Esas No
E. 2022/288
Karar No
K. 2025/208
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İSTANBUL

1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO: 2022/288 Esas
KARAR NO: 2025/208
DAVA: Marka (Manevi Tazminat İstemli)
DAVA TARİHİ: 28/11/2016
KARAR TARİHİ: 23/09/2025

Mahkememizin 23/09/2020 Tarih, ...E. ...K. sayılı karar ilamının istinaf edilmesi üzerine İstanbul BAM 16.HD'nin 08/12/2022 tarih ve ... esas ve ... karar sayılı kaldırma ilamı üzerine; dava dosyası mahkememizin 2022/288 esas sırasına kayıtlanmış ve usul ve yasaya uygun görülen kaldırma ilamı uyarınca yargılamaya devam edilmiştir.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının ...sahasında ve özellikle Gübre ile ilgili sektöründe tanınan bir şirket olduğu, TPE nezdinde ... ve ... do ile I. Sınıfta "gübreler dahil" birçok mal üzerinde ... markasını tescil ettirdiğini, davacının bu markaları 1918 yılında ilk yaratan tanıtan gerçek hak sahibi olduğunu, Dünyada tanıttığını ,bu markaların dünya çapında özellikle ABD'de, Türkiye'de de davalının distribütörlüğünde yoğun olarak kullandığını, reklam ve promosyon çalışmalarıyla tanıttığını, davalının 1997-2015 yılları arasında Türkiye'de resmi distribütörü olduğunu, distribütörlük sözleşmesinin 2015 yılında resmen feshedildiğini, davalının tüm hukuki girişimlerine rağmen davacının markalarını ve ürünlerini taklit ettiğini, ürettiğini ve sattığını bu şekilde davacının marka haklarına 556 Sayılı KHK’nin 9. Ve 61. Maddeleri uyarınca tecavüz ettiğini, ...

3.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ... Değişik İş sayılı dosyasında yapılan tespitte alınan Bilirkişi Raporunda davalı tarafın deposunda satış amaçlı bulundurulan ürün ambalajları üzerinde tespit isteyene ait ... + 3 yapraklı yonca şeklinin kullanıldığı ve bu kullanımının tespit isteyenin marka hakkına tecavüz teşkil ettiği” görüşüne varıldığı, bu durumun tüketici nezdinde iltibasa sebep olduğu ve davalının markanın tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız yarar sağlamasına yol açacağını, üstelik davalının eski distribütör olması nedeniyle iltibasa sebebiyet verilmesinin kaçınılmaz olduğunu, davalının kötü niyetli davrandığını, ayrıca davalının davacının ticaret unvanı ve markası olan ... markasının kendi adına tescil ettirmek için TPE nezdinde başvurularda bulunmuşsa da bu başvuruların TPE tarafından reddedildiğini, davalının eyleminin aynı zamanda TTK uyarınca Haksız Rekabet teşkil ettiğini, dolayısıyla davalının marka hakkına yaptığı tecavüzün tespitine, men'ine ve ref'ine, haksız rekabetin men’ine, bu markayı taşıyan ürünlerin toplanmasını ve imha edilmesine, 30.000-TL Manevi Tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

SAVUNMA

Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacı şirketin, bu davayı açmakta hukuki menfaati olmadığından davanın reddini, ... Mahkemelerinin yetkili olduğunu, Davacının 1918’den beri ... markasını kullandığının doğru olmadığını, ...no ile tescilli markayı 25/12/2015 tarihinde başka bir şirketten tam devir ile devraldıklarını, markada bulunan üç yapraklı yonca şeklini 2015 yılında TPE nezdinde tescilini talep ettiklerini ve bu markaya 2015’te Türkiye'de sahip olduklarını, şimdiki unvanlarını 1980 yılından sonra kullanmaya başladıklarını, markanın ...'da 2006 yılında tescil edildiğini, bu markanın İngiltere ve ...'da başkaları adına tescilli olduğunu, davalının bu markayı taşıyan ürünleri taklit etmediğini, ürünlerin bizzat ...’dan ithal edildiğini, orijinal olduğunu, buna dair fatura ve Gümrük beyannamelerinin dosyaya sunulduğunu, ayrıca söz konusu ürünlerin distribütörlük sözleşmesi sona erdikten sonra sözleşme devam ederken çokça satın alınıp stoklanan, kullanım ömürleri 5 yıl olan ve fakat satılamayan ürünlerin depoda bulunduğunu, bu ürünleri iade etmek istemişlerse de davacının bu hususta menfi veya müspet bir cevap vermediğini, söz konusu ürünlerin toplam satış değerlerinin 3.000.000,00-TL olduğunu, ürünlerin iade alınmaması veya satılamamasının davalıya büyük bir zarar vereceğini, davacının davalı ile distribütörlük sözleşmesi devam ederken bu sözleşmeye aykırı şekilde ve gizlice aynı ürünleri Türkiye’de ki farklı firmalara da satması nedeniyle davalının stokladığı malların elinde kalmasına sebep olduğunu, ürünlerin satışının zor olduğu, çiftçilerin bunları azar azar aldığı, bu mallar için davacıya ödenen bedellerin iade edilmesi halinde davalının bu malları iadeye hazır olduğu, davalının haksız yarar ve kazanç peşinde olmadığı, sözleşme sona erdikten sonra davacı markalarının kesinlikle kullanılmadığı, davalının başka tescilli markalarının olduğu ( ...tescil no’lu markası ) , davalının sunduğu eklerde isimleri geçen ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...markalarının TPE nezdinde davalıya ait olduğunu, davalının hiçbir zaman ... +3 yapraklı yonca ibaresini hiçbir ürününde, basılı kağıdında, reklamında kullanmadığını, ortada marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet olmadığından manevi tazminat talebinin hukuka aykırı olduğunu, ... markasının Paris Sözleşmesi anlamında tanınmış bir marka olmadığını davanın reddini talep ettiği anlaşılmıştır. DELİLLERİN TARTIŞILMASI ve GEREKÇE:

Dava konusu uyuşmazlık, Davalı şirket tarafından, davacı adına TPE nezdinde ... ve .... Sınıfta yer alan ürünler için ... no ile tescilli ... ve ... no ile tescilli ... markalarının, tescil kapsamı içinde yer alan emtialar üzerinde haksız ve kötü niyetle kullanıldığının, bu durumun marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti, marka hakkına tecavüzün men, ref'i ile 30.000-TL manevi tazminatın davalı tarafça ödenmesine karar verilmesi istemine ilişkindir. KALDIRMA KARARI ÖNCESİ YARGILAMA :

Mahkememizin 23/09/2020 Tarih, ... E. ... K. sayılı kararıyla; "... Mahkemece yapılan yargılama sırasında toplanan deliller, taraf iddia ve savunmaları, marka tescil belgesi, alınan her iki heyet raporlarının içerikleri , ...

3.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin...Esas nolu dosyası, Antalya Bölge Adliyesi Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nin 11/12/2018 tarihli ve ...E. ... K. sayılı ilamları ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin ... E., ...K. no.lu ve 16/12/2019 tarihli ONAMA ilamları ile birlikte bir bütün olarak incelendiğinde; davalının davacıya ait tescilli marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin ayrı ayrı tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, somut olayın özelliğine göre Manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 5.000-TL manevi tazminatın dava itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmesi gerektiği,...mahkemece alınan bilirkişi raporları... keza tespit raporunda saptanan bilirkişilerce incelenen ambalajların, dosya kapsamındaki tüm deliller neticesinde TAKLİT olduklarının anlaşıldığı, taraflar arasındaki distribütörlük sözleşmesinin 2015 yılında sona ermesine rağmen, davalının sözleşme hükümlerine aykırı olarak, davacının ... ibareli markalarını ve ürünlerini taklit etmekte, ticari amaçlı olarak elinde bulundurmaya devam ettiği, davalı şirketin davacının tescilli markalarının eşya kapsamı içinde yer alan .... sınıf ile .... sınıfta ve ambalajları üzerinde, davacı şirkete ait ve TPMK nezdinde ... no ile tescil edilmiş olan... ve ... no ile tescil edilmiş olan markalarının aynını ve ayırt edilemeyecek kadar aynını kullanarak ve piyasaya arz ederek, ticari amaçla elinde bulundurarak 6769 Sayılı SMK nın 6/1 maddesi uyarınca ‘’markanın tescil hakkına giren aynı mal ve hizmetlerle ilgili olan, tescilli markanın kapsadığı mal ve hizmetlerin aynı veya benzeri mal ve hizmetleri kapsayan ve bu suretle tüketici nezdinde tescilli marka arasında bağlantı olduğu ihtimali de dahil olmak üzere her iki markanın iltibas teşkil edecek davacının tescilli markalarına tecavüz eylemini gerçekleştirdiği keza sunulan tüm deliller incelendiğinde davalının kötüniyetli olduğunun, davacının gerçek hak sahibi olduğunun anlaşıldığı,...Davalının kötüniyetli olduğu toplanan deliller kapsamıyla anlaşıldığından ayrıca davanın etkinliğini temin açısından HMK 389 vd maddelerine göre ihlal teşkil eden dava konusu ürünlerin toplatılarak yediemine teslimine, karar kesinleştiğinde ise el konulan ürün var ise masrafı davalıdan alınarak imha edilmesine karar verilmesi gerektiği " gerekçesiyle; "DAVANIN KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE,

-Davalının davacıya ait tescilli marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin ayrı ayrı tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, - Davanın etkinliğini temin açısından HMK 389 vd maddelerine göre ihlal teşkil eden dava konusu ürünlerin toplatılarak yediemine teslimine, karar kesinleştiğinde ise el konulan ürün var ise masrafı davalıdan alınarak imha edilmesine, - Manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 5.000-TL manevi tazminatın dava itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, -Masrafı davalıdan alınmak üzere hüküm fıkrasının Türkiye ‘de yayınlanan tirajı en yüksek bir gazetede bir kez ilanına" karar verilmiştir.

Mahkememiz kararın İstinaf edilmesi üzerine;

İSTANBUL BAM 16.HD'NİN 08/12/2022 TARİH VE... ESAS VE ... KARAR SAYILI KALDIRMA İLAMI GEREKÇESİNDE ; “…Davacı vekilinin davalı tarafın müvekkilinin eski distribütörü olduğunu, sözleşmenin 2015 yılında sona ermesine rağmen, ...

3.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ...D.İş sayılı dosyasında yapılan tespitte, müvekkilinin markasını kullanarak ve ürün ambalajlarını, ticari takdim şeklini taklit ederek ürün satışı yaptığının tespit edildiğini, davalının sözleşmeye aykırı olarak müvekkilinin markası ile benzer markaları adına tescil ettirdiğini ileri sürerek, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, meni, refi ile 30.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini ve hükmün ilanını talep etmiştir.

İlk derece mahkemesince, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, meni, refi talebinin kabulüne, manevi tazminat talebinin 5.000 TL'lık kısmının kabulüne, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hükümle birlikte ihtiyati tedbir kararı verilmiştir.

Davalı vekilinin istinaf başvurusunda bulunduğu, distribütörlük sözleşmesinin davacı tarafça feshi nedeniyle ürünlerin elinde kaldığını, davacı tarafa alınması yönünde bildirim yapmalarına rağmen alınmadığını,...D.İş sayılı dosyasında tespiti yapılan ürünlerin, ...'dan ithal edilen ürünler olduğunu, bu ürünlerin torbalarının da ...'de yaptırılan torbalar olduğunu, bilirkişi raporlarına itirazlarının ve yeni heyetten rapor alınması taleplerinin değerlendirilmediğini ileri sürdüğü anlaşılmıştır. Mahkemece tespit dosyası dosya içerisine celp edilmemiş, taraflarca dosyaya rapor örneği sunulmuştur.

Davalı vekilinin davaya cevap dilekçesi ve bilirkişi raporlarına itiraz dilekçelerinde, tespit dosyasında keşfi mahallinde tespiti yapılan ürünlerin, davacı ile distribütörlük sözleşmesinin geçerli olduğu dönemde ithal edilen orijinal ürünler olduğu ve faturalarının, gümrük belgelerinin sunulduğunun ileri sürülerek bu belgelerin incelenmesinin istenildiği anlaşılmıştır. Davalı vekilinin 19/07/2019 tarihli rapora itiraz dilekçesinde; dilekçe ekinde sunulan ve davacı tarafça verildiği ileri sürülen yetki ile, distribütörlük başladığı zamandan beri büyük ambalajlı ürünlerin, küçük ambalaja bölünerek satıldığının, bu yetki belgesi ile davacı tarafça ürünlerin paketlenmesi, paketinin değiştirilmesi yetkisinin verildiğini ileri sürdüğü anlaşılmıştır. Dosya kapsamına sunulan mail yazışmalarından distribütörlük sözleşmesinin 13 Mart 2015 tarihinde feshedildiğinin anlaşıldığı, delil tespitinin 15/08/2016 tarihinde yapıldığı, davanın 28/11/2016 tarihinde açıldığı anlaşılmakla, bu durumda mahkemece distribütörlük sözleşmesi ile davalı vekilinin 19/07/2019 tarihli dilekçe ekinde sunduğunu beyan ettiği yetki belgesinin tercümesinin ibrazı sağladıktan sonra, ...

3.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... D.İş sayılı dosyası aslı da getirtilerek; davalı defterleri, fatura ve gümrük belgeleri üzerinde, gümrük ve uluslararası ticaret konusunda uzmanlığı bulunan bilirkişiler ile mali müşavir bilirkişi tarafından inceleme yapılarak, tespite konu emtiaların, distribütörlük sözleşmesi sırasında ithal edilen ürünler olup olmadığı, yetki belgesinin bu ürünlerin davalı tarafça ambalajlanmasına yetki verip vermediği ve sözleşmenin feshi halinde bu ürünlerinin satışının mümkün olup olmadığının değerlendirilerek denetime elverişli rapor alınarak karar verilmesi gerekirken, davalı savunma ve itirazları üzerinde durulmaksızın eksik inceleme ile karar verildiği anlaşılmıştır.

Davacı vekilinin müvekkili adına tescilli ...+şekil ibareli markanın ayırt edilemeyecek derecede benzerlerinin davalı adına tescil ettirildiğini, markaların açmış oldukları davada müvekkiline devrine karar verildiğini ileri sürdüğü anlaşılmış, mahkemenin kabulüne göre de; ilk derece mahkemesince kararın gerekçesine ...

3.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ...Esas nolu dosyasında verilen kararının dayanak yapıldığı anlaşılmışsa da, yargılama evraklarının UYAP üzerinden celp edildiği ancak gerekçeli karar örneğinin, Antalya Bölge Adliyesi Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nin 11/12/2018 tarihli ve ...E. ... K. sayılı ilamı ile Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin ... E., ...K. no.lu ve 16/12/2019 tarihli onama ilamlarının denetime elverişli şekilde dosya içerisine celp edilmediği, uyuşmazlığa etkisinin incelenmediği anlaşılmıştır. Yukarıda açıklanan gerekçelerle, eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmekle, davalı vekilinin esasa yönelik istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, eksiklikler giderilerek karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

Davalı vekilinin mahkemece hükümle verilen tedbir kararına yönelik olarak, tedbir kararının infaz edilerek ürünlerin yeddiemine bırakıldığı, yeddiemin ücreti nedeniyle zararlarının doğduğu ileri sürülmüş, davacı vekilinin istinaf dilekçesine cevabında, ihtiyati tedbire süresinde itiraz edilmediği, istinaf dilekçesinde itirazların ileri sürülemeyeceğini beyan etmişse de, davanın esasına yönelik beyanlarla birlikte hükümle verilen tedbir kararına yönelik itirazlar ileri sürülebileceğinden, Dairemizce itirazların incelenebileceği kanaatine varılmıştır. Dosya kapsamında bulunan deliller ile 30/09/2020 tarihli tedbir infaz tutanağı incelenmiş, davanın esasına ilişkin yargılamaya devam edileceği de göz önüne alınarak, bu aşamada ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabul edilerek, 6769 Sayılı SMK 159/2-c maddesi gereğince ters teminat tedbirine hükmedilmesinin yerinde olduğu kanaatiyle, davalı vekilinin hükümle birlikte verilen tedbire ilişkin istinaf isteminin kısmen kabulüne, 23/09/2020 tarihli tedbir kararının kaldırılmasına, ters teminat tedbirine hükmedilmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

KALDIRMA KARARI SONRASI YARGILAMA

Mahkememizce kaldırma kararına konu ... Bölge Adliyesi Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nin 11/12/2018 tarihli ve...E. ... K. sayılı ilamı , Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin...E., ... K. no.lu ve 16/12/2019 tarihli onama ilamları ile ... 3.AHM’nin ... diş sayılı dosyaları celp edilmiş ve HMK 266. madde gereğince kaldırma kararı gereklerine göre bilirkişilerce inceleme yaptırılmıştır.

Bilirkişiler ..., ..., ... tarafından düzenlenen 15/02/2024 tarihli bilirkişi raporlarından özetle; Davacı ile davalıı arasında akdedilen 01.05.1997 tarihli distribütörlük sözleşmesinde, sözleşmenin feshi halinde ürünlerin satışı veya aidesi hakkında hüküm bulunmadığı, ancak taraflar arasındaki mail yazışmalarının İngilizceden Türkçeye çevirilerinde, davalı tarafın kalan ürünleri navlun ve masraflarıyla iade etmek istediği ancak davacı tarafın ürünlerin iadesini istediğine dair bir beyanda bulunmadığı, Davalının davacının yazılı ve imzalı beyanı ile, davacı imalatçının ürünlerini üretme, formülünü değiştirme, paketini değiştirme ve dolayısıyla ambalajlama yetkisine sahip olduğu, Gümrük beyannamelerinin incelenmesinde, 1 ürünün davalının davacıdan ithal ettiği ürün olduğu, 1 ürünün ise ithal edilmiş olan ürünlerin sadece içi boş ambalajı olduğu, davalının işyerinde mevcut olan 2 ürünün gümrük beyannamelerinde ithal edildiği görülen ürünler arasında olmadığı, tespit edildiğine dair görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir.

Bilirkişiler..., ..., ..., ...'in 14/10/2024 tarihli bilirkişi raporlarından özetle; davacı ile davalı arasında akdedilen 01.05.1997 tarihli distribütörlük sözleşmesinde, sözleşmenin feshi halinde ürünlerin satışı veya iadesi hakkında hüküm bulunmadığı, ancak taraflar arasındaki mail yazışmalarının İngilizceden Türkçeye çevirilerinde, davalı tarafın kalan ürünleri navlun ve masraflarıyla iade etmek istediği ancak davacı tarafın ürünlerin iadesini istediğine dair bir beyanda bulunmadığı, Davalının davacının yazılı ve imzalı beyanı ile, davacı imalatçının ürünlerini üretme, formülünü değiştirme, paketini değiştirme ve dolayısıyla ambalajlama yetkisine sahip olduğu, Gümrük beyannamelerinin incelenmesinde, 1 ürünün davalının davacıdan ithal ettiği ürün olduğu, 1 ürünün ise ithal edilmiş olan ürünlerin sadece içi boş ambalajı olduğu, davalının işyerinde mevcut olan 2 ürünün gümrük beyannamelerinde ithal edildiği görülen ürünler arasında olmadığının tespit edildiği, bu kapsamda Marka hakkının tükenmesine ilişkin hukuka uygun kullanım savunmasını ileri süren davalının ihtiyati tedbir kararı sonrası yediemine tevdi edilen ürünler ile davalı ticari defter kayıtları birlikte incelenerek ürün eşleşmesi yapıldığında davalının işyerinde mevcut olan 2 ürünün gümrük beyannamelerinde ithal edildiği görülen ürünler arasında olmadığı tespit edilmekle, anılan savunmasını kanıtlayamadığı Bu kapsamda, Marka hakkının tükenmesine ilişkin hukuka uygun kullanım savunmasını ileri süren davalının ihtiyati tedbir kararı sonrası yediemine tevdii edilen ürünler ile davalı ticari defter kayıtları birlikte incelenerek ürün eşleşmesi yapıldığında davalının işyerinde mevcut olan 2 ürünün gümrük beyannamelerinde ithal edildiği görülen ürünler arasında olmadığı, davalının marka hakkının tükendiğine ilişkin savunmalarının geçerli olmadığı, davacının marka haklarına tecavüzün vukuu bulduğu, Davalının mali açıdan resmi defter ve belgeleri ile iddiasını ispatlayamadığı, Gümrük Kanunu ve mer'i mevzuat yönünden yapılan işlemlerde bir aykırılık bulunmadığı, ... Beyannameleri kapsamında ithal edilen boş ambalaj ürünlerinin distribütörlük sözleşmesi sona erdikten sonra içlerine ürün doldurulup doldurulmadığını, doldurulmamış ise stokta tutulduğuna dair mali kayıtlarla ispatlanmaması durumunda bu ürünlerin amacı dışında kullanıldığının değerlendirilmesinin mahkemenin takdirinde olduğu yönünde görüş bildirmişlerdir.

Bilirkişiler ..., ..., ... tarafından düzenlenen 22/07/2025 tarihli bilirkişi raporlarından özetle; Toplamda 17 adet Serbest Dolaşma iş beyannamesi incelendiğinde; bu beyannamelerin 2010 yılı ilâ 2014 yıllarına ait olduğu ve bu beyannameler ile davalı ... Tic. Ltd. Şti. Firması tarafından davacı olan ... Firmasından beyanname muhteviyatı olan bu ürünlerin 2010 ilâ 2014 yıllarında tüm işlemleri tamamlanarak ithalatının gerçekleştirildiği, Buna göre her ne kadar dosyaya sunulan 17 adet serbest dolaşıma giriş beyannamesi ile davalının, davacıdan yukarıda İncelemeler ve Değerlendirmeler kısmında etraflıca ayrıntılarına yer verilen ürünleri ithal ettiği dosya kapsamında sabit olsa da; bu ürünlerin, davacının iddia ettiği üzere, "2015 yılında distribütörlük sözleşmesinin sona ermesinden sonra" davalı tarafından izinsiz şekilde ve davacının marka haklarını ihlal eder biçimde taklit edilerek piyasaya sürülüp sürülmediği, bir diğer deyişle söz konusu davalının deposunda fiilen tespit edilen ürünlerin distribütörlük sözleşmesinin yürürlükte olduğu dönemde ithal edilip edilmediği hususuna ilişkin olarak , davalı tarafından muhasebe ve stok - giriş/çıkış kayıtlarına ilişkin herhangi bir belge veya delil dosyaya sunulmadığından sebeple buradaki takdirin mahkemeye ait olduğu, diğer taraftan Davacı ...firması adına ... isimli kişi tarafından imzalanan ve dosyaya sunulan görseline yer verilen evraktan hareketle; davacı tarafından davalıya konu ürünlerin üretimi, paketlemesi, paketlerinin değiştirilmesi ve ürünün formülasyonunun değiştirilmesi yetkisinin verildiği, bununla birlikte; serbest dolaşıma giriş beyannameleri dikkate alındığında davacı tarafından davalı adına 40.000 Adet “...” ticari tanımında yani boş ambalaj kutusu olan ürünlerin de sevk edildiği görüldüğünden bu noktada davalının davacı tarafından ambalajlama hususunda yetkilendirildiği, yönünde sair hususların da mahkemece takdir edilmesi gerektiği yönünde görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir.

Yargıtay 11.HD’nin ... esas, ... karar ve 16.1.2019 tarihli onama ilamları incelendiğinde; Davac vekili, davacının ziraat alanında üretim, satış ve pazarlamasında dünya çapında bir firma olduğunu, dava konusu ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... markalarını 1994 yılından bu yana Türkiye'de davalı tarafın distribütörlüğü ile kullandığını, distribütörlük sözleşmesinin 1997 yılında imzalandığını ve 2015 yılında sona erdiğini, davalının TPE nezdinde ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...ibareli markaları tescil ettirdiğini, ancak marka hakkının müvekkiline ait olduğunu, davalının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, davalı tarafından tescil edilen markaların davacıya devri, devir talebi kabul görmediği takdirde söz konusu markaların hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, dava konusu markaların hiçbirinin ...de yahut dünyanın hiçbir ülkesinde tescilli olmadığını, başvurusu dahi yapılmadığını, ... markasının İngiltere ve...'da başkaları adına tescil edildiğini, davacının Türkiye'de davalıdan önce başvurmuş olduğu, itiraza veya davaya konu edebileceği bir markasının olmadığını, dava konusu markaların tamamen davalının akıl becerisi ve üretici zekasıyla ortaya çıkartıldığını, 1997'den beri taraflar arasında yapılan ticaretlerde dava konusu isimlerin-ibarelerin gerek faturalarda gerekse de muhtelif evraklarda geçtiğine bir itirazlarının olmadığını, Grow More markasının davacının iddiasının aksine Paris Sözleşmesi anlamında tanınmış marka olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İstinaf mahkemesince( Antalya BAM 11.HD’nin ... esas-... karar ve ve 11.12.2018 tarihli ilamı) davacı şirketin davaya konu edilen markaların öncelikli kullanım hakkına sahip olduğu, taraflar arasındaki distribütörlük sözleşmesinin 8.1 maddesi uyarınca; distribütörün davacıya ait markaları reklamla ilgili olan kısımlar dışında kullanma yetkisinin bulunmadığının belirtildiği, bunun sonucu olarak davalıya söz konusu markaları kendi adına tescil ettirme hak ve yetkisinin tanınmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf istemlerinin reddine, davacı tarafça öncelikli olarak talep edilen marka devri isteminin kabulü ile sonuca gidilmesi gerekirken, marka devrine ilişkin koşulların oluştuğundan söz edilerek, hükümsüzlük yönünde karar verilmesi doğru görülmemiş, bu nedenle davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacının davasının kabulü ile, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... tescil nolu markaların 556 sayılı KHK'nın 17. Maddesi uyarınca davacıya devrine karar verildiği ve ilamın 16.12.2019 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.

Sunulu deliller kapsamında davacı ve davalı arasında distribütörlük sözleşmesi olduğu hususu tartışmasızdır. Huzurdaki uyuşmazlık yönünden tartışılması gereken ise taraflar arasında sözleşme hükümlerine göre davalının marka tescili dışında davacı ile marka tecavüzü yaratacak şekilde bir kullanımda bulunup bulunmadığı, keza davacı tarafça verildiği ileri sürülen yetki ile, distribütörlük başladığı zamandan beri büyük ambalajlı ürünlerin, küçük ambalaja bölünerek satıldığını savunması, bu yetki belgesi ile davacı tarafça ürünlerin paketlenmesi, paketinin değiştirilmesi yetkisinin verildiğini ileri sürmesi, sunulan mail yazışmalarından distribütörlük sözleşmesinin 13 Mart 2015 tarihinde feshedildiğinin anlaşılması delil tespitinin 15/08/2016 tarihinde yapılması, davanın ise 28/11/2016 tarihinde açılması karşısında; distribütörlük sözleşmesi ile davalı vekilinin 19/07/2019 tarihli dilekçe ekinde sunduğunu yetki belgesinin tercümesi davalı vekilince 22.1.2018 tarihli dilekçe ekinde sunulmuş, ...

3.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... D.İş sayılı dosyası celp edilmiş ve fatura ve gümrük belgeleri üzerinde inceleme yapılmış olup, toplanan delillere göre;

Kesinleşen mahkeme ilamları incelendiğinde dava konusunun tipik markanın gerçek hak sahipliği kapsamında devri bu mümkün değilse hükümsüzlüğü istemiyle açıldığı, distrübütörün asıl marka sahibinden izin almadan marka tescilinin de bulunamayacağı gerekçesiyle davanın davacı lehine sonuçlandığı ancak huzurdaki dava yönünden delil takdirine esas olacak nitelikte hüküm kısımlarında bir değerlendirme yapılmadığı yani distribütörlük sona erdikten sonra davalının elinde bulunun ürünlerin akibeti ile ilgili olarak bir değerlendirme içermediği anlaşılmıştır. Davalı yanca kaldırma kararı kapsamında taraflara verilen yetki belgesinin tercümesi sunulmuş olup;

Yeminli tercüme evrakına göre; ... ŞTİ. ...adresinde yer almaktadır. ...'da bulunan, ..., Firmasının distribütörüdür ve ... Firması tarafından üretilen ürünlerin. üretimi, paketlenmesi, paketinin değiştirilmesi ve ürünün formülasyonunun değiştirilmesi yetkisine sahiptir. ...” şeklinde düzenlendiği görülmektedir.

Dosyaya sunulan davacı ve davalı arasında imzalanan 01.05.1997 tarihli distribütörlük sözleşmesine göre; imalatçı (davacı) Grow More ürünlerini bölgede kendi adına ve kendi riskine, masrafına ve hesabına satın almaya, tekrar satma hizmeti için ditribütörü(davalı) yetkili distribütör tayin etmiştir. Distribütör ise (davalı), ürünleri bölgede satışını teşvik etmek için en iyi gayreti göstermeyi ve müşteri memnuniyeti için en yüksek kalitede hizmet vermeyi kabul etmiştir. Sözleşme hükümleri incelendiğinde sözleşmenin feshi veya iptali halinde distribütörde kalan ürün veya ambalajların akıbeti hakkında bir madde bulunmamaktadır.

Taraflar arasındaki sözleşme davacının bildirimi ile 13.03.2015 tarihinde son bulmuştur. Taraflar arasındaki dosyada bulunan (davacı adına..., davalı adına ...) İngilizceden çevrilmiş mail yazışmalarında, 16.03.2015 tarihli mailde davalı tarafın navlun , vergi ve masraflar verildiği takdirde ürünleri geri göndermeye hazır olduklarını, aksi halde ellerindeki ürünlerin satışının iki seneyi bulacağı yazılıdır. Bu maile davacı tarafın 17.03.2015 tarihli cevabında, şüphesiz ... ürünlerinin envanterini ve stoklarını satmak zorunda oldukları ve son kullanma tarihlerini değiştirmenin kolay olduğu yazılıdır. Dolayısıyla taraflar arasındaki distrübütörlük sözleşmesinde, sözleşmenin feshi halinde sonuçlar düzenlenmemiş olduğundan, tarafların TTK 21. Madde kapsamında basiretli bir tacir gibi davranıp davranmadığı önem kazanmaktadır.

Dosyadaki ... İmzalı tarihsiz İngilizceden çevrilmiş evrakta, ...Ltd Şti'nin ...'un distribütörü olduğu ve ürünlerin yetkili üretimini yapma, paketleme, paketi değiştirme ve ürün formüllerini değiştirmeye yetkisi olduğu hususu yazılıdır. Dolayısıyla davacı tacir şayet ürünlerin ambalajını bizzat bildirdiği ebat ve logo ile satılması iradesindeyse bunu davalıya açıkça bildirmesi gerektiği halde aksine davacı imalatçının ürünlerini üretme, paketleme, paketi değiştirme ve dolayısıyla ambalajlama yetkilerine kıldığı anlaşılmaktadır. Davalı basiretli tacir olarak elinde kalan ürünler içinde davacıya bilgi vermiş ancak davacı yanca ürünlerin ne şekilde teslim alınacağı, imha yetkisi ile donatılıp donatılmadığı, davalıya satış izni verip vermediği, stok adedi sormadığı da sabittir.

Yerinde inceleme sarısında mali bilirkişilere davalı yanca İbraz edilen belgelerin incelenmesine 2010-2014 yılları arasında davalı ... Şirketi'nin davacı ... INC, Firmasından yapmış olduğu ithalatlar 15.2.2014 tarihli raporda çizelge olarak detaylandırılmış olup, Gümrük beyannamelerinin bilirkişilerce incelenmesinde, 1 ürünün davalının davacıdan ithal ettiği ürün olduğu, 1 ürünün ise ithal edilmiş olan ürünlerin sadece içi boş ambalajı olduğu, davalının işyerinde mevcut olan 2 ürünün gümrük beyannamelerinde ithal edildiği görülen ürünler arasında olmadığı hususu 15.2.20124 tarihli rapor kapsamı ile anlaşılmıştır. Sunulu delillere göre ve yazışma içeriklerine göre davacı şirketin davalı şirket elinde ürün kaldığını bildiği hususu ispatlanmıştır. Raporların bir kısmında bilirkişilerce ispat yükü adeta Mahkemenin üzerindeymişçesine yorumlarda bulunulduğu görülmektedir.

Bilindiği üzere, ispat yükü kural olarak davacıya düşer; yani, davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Yine, kural olarak herkes iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, kendisine ispat yükü düşmeyen diğer tarafın onun iddiasının aksini ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş sayılır.

Fakat kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, ispat yükü kendisinde olan diğer tarafın iddiasını ispat etmesini beklemeden, onun iddiasının aksini ispat için delil gösterebilir. İşte bu delile, karşı (mukabil) delil denir. Taraflarca getirilme (hazırlama) ilkesinin uygulandığı davalarda, deliller kural olarak taraflarca gösterilir;

Bu kapsamda mahkememizce kaldırma kararı sonrasında da bilirkişi ve yerinde gerekli incelemeler yaptırılmıştır.

Zira ithal edilen boş ambalaj ürünlerinin distribütörlük sözleşmesi sonra erdikten sonra içlerine ürün doldurulup doldurulmadığı , doldurulmamış ise stokta tutulduğuna dair mali kayıtlarla ispatlanmaması durumunda bu ürünlerin amacı dışında kullanıldığının iddiası ispat eden tarafından ispat edilmelidir. Somut deliller kapsamında ; davalı stoklarında ürün kaldığı ve bu ürünlerin alınması gerektiğini davacı şirkete bildirmiştir. Davacı şirket ise iadeye ilişkin olarak olumlu yada olumsuz bir beyanda bulunmamıştır.

Dosyaya sunulan 17 adet serbest dolaşıma giriş beyannamesi ile davalının, davacıdan ürünleri ithal ettiği , bu ürünlerin, 2015 yılında distribütörlük sözleşmesinin sona ermesinden sonra" davalı tarafından izinsiz şekilde ve davacının marka haklarını ihlal eder biçimde taklit edilerek kullanıldığı hususunun ispat edilemediği anlaşılmıştır.

Son bilirkişi raporunda ; toplamda 17 adet Serbest Dolaşıma Giriş beyannamesi incelendiğinde; bu beyannamelerin 2010 yılı ilâ 2014 yıllarına ait olduğu ve bu beyannameler ile davalı ... Tic. Ltd. Şti. Firması tarafından davacı olan ... Firmasından beyanname muhteviyatı olan bu ürünlerin 2010 ilâ 2014 yıllarında tüm işlemleri tamamlanarak ithalatının gerçekleştirildiği,Buna göre her ne kadar dosyaya sunulan 17 adet serbest dolaşıma giriş beyannamesi ile davalının, davacıdan raporlarında değerlendirme kısmında etraflıca ayrıntılarına yer verilen ürünleri ithal ettiği dosya kapsamında sabit olsa da; bu ürünlerin, davacının iddia ettiği üzere, "2015 yılında distribütörlük sözleşmesinin sona ermesinden sonra" davalı tarafından izinsiz şekilde ve davacının marka haklarını ihlal eder biçimde taklit edilerek piyasaya sürüldüğü hususunun ispat hukuku kurallarına göre ispat edilemediği, Davacı ...firması adına ... - isimli kişi tarafından imzalanan evrakta ise açıkça davacı tarafından davalıya konu formülasyonunun değiştirilmesi yetkisinin verildiği, bununla birlikte ,Serbest dolaşıma giriş beyannameleri dikkate alındığında davacı tarafından davalı adına 40.000 Adet “...” ticari tanımında yani boş ambalaj kutusu olan ürünlerin de sevk edildiği görüldüğünden , davalının davacı tarafından ambalajlama hususunda yetkilendirildiği,keza taraflar arasında akdedilen distribütörlük sözleşmesinde sözleşmenin feshi halinde sonuçlarının düzenlenmediği, davalı yanca basiretli tacir olarak fesih nedeniyle elinde kalan ürünlerin alınmasına yönelik davacı şirkete bildirim yapıldığı, bu bildirime rağmen davacı şirket tarafından ürünlerin iade alınmadığı, sözleşmenin feshi nedeniyle elde kalan ürünlerin orjinal ürün olmadığı yönünde kaldırma kararı sonrasında sunulan deliller kapsamına göre davacı yanca somut bir delil sunulmadığı, bu kapsamda Davacı ile davalı arasında akdedilen 01.05.1997 tarihli distribütörlük sözleşmesi, sözleşmenin feshi halinde ürünlerin satışı veya iadesi hakkında hüküm bulunmaması, ancak taraflar arasındaki mail yazışmalarının İngilizceden Türkçeye çevirilerinde, davalı tarafın kalan ürünleri navlun ve masraflarıyla iade etmek istediğinin yazılı delil ile ispat edildiği, ancak davacı tarafın ürünlerin iadesini istediğine dair bir beyanda bulunmadığı, ürünlerin son kullanma tarihinin 5 yıl olup, Dolayısı ile distrübütörlük sözleşmesi bitse dahi 5 yıllık son kullanma tarihi geçmeyen ürünlerin davalı elinde kalanlar yönünden ne şekilde imha edileceği yönünde davacının bir bildirimde bulunmaması nedeniyle davalının elinde bulundurmasının ise ticari hayatın olağan akışında mahkememizce normal kabul edildiğinden kaldırma kararı sonrasında alınan 16.2.2024 tarihli ve 14.7.2025 tarihli bilirkişilerin HMK 266 madde kapsamında sunulu deliller ile uyumlu incelemeleri dikkate alınarak ispat edilemeyen davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM

1.Davanın reddine,

2.615,40 TL ilam harcının 512,33 TL peşin harçtan mahsubu ile eksik kalan 103,07-TL harcın davacıdan tahsiline,

3.Red edilen tecavüzün tespiti istemi yönünden Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 40.000-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

4.Red edilen Manevi tazminat talebi yönünden; Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 30.000-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

5.Davacı tarafın yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

6.Davalı yanın yaptığı 21.995,60-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

7.Taraflarca fazla yatırılan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ve talebi halinde iadesine, Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı okundu, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İSTİNAF YASA yolu açık olmak üzere karar verilip tefhim kılındı, hazır olanlara duruşma zaptından örnek verildi. 23/09/2025 Katip ... ¸ Hakim ... ¸

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog