4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
ANTALYA
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) dosyasının yapılan incelemesi sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA:
Davacı vekili mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde, Taraflar arasında aktedilen Antalya ....Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye sayılı Düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi Ve Daire Karşılığı İnşaat Sözleşmesi uyarınca davalı yüklenicinin, davacıların müştereken malik olduğu ... İli ... İlçesi ... .. ... ada ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde ... Blok adı altında “ Bodrum + zemin + 5 katlı, bodrum katta 1 adet dükkan, 1 adet mesken ve 1 adet kapıcı dairesi ile zemin dahil diğer her katta 2 daire ve son katta 2 adet dubleks daire olmak üzere 13 mesken, 1 adet dükkan ve 1 adet kapıcı dairesinden oluşan toplam 15 adet bağımsız bölümü yaparak yapı kullanım izin belgesi alınmış halde teslim etmeyi kabul ve taahhüt ettiğini,
Sözleşmeye ekli paylaşım krokisine göre;
- ... kat+... kat bağlantılı (...) nolu mesken, (...) nolu dükkan, Zemin kattaki (...) ve (...) nolu meskenler, ....kattaki (...) ve (...) nolu meskenler ile ....kattaki (...) ve (...) nolu dubleks meskenler olmak üzere 8 adet bağımsız bölümün arsa sahiplerine, diğer bağımsız bölümlerin de yükleniciye ait olacağını, sözleşme uyarınca yüklenici, sözleşmesinin imzalanmasından sonra en geç 4 (dört) ay içinde inşaat ruhsatını alacakğını, ruhsat tarihinden itibaren 17 (onyedi) ay içinde de inşaat bitirilmiş olup, yapı kullanım izin belgesi(iskan ruhsatı) alınmış halde ve eksiksiz şekilde teslim edileceğini, yükleniciye, yapılacak inşaat için taşınmazın tapudaki cins tashihini yaptırmaya, belediyeden imar durumunu almaya, arsa ve inşaatla ilgili olarak belediye,vilayet ve diğer kamu kurumları nezdinde arsa sahipleri adına gerekli her türlü talepte bulunmaya, inşaat plan ve projelerini onaylatmaya, inşaat ve temel üstü ruhsatlarını ve iskan raporlarını almaya vb. inşaatın tamamlanmasına kadar devamı süresince gereken her türlü resmi işlemlerin takip ve icrasını mümkün kılan bir vekaletname de verildiğini, yüklenicinin taahhüdünün aksine süresinde inşaata başlanmaması üzerine davacı arsa sahiplerinin, yüklenici şirket temsilcisi ve ortakları ile birkaç kez irtibata geçtiğini, yapılan görüşmelerde davalı yüklenici, sözleşme kapsamında inşaatı yapıp teslim etme hususunda çok istekli ve kararlı olduğunu ısrarla bildirdiğini, yüklenicinin daha önce tamamlamış olduğu projelerdeki olumlu referansların da davacıların ikna edilmesinde önemli rol oynadığını, ancak inşaata başlama süresinin daha da uzaması üzerine davacıların, Antalya ....Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile, Antalya ....Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye sayılı Düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi Ve Daire Karşılığı İnşaat Sözleşmesinin Cezai Şartlar başlıklı 12.maddesindeki yüklenicinin temerrüdüne ilişkin talep-hak ve alacakları saklı tutulmak kaydı ile yüklenicinin sözleşmeden doğan tüm yükümlülüklerini derhal yerine getirmesini ihtar ettiğini, davalı yüklenicinin, bu ihtarnameye Antalya ....Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile cevap verdiğini, inşaat ruhsatını aldığını, inşaat üzerinde herkesin çıkarına olan tadilat projesi çizildiği ve tadilat projesi için belediyeden alınması gereken onayın beklendiği ve alındığını, ayrıca inşaat sektöründeki durgunluk nedeniyle inşaata başlayamadığını, ilk sattıkları bağımsız bölümden sonra inşaatı yapıp teslim edeceklerini bildirmiş ise de; tadilat projesi için sözleşme hükümlerinin aksine arsa sahiplerine herhangi bir bildirimde bulunmadığını, tadilat projesini göstermediğini, arsa sahiplerinden onay almadığını, arsa sahipleri tadilat projesine onay vermedikleri gibi yapılan araştırmada iddia edildiği gibi tarafların hayrına böyle bir projeye de rastlanmadığını, ayrıca bu süreçte davalı yüklenicinin başkaca inşaat sözleşmeleri yaptığı ve bu inşaatları tamamladığını, birçok bağımsız bölüm sattığını, yani ekonomik sıkıntı içinde olmadığının anlaşıldığını, davacı arsa sahiplerinin bu kez yükleniciye gönderdikleri ve ... tarihinde tebliğ edilen Antalya ....Noterliğinin .../../... tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile; inşaatın teslim süresinin ... tarihinde sona erdiğini, sözleşmede belirtilen sürede teslim gerçekleşmediğinden davalı yüklenicinin temerrüde düştüğünü, Antalya ....Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye sayılı Düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi Ve Daire Karşılığı İnşaat Sözleşmesinin CEZAİ ŞARTLAR başlıklı 12.maddesinde, inşaatın gecikmesinden dolayı temerrüde düşen müteahhidin, bu gecikmeden dolayı arsa sahiplerine ait bağımsız bölümler için bağımsız bölüm başına aylık o günün rayiç değerinden iki katı kira kaybı tazminatı ödemesinin kararlaştırıldığını, bu nedenle ifa ile birlikte ; sözleşme uyarınca arsa sahiplerine düşecek olan (8) adet bağımsız bölüm için bağımsız bölüm başına aylık rayiç değer üzerinden ... katı kira kaybı tazminatı tutarının taraflarına ödenmesini, ayrıca teslimde gecikilecek her bir ay için ,bağımsız bölüm başına yine ... katı kira kaybı tazminatı tutarının ödemesini, aksi halde yasal yollara başvurulacağını, diğer müspet zararlar ile menfi zararlara ilişkin talep ve dava haklarının saklı tutulduğunu bildirildiğini, davalı yüklenicinin bu ihtarnameye de cevap verdiğini, Antalya ....Noterliğinin ... tarih ... yevmiye sayılı cevabi ihtarnamesinde, “ inşaat ruhsatını sözleşmeye uygun olarak ... tarihinde aldıklarını, ancak... tarihinde alınan ruhsatname ile taşınmaz üzerine 4 katlı inşaat yapılmasına izin verildiğini, bu ruhsatname ile sözleşmede anlaşılan kat miktarına yetecek bir izin verilmediğinden istenilen koşullarda verilmeyen ... tarihli ruhsatnamenin düzeltilmesine ilişkin başvuruda bulunulduğu ve başvurunun ... tarihinde neticelenerek ...tarihli yapı ruhsatının alındığını, bu durumun da ruhsat alımına bağlı olan inşaat yapımına ilişkin tüm işlerin aksamasına neden olduğunu, bunun da inşaat yapımına ilişkin tüm işlerin aksamasına sebep olduğunu iddia etmiş ise de, cevabi ihtarnameye verilen karşılıkta da izah edildiği üzere; ... Belediyesi İmar Müdürlüğünde yapmış oldukları araştırmada, ... tarihli yapı ruhsatında iddia edildiği gibi 4 katlı değil, 6 katlı inşaat yapımına izin verildiğini, ... tarihinde düzeltilerek kat adedinin yükseltildiği iddiasında olunan inşaat ruhsatının ilkinden farkının olmadığını, ikinci ruhsat talebinin tamamen zaman kazanmaya yönelik ve iyi niyetle bağdaşmayan bir girişim olduğunun anlaşıldığını, ... tarihinde alındığı iddia edilen yeni ruhsat hakkında davacı arsa sahipleri sözleşmeye aykırı olarak yine bilgilendirilmediğini, proje tadilatı ve ruhsat düzeltme işlemleri ile ilgili olarak arsa sahiplerine herhangi bir bilgi verilmemiş, muvafakat ta istenmediğini, davacılarca proje tadilatı ve ruhsat düzeltme işlemleri ile ilgili olarak yükleniciden herhangi bir talepte de bulunulmadığını, kaldı ki, ruhsat düzeltme istemi gereksiz-anlamsız ve zaman kazanmaya yönelik bir girişim olmakla birlikte, sözde düzeltilmiş ruhsat tarihi olan ... tarihinden bu yana geçen 14 aylık bir süre içinde de herhangi bir inşai faaliyete başlanmamış olması, yüklenicinin temerrüt olgusundaki ısrarını ve kötüniyetini ortaya koyduğunu, inşaatın tesliminde temerrüde düşen yüklenicinin, davacı arsa sahiplerinin uğradıkları zararları ödemesi gerektiğini, inşaatın teslim süresinin... tarihinde sona ermiş olup sözleşmede belirtilen sürede ve şartlarda teslim gerçekleşmediğinden davalı yüklenici temerrüde düştüğünü, Antalya ....Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye sayılı Düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi Ve Daire Karşılığı İnşaat Sözleşmesinin Cezai Şartlar başlıklı 12.maddesi uyarınca, inşaatın gecikmesinden dolayı temerrüde düşen davalı yüklenicinin arsa sahiplerine ait bağımsız bölümler için bağımsız bölüm başına aylık rayiç değer üzerinden iki katı kira kaybı tazminatı ödemesi kararlaştırıldığından, belirsiz alacak davası olarak açtıkları bu davada, keşif ve bilirkişi marifetiyle belirlenecek miktar üzerinden dava değerini arttırmak kaydıyla, davacı arsa sahiplerine düşecek olan (8) adet bağımsız bölüm için şimdilik ... TL’nin davalı yüklenicinin temerrüde düşürüldüğü ... tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara ödenmesini, ve dosyaya sunulu inşaat sözleşmesi, ihtarnameler ve cevabi ihtarnameler ile alacağın varlığı konusunda Mahkememizde kanaat oluşturacak yaklaşık ispat gerçekleşmiş olmakla, yargılama sonunda davacılar lehine hükmedilecek alacağın tahsilinin sonuçsuz kalmaması için,
HMK 390 uyarınca davalı adına kayıtlı taşınmazlar üzerine İhtiyati Haciz niteliğinde ihtiyati tedbir konulmasını, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
DEĞERLENDİRME ve GEREKÇE
Dava, kat karşılığı inşaat sözleşmesine dayalı arsa sahipleri tarafından açılan yüklenicinin temerrüdü nedeniyle kira kaybı tazminatı istemine ilişkidir. 6100 sayılı H.M.K.
2.Maddesinde; "...Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir..." 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4.maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olmalı ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın, Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/II.maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı, ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Buna göre işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Yine aynı kanunun 11. Maddesinde “Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir.'' 15.maddesinde de “İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11'inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır“ düzenlemesi bulunmaktadır.
Yargıtay 23.Hukuk Dairesi'nin 31/03/2014 tarih, 2013/6340 Esas, 2014/636 Karar sayılı emsal içtihadında; "...6102 Sayılı TTK'nın 4. maddesinde mutlak ve nispi ticari davaların belirlendiği, 5. maddede ticari davaların Ticaret Mahkemelerinde görüleceği hususunun düzenlendiği, somut olayda, davacıların arsa maliki, davalı ...'ın yüklenici, diğer davalının ise sözleşme kapsamında kendisine bağımsız bölüm tahsis edilen kişi olduğu, davacılar tarafından arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi şartlarına aykırı olarak paylaşım yapılması nedeniyle davalılar adına tahsis edilen taşınmazların tapu kayıtlarının iptali, bu mümkün olmadığı takdirde tazminat talebinde bulunduğuna göre açılan davanın mutlak ticari dava niteliğinde olmadığı, davanın her iki tarafının tacir olmaması ve her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olmaması nedeniyle nispi ticari dava da olmadığı, bu nedenle davaya bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemelerine ait olduğu..."
Yargıtay 15.Hukuk Dairesi'nin 17/10/2016 gün, 2016/3485 Esas, 2016/4293 Karar sayılı emsal içtihadında da; "...Dava, kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan tazminat talebine ilişkin olup mahkemece davalının müteahhit konumunda olduğu, yapılan işin ticari nitelikte olduğundan bahisle HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddelerine göre göreve yönelik dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine dair verilen karar, davacı ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. ...
Eldeki dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden sonra, ... tarihinde açılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olmalı ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır. Örneğin, ödünç para verme işlemlerine ilişkin uyuşmazlıklar Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca, iflas davaları ise 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 154 ve devamı maddeleri hükmünce ticari dava sayılır. Buna karşılık Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca, tarafların tacir olup olmamasına bakılmaksızın ticari dava sayılan havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin uyuşmazlıklardan doğan davalar herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari dava vasfını kaybedecektir. Yine, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/II. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar asliye ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, asliye ticaret mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce ve temyiz incelemesi aşamasında Yargıtay’ca re'sen incelenir. Bu kuralın tek istisnası, 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/4. maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre, yargı çevresinde ayrı bir asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemeleri'ne açılan davalarda görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik kararı verilmesini gerektirmeyecektir.
Somut olayda; uyuşmazlık kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, bu nevi davaların ticari dava olduğuna ya da asliye ticaret mahkemelerinde görüleceğine ilişkin bir yasal düzenleme bulunmamaktadır. O halde, eldeki davanın ticari dava olarak kabulü ve asliye ticaret mahkemesi'nin görevli olması için uyuşmazlık konusu işin her iki tarafın birden ticari işletmesi ile ilgili olması zorunludur. Davacı arsa sahibi olup tacir sıfatı bulunmadığında ve işin ticari işletmesi ile ilgili olmadığında tereddüt bulunmamaktadır.
Yapılan açıklamalara göre, eldeki davaya bakma görevi 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca asliye hukuk mahkemesine aittir. Bu durumda, mahkemece davanın esasının incelenmesi gerekirken göreve yönelik dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozulması uygun bulunmuştur..." şeklinde belirtilmiştir.
Yukarıda belirtilen yasa maddesi ve emsal içtihatlar doğrultusunda yapılan değerlendirmede; Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, Düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi ve Daire Karşılığı İnşaat sözleşmesinden kaynaklandığı, 6102 sayılı TTK'nın 4. Maddesinde mutlak ve nispi ticari davaların belirlendiği, 5. Maddede ticari davaların Ticaret Mahkemelerinde görüleceği hususunun düzenlendiği, ancak mahkememiz dosyasında her iki tarafın tacir olmaması (davacı gerçek kişilerin tacir olmaması) ve işin her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olmaması nedeniyle davanın nispi ticari dava da olmadığı görülmüştür.
Açıklanan nedenlerle; davaya bakma görevinin Antalya Asliye Hukuk Mahkemesi'ne ait olduğu ve dava şartlarından olan görev hususunun yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerektiği anlaşıldığından davanın göreve ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle usûlden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.Davanın göreve ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE,
2.Davaya bakmaya Antalya Asliye Hukuk Mahkemesi'nin GÖREVLİ OLDUĞUNA,
3.HMK'nun 20/1 maddesindeki düzenleme uyarınca kararın kesinleşmesi tarihinden itibaren iki hafta içinde istem olması halinde dava dosyasının görevli mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
4.Dava dosyasının süresi içinde görevli mahkemeye aktarılması durumunda, harç ve yargılama giderlerinin HMK'nun 331/2 maddesi uyarınca görevli mahkemece nazara alınmasına,
5.Dosyanın gönderilmesi için süresi içinde başvuru yapılmadığı takdirde, HMK'nun 20/1 ve 331/2 maddeleri gereğince yapılacak işlemin mahkememizce dosya ele alınarak değerlendirilmesine,
Dair; tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 03/09/2020 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)