Esas No
E. 2023/709
Karar No
K. 2025/1191
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KALDIRILMASINA
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C. ADANA BAM 6. HUKUK DAİRESİ

T.C.

ADANA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

6. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2023/709

KARAR NO: 2025/1191

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ADANA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 15/11/2022

NUMARASI : 2019/... Esas - 2022/... Karar

DAVACI: ... - ...
DAVALI: ... Organizasyon ve Tic. Ltd. Şti.
VEKİLİ: Av. ...
DAVANIN KONUSU: Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan Alacak
DAVA TARİHİ: 29/08/2019
İSTİNAF TALEP TARİHİ: 04/01/2023
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/10/2025
KARARIN YAZIM TARİHİ: 09/10/2025

Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/11/2022 tarih ve 2019/... Esas- 2022/... Karar sayılı kararı ile kurulan hüküm nedeniyle davalı vekilinin istinaf başvurusu ile ilgili yapılan incelemede:

DAVACI VEKİLİ DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE: Müvekkili ile davalı şirkete ait ... Seyhan/ADANA adresinde bulunan işyerinin bir takım mobilya ve inşaat işlerinin yapımı için anlaşıldığını, müvekkili tarafından Adana 5. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2019/... D.iş sayılı dosyasında yapılan tespitlerden yüklenilen işlerin ifa edilmiş, buna rağmen davalı şirketin edimini ifa etmeyerek, şifahi müracaatlara rağmen borcunu ödemediğini belirterek, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

DAVALI CEVAP DİLEKÇESİNDE ÖZETLE: Davaya bakmakla görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olmadığını, davacının dava dilekçesinde belirttiği ve davalı müvekkil şirkete döşendiği iddia edilen ürünlere ilişkin davacı tarafça herhangi bir sözleşme sunulmadığı gibi ayrıca dava dilekçesinde müvekkili şirketin iş yerine döşendiği bahsedilen ürünlere ilişkin herhangi bir fatura da sunulmadığını, davacı ve davalı müvekkili şirket arasındaki hukuki ilişkinin bir ticari ilişki olmadığını, delil tespitine konu imalatların davacı tarafından sunulduğu iddia edilerek düzenlenen rapor içeriğinde yer alan listelenmiş ve bedelleri tespit edilmiş imalatların her ne kadar davacı tarafından gerçekleştirildiği iddia edilmiş ise de, karşı tarafın bu yöndeki asılsız iddialarının somut belgelere dayanmadığını, gerçeği yansıtmayan ve bu sebeple düzenlenen rapor içeriğinin de gerçeği yansıtmadığını, dava konusunun müvekkili ve davacı arasındaki sözleşmeden kaynaklanan bir uyuşmazlık olmadığını belirterek zamanaşamı ve hak düşürücü süre yönünden davanın reddine, hak düşürücü süre ve zamanaşamı itirazları yönünden itirazları kabul görmediği takdirde davanın dava şartı yokluğundan reddine, sonrasında ise esasa ilişkin itirazları nedeni ile reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

"Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; Davanın, hizmet sözleşmesinden kaynaklı alacak davası olduğu, mahkememizce alınan bilirkişi raporu ile; davacı tarafından yapılan iş toplamanın 206.162,25 TL olduğu, davalı tarafından davacıya 37.500,00 TL havale ile ödeme yapıldığı, işyerinin çatı kısmında yapılan izalosyan nedeniyle 14.650,00 TL bedel ödenmesi gerektiği, davalı tarafça elden yapıldığı iddia edilen 40.000,00 Tl ve 90.000,00 TL'ye ait ödeme belgelerini sunmak üzere davalı vekiline süre verildiği, davalı vekili tarafından elden yapıldığı iddia edilen 90.000,00 TL ve 40.000,00 TL'ye ait ödeme belgesi sunulamadığı, davalı tarafından yapılan çatı izolasyon bedeli ödemesi ve EFT ile davacıya yapılan ödeme toplamı olan 52.150,00 TL'nin yapılan toplam iş bedeli olan 206.162,25 TL'den düşülerek (206.152,25-52.150,00 =154.012,25 TL) davacının davalıdan talep edebileceği toplam alacak tutarının 154.012,25 TL olduğundan; Davanın kabulüyle; 154.012,25 TL alacağın 10.000,00 TL'sine dava tarihi olan 29/08/2019 tarihinden 144.012,25 TL'sine ıslah tarihi olan 16/08/2022 tarihinden itibaren işleyecek avansın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar vermek gerekmiş" gerekçesiyle, "Davanın kabulüyle; 154.012,25 TL alacağın 10.000,00 TL'sine dava tarihi olan 29/08/2019 tarihinden, 144.012,25 TL'sine ıslah tarihi olan 16/08/2022 tarihinden itibaren işleyecek avansın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, " şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davalı vekili 04/01/2023 tarihli istinaf dilekçesinde:

Taraflarınca celbini talep ettikleri deliller celp edildikten sonra mevcut delil durumuna göre hüküm kurulması gerekmekte iken, ilk derece mahkemesince ödemeye ilişkin celbini talep ettikleri deliller celp edilmeden eksik ve yanılgılı şekilde davalı müvekkili şirket aleyhine karar verilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu,

Davacının dava dilekçesine bakıldığında iddiasına ilişkin hiçbir sübut delili bildirmediği, bilakis soyut iddialarını ilk derece mahkemesince araştırmasını talep ettiğini, davacının, alacak davasına konu alacak kalemleri olduğunu iddia ettiği hususları yazılı bir belge ile ispat etmesi gerektiğini, ancak davacının dava dilekçesine bakıldığında iddiasına ilişkin hiçbir sübut delili bildirmediği halde davacının hukuki dayanaktan yoksun, mesnetsiz, haksız ve yersiz davasının reddine karar verilmesi gerekmekte iken, ilk derece mahkemesince eksik ve yanılgılı şekilde karar verildiğini,

Davacı tarafça müvekkili şirket aleyhine keşide edilen ihtarname dikkate alınmadan, ilk derece mahkemesince usul ve yasaya aykırı şekilde müvekkili şirket aleyhine davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı tarafından iş bu dava açılmadan evvel, Adana 11. Noterliğinin 08.11.2018 tarih ve ... keşide numaralı ihtarnamesi ile, davalı müvekkili şirket aleyhine keşide ettiği ihtarname içeriğinde, davalı müvekkili şirketten bakiye 45.636,20.-TL. alacak talep etmiş iken ve iş bu davada bu kabul ve ikrarı üzerinden dava ve talep edilmesi gerekirken, dolayısıyla davacının beyanları somut olaya uygun düşmeyen kendi içinde tutarsız, yersiz ve mesnetsiz olduğunu,

İlk derece mahkemesi dosyasında düzenlenen, davacı taraf ve davalı müvekkili şirket defterleri hakkında alacak/borç durumunu içerir bilirkişi raporu dikkate alınmadan, ilk derece mahkemesince usul ve yasaya aykırı şekilde müvekkili şirket aleyhine davanın kabulüne dair karar verilmiş olduğunu, davacı defterine göre davalı müvekkiline KDV dahil 93.136,20.-TL. fatura düzenlendiği, faturaların davacı defterine işlendiği, davacı tarafın işletme defteri tuttuğu, işletme defterine sadece faturalar masraflar işlenmekte olup, tahsilatlar işlenmediğinden, davacı defterine göre davalıdan ne kadar bakiye alacağının kaldığının belirlenemediğine dair rapor düzenlendiği,

Bilirkişi raporunun, davalı defterlerine göre davacı ile ilgili alacak/borç durumunu içeren raporu içeriğinde; davalı defterlerine göre davacıya borcu olmadığının görüldüğüne dair rapor düzenlendiğini,

Bilirkişi raporunun, davacı tarafından düzenlenen faturaların davalı defterlerine işlenip işlenmediğini içeren raporu içeriğinde; faturalardan sadece davacı defterinde işli olmayan 26,196,00.-TL bedelli faturanın davalı defterine işlendiği ve diğer faturaların davalı defterlerine işli olmadığına dair rapor düzenlendiğini, belirterek, Sonuç itibariyle: Yerel mahkemece verilen kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Davacı vekili istinaf dilekçesine karşı cevabında:

Müvekkili tarafından yapılan işler ve teslim edilen malzemelerin tek tek belirtilerek dosyaya sunulduğunu, müvekkilinin işi birlikte yaptığı ustaların tanık olarak dinlendiğini, müvekkili ile davalı arasında geçen yazışmaların ibraz edildiğini, müvekkilinin, yaptığı işler bakımından iddiasını ispatladığını,

Dava konusu iş için davalının müvekkiline yaptığı elden bir ödeme bulunmadığını, davalının bu iddiasını yazılı delil ile ispatlaması gerektiğini, davalı şirket yetkilisinin eşi tarafından elden bir ödeme yaptığı, bu sebeple banka kayıtlarının celbi gerektiğini belirtmişse de; iddia edilen ödemenin miktarı gereğince ödemenin yapıldığına dair yazılı delil kuralının geçerli olduğunu, davalının, yargılamanın hiçbir aşamasında iddia ettiği ödemeye dair bir dekont veya yazılı bir belge ibraz edemediğini, bir an için davalının, belirttiği miktarda paranın, belirttiği gün bankadan çekildiği varsayılsa dahi işbu durumun o paranın müvekkiline ödendiği anlamına gelmesinin mümkün olmadığını,

Davalı taraf işin başkalarına yaptırıldığı iddiası ile birtakım fatura ibraz etmiş ise de faturanın her zaman düzenlenebilecek bir evrak olduğunu, davalı tarafça buna ilişkin dosya kapsamında faturanın dışında hiçbir delil ibraz edilmediğini, tam aksine taraflarınca, tanık beyanları dahil sunulan deliller ile iddialarının ispat edildiğini,

Davalının, müvekkili tarafından keşide edilen ve Adana 11. Noterliği aracılığıyla ... yevmiye numarası ile davalıya gönderilen ihtarnamede ödenmesi istenen miktar ile müvekkilinin bağlı olduğunu iddia ettiğini, ancak, gönderilen ihtarnamede açıkça "İki adet faturanın gönderilmesi ve tahsili talebine ilişkindir" ibaresi yer aldığını, yani ilgili ihtarnamenin, daha önce davalıya ibraz edilmeyen iki adet faturanın ibraz edilmesine ilişkin olup; müvekkili tarafından yapılan tüm işlere ait faturalar olmadığını, kaldı ki müvekkilinin gönderdiği ihtarnamede, "...Yapılan iş mal ve hizmetler nedeniyle fazlaya ilişkin haklarımızı saklı tutarak..." demek suretiyle de esasen alması gereken ancak henüz tahsil edemediği ödemelerin daha fazla olduğunu belirttiğini, ifade ederek, Sonuç itibariyle:

Davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER

İstinaf incelemesine esas: Yerel mahkemenin dosyası içerisinde bulunan belge ve kayıtlar. ESASTAN İNCELEME RAPOR SONUCU: Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasıdır. Taraflardan davalı ticaret şirketi olmakla birlikte davacı gerçek kişidir.

Davalı cevap dilekçesiyle mahkemenin görevine itiraz etmiştir. Adana Vergi Dairesi Başkanlığı Ziyapaşa Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden alınan 19/11/2020 tarih ... sayılı yazısında; işbu dosya davacısı ...'nin Mimarlık Faaliyeti ve Mimari Danışmanlık faaliyetleri ile 05/05/2009 - 01/01/2019 tarihleri arası kayıtlı terk mükellef olup gelir vergisinden işletme hesabına tabii olması nedeniyle BA-BS verme zorunluluğunun bulunmadığı bildirilmiştir. 6102 sayılı T.T.K.'nun .... maddesine göre “Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir” Aynı Yasa'nın 15.maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır. 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanunu'nun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici, ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir.

19.02.1986 tarih 19024 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile T.T.K.'nun 1463.maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre;

1.Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usul Kanunu'nun 177.maddesinin 1.fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2- Vergi Usul Kanunu’na istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. Bu durumda mahkemece, yukarıda açıklanan hususlar göz önünde bulundurularak davalının tacir olup olmadığı hususu araştırılmalıdır. (Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 25.09.2019 tarih ve 2019/.... sayılı kararı) 6102 sayılı TTK hükümlerine göre; ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir (TTK 11/1). Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenir (TTK 11/2). Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten gerçek kişiye tacir denir (TTK .../1). İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır (TTK 15/1). 5362 nolu Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu’nun 3. maddesinde Esnaf ve Sanatkâr: İster gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler, olarak tanımlanmıştır. TTK 24 ve devamı maddelerde düzenlenen ticaret siciline ilişkin hükümler tacir sıfatını taşımanın tescile bağlı olmadığı üstelik bu sıfatı taşımanın sonucu ve gereği olduğunu ortaya koymaktadır. Bu nedenle esnaf boyutunu aşan ticari işletme işleten kimsenin ticaret siciline kaydını yaptırmamış olması, tacir olmadığını göstermediğinden esnaf sayılmasını gerektirmez. 21.07.2007 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 18.06.2007 tarihli 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile esnaf ve tacir ayrımına esas sınırlar belirlenmiş olup, bu kararda, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu 177. maddesinde belirtilen hadlerden, 1. ve 3. bendindeki konularda faaliyette bulunanlarda yarısını, 2. bendeki faaliyetlerde bulunanların bu tutarın tamamını aşanların tacir olacağı belirlenmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin, tarafların her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olmalı ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır. 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar asliye ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır.

Yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda ilk derece Mahkemesince, davalının, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 177.maddesi kapsamında esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlayıcı faaliyette bulunup bulunmadığı araştırılarak davalının esnaf faaliyetini aşar düzeyde faaliyette bulunduğunun tespit edilmesi halinde tacir vasfında kabul edilerek davaya Ticaret Mahkemesi sıfatıyla devam edilmesi, davalının faaliyetinin esnaf faaliyeti sınırları içerisinde kalması halinde ise davaya bakma görevi Asliye Hukuk Mahkemesinde olduğundan, görevsizlik nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davalının tacir vasfında olup olmadığı araştırılmadan davaya bakılmış olması yerinde değildir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu 355.maddesine göre, istinaf incelemesinin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılabileceği, ancak kamu düzenine aykırılık görülmesi halinde bu hususun resen nazara alınabileceği düzenlenmiş olup, mahkemenin görevi kamu düzenindendir. Görev hususu kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında mahkemece resen göz önünde bulundurulması gerekir.

Davacının tacir sıfatında bulunduğunun tespiti halinde yargılamaya devam edilerek, davacı tarafından, davalıya gönderilen Adana 11. Noterliği aracılığıyla ... yevmiye numaralı ihtarnamesinde, davacının defterlerinde kayıtlı 03/10/2018 tarihli 56.050,00 TL bedelli fatura ile 06/11/2018 tarihli 37.086,20 TL bedelli faturalardan ödenmeyen tutarın 45.636,20 TL olduğu bildirilmiştir. Bu durumda anılan faturalar toplamı 93.136,20 TL'den ödenmediği iddia edilen 45.636,20 TL mahsup edildiğinde bakiye 47.500,00 TL'nin ödendiğinin kabulü gerekir.

İlk derece mahkemesince, davacı tarafça yapıldığı tespit edilen 206.162,25 TL'den 14.650,00 TL ayıplı çatı izolasyon bedeli ile davalı tarafından davacıya havale edilen 37.500,00 TL mahsup edilmiş, davacının 154.012,25 TL alacaklı olduğuna kanaat getirilmiş ve bu değer üzerinden hüküm kurulmuştur. Davacının yukarıda bahsi geçen ihtarname ile ödendiğini kabul ettiği miktar 47.500,00 TL olmasına rağmen mahkemece havale tutarı olan 37.500,00 TL ödeme yapıldığının kabul edilmiş olması yerinde değildir.

Davalı vekilinin, ihtarnamenin değerlendirilmediğine yönelik istinafı yerindedir.

Davacı tarafından dosyaya sunulan Whatsapp yazışma örnekleri, mahallinde yapılan keşif ve keşifte dinlenen tanıkların beyanlarından işin davacı tarafında yapıldığının kabulünde usul ve yasaya aykırılık yoktur.

Davalı taraf işin bir kısmının kendisi tarafından yapıldığını iddia ederek faturaları ibraz etmiş ise de sunulan faturalar, dava konusu işin davacı dışında üçüncü kişiye yaptırıldığı iddiasının ispatı yeterli değildir. Davalının elden ödeme iddiası da, dava değeri dikkate alınarak bu hususun yazılı delille ispatlanması gerektiğinden ve bu konuda yazılı bir delil dosyaya sunulmadığından ispatlanamamıştır. Davalının talep ettiği banka kayıtlarının getirtilmesi bu nedenle hükme etkili olmayacaktır. Yukarıda belirtilen sebeplerle davalı vekilinin istinaf sebebi kısmen yerinde olup, mahkemenin görevi yönünden eksik incelemeyle karar verilmiş olması da kamu düzenine aykırılık teşkil etmektedir.

Sonuç olarak: 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6, 355. ve 353/1-a.3 maddeleri ve kamu düzenine aykırılık nedeniyle davalı vekili istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararı KALDIRILARAK yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6, 355. ve 353/1-a.3 maddeleri gereğince, davalı vekilinin istinaf talebinin KISMEN KABULÜ ile, Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/11/2022 tarih ve 2019/... Esas - 2022/... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,

2.Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

3.İstinaf başvurusu sırasında davalı tarafından yatırılan 2.631,00 TL istinaf karar harcının talebi halinde DAVALIYA İADESİNE,

4.İstinaf talep eden davalıdan peşin alınan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının HAZİNEYE GELİR KAYDEDİLMESİNE,

5.İstinaf talep eden davalı tarafından yatırılan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 235,00 TL dosya masrafı toplamı 727,00 TL'nin DAVACIDAN ALINARAK DAVALIYA VERİLMESİNE,

6.İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,

7.Kararın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 359/4. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından TARAFLARA TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a.6, 355., 353/1-a.3 maddeleri ve 362/1-g bendi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 09/10/2025 ... ... ... ...

Başkan Üye Üye Katip

... ... ... ...

*e-imzalıdır.* *e-imzalıdır.* *e-imzalıdır.* *e-imzalıdır.*

" Bu Belge 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanununa Göre Elektronik Olarak İmzalanmıştır."

Karar Etiketleri
KALDIRILMASINA ISTINAFHUKUK HUKUK Ticaret Hukuku 19024 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile T.T.K.'nun 1463.maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usul Kanunu 6102 sayılı TTK hükümlerine göre; ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir (TTK 11/1). Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenir (TTK 11/2). Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten gerçek kişiye tacir denir (TTK .../1). İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır (TTK 15/1). 5362 nolu Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 213 sayılı Vergi Usul Kanunu 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 6335 sayılı Kanun 12362 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile esnaf ve tacir ayrımına esas sınırlar belirlenmiş olup, bu kararda, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu 6102 sayılı T.T.K.'nun .... maddesine göre “Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir” Aynı Yasa'nın 15.maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır. 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanunu HMK md.353/1 K213 md.177 K19024 md.1463 TTK md.24 K6102 md.3 K12362 md.177 TTK md.15/1 K6335 md.2 TTK md.11/2 K6102 md.4 K6100 md.359/4 TTK md.11/1 K6100 md.3 K6102 md.5 K6102 md.15
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.