3. Hukuk Dairesi
3. Hukuk Dairesi 2024/22 E. , 2025/1515 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Osmancık 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından duruşma talepli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 11.03.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde gelen davalı vekili Avukat ...'nin sözlü açıklaması dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davacı ile davalının murisi Dursun arasında yapılan 25.02.2015 tarihli harici satım sözleşmesi ile Osmancık İlçesinde bulunan dört adet binanın 2.850.000,00 TL bedel karşılığında devrinin ve sözleşme şartlarına riayet etmeyen tarafın diğer tarafa satım bedelinin %20'si oranında cezai şart ödemesinin kararlaştırıldığını, satım bedeli olan 2.850.000,00 TL'nin sözleşme tarihinde davacı tarafından davalı murisine ödendiğini ancak taşınmazların davacıya devredilmediğini, murisin davacıyı uzun süre oyaladıktan sonra aldığı satım bedelini faiziyle geri ödeyeceğini söyleyerek devirden kaçındığını, davalı murisinin satış bedelinden sadece 20.000,00 TL iade ettiğini, ancak kalan miktarı ve cezai şartı ödemeden 12.07.2020 tarihinde öldüğünü, murisin tüm mirasının davalıya intikal ettiğini, davalı murisinin ve dolayısıyla davalının sebepsiz zenginleştiklerini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, davalı murisine sebepsiz olarak intikal eden alacaktan şimdilik 10.000,00 TL'nin 25.02.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, şimdilik 1.000,00 TL cezai şartın ise dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 02.01.2023 tarihli ıslah dilekçeyle; sözleşme tarihinde davalı murisine ödenen tutardan iade edilen 20.000,00 TL düşüldükten sonra kalan 2.830.000,00 TL alacağın dava ve ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, 1.000,00 TL cezai şartın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davalının babasının sözleşme tarihinde 85 yaşında olup fiil ehliyetinin bulunmadığını, hukuki işlem yapamayacağını, farik ve mümeyyiz olduğuna dair bir rapor alınmadığını, yapıldığı iddia edilen sözleşmenin geçersiz olduğunu, gerçekte davalının babasına 2.850.000,00 TL ödenmediğini ve muris tarafından 4 adet binanın da satılmadığını, sözleşmeye ilişkin olarak yazı ve imza incelemesi yapılması gerektiğini, o tarihte murise ait 4 adet bina olmadığını, iddiaların hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, resmi olarak yapılmaması nedeniyle geçersiz olan sözleşmeye dayalı olarak bedel ve cezai şart istenemeyeceğini, dava süresinde açılmadığı gibi kısmi dava açılmasının da mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alacak istemine konu edilen harici satım sözleşmesi incelendiğinde satışı kararlaştırılan taşınmazların ada ve parsel numaralarının belirtilmediği, hangi taşınmazların satılacağı, diğer bir ifadeyle satılan şeyin belli olmadığı, satış bedeli 2.850.000,00 TL'nin elden ödendiği belirtilmiş ise de elden ödeme yapıldığına dair herhangi bir delil veya belgenin sunulmadığı, davalı tarafın alacağın murisleri tarafından alınmadığına ilişkin beyanı bulunduğundan, sözleşmede yazılan bedeli davacının ifa ettiğini ispatlayamadığı gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiş; karara karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı tarafın delil olarak dayandığı 25.02.2015 tarihli harici satım sözleşmesi incelendiğinde, davalı murisi Sabri'ye ait tapulu taşınmazların 2.850.000,00 TL karşılığında davacıya satışına ilişkin olduğu, satım bedelinin Sabri tarafından teslim alındığı ve sözleşmenin taraflarca imzalandığının anlaşıldığı, taşınmaz devrine ilişkin satış sözleşmesinin resmi şekilde yapılmadığı için geçersiz olduğu, davacının geçersiz sözleşmeye dayalı olarak davalının murisine taşınmaz için ödediği satış bedelini isteyebileceği, ancak şekle aykırılık nedeniyle geçersiz sözleşmede yer alan cezai şart hükmü de geçersiz olduğundan cezai şartın istenmesinin mümkün olmadığı, davalı tarafça murisin imza ve yazısına itiraz edilmiş ise de, Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinden alınan 20.09.2022 ve 18.11.2021 tarihli raporlar dikkate alındığında davalının bu yöndeki itirazlarının yerinde olmadığı, davalı tarafça murisin fiil ehliyetinin bulunmadığı iddia edilmiş ise de, murisin sözleşme tarihinde fiil ehliyetinin bulunmaması sözleşmenin geçersizliği sonucunu doğuracak olup, davacının ödediği bedeli sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri istemesine engel olmayacağı, davacı ile davalı murisi arasında yapılan harici taşınmaz satım sözleşmesi ile satım bedeli olan 2.850.000,00 TL'nin davacı tarafından davalı murisine ödendiği, bu miktarın 20.000,00 TL'sinin daha sonra davacıya iade edildiği, kalan miktarın ise iade edilmediği, bu haliyle davalı murisinin ve dolayısıyla davalının sebepsiz zenginleştiğinin anlaşıldığı dikkate alınarak sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak yönünden davanın kabulüne, ceza şart talebi yönünden ise davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davanın tümden reddine karar verilmesinin yerinde olmadığı gerekçesiyle; istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile 2.830.000,00 TL'nin 10.000,00 TL'sinin dava tarihinden, 2.820.000,00 TL'sinin ise ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, cezai şart talebi bakımından davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesinin tutarsız ve delilsiz olduğunu, davacının murise para ödendiği ve bunun 20.000,00 TL'sinin iade edildiğine daire belge sunulmamasına rağmen beyanına itibar edildiğini, ortada para alışverişi olduğu ispat edilmediği gibi satın alındığı iddia edilen 4 adet binanın da davacıya teslim edilmediğini, sözleşmenin 25.02.2015 tarihinde düzenlendiğini ve en geç 30.04.2015 tarihine kadar tapudan devrin gerçekleştirileceği yazıldığı halde, davacının devrini almadığını, taşınmazı kullanmadığını, bir ihtar çekmediğini, murisin sağlığında yasal yollara başvurmadığını, ancak murisin 13.07.2020 tarihinde ölümünden sonra 26.04.2021 tarihinde davalı mirasçıya dava açmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının muris ile yaptığı iddia edilen 25.02.2015 tarihli harici satım sözleşmesinin yok hükmünde olduğunu, gerçekte davacı tarafından murise 2.850.000,00 TL para ödenmediğini ve muris tarafından da davacıya dört adet bina satılmadığını, davacının 11.01.2023 tarihli duruşmada alınan ifadesinde, “Davalı murisi çok yakın bir tanığımızdı. Kızıyla ekonomik nedenlerden dolayı sorun da yaşamıştı. Ben de o zamanlar tuğla fabrikası ve benzin istasyonlarım vardı. Ben de kendisine bu konuda yardımım da dokunsun diye taşınmazlarını satın almak istedim. Kendisi taşınmazlarını satma teklifinde bulunmuştu. Ödemeleri parça parça yaptım. Ödemeler bittikten sonra söz konusu sözleşmeyi yaptık. Ancak taşınmazlar tarafıma devredilmedi.” şeklinde beyanda bulunarak sözleşmenin aksini kanıtladığını, kaldı ki o tarihte murisin 4 adet binası olmadığını, murisin Vakıflar Genel Müdürlüğüne 13.02.2015 tarihinde verdiği mal beyanında 2 adet binası olduğunu açıkladığını, gerçekte olmayan binanın satılması mümkün olmadığı gibi satıldığı iddia edilen binaların açık adresi, pafta, ada ve parsel numaralarının sözleşmede belirtilmediğini, bina teslim edilmediği gibi sözleşmede yazılan 30.04.2015 tarihinde de tapuda devrinin alınmadığını, murisin paraya ihtiyacının olmadığını ve resmi işlemlerini hep noterde yaptığını, üzerinde para taşımadığını, bankada faizde bulundurduğunu, bu şekilde resmi olmayan bir sözleşmeyi düzenlemesi, 4 adet binasını satmasının mümkün olmadığını, murisinin mal varlığını bilen davacının, bir vesile ile imzasını almış ve üstünü doldurarak bu sözleşmeyi sahte düzenlemiş olabileceğini, murisin Osmancık'ta birçok inşaat yaptığını, bu nedenle davacıdan inşaat için tuğla almış olabileceğini, davacının verdiği tuğla için muristen (Teslim aldım) şeklinde bir yazı almış olabileceğini ve sonra bunu murisin mirasçısı davalı aleyhine kullanmış olabileceğini, gerçekte murisin bu şekilde bir sözleşme yapmayacağını, davacının murisin sağlığında sözleşme ile ilgili dava açmamasının bunu doğruladığını, sözleşmede murise para teslim ettiğine dair açık bir ibarenin olmaması, bu konuda delil ve tanık ileri sürülmemesinin de bu savunmanın gerçek olduğunu gösterdiğini, davacının çeşitli suçlardan sabıkasının bulunduğunu, dava konusu sözleşmenin aslı incelendiğinde, 14,5- 21 cm ebadında A-4 kağıdından biraz kalın bir parlak kağıda yazıldığı, aradan geçen bunca zamana rağmen yıpranmamış ve yeni yazılmış gibi görünmekte olduğu, Adli Tıp raporunda, murise ait imza ve yazılar ile bilgisayar ve ekipmanı yardımıyla oluşturulmuş yazıların kesişen noktalarının bulunmaması nedeniyle bir bütünlük teşkil etmediğinin ve bilgisayar ve el yazılarının hangisinin daha önce yazılıp yazılmadığı konusunda kesin tespit edilemediğinin bildirildiğini, harici satım sözleşmesi incelendiğinde; hangi taşınmazların satılacağının, yani satılan şeyin belli olmadığını, yine satış bedeli olan 2.850.000,00 TL'nin elden ödendiği belirtilmiş ise de; elden ödeme yapıldığına dair herhangi bir delil veya belgenin dosyaya sunulmadığını, sözleşmede yazılan bedeli davacının ifa ettiğine ilişkin ispata elverişli dosya kapsamı itibariyle herhangi delil sunulmamış olması nedeniyle davacının alacak talebini ispatlayamadığını, davacının benzin istasyonu işlettiğini, böylece tacir olduğunu beyan ettiğini, ancak basiretli bir tacir gibi hareket etmediğini, taşınmaz alım satımı olmamış ve para ödenmemiş olduğundan, davalı yönünden sebepsiz zenginleşmenin söz konusu olmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, harici satış sözleşmesi gereğince ödenen paranın sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayalı olarak iadesi ve cezai şart istemine ilişkindir.
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında belirtilen gerekçeye, resmi şekilde yapılmadığı için geçersiz olan harici satım sözleşmesinde taşınmaz bedelinin teslim alındığının davalı murisinin eli ürünü olduğu tespit edilen yazı ve imza ile belirtilmiş olmasına, Bölge Adliye Mahkemesi kararında davalı murisinin Dursun olan adının Sabri olarak yazılmasının maddi hataya müstenit olup mahallinde her zaman düzeltilebileceğinin anlaşılmasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,11.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.