3. Hukuk Dairesi
3. Hukuk Dairesi 2024/2966 E. , 2025/2844 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 9. Asliye Hukuk Mahkemesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
1.
Davacı vekili asıl davada; imzalanan sözleşmeye istinaden davacı şirketçe işletilen sağlık hizmeti sunucusu tarafından hastalara hizmet verildiğini, hizmetin verildiği ayı takip eden ayda bu hizmet karşılığı fatura kesildiğini, davalı Kurum tarafından bu fatura karşılığının müvekkiline avans adı altında ödendiğini, davalının inceleme ve denetleme yetkisini kötüye kullandığını, kasten yahut ihmalen neredeyse 39 ay önce yapması gereken incelemeyi sonradan yaptığını ve müvekkilini hem faiz yüküne soktuğunu hem de kesintiye neden olacak hatalı işlemlerin düzeltilmesine engel olduğunu, yeni davaların ortaya çıkmasına sebep olduğunu, müvekkilinden kısa sürede temin etmesi imkansız olan belge ve hasta dosyalarının istendiğini belirterek; müvekkilinin "Ağustos 2015 (dönem başlangıç-bitiş tarihi: 01.08.2015-31.08.2015)" döneminde verdiği hizmetlere ilişkin SGK tarafından yapılan soruşturma ve inceleme sonucunda hakedişlerinden mahsubuna karar verilen 341.918,46 TL kesinti bedelinin haksız ve hukuka aykırı olması nedeniyle bu miktar kadar borçlu olmadığının tespitini, tedbir kararı verilmediği taktirde müvekkilinin hakedişlerinden yapılan kesinti ve faiz ile toplam kesinti tutarının kesinti tarihinden başlamak üzere mevduata uygulanan en yüksek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
2.
Davacı vekili birleşen 2019/17 E. sayılı davada; müvekkili şirketin "Haziran 2016 (dönem başlangıç-bitiş tarihi: 01.06.2016–30.06.2016)" döneminde verdiği hizmetlere ilişkin davalı Kurum tarafından yapılan inceleme sonucunda, hakedişten toplam kesinti miktarı adı altında mahsubuna karar verilen 143.931,97 TL kesinti bedelinin haksız ve hukuka aykırı olması nedeniyle müvekkilinin davalıya karşı bu miktar kadar borçlu olmadığının tespitini, tedbir kararı verilmediği taktirde müvekkilinin hakedişlerinden yapılan kesinti ve faiz ile toplam kesinti tutarının kesinti tarihinden başlamak üzere mevduata uygulanan en yüksek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
3.
Davacı vekili birleşen 2019/18 E. sayılı davada; müvekkili şirketin "Nisan 2014 (dönem başlangıç-bitiş tarihi: 01.04.2014–30.04.2014)" döneminde verdiği hizmetlere ilişkin davalı Kurum tarafından yapılan inceleme sonucunda, hakedişten toplam kesinti miktarı adı altında mahsubuna karar verilen 65.348,44 TL kesinti bedelinin haksız ve hukuka aykırı olması nedeniyle müvekkilinin davalıya karşı bu miktar kadar borçlu olmadığının tespitini, tedbir kararı verilmediği taktirde müvekkilinin hakedişlerinden yapılan kesinti ve faiz ile toplam kesinti tutarının kesinti tarihinden başlamak üzere mevduata uygulanan en yüksek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
4.
Davacı vekili birleşen 2019/19 E. sayılı davada; müvekkili şirketin "Ekim 2014 (dönem başlangıç-bitiş tarihi: 01.10.2014–31.10.2014)" döneminde verdiği hizmetlere ilişkin davalı Kurum tarafından yapılan inceleme sonucunda, hakedişten toplam kesinti miktarı adı altında mahsubuna karar verilen 62.977,11 TL kesinti bedelinin haksız ve hukuka aykırı olması nedeniyle müvekkilinin davalıya karşı bu miktar kadar borçlu olmadığının tespitini, tedbir kararı verilmediği taktirde müvekkilinin hakedişlerinden yapılan kesinti ve faiz ile toplam kesinti tutarının kesinti tarihinden başlamak üzere mevduata uygulanan en yüksek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
5.
Davacı vekili birleşen 2019/20 E. sayılı davada; müvekkili şirketin "Haziran 2018 (dönem başlangıç-bitiş tarihi: 01.06.2018–30.06.2018)" döneminde verdiği hizmetlere ilişkin davalı Kurum tarafından yapılan inceleme sonucunda, hakedişten toplam kesinti miktarı adı altında mahsubuna karar verilen 34.534,46 TL kesinti bedelinin haksız ve hukuka aykırı olması nedeniyle müvekkilinin davalıya karşı bu miktar kadar borçlu olmadığının tespitini, tedbir kararı verilmediği taktirde müvekkilinin hakedişlerinden yapılan kesinti ve faiz ile toplam kesinti tutarının kesinti tarihinden başlamak üzere mevduata uygulanan en yüksek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
6.
Davacı vekili birleşen 2019/21 E. sayılı davada; müvekkili şirketin "Nisan 2018 (dönem başlangıç-bitiş tarihi: 01.04.2018–30.04.2018)" döneminde verdiği hizmetlere ilişkin davalı Kurum tarafından yapılan inceleme sonucunda, hakedişten toplam kesinti miktarı adı altında mahsubuna karar verilen 3.577,79 TL kesinti bedelinin haksız ve hukuka aykırı olması nedeniyle müvekkilinin davalıya karşı bu miktar kadar borçlu olmadığının tespitini, tedbir kararı verilmediği taktirde müvekkilinin hakedişlerinden yapılan kesinti ve faiz ile toplam kesinti tutarının kesinti tarihinden başlamak üzere mevduata uygulanan en yüksek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
7.Davacı vekili birleşen 2019/22 E. sayılı davada; müvekkili şirketin "Ocak 2015 (dönem başlangıç-bitiş tarihi:01.01.2015–31.01.2015)" döneminde verdiği hizmetlere ilişkin davalı Kurum tarafından yapılan inceleme sonucunda, hakedişten toplam kesinti miktarı adı altında mahsubuna karar verilen 213.953,50 TL kesinti bedelinin haksız ve hukuka aykırı olması nedeniyle müvekkilinin davalıya karşı bu miktar kadar borçlu olmadığının tespitini, tedbir kararı verilmediği taktirde müvekkilinin hakedişlerinden yapılan kesinti ve faiz ile toplam kesinti tutarının kesinti tarihinden başlamak üzere mevduata uygulanan en yüksek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; mahkemenin görevli olmadığını, davacı şirkete ait Özel ... Hastanesinin yaklaşık 39 döneme ilişkin faturasının kadın doğum branşına ait incelemeler nedeniyle Mart 2018 tarihine kadar incelemeye alındığını, davacı hastanenin diğer hastanelerde görülmeyen oranda kadın doğum faturalarında abartılı, çok kalem içerecek operasyonları nedeniyle riskli kabul edildiğini, davacı Hastanenin faturalarının yeterli bilgi-belgeye sahip olmadığını, güncel mevzuatlara uygun faturalama yapılmadığını, hastaların geçmiş takip incelemelerinde konulan tanılarla fatura edilen operasyonların birbiriyle uyuşmadığını savunarak, davaların reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alınan bilirkişi raporunda, hasta bazındaki yapılan inceleme sonucunda davalı tarafça yapılan kesintilerin yerinde olduğunun bildirildiği, bilirkişi raporunun da denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu gerekçesiyle, asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Mahkemece aldırılan 21.09.2020 tarihli bilirkişi raporunda, SGK tarafından yapılan kesintilerin hasta bazında incelendiği, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılan işlemin yerinde olduğunun belirtildiği, 27.04.2021 tarihli bilirkişi ek raporunda; taraflarınca kök raporda yapılan açıklamaların bilirkişi heyeti üyesi Kadın Hastalıkları Uzmanı tarafından yapılan tıbbi değerlendirmelerden oluştuğu, hasta bazında inceleme yapıldığı, SGK tarafından yapılan işlemin yerinde olduğunun belirtildiği, denetime elverişli bilirkişi raporunda asıl dava ve birleşen davalara ilişkin kesintilere yönelik SUT hükümleri de dikkate alınarak yapılan değerlendirmelerin yerinde olduğu, davalı Kurum tarafından hakedişten yapılan kesintilerin hasta bazında tek tek incelenerek tablo halinde incelenmek suretiyle yapıldığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; davalı tarafça usulen yapılması gereken bir incelemenin manidar şekilde yıllar sonra başlatıldığını, müvekkili şirketçe aleyhe çıkan karara karşı üst kurula itiraz edilmiş olmasına rağmen itirazlarının reddedildiğini, gerek mutabakat komisyonu gerekse de üst kurulda bulunan hekimlerin inceleme yapabilecek ve karar verebilecek nitelikte tıp bilgisine sahip olmadığını, taraflı bir şekilde baskı yaratacak incelemeler yapıldığını, yerindelik denetimi yapma haklarının olmadığını, 05.11.2020 tarihli dilekçelerinde; kesintilere ilişkin hasta kayıtları ile detaylı beyanlarını sunmalarına rağmen, söz konusu kayıt ve beyanlar dikkate alınmaksızın yapılan açıklamaların taraflarınca kabul edilemeyeceğini, raporda kayıt ve açıklamalara atıfta dahi bulunulmadığını, dosyanın konusu bu hastalara yönelik yapılan işlemler ve kesintiler olduğu için, bilirkişi tarafından cevaplanması gereken soruların tarafların iddiaları ve kayıtlar üzerinden ele alınmasının gerektiğini ifade ederek; kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, sağlık hizmeti satın alma sözleşmesinden kaynaklı, davacının alacağından davalı Kurum tarafından yapılan kesintilerin yerinde olup olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Hükme esas alınan 21.09.2020 havale tarihli kök bilirkişi raporu ile 27.04.2021 tarihli ek raporda; asıl dava dosyasına konu kesintiler yönünden hasta bazında inceleme yapıldığı, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı tarafından gerçekleştirilen operasyonlar ve davalı tarafça yapılan kesintilerin incelendiği, kesinti bedellerine ilişkin değerlendirme yapılmadığı görülmüştür. Birleşen dosyalar yönünden yapılan incelemeye ilişkin sunulan tabloda ise, yapılan operasyonlara ilişkin kesinti nedenleri belirtildikten sonra değerlendirme bölümüne yer verilmiştir. Tablodan görüleceği üzere yapılan kesintilerin çoğunun "Sgk Sağlık Uygulama Tebliğinde belirtilen acil tanımına uygun hasta tanı ve şikayetlerinin hasta anamnez ve epikriz bilgilerinde belirtilerek kuruma ibraz edilmesi gerektiğinden kesinti haklıdır.", "Sağlık Bakanlığı ...kriterlerine uygun ayrıntılı epikriz bilgisi dosya eklerinde olmadığından kesinti yerindedir." ya da "Sgk mevzuatınca ayrıntılı epikriz vd belgelerin fatura ekinde kuruma ibraz edilmesi gerektiğinden kesinti haklıdır." şeklinde olduğu, dolayısıyla söz konusu raporların hüküm vermeye yeterli olmadığı anlaşılmıştır.
O halde, İlk Derece Mahkemesince, dosya kapsamında sunulan tüm bilgi ve belgeler incelendikten sonra, davacı vekili tarafından sunulan 05.11.2020 tarihli dilekçedeki hasta kayıtları da göz önüne alınarak, davacı tarafın bilirkişi raporuna itirazları karşılanarak, SUT hükümleri de değerlendirilmek suretiyle hasta bazında inceleme yapılarak, kesintilerin ve kesinti tutarlarının yerinde olup olmadığı değerlendirilerek konusunda uzman bilirkişi heyetinden denetime elverişli yeni bir rapor alınması ve hasıl olacak sonucu göre bir karar verilmesi gerekirken, itiraza uğrayan yetersiz bilirkişi raporuna göre eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanun'un 371. maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.