10. Hukuk Dairesi
10. Hukuk Dairesi 2023/14466 E. , 2024/12361 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 46. İş Mahkemesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
1.Davacılar vekili dava dilekçesinde, ... ...'ın, davalı işveren ... Müh. İnş. Mad. San. ve Tic. Ltd. Şti.'ye ait Yüreğir/Adana ... Şartiyesi yol inşaatında çalışırken 12.10.2020 tarihinde trafik iş kazası geçirdiğini, müteveffanın kaza tarihinde formen olarak, aylık net 7.000,00 TL, 3 öğün yemek ve servis karşılığında çalıştığını, Ankara SGK İl Müdürlüğü Ulucanlar Sosyal Güvenlik Merkezine iş kazası ve maluliyet tespiti amacıyla başvuru yapıldığını, ... ...'ın işverenin emir ve talimatı altında çalışırken, işverenin talimatı ile görevi olmamasına rağmen şantiyeye yemek getirmek üzere görevlendirildiğini, şantiyeye dönüş yolunda Adana- Karataş istikameti 10. Km'de trafik iş kazası geçirdiğini ve vefat ettiğini, ...'ın vefatı sonunda geriye bakıma muhtaç eşi ..., çocukları ... ve küçük ... ile ...'nın kaldığını, çocukların bakım ve ihtiyaçlarını tek başına karşılamak zorunda kaldığını, müteveffanın eşi ...'nın hiçbir geliri bulunmadığını, miras bırakanlarının ölümü sonucunda destekten yoksun kaldıklarını, müvekkili ...'in üniversite öğrencisi olduğunu, vefat eden babasının desteğinden yoksun kaldığını beyanla müvekkillerinin her biri için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100,00'er TL destekten yoksun kalma tazminatı ile müvekkili ...'nın dört çocuğu olduğunu, bu çocukların bakım ve ihtiyaçlarını tek başına karşılamak zorunda kaldığını, kendisinin ve çocuklarının geçimini sağlayamaz duruma geldiğini, ... için 100.000,00 TL manevi tazminatın, müşterek çocuklar ... ve küçük ... ile ...'nın küçük yaşta babasız kaldıklarını ve büyük üzüntü duyduklarını, bu durumda manen yıpranan müteveffanın çocukları ... için 75.000,00 TL, ... için 75.000,00 TL, ... için 75.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; müvekkili şirket tarafından şantiyede çalışmakta olan tüm işçilere gerekli eğitimlerin verildiğini, müteveffanın ehliyetinin de olması sebebi ile araba kullanması ile ilgili ayrıca bir özel eğitim verilmesine gerek olmadığını, bu nedenlerle müteveffanın meydana gelen kazada kusurlu olduğunu, maddi ve manevi tazminat talebinde nedensellik bağı, işverenin iş sözleşmesine dayalı olarak kanundan kaynaklanan icrai veya ihmali yükümlülüğünü yerine getirmemesinin sonucu olarak meydana gelen zararın, yükümlülüğün yerine getirilmemesinden kaynaklanmış olmasını ifade ettiğini, bu nedenle, iş kazası sonucu meydana gelen zarara, işverenin yükümlülüğünü yerine getirmemesinden başka nedenler sebep olmuşsa, nedensellik bağı bulunmayacağını, müvekkili şirketin ise söz konusu kazada bir kusuru bulunmadığını, müvekkili şirketin bünyesinde çalıştırdığı tüm personelinin özellikle iş güvenliği konusunda tüm önlemlerini aldığını ve üzerine düşen sorumluluğu yerine getirdiğini, müvekkil şirketi bünyesinde çalışan işçilerin güvenlikleri için işçilere gerekli eğitimleri vererek ihtiyaç duyacağı her türlü imkanı sağladığını, ayrıca işe alınmadan önce işçilerine detaylı sağlık kontrollerini de yaptırdığını, ancak somut olayda müvekkili şirketin üzerine düşen tüm sorumlulukları yerine getirmesine rağmen müteveffanın vefatını engelleyemediğini, müteveffanın ölümü ile sonuçlanan kazada müvekkili şirketin kusurunun bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile"...Dosya üzerinden yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu kusur bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 27.09.2022 tarihli bilirkişi raporda; davalı ... Müh. İnş. Mad. San. ve Tic. Ltd. Şti” nin kazanın oluşumuyla ilgili olarak etken sorumluluğu bulunmaması sebebiyle olayın meydana gelmesiyle ilgili olarak kusurunun bulunmadığı, kazazede ...”ın, aracını karayolunda yüksek hızda sürmesi, aracın hızını yük ve teknik özelliğine göre yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmayarak yol güvenliğini tehlikeye atması, aracın direksiyon hakimiyetini kaybederek dikkatsiz ve tedbirsiz davranmasıyla aracın yoldan çıkmasına sebep olması ve bu şekilde tehlikeli durum oluşabilme ihtimalini göz ardı etmesi sebebiyle olayın meydana gelmesinde % 100 oranında kusurlu olduğunu belirtmişlerdir. Gerek kaza ile ilgili soruşturmanın yürütüldüğü Adana Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma sayılı dosyasından alınan kusur bilirkişi raporunda, gerek Sosyal Güvenlik Kurumu Rehberlik ve Teftiş Başkanlığınca hazırlanan teftiş raporunda, gerekse dosyamızdan alınan kusur bilirkişi heyeti raporunda olayın meydana gelmesinde davalı işverenin herhangi bir kusurunun tespit edilemediği anlaşılmakla..." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Davacı vekili temyizinde, Mahkemece verilen kararın hukuka ve yasaya aykırı olduğunu, 27.09.2022 tarihli bilirkişi kusur raporuna göre davalı şirketin kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, davalının iş mevzuatından kaynaklanan işverenin sorumluluğunun ortadan kalkmadığını, davalının meydana gelen kazada tamamen sorumlu olduğunu, tutarlı tanık beyanlarından anlaşıldığı üzere kazalı müteveffanın formen olarak görev yapmakta iken görevi olmadığı halde davalı işveren tarafından kendisine araç tahsis edilerek şantiyeye yemek getirmesi için görevlendirildiğini, Adana Cumhuriyet Başsavcılığının ... numaralı soruşturma dosyasında görgü tanığı ...'nin müteveffanın kontrolünde bulunan aracın lastiginin patladığını gördüğünü beyan ettiğini, müteveffanın aracın lastiğinin patlaması sonucu aracın kontrolünü kaybederek kazanın meydana geldiğini, müteveffanın görevi olmayan bir işte görevlendirilmesi, tahsis edilen aracın bakımlarının ve lastiklerinin kontrolünün yapılmaması nedeniyle kazanın meydana geldiğini, davalı işverenin tam kusurlu olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden, davalı işveren tarafından Adana-Karataş yolu 0 ila 45.km arası toprak işleri bütünlü sıcak karışım üst yapı yapım işi kapsamında davalı iş yerinde formen olarak çalışan kazalı, ... plakalı araç ile şantiyeye yaklaşık 3 km uzaklıkta olan görev alanını bırakarak, şantiyeden aldığı yemeği getirirken Adana istikametinden Karataş istikamatine seyir halindeyken 10.km de direksiyon hakimiyetini kaybederek sola doğru savrularak bölünmüş yolun karşı istikametine geçip karşı şeritten gelen ... plakalı araca çarpması sonucu vefat ettiği kaza nedeniyle Mahkemece alınan kusur raporunda, aracını karayolunda yüksek hızda sürmesi, aracın hızını yük ve teknik özelliğine göre yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmayarak yol güvenliğini tehlikeye atması, aracın direksiyon hakimiyetini kaybederek dikkatsiz ve tedbirsiz davranmasıyla aracın yoldan çıkmasına sebep olması ve bu şekilde tehlikeli durum oluşabilme ihtimalini göz ardı etmesi sebebiyle olayın meydana gelmesinde % 100 oranında kusurlu olduğu yönünde kanaat bildirildiği, Mahkemece anılan rapora itibarla hüküm tesis edildiği anlaşılmıştır. Taraflar arasında kusur oranlarının tespiti noktasında uyuşmazlık bulunduğu gözetilerek kusur oranının belirlenmesine ilişkin ilkelere de değinmek faydalı olacaktır.
İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin, iş yerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesinin açık buyruğu iken, 4857 sayılı Kanun'un 77. ve devamı bir kısım maddeleri 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 37. maddesiyle, 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe girmek üzere yürürlükten kaldırılmış olup, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir. Buna göre, 6331 sayılı Kanun’un "İşverenin Genel Yükümlülüğü" kenar başlıklı 4. maddesinde: "İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede;
a)Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar.
b)İş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar.
c)Risk değerlendirmesi yapar ve yaptırır.
ç)Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu gözönüne alır.
d)Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışında ki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır." hükmü düzenlenmiştir. Aynı Kanun’un 5. maddesinde de risklerden korunma ilkeleri düzenlenmiştir. Buna göre maddede, "İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler göz önünde bulundurulur:
a)Risklerden kaçınmak,
b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek,
c)Risklerle kaynağında mücadele etmek,
ç)İşin kişilere uygun hale getirilmesi için iş yerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek,
d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak,
e)Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek,
f)Teknoloji, iş organizasyonu çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek,
g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine öncelik vermek,
ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek." hükmü yer almaktadır.
Görüldüğü üzere, işverenin çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümünün genel çerçevesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesinde çizilmiştir. Bu çerçevede işverenin, “çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü” olduğu belirtildikten sonra, yapacağı ve uymakla yükümlü bulunacağı birtakım esaslara yer verilmiştir. Bunun gibi 5. maddede, işverenin anılan yükümlülükle gerçekleştireceği korunma sırasında uyacağı ilkeler belirlenmiştir.
10.maddede ise, iş yerinde sağlık ve güvenlik sağlanırken, işverenin yapacağı risk değerlendirmesi çalışmasında dikkate almakla yükümlü bulunduğu hususlar belirlenmiştir (Hukuk Genel Kurulu’nun 09.10.2013 tarih 2013/21-102 Esas 2013/1456 sayılı kararı). 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. ve 5. maddeleri ile bunu uygun olarak çıkarılan iş güvenliği yönetmelikleri hükümleri, işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple mevzuatta yer alan teknik iş güvenliği kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak, işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır.
Objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da, onu kusursuz sorumluluk haline dönüştürmez. Çünkü, bu halde dahi işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Kusurun objektifleştirilmesi kriterinin yanısıra, Türk Borçlar Kanunu’nun 417/2. maddesinin, Anayasa hükümleri ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesi kapsamında yorumlanması da işverenin sorumluluğunu oldukça genişletecektir.
Yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda; işvereni zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluk halinden kurtaracak olan durum iş sağlığı ve güvenliği alanındaki ihmalleri ile oluşan zarar arasındaki uygun nedensellik bağının kesildiğini ispat etmekten ibarettir. Hukuk Genel Kurulu’nun 20.03.2013 tarih 2012/21-1121 E. 2013/386 sayılı kararında da belirtildiği üzere uygun nedensellik bağı üç durumda kesilebilir. Bunlar mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusurudur. Bu hallerden birinin varlığı halinde işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir. İş kazası hukuki sebebine dayalı tazminat davalarında olayın gerçekleşme şeklinin tarafların gösterdiği deliller dikkate alınarak her türlü şüpheden uzak bir şekilde ortaya konulması ve giderek kusur oranlarının bu olaya uygun şekilde belirlenmesi gerektiği açıktır.
Mahkemece yapılacak iş; somut olayda, formen olan davacılar murisinin görev alanını bırakarak, çalıştıkları alana yemek getirirken meydana gelen kazada, iş yerinde yemek getirme işinin nasıl gerçekleştirildiği anlaşılmakla ve işin yapıldığı yer ile yemeklerin hazırlandığı şantiye arasında 3 km kadar bir mesafenin bulunduğu dikkate alındığında öncelikle, işverenliğin şantiye dışındaki çalışma alanlarına yemek servis hizmetini nasıl verdiği, planladığı, bu yönde davacılar murisine bir görev verilip verilmediği veya böyle bir görevin verilip verilemeyeceği, ayrıca yemeğin taşındığı kazaya konu aracın kime ait olduğu, işverenliğe ait bir araç ise model yılı ve periyodik bakımları dikkate alındığında trafik kazasının oluşmasına bir etki ve katkısının olup olmadığı irdelenmeli, davacılar murisinin yemek taşınması ile ilgili bir görevinin bulunmadığı ve bu yönde işverenliğin bir servis ve organizasyon da sağlamadığının anlaşılması halinde kazanın oluşunda işverenliğin organizasyon eksikliği bulunup bulunmadığı husuusları da irdelenmek suretiyle kusur oran ve aidiyetine ilişkin rapor alınmalı ve sonucuna göre alınacak hesap raporuna göre bir karar verilmelidir. O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve istinaf itirazının esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen karar bozulmalıdır .
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.