımlar” başlıklı 3. maddesinde ise tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder” biçiminde tanımlanmıştır. 6502 sayılı TKHK'nın 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bunun yanında Kanun'un 83. maddesinde de taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenlenme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir. 6502 sayılı TKHK'nın 4/5. Maddesinde tüketicinin yapmış olduğu işlemler nedeniyle kıymetli evrak niteliğinde sadece nama yazılı ve her bir taksit ödemesi için ayrı ayrı olacak şekilde senet düzenlenebileceği düzenlenmiştir. Dava tarihi itibariyle 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun yürürlüktedir ve uygulanması zorunludur. Somut olayda;
Davaya konu senetler devremülk sözleşmesi kapsamında verilen nama yazılı senetler olup, senedin devri halinde borçlu, temel ilişkiden kaynaklanan itirazlarını devralana karşı da ileri sürme hakkına sahiptir. Temel ilişkiyi oluşturan devremülk sözleşmesi de 6502 Sayılı Yasanın 4/5.maddesi uyarınca bu kanunda düzenlenen tüketici işlemlerindendir. davanın tüketici mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. Bu gerekçe ile görevsizlik kararı vermek gerekmiştir. Bununla birlikte UYAP üzerinden yapılan incelemede davacının potansiyel mükellef kaydı olduğu ve SGK hizmet dökümüne göre 4a (işçi) statüsünde olduğu tespit edilmiş olup davacı tacir değildir.
Mahkememiz ile Sakarya Tüketici Mahkemesi arasında olumsuz görev uyuşmazlığı çıkmış olduğundan kararın istinaf edilmeksizin kesinleşmesi halinde HMK'nın 21. maddesi gereği görevli mahkemenin belirlenmesi amacıyla dosyanın Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesine resen gönderilmesine karar verilmiştir.
Davanın 6102 sayılı yasanın 4.maddesi, 6100 sayılı yasanın 382/1-e-6.maddeleri gereği basit yargılama usulüne tabi olduğu, 6100 sayılı 320/1.maddesi gereği basit yargılama usulüne tabi olan davalarda mümkün olan hallerde taraflar duruşmaya davet edilmeden dosya üzerinden karar verilebileceği, dosyadaki delillerin hüküm vermeye elverişli olması nazara alındığında, dosya üzerinden karar verilmiştir. (Emsal mahiyette bknz.; Merci tayinine yönelik Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi 2020/1467 Esas, 2020/1482 Karar, 01.01.2021 tarihli ilamı; Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi 2021/659 Esas ve 2021/ 804 Karar, 01.10.2021 tarihli ilamı); İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi 2021/1095 Esas ve 2024/235 Karar 01.02.2024 tarihli ilamı; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi 2024/693 Esas ve 2024/989 Karar, 30.04.2024 tarihli ilamı; Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi 2021/659 Esas ve 2021/ 804 Karar, 01.10.2021 tarihli ilamı)
1.Mahkememizin görevsizliği nedeni ile HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereği davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine,
2.Karar kesinleştiğinde ve yasal süresi içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli Sakarya Tüketici Mahkemesine gönderilmesine,
3.Mahkememiz ile Sakarya Tüketici Mahkemesi arasında olumsuz görev uyuşmazlığı çıkmış olduğundan kararın istinaf edilmeksizin kesinleşmesi halinde HMK'nın 21. maddesi gereği görevli mahkemenin belirlenmesi amacıyla dosyanın Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesine resen gönderilmesine,
4.Yargılama giderleri ve harçların görevli mahkemece değerlendirilmesine,
Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda verilen kararın, taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe ile Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere tensiben karar verildi 18/06/2025
Katip
Hakim