Esas No
E. 2024/11134
Karar No
K. 2025/1399
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Sigorta Hukuku
Aramaya Dön
YARGITAY

10. Hukuk Dairesi

E. 2024/11134 K. 2025/1399 T.
Karar Sonucu ONANMASINA
Resmî Atıf Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/11134, K. 2025/1399, T. 04.02.2025
PDF DOCX UDF
Karar Künyesi
Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/11134
Karar No
2025/1399
Karar Tarihi
04.02.2025
Dava Türü
Hukuk
Hukuk Alanı
Sigorta Hukuku
Karar Sonucu
ONANMASINA
Karar Metni Tam metin · resmî kaynaktan

10. Hukuk Dairesi         2024/11134 E.  ,  2025/1399 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

SAYISI: 2023/244 E., 2024/128 K.

Taraflar arasında Mahkemede görülen iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının manevi tazminat istemi hakkında kurulan hüküm yönünden onanmasına, maddi tazminat istemi hakkında kurulan hüküm yönünden bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; maddi tazminat istemi yönünden karar verilmesine yer olmadığına, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmek ve de duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 04.02.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü murafaalı temyiz eden davacı adına Av. ... .... ile davalı adına Av. ... geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü;

I. DAVA

Davacı vekili 12.02.2007 tarihli dava dilekçesinde özetle; davalı ...'ın işçisi...'nün sürücüsü olduğu ....plaka sayılı araçla yanında yine davalı ...'ın işçisi olan davacı ... olduğu halde 11.02.2006 günü saat 12.30 sıralarında Kuyucaktan pazarladıkları süt ürünlerinin paralarını tahsilden döndükleri sırada Nazilli girişine az bir mesafe kala iş kazası niteliğinde trafik kazası meydana geldiğini, meydana gelen iş kazası niteliğindeki trafik kazası sonucu sürücü....'nün öldüğünü, davacının ağır surette yaralandığını, beden tamlığının bozulduğunu, çalışma iş gücünde önemli ölçüde kayıp meydana geldiğini, psikolojik yapısının bozulduğunu belirterek; azlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL maddi ve 25.000,00 TL manevi tazminatın 11.02.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, bozma kararından sonra verdiği 27.12.2017 tarihli Islah Dilekçesiyle maddi tazminat istemini 232.698,19 TL olarak artırmıştır.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; gerek kanun hükmü gerekse yerleşik Yargıtay kararlarında ifadesini bulduğu üzere şayet adam çalıştıranın fiili suç teşkil etmiyorsa, adam çalıştıranın sorumluluğu dolayısıyla adam çalıştırana karşı ikame edilecek maddi ve manevi tazminat davalarının 1 yıllık zaman aşımına tabi olup işbu davanın zamanaşımına uğradığını, olayda çalışan ve çalıştıran anlamında bir iş ilişkisi bulunmadığını, kazanın meydana gelişi ile davalının sorumluluğu arasında uygun illiyet bağı olmadığını, daha doğru bir ifade ile uygun illiyet bağı kesilmiş durumda olduğunu, asıl sorumluluğuna gidilebilecek olanın, kazada asli kusurlu olan maktül ve ailesi olduğunu, kabul edilmemekle birlikte; davacının uğramış olduğu maddi zararlarını belge ve faturalarla ispatı zorunlu olup, davacının da ikrar etmiş olduğu 7.000,00 TL'lik kısmın zaten müvekkili tarafından karşılandığını, davacının maddi zarar tazmini için de taleplerini yazılı belge ile delillendirmesi gerektiğini belirterek; hukuki dayanaktan yoksun, haksız ve de yersiz ikame edilen işbu davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. MAHKEME KARARI

Mahkemenin esas hakkındaki 10.02.2015 tarihli ilk Kararında; dava konusu kazanın davalı işverenin kusur ve sorumluluğunda meydana gelip gelmediği yönünde bilirkişilerden rapor aldırılmış, bilirkişi raporunda aracın davalı işverene ait kamyonet cinsi araç olduğu, araç sürücüsünün B sınıfı sürücü belgesi sahibi olarak kamyonet cinsi aracı kullanma yetkisinin bulunduğu, 2005 model olup olay tarihinde iki yaşında olduğu, olaydan 3 gün önce araç bakımlarının yapıldığı, tekerlek bakımlarının yapıldığı, aşırı yük durumunun bulunmaması hususlarının açık olduğu, sürücünün fazla çalıştırılması gibi bir durumunda bulunmaması nedeniyle işverenin olayın meydana gelmesine etki edecek kusurlu bir davranışının görülmediği, davacı vekilinin, davalının iş kazasından kaynaklanan kusur sorumluluğuna dayanarak dava açtığı, araç işletenin sorumluluğuna dayalı açılmış bir dava söz konusu olmadığından davanın reddine karar verilmiştir.

Anılan kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 31.03.2016 tarih ve 2015/9690 E- 2016/5715 K sayılı ilamında özetle; dosyadaki kayıt ve belgelerin incelenmesinden, davaya konu 11.02.2006 tarihinde sürücü.... yönetimindeki davalı ... adına kayıtlı .... plaka sayılı kamyonetle geçirilen tarafik iş kazası sonucunda sürücünün vefat ettiği, araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralandığı, 13.11.2006 tarihli Kurum soruşturma raporunda olayın iş kazası olarak kabul edildiği ve sürücü ile davacının davalı ...'ın sigortalısı oldukları anlaşıldığından, başka bir ifadeyle davalının araç işleten ve aynı zamanda işveren olarak sorumlu olduğu göz önünde bulundurularak dosyadaki diğer bilgi ve belgeler bir arada değerleldirilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğine işaretle Mahkeme kararı bozulmuştur.

Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde verilen 28.09.2022 tarihli Kararla; 21.05.2021 tarihli hesap bilirkişi raporunda; davacının %14 maluliyet oranı, davacının %20, davalının işçisi olan ...' in %80 oranınında kusuru olduğu tespitleri doğrultusunda ve peşin sermaye değer, ve sigorta şirketi ödemesi güncel değeri mahsup edilerek davacının 94.185,75 TL iş göremezlik tazminatı talep edebileceğinin belirtildiği, itiraz üzerine alınan 08.08.2022 tarihli ek raporda; iş gücü kaybı tazminatının 201.822,13 TL olduğuna ilişkin rapor düzenlendiği, her ne kadar bilirkişi raporunda hesap yapılmışsa da davacının geçici iş görmezlik talebi olmadığı halde geçici iş göremezlik dönemi içinde sürekli iş göremezlik hesabı yapılmışsa da usul ekonomisi gereği Mahkememizce geçici iş göremezlik dönemi dışlanarak geçici iş göremezlik dönemi sonrasına ilişkin çalışma gücü kaybı nedeniyle tazminat hesabı yapılmış ve SGK tarafından davacıya bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin (olayda 3. kişinin kusurlu olduğundan 5510 sayılı Kanun'un 21/1 ve 21/4. maddesi dikkate alınarak) ve sigorta şirketi tarafından davacıya ödenen tazminatın güncel değeri indirildirilerek davacının 203.126,61 TL çalışma gücü kaybından kaynaklı tazminat talep edebileceğinin anlaşılmıştır.

Tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davacının 11.02.2006 tarihinde.... plakalı araçta bulunduğu sırada kaza geçirdiği, davacının ve dava dışı sürücü....in SGK raporunda davalının işçisi olduğuna ilişkin tespit, kusur rapor ve ek rapordaki tespitte davalının sürücü ....'in kusur oranında KTK madde 85 uyarınca sorumlu olduğu, davacının ise %20 oranında kusurlu olduğu yönündeki tespitine Mahkememizce iştirak edilmiştir. Davacının ATK 3. İhtisas Dairesince belirlenen maluliyet oranı kaza tarihindeki yönetmeliğe göre belirlendiği anlaşılmakla davacının kaza nedeniyle %14 malul olduğuna ilişkin tespite Mahkememizce de iştirak edilmiştir. Düzenlenen aktüerya raporunda raporunda rücuya tabi PSD ve sigorta şirketinin ödediği tazminat tutarının güncel değeri mahsup edildiğinde Mahkememizce yapılan hesapla 203.126,61 TL çalışma iş gücü kaybından doğan tazminat talep edebileceği anlaşılmış, davacının 27.12.2017 tarihinde davacının 232.698,19 TL çalışma gücü kaybından kaynaklı maddi tazminatı ıslah ettiği dikkate alınarak 203.126,61 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 11.02.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Manevi tazminat talebine ilişkin yapılan değerlendirmede; manevi tazminata hükmedilirken miktar yönünden davalının kusur oranının matematiksel bir oranla tespiti gerekmeyip az da olsa kusurlu olması durumunda manevi tazminat verilmesi gerektiği, 22.06.1966, 66/7-7 sayılı İBK içeriğine ve öngördüğü koşulların somut olayda gerçekleşme biçimi, hak ve nesafet kuralları, tarafların olaydan sonra duyduğu elem ve ızdırabın derecesi, psikolojik olarak etkilenme durumu, yaşları, zararın boyutuna göre tarafların manevi tatmin duygularının giderilmesi, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, kusur durumları, bunların yanında olayın işverenin sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak manevi tatmin duygusu yanında belirlenen miktarın caydırıcılık uyandırma oranı (HGK 23.6.2004, 13/291-370) hususları göz önünde bulundurularak davacı lehine 20.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 11.02.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

Mahkemenin 28.09.2022 tarihli kararına karşı davalı vekilince temyiz yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 11.04.2023 tarih ve 2023/107 Esas, 2023/4036 sayılı Kararı ile manevi tazminat istemi hakkında kurulan hükmün onanmasına, maddi tazminat istemi hakkında kurulan hüküm yönünden ise temyiz kapsam ve nedenlerine göre davalının sair temyiz itirazlarının reddine ancak davacının gerek 16.06.2017 tarihli ilk hesap raporuna gerek %12,1 oranındaki sürekli iş göremezlik oranına itirazı olmadığı, anılan hesap raporuna %12,10 oranındaki sürekli iş göremezlik oranının uygulanması, o raporda geçici iş göremezlik döneminin dışlanmasına rağmen davacı yanca itiraza uğramadığı, bu yönde oluşan usuli kazanılmış hakkın gözetilmesi gerektiği, eldeki davada, Mahkemece verilen 10.02.2015 tarihli ilk kararın Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 31.03.2016 tarihli kararıyla bozulduğu, davacı vekilinin ıslah talebini ise yasal değişikliğin yürürlüğe girdiği, 28.07.2020 tarihinden önce 27.12.2017 tarihinde Mahkemeye sunduğu anlaşılmakla, kanun değişikliğinin yürürlüğe girdiği tarihten önce tamamlanmış olan işlemlere uygulanma imkânın bulunmaması nedeniyle davacının ıslah istemi dikkate alınmaksızın karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde ıslaha itibar edilerek karar tesisinin usul ve kanuna aykırı olduğundan bahisle Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Bozma ilamına uyulduktan sonra alınan hesap raporunda davacının maddi zararının ödemelerle karşılandığı yönünde tespit yapılması üzerine, Mahkemece temyiz incelemesine konu 24.04.2024 tarihli Kararla davacının maddi tazminat istemi hakkında konusuz kaldığından bahisle karar verilmesine yer olmadığına, davacı lehine 20.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, bozmadan sonra ıslah yapılamayacağı yönündeki değerlendirmenin hukuka aykırı olduğunu, bozma gerekçesinde davalı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu yönündeki kabulün yerinde bulunmadığını, zira sürekli iş göremezlik oranında değişiklik meydana gelmesi karşısında Mahkemenin yeni orana göre yeniden hesaplama yapması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelerle temyiz edenin sıfatına temyizin kapsam ve nedenlerine göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Manevi tazminat istemi hakkında verilen karar Dairemizin 11.04.2023 tarih ve 2023/107 Esas, 2023/4036 sayılı Kararı ile onanmasına karşın Mahkemece manevi tazminat yönünden yeniden karar verilmesi yerinde değilse de aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

Dosya kapsamından, Dairemizin 11.04.2023 tarihli Kararından sonra alınan hesap raporunda davacının maddi zararının 61.304,25 TL olarak tespit edildiği, bu tutardan dava dışı sigorta şirketi tarafından 01.04.2015 tarihinde yapılan 57.500,00 TL ödemenin faiziyle birlikte tenzil edilmesi sonucu, maddi zararın sigorta şirketi ödemesi ile karşılandığı sonucuna ulaşıldığı, maddi tazminat yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar veren Mahkemece dava tarihindeki haklılık durumunun gözetildiğinden bahisle davacı lehine 5.000,00 TL maddi tazminattan kaynaklı vekalet ücreti takdir edildiği anlaşılmaktadır.

Somut olayda davacının maddi tazminat istemi yönünden konusuz kalma nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğine göre karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 6. maddesindeki "Anlaşmazlık, davanın konusuz kalması, feragat, kabul, sulh veya herhangi bir nedenle; ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar giderilirse, bu tarife hükümleriyle belirlenen ücretlerin yarısına, ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra giderilirse tamamına hükmolunur. Bu madde yargı mercileri tarafından hesaplanan akdi avukatlık ücreti sözleşmelerinde uygulanmaz." düzenlemesi gözardı edilerek vekalet ücreti takdiri hatalı olmuştur. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, HMK.'nın geçici 3. maddesi delaletiyle HMK.’nın 438/7. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.

VII. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Hüküm fıkrasının maddi tazminat vekalet ücretine ilişkin 7-a bendinin tamamen silinerek yerine geçmek üzere "a-davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince belirlenen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine," ibarelerinin yazılması suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgilisine iadesine, Davacı avukatı yararına takdir edilen 28.000,00 TL duruşma avukatlık parasının davalıya yükletilmesine, Dosyanın kararı veren Mahkemeye gönderilmesine,

04.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

İlgili Mevzuat & Etiketler
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog