Esas No
E. 2021/1688
Karar No
K. 2025/1083
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

45. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/1688

KARAR NO: 2025/1083

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2019/579
KARAR NO: 2021/615
DAVA TARİHİ: 01/08/2019
KARAR TARİHİ: 06/07/2021
DAVA: Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücu)
KARAR TARİHİ: 08/10/2025

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Dava dışı müteahhit ... Turizm San. Ve Tic. A.Ş tarafından sigorta ettirilen "... Mah. ... Sok. No:5 ... - İstanbul" adresindeki ... ... Konakları İnşaatı projesinin gerçekleştirildiği şantiye alanı, müvekkili ... Sigorta A.Ş.’ye ... ... İnşaat Sigorta Poliçesi ile 19/04/2017 - 19/04/2019 tarihleri arasında sigortalandığını, davalı şirket tarafından güvenlik ve gözetimi sağlanan sigortalının şantiye alanında 05/11/2018 tarihinde kimliği belirsiz şahıslarca yapılan hırsızlık sonucunda 300 adet plywood kalıp malzemesi çalındığını, müvekkil şirket nezdinde açılan ... No.lu hasar dosyasından görevlendirilen sigorta eksperi tarafından düzenlenen Ekspertiz Raporunda özetle, "şantiye sahasının güvenliğinden 7/24 esası ile ... Güvenlik ve Koruma Hizmetleri Ltd. Şti.'nin sorumlu olduğu, olay esnasında 3 güvenlik görevlisinin saha güvenliğinden sorumlu oldukları, hırsızlık fiili nedeniyle zayi olduğu beyan edilen plywood kalıp malzemelerinin miktarlarına göre ağırlıklarının toplam 10.0666,00.-TL olduğu, bu miktar ve ağırlığın tek seferde şantiye sahasından dışarı çıkarılabilmesi ve yüklenmesi için uzun süreye ihtiyaç duyulduğu, hesaplanan ağırlık ve miktarın taşınabilmesi için en az 10 bin ton taşıma kapasiteli bir kamyonun kullanılması gerektiği, bu durumda güvenlik zafiyetinden bahis edilebileceği, zayi olan plywood kalıp malzemelerinin teminat kapsamında olduğu, zayi olan plywood kalıp malzemelerinin yaklaşık 5 defa kullanılmış olması nedeniyle kalıp malzemelerinin yıprandığı ve bu nedenle her kullanım için %6 toplam %30 eskime tenzil edildiği, hasar bedelinin toplam 32.557,75.-TL olduğu, ... Güvenlik ve Koruma Hizm. Ltd. Şti’ye rücu edilebileceği” şeklinde görüş ve kanaat beliritildiğini, sigortalının güvenlik için her ay aidat ödediği davalı ... Güvenlik ve Koruma Hizm. Ltd. Şti. arasında akdedilen güvenlik sözleşmesi TBK 502. maddesi bağlamında vekalet sözleşmesi olduğunu, ... Sigorta A.Ş. davaya konu hırsızlık olayı nedeniyle çalınan 300 adet plywood kalıp malzemelerinin bedeli olan 32.557,75 TL'yi 13/12/2018 tarihinde sigortalısına ödediği, yaptığı ödemeden dolayı TTK'nın 1472. maddesi ve TBK'nın 183. maddesi gereğince sigortalısının haklarına halef olup alacağı temlik aldığını ve rücu hakkı doğduğunu, rücu hakkı sebebiyle Bakırköy 7. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasından icra takibine girişildiğini ancak davalının haksız itirazı üzerine takibin durduğunu, beyan ederek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 32.557,75 TL sigorta rücu tazminatının sigortalıya ödeme tarihi olan 13/12/2018 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın tazminat davası olarak mı itirazın iptali davası olarak mı açıldığının anlaşılmadığını, arabuluculuk faaliyetinin itirazın iptali ekseninde yürütüldüğünü öncelikle davanın usulden reddi gerektiğini, inkar tazminatı talebinin yerinde olmadığını, talepler yönünden alacağın zamanaşımına uğradığını, dava dışı sigorta ettiren tarafından davacıya 5 günden sonra bildirim yapıldığını, rücu koşullarının oluşmadığını, davaya konu şantiye alanındaki güvenlik zafiyeti konusunda dava dışı sigortalının ekte bildirdikleri risk analiz raporu ile uyarıldığını kontrolsüz giriş çıkışların olabileceği ve güvenlik eleman sayısının artırılması yönünde bilgi verildiğini bu nedenle müvekkiline atfedilebilecek kusur sorumluluğunun bulunmadığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; ''...Dosya ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; her ne kadar davacı vekili tarafından davalı hakkında huzurda görülen dava açılmadan önce icra takibi açılarak davalının itirazı üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verilmiş ise de dava dilekçesinin incelenmesinden davanın alacak davası olarak açıldığı tespit edilmekle dava alacak davası olarak karara bağlanmıştır. Davalı şirketin, davacı şirketin sigortalısına özel güvenlik hizmeti verdiği ve dava konusu hırsızlık olayının bu hizmet sırasında meydana geldiği konusunda ihtilaf bulunmamaktadır. Dosyada mübrez bilirkişi raporlarında da belirtildiği üzere güvenlik hizmeti sunulan alanın 23.000 m2 olduğu, şantiye olması nedeni ile dağınık olarak konuşlandığı, yaklaşık 10 tonu geçen ve hacimli olan malzemenin şantiye sahasından dışarı çıkarılabilmesi ve yüklenmesi için uzun süreye ihtiyaç duyulduğu ve çalınan malın taşınabilmesi için en az 10 ton taşıma kapasiteli kamyonun kullanılması gerekmesi karşısında davalı şirketin istihdam ettiği personelin görev başındaki davranışlarına yönelik yeterli eğitimi vermediği, denetim mekanizması oluşturmadığı, bu nedenle de hizmette önemli bir aksaklığa sebebiyet verdiği; dava dışı sigortalı şirketin ise gerekli tedbirleri almadığı, özel güvenlik izninde öngörülen ya da risk analiz raporunda tavsiye olunan personel sayısına uygun güvenlik hizmeti almadığı, fiziki iyileştirme yapmadığı, güvenlik hizmetini yeterince denetlemediği açıktır. Tespit edilenler ışığında her iki şirketin kusurunun eşit olduğu yönündeki bilirkişi tespitine de mahkememizce itibar edilmiştir. Rapor alındıktan sonra dinlenilen davalı tanıklarının davalı vekili tarafından cevap dilekçesinde belirtilen hususlarda beyanda bulunmuş olması ve bu hususların bilirkişiler tarafından raporda değerlendirilmiş olması karşısında usul ekonomisi bakımından kusur konusunda dosyanın yeniden bilirkişiye tevdine gerek olmadığı kanaati ile bilirkişiler tarafından kadri maruf olduğu tespit edilen tutarın davalının kusuru oranında davalından tahsiline karar verilmiş olup, huzurda görülen dava alacak davası olduğu tespit edilmekle davacının icra inkar tazminat talebi ile davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir." gerekçesiyle; "1-Açılan davanın kısmen kabulü ile 16.278,87 TL alacağın 13.12.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2- Davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine" karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; sigortalıya atfedilen kusur oranının mesnetsiz olduğunu, davalı özel güvenlik şirketinin sorumluluk sahasında gerçekleşen hırsızlık olayından dolayı tam kusurlu olduğunu, şirketin güvenlik hizmetini gereği gibi yerine getirmediğini, sözleşmeye aykırı hareket ettiğini, oluşan zararın tamamını tazmin etmesi gerektiğini, mahkemece itirazlarının nazara alınmadığını beyan ederek kararın kaldırılmasını ve davanın tamamen kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin sözleşme kapsamında tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, risk analiz raporu düzenleyerek olası riskleri ihbar ettiğini, raporda gerek personel sayısının yetersiz olması gerekse fiziki koşullara dair her türlü bilgilendirmenin yapıldığını, bu nedenle olay nedeniyle müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, sigortalı tarafından sigorta şirketine 5 gün içerisinde ihbarda bulunulmadığını, hasarın poliçe teminatı kapsamında olmadığını, sigorta şirketi tarafından poliçe kapsamında olmayan bir ödeme yapıldığı için müvekkiline rücu edilemeyeceğini, bu nedenle rücu koşullarının oluşmadığını beyan etmiş ve gerek müvekkilinin kusursuz olması gerekse sigorta şirketi tarafından poliçe koşullarına aykırı ödeme yapılması sebebiyle hatalı olarak verilen kararın kaldırılmasını, davanın reddini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır.Dava, sigortalı inşaat sahasında hırsızlık neticesinde oluşan zararın rücuen tahsili istemine ilişkindir.Dava dışı sigortalı ... ... Adi Ortaklığı'na ait inşaat alanı çeşitli risklere karşı İnşaat Sigorta Poliçesi ile 19/04/2017-2019 tarihleri arasında, davacı şirket nezdinde teminat altına alınmıştır. Poliçede; "Hırsızlık riski, inşaa sahası çevresinin minumum 2 metre yüksekliğinde tel/çit ve/veya panel ile kapatılmış /çevrelenmiş olması ve malzemelerin kilitli depolarda ve 24 saat bekçi gözetiminde bulundurulması ön şartı ile temin edilmiştir. Aksi halde teminat geçersiz olacaktır. Hırsızlık veya hırsızlığa teşebbüsün: Kırma, delme, yıkma, devirme ve zorlamayla girilerek, öldürme, yaralama, zor ve şiddet kullanma veya tehditle, araç, gereç veya bedeni çeviklik sayesinde tırmanma veya aşma suretiyle girilerek, sigortalı yerlere gizlice girip saklanarak veya kapanarak, yapılması halinde meydana gelecek hasarlar teminat altına alınmıştır." ifadesine yer verilmiştir.

Davacı tarafından sigortalısına 13/12/2018 tarihinde 32.557,75 TL ödeme yapılmıştır. Rücu ve halefiyet Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 22/03/1944 Tarih E. 37, K. 9, R.G. 03/07/1944 sayılı kararında "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava olmayıp; aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklinde vurgulanmaktadır. 6102 sayılı TTK'nun "Halefiyet" başlığı altındaki 1472. maddesinde ise "Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder." hükmüne yer verilmiştir. Somut olayda ihtilaf; meydana gelen hırsızlık olayı nedeniyle tarafların davalı şirketin yada sigortalının kusurlu olup olmadığı, hasar poliçe teminatı kapsamında olup olmadığı, rücu koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. Dosya kapsamında poliçe ve ödeme belgesi yer aldığı gibi dava dışı sigortalı tarafından imzalanan "...üçüncü şahıslara karşı dava ve talep haklarımızın ödenen tazminat tutarı kadar kısmını ...

Sigorta A.Ş.'ne devir ve temlik ettiğimizi..." beyanını içeren temlikname mevcut olduğu görülmekle, davacının aktif husumetinin bulunduğu anlaşılmıştır.

Davalı vekili hasarın poliçe teminatı kapsamında olmadığını ileri sürmüş ise de, sigortalının TBK'nın 183. ve devamı maddeleri uyarınca ödenen bedel kadar olan alacağını davacı şirkete temlik ettiği anlaşılmakla, bu durum karşısında davacının sigorta ilişkisi dışında alacağın temliki hükümlerine göre de talep hakkı bulunduğundan, bu yöndeki itirazları yerinde görülmemiştir. Ekspertiz raporunda; olayın 05/11/2018 tarihinde meydana geldiği, sigorta şirketine 21/11/2018 tarihinde ihbar edildiği, -Sigorta konusu projede kaba inşaat işlerini sürdürmekte olan ...'ın olay sonrası ... Polis Merkezi Amirliğinde vermiş olduğu ifadesi üzerine düzenlenen 05/11/2018 tarihli Şikayetçi İfade Tutanağında; "...05/11/2018 tarihinde yapmış olduğum inşaat alanına gittiğimde 300 adet plywood / kalıp malzemesinin yerinde olmadığını görünce hırsızlık olduğunu anladım. Hemen 155 polis imdadı aradım. İnşaat alanında kamera sistemi olmadığından dolayı kamera görüntüsü yoktur..." dediği,-Sigorta konusu projede kaba inşaatta görevli olan ...'in ... Polis Merkezi Amirliğinde vermiş olduğu ifadesi üzerine düzenlenen 05/11/2018 tarihli Bilgi Alma Tutanağında; "04/11/2018 tarihinde saat 20:00'de iş yerine geldim. 05/11/2018 tarihinde saat 08:00'de çıkış yaptım. Benim olduğum saatler arasında herhangi ses gürültü duymadım. Olayı kimin yaptığını bilmiyorum. Olayla ilgili söyleyeceklerim bundan ibarettir." dediği, -Sigorta ettiren müteahhit ... Turizm San. ve Tic. A.Ş'nin şantiye şefi ... ve taşeron firmanın yetkilisi ... tarafından hazırlanan Olay Yeri Tutanağı'nın; "Şantiyemizde sabah 08:00'de iş başı yapıldı. ... firmasında çalışan kalıp ekibi D Blok'a çıktıklarında bir gün önce söktükleri kalıpların döşemeden çalındığı fark etti.

Yapılan tespitte 300 kadar kalıp malzemesinin çalındığı tespit edildi. Şantiye panolar ile çevrili olarak korunmaktadır. D Blok'un yanındaki çıkmaz sokaktan şantiye panoları sökülerek malzeme dışarı çıkarılmıştır. Durum polise bildirilmiştir. Çalınan malzeme kalıp malzemesidir. Bu malzeme, beton dökülmeden önce çakılan döşeme kalıp malzemesidir. Malzeme çakıldıktan sonra demirci üzerine imalat yapar, beton dökülür ve malzeme beton gerekli dayanıma ulaştığında sı bir üst kata çıkarılır. Malzeme söküldüğü gün sahadan çalınmıştır." şeklinde düzenlendiği,-Hırsızlık fili nedeniyle zayi olduğu beyan edilen plywood kalıp malzemelerinin miktarlarına göre ağırlıklarının toplam 10.666,00 kg hesaplandığı, bu miktar ve ağırlığın tek seferde şantiye sahasından dışarı çıkarılabilmesi ve yüklenmesi için uzun süreye ihtiyaç duyulduğu ve hesaplanan ağırlık ve miktarın taşınabilmesi için en az 10 ton taşıma kapasiteli bir kamyonunun kullanılması gerektiğinin düşünüldüğü, bu durumda güvenlik zaafiyetinden bahsedilebileceği, -Sigortalı talebinin 66.000,00 TL olduğu, faturaların sunulduğu, söz konusu kalıp malzemelerin 5 kez kullanılmış olması sebebiyle %30 eskime tenzil edildiği, 46.200,00 TL hesaplandığı, poliçede yer alan muafiyet hükmü gereği 2.500 USD muafiyet uygulandığında 32.557,75 TL olduğu, -Hasarın tahakkuku halinde ... Güvenlik ve Koruma Hiz. Ltd. Şti'ye rücu edilebileceğinin düşünüldüğü, ayrıca ihbarın 21/11/2018 tarihinde yapıldığı esas alındığında İnşaat Sigortası Genel Şartlar B.1.a'da belirtilen "Hasarın meydana geldiğini öğrendiği tarihten itibaren en geç 5 gün içinde sigortacıya ihbar etmek." şeklinde hasar ihbar süresinin aşılmış olduğu, hasar bedelinin tahakkuku sigorta şirketinin takdirinde olduğu belirtilmiştir. Özel güvenlik sözleşmesi; Sigortalı ile davalı arasında özel güvenlik hizmet sözleşmesi imzalanmıştır. Sözleşmede; sigortalı İşveren, davalı Yüklenici olarak anılmaktadır. Sözleşmenin kapsam ve konu başlıklı 2.maddesinde; "2.1..... Konakları Projesi İnşaatının Şantiyesinin, taraflar arasında karşılıklı mutabakatla belirlenen sayıda güvenlik elemanı ile 7 gün 24 saat şantiye sahasına haricen gelebilecek hırsızlık, zarar verici müdahaleler v.s. kötü niyetli teşebbüslere karşı, caydırıcı mahiyette korunması, sürekli gözetim altında tutulması, herhangi bir olay vukuunda: gece yarısında bile olsa Polisin, Yüklenicinin bölge sorumlularının ve mobilize yardım ekibinin, İşverenin yetkililerinin anında haberdar edilmesi, vukuatı başlatanların sözlü olarak ikaz edilmesi ve müdahalede bulunulması (fiziki değil), en geç 30 dakika içinde Yüklenicinin mobil bir ekibinin olay yerine intikal ettirilmesi ve şantiye güvenlik görevlilerine destek verdirilmesi şeklinde asgaride koruyucu ve caydırıcı görev ifa etmesidir... 2.2. Olay vukuunda İşverenin yetkilisinin anında haberdar edilmemesi görev ihmali sayılacaktır. Günün hangi saatinde olursa olsun, olay başlangıcında vukuatı fark etmesi gereken güvenlik görevlisi İşveren yetkilisine durumu telefonla bildirecektir. Telefonuna ulaşamazsa mesaj bırakacak/gönderecektir. Aksi halde güvenlik görevlisinin durumu fark edemeyecek halde olduğu kabul edilecektir. Örneğin; “Görev yerini terk etmiş olabilir", “Uyuyor olabilir" v.s. böyle bir durumda hasar, zarar, ziyan meydana gelirse, İşveren ... sigortasından tazmin ettiremediği tutarı Yüklenici'den talep edebilecektir..."Sözleşmenin görevli personel sayısı ve basit görev tarifi başlıklı 4.maddesinde; "4.1.... Konakları projesinde 2 (iki) sayıda sabit kontrol noktasında, mesaili olarak 12 saat vardiya düzeninde gündüz ve gece 6 (altı) adet (sertifikalı) güvenlik personeli ile hizmet verilecektir. Hafta tatili değişimleri yüklenicinin kendi merkez kadrosunda kayıtlı, sertifikalı güvenlik elemanlarıyla sağlanacaktır."Sözleşmenin yüklenicinin ihbar yükümlülüğü başlıklı 9.maddesinde; "9.1.Bu sözleşmede yer almayan ancak uygulama sırasında hizmet için zaruri olduğu ortaya çıkan konular, yüklenici tarafından gerekli tedbirlerin alınması için işverene yazılı bildirilecek, işveren bu önerileri değerlendirip sonuçlandıracaktır. 9.2.İşveren ilgili yazılı önerileri değerlendirmediği ve gerekli önlemleri almadığı takdirde yüklenici kusuru olmadığı sürece (kendi alması gereken önlemleri almış olması kaydıyla) bu konunun sonuçlarından sorumlu olmayacaktır." hükümlerine yer verilmiştir. Davalı şirketin 2 noktada 6 güvenlik görevlisi ile hizmet verdiği anlaşılmıştır. Davalı şirket tarafından düzenlenen "Risk Analiz Raporu" incelenmiş olup özetle; ... Konakları Şantiyesinde hiçbir güvenlik kontrol sistemlerinin olmadığı, personel sayısının yetersiz olduğu, kapı girişleri ve duvar boylarından kontrolsüz girişler meydana gelebileceği, bu tip kontrolsüz girişlerin kontrolünü sağlamak için güvenlik mobosunun konulması ve ilave personel ile desteklenmesi gerektiği, genellikle kaçak ve kontrolsüz girişlerin bu ve buna benzer kontrolsüz yerlerden gerçekleştiği, proje çevre duvarlarının kontrplak oluşu, yıkılabilir ve aşılabilir oluşu büyük oranda güvenlik zafiyeti oluşturduğu, birçok bölgede herhangi bir güvenlik önlemlerinin alınmaması olası hırsızlık girişimlerini beraberinde getireceği, ayrıca art niyetli kişi ve kişilerin kapı altlarından şantiye alanına rahatlıkla girerek ve hırsızlık yapabilecekleri, ... Konakları şantiyesi yapım aşaması kapsamında bazı bölgelerinde çalışması devam eden taşeron firmalar bulunduğu ve bu firmalara ait malzemeler ve depolar bulunduğu, dolayısıyla bu malzemelerin çalınma riski çok yüksek olmakla beraber güvenlik zafiyeti oluşturduğu açıklanmıştır. Risklerin önlenmesi için asgari 5 noktada toplamda 15 personelin görev yapması, şantiye etrafını net olarak gösteren kamera sistemi yapılması, duvar üzerine tel örme çitler ve jiletli tel çekilmesi, gündüz ve gece araçların kontrol edilmesi için bariyer sistemi yapılması, alanın çok geniş olması ve çok sayıda taşeron firma ve çalışanının olması sebebiyle bölgenin tamamının kontrol altına alınması için güvenlik mobolarının konulması, çevre aydınlatmalarının sağlanması, taşeron firma işçilerinin kimlik bilgilerinin paylaşılması gibi önlemlerin alınması gerektiği belirtilmiştir. İşbu rapor 21/07/2018 tarihinde mail olarak sigortalı yetkilisine gönderilmiş, risklerin önlenmesi gerekli ortak çalışmaların yapılması talep edilmiştir.Mahkemece güvenlik uzmanı, sigorta uzmanı ve inşaat mühendisi bilirkişi heyetinden alınan kök ve ek raporda özetle; Davalı şirket yönünden; Dosyaya sunulan kroki ile güvenlik planındaki bilgilere, uydu fotoğraflı harita bilgisi veren internet sitelerinden elde edilen görüntülere göre güvenlik hizmeti sunulan alanın yaklaşık 23.000 m2 olduğu, şantiye olması sebebiyle dağınık olarak konuşlandığı, inşaat ekspertiz raporunda da belirtildiği üzere yaklaşık 10 tonu geçen ve hacimli olan malzeme ve ağırlığın tek seferde şantiye sahasından dışarı çıkarılabilmesi ve yüklenmesi için uzun süreye ihtiyaç duyulduğu, hesaplanan ağırlık ve miktarın taşınabilmesi için en az 10 ton taşıma kapasiteli bir kamyonun kullanılması gerektiği, hırsızlığı gerçekleştirilen hırsız grubunun geldiği sırada yüksek titizlikle alana giriş sebeplerini tespite yönelik bir gayretlerinin olmayan, girişlerini görmeyen ya da izin veren davalı şirketin istihdam ettiği personelin görev başındaki davranışlarına yönelik yeterli eğitimi vermediği, denetim mekanizması oluşturmadığı, bu nedenle de hizmette önemli bir aksaklığa sebebiyet verdiği için %50 oranında kusurlu olduğu, Sigortalı yönünden; Yaklaşık 23.000 m2 alanda alınacak koruma ve güvenlik hizmetinin fiziki tedbirler, beşeri tedbirler ve teknolojik tedbirler bağlamında topyekün planlanması ve uygulanması gerektiği, fiziki tedbirler (koruma duvarı, dikenli jiletli tel çit, değerli malzemelerin muhafaza edildiği işyeri kapılarının daha muhkem hale getirilmesi, kamera ve alarm sistemi kurulması v.b.) yönünden alınması gereken tedbirlerin yeterli olmadığı, özel güvenlik izninde öngörülen ya da risk analiz raporunda tavsiye olunan personel sayısına uygun güvenlik hizmeti satın alınmadığı, fiziki iyileştirme ve tedbirlerin alınmadığı, güvenlik şirketinin hizmet gereklerini yerine getirip getirmediği yönünde yeterince denetlenmediği ve güvenlik şirketinin uyarılmadığı, bu nedenle %50 oranında sigortalının kusurlu olduğu, İnşaat mühendisi sigorta eksperi tarafından düzenlendiği anlaşılan 05/12/2018 tarihli inşaat ekspertiz raporunda hasar miktarı hesaplamalarında; ... Yapı tarafından yüklenici ...'a kesilmiş olduğu görülen 04/06/2018 tarihli faturada 1 adet plywood için belirtilen 220 TL bedel kullanılarak zayi olduğu anlaşılan 300 adet plywood için 300 ad. x 220 TL = 66.000 TL maliyet çıkarıldığı, malzemelerin eskime payı da % 30 olarak belirlenerek 19.800 TL sovtaj ve 13.642,25 TL muafiyet düşülmek suretiyle hasar miktarının 32.557,75 TL hesaplandığı, sigortalıya ödenen bedelin 32.557,75 TL'nin kadri maruf olduğu belirtilmiştir. Somut olayda; inşaat alanında hırsızlık olayının meydana geldiği hususunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmamaktadır.

Bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere inşaat alanının büyüklüğü, güvenlik kamerasının olmaması, inşaat alanını çevreleyen duvarların dayanıklı olmaması gibi nedenlerle ve personel sayısı itibariyle davalı tarafça güvenliğin tam olarak sağlanamayacağı açıktır. Nitekim davalı tarafından hizmet verildiği sırada tespit edilen bu riskler yönünden risk analiz raporu düzenlenerek sigortalının uyarıldığı da anlaşılmaktadır. Ancak hırsızlığa konu olan malzemenin gerek boyut itibariyle kapladığı hacim gerekse 10 tonu bulan ağırlığı karşısında ancak kamyon ile taşınmasının mümkün olduğu, bu durumda ise risk analiz raporuyla bir takım riskleri bildiren davalı şirketin kusursuz olduğundan bahsedilemeyeceği, inşaat alanından bir kamyon kalıp malzemesinin çalınmasının kapılarda görev yapan personel tarafından tespit edilmesi gerektiği, davalı şirketin olayda kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Yine sigortalı şirket yönünden ise kendisine yapılan risk ihbarına rağmen gerekli fiziki önlemlerin alınmasını sağlamaması ve personel sayısının artırılmasını talep etmemesi karşısında kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır.

Bilirkişi raporunda belirlenen ve mahkemece hükme esas alınan kusur oranları Dairemizce de olaşa uygun bulunmuştur. Açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin itirazları yerinde görülmediğinden istinaf taleplerinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 14/09/2021 tarihli 2021/10 E. 2021/61 K. sayılı ilamında; 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 2. maddesinde ifade edilen (1) sayılı tarifenin 1/e bendinde belirtilen işin esasının hüküm altına aldığı kararlardan anlaşılması gerekenin, ilk derece mahkemesi yerine geçilerek verilen ve icra kabiliyeti söz konusu olan kararlar olduğu, ilk derece mahkeme kararlarına dair istinaf başvurusunun esastan reddi yönündeki kararların ise icra edilebilir karar niteliğinde olmadığı için maktu harca tabi olduğu ifade edilmiştir. Somut dosya yönünden Dairemizce yapılan inceleme neticesinde verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararı icra edilebilir bir karar niteliğinde değildir ve ilk derece mahkemesi kararının geçerliliği devam etmektedir.

İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeni bir karar verilmediği için emsal ilamda açıklanan hususlar Dairemizce de uygun bulunarak, davalı yönünden istinaf karar harcının maktu olarak belirlenmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1.Davacı vekilinin ve davalı vekilinin tarafın istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE,2-Taraflarca ayrı ayrı yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına,3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından, davacı tarafından yatırılan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 556,10‬ TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,4-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından, davalı tarafından yatırılan 278,50 TL'nin mahsubu ile bakiye 336,90‬ TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,5-İstinaf yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılmasına, 6-Yatırılan gider avansından kalan kısmın taraflara ilk derece mahkemesince iadesine,7-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 08/10/2025

Karar Etiketleri
REDDİNE ISTINAFHUKUK HUKUK Ticaret Hukuku 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır.Dava, sigortalı inşaat sahasında hırsızlık neticesinde oluşan zararın rücuen tahsili istemine ilişkindir.Dava dışı sigortalı ... ... Adi Ortaklığı'na ait inşaat alanı çeşitli risklere karşı İnşaat Sigorta Poliçesi ile 19/04/2017-2019 tarihleri arasında, davacı şirket nezdinde teminat altına alınmıştır. Poliçede; "Hırsızlık riski, inşaa sahası çevresinin minumum 2 metre yüksekliğinde tel/çit ve/veya panel ile kapatılmış /çevrelenmiş olması ve malzemelerin kilitli depolarda ve 24 saat bekçi gözetiminde bulundurulması ön şartı ile temin edilmiştir. Aksi halde teminat geçersiz olacaktır. Hırsızlık veya hırsızlığa teşebbüsün: Kırma, delme, yıkma, devirme ve zorlamayla girilerek, öldürme, yaralama, zor ve şiddet kullanma veya tehditle, araç, gereç veya bedeni çeviklik sayesinde tırmanma veya aşma suretiyle girilerek, sigortalı yerlere gizlice girip saklanarak veya kapanarak, yapılması halinde meydana gelecek hasarlar teminat altına alınmıştır." ifadesine yer verilmiştir. Davacı tarafından sigortalısına 13/12/2018 tarihinde 32.557,75 TL ödeme yapılmıştır. Rücu ve halefiyet Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 22/03/1944 Tarih E. 37, K. 9, R.G. 03/07/1944 sayılı kararında "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava olmayıp; aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklinde vurgulanmaktadır. 6102 sayılı TTK'nun "Halefiyet" başlığı altındaki 1472. maddesinde ise "Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder." hükmüne yer verilmiştir. Somut olayda ihtilaf; meydana gelen hırsızlık olayı nedeniyle tarafların davalı şirketin yada sigortalının kusurlu olup olmadığı, hasar poliçe teminatı kapsamında olup olmadığı, rücu koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. Dosya kapsamında poliçe ve ödeme belgesi yer aldığı gibi dava dışı sigortalı tarafından imzalanan "...üçüncü şahıslara karşı dava ve talep haklarımızın ödenen tazminat tutarı kadar kısmını ... Sigorta A.Ş.'ne devir ve temlik ettiğimizi..." beyanını içeren temlikname mevcut olduğu görülmekle, davacının aktif husumetinin bulunduğu anlaşılmıştır. Davalı vekili hasarın poliçe teminatı kapsamında olmadığını ileri sürmüş ise de, sigortalının TBK'nın 183. ve devamı maddeleri uyarınca ödenen bedel kadar olan alacağını davacı şirkete temlik ettiği anlaşılmakla, bu durum karşısında davacının sigorta ilişkisi dışında alacağın temliki hükümlerine göre de talep hakkı bulunduğundan, bu yöndeki itirazları yerinde görülmemiştir. Ekspertiz raporunda; olayın 05/11/2018 tarihinde meydana geldiği, sigorta şirketine 21/11/2018 tarihinde ihbar edildiği, -Sigorta konusu projede kaba inşaat işlerini sürdürmekte olan ...'ın olay sonrası ... Polis Merkezi Amirliğinde vermiş olduğu ifadesi üzerine düzenlenen 05/11/2018 tarihli Şikayetçi İfade Tutanağında; "...05/11/2018 tarihinde yapmış olduğum inşaat alanına gittiğimde 300 adet plywood / kalıp malzemesinin yerinde olmadığını görünce hırsızlık olduğunu anladım. Hemen 155 polis imdadı aradım. İnşaat alanında kamera sistemi olmadığından dolayı kamera görüntüsü yoktur..." dediği,-Sigorta konusu projede kaba inşaatta görevli olan ...'in ... Polis Merkezi Amirliğinde vermiş olduğu ifadesi üzerine düzenlenen 05/11/2018 tarihli Bilgi Alma Tutanağında; "04/11/2018 tarihinde saat 20:00'de iş yerine geldim. 05/11/2018 tarihinde saat 08:00'de çıkış yaptım. Benim olduğum saatler arasında herhangi ses gürültü duymadım. Olayı kimin yaptığını bilmiyorum. Olayla ilgili söyleyeceklerim bundan ibarettir." dediği, -Sigorta ettiren müteahhit ... Turizm San. ve Tic. A.Ş'nin şantiye şefi ... ve taşeron firmanın yetkilisi ... tarafından hazırlanan Olay Yeri Tutanağı'nın; "Şantiyemizde sabah 08:00'de iş başı yapıldı. ... firmasında çalışan kalıp ekibi D Blok'a çıktıklarında bir gün önce söktükleri kalıpların döşemeden çalındığı fark etti. Yapılan tespitte 300 kadar kalıp malzemesinin çalındığı tespit edildi. Şantiye panolar ile çevrili olarak korunmaktadır. D Blok'un yanındaki çıkmaz sokaktan şantiye panoları sökülerek malzeme dışarı çıkarılmıştır. Durum polise bildirilmiştir. Çalınan malzeme kalıp malzemesidir. Bu malzeme, beton dökülmeden önce çakılan döşeme kalıp malzemesidir. Malzeme çakıldıktan sonra demirci üzerine imalat yapar, beton dökülür ve malzeme beton gerekli dayanıma ulaştığında sı bir üst kata çıkarılır. Malzeme söküldüğü gün sahadan çalınmıştır." şeklinde düzenlendiği,-Hırsızlık fili nedeniyle zayi olduğu beyan edilen plywood kalıp malzemelerinin miktarlarına göre ağırlıklarının toplam 10.666,00 kg hesaplandığı, bu miktar ve ağırlığın tek seferde şantiye sahasından dışarı çıkarılabilmesi ve yüklenmesi için uzun süreye ihtiyaç duyulduğu ve hesaplanan ağırlık ve miktarın taşınabilmesi için en az 10 ton taşıma kapasiteli bir kamyonunun kullanılması gerektiğinin düşünüldüğü, bu durumda güvenlik zaafiyetinden bahsedilebileceği, -Sigortalı talebinin 66.000,00 TL olduğu, faturaların sunulduğu, söz konusu kalıp malzemelerin 5 kez kullanılmış olması sebebiyle %30 eskime tenzil edildiği, 46.200,00 TL hesaplandığı, poliçede yer alan muafiyet hükmü gereği 2.500 USD muafiyet uygulandığında 32.557,75 TL olduğu, -Hasarın tahakkuku halinde ... Güvenlik ve Koruma Hiz. Ltd. Şti'ye rücu edilebileceğinin düşünüldüğü, ayrıca ihbarın 21/11/2018 tarihinde yapıldığı esas alındığında İnşaat Sigortası Genel Şartlar B.1.a'da belirtilen "Hasarın meydana geldiğini öğrendiği tarihten itibaren en geç 5 gün içinde sigortacıya ihbar etmek." şeklinde hasar ihbar süresinin aşılmış olduğu, hasar bedelinin tahakkuku sigorta şirketinin takdirinde olduğu belirtilmiştir. Özel güvenlik sözleşmesi; Sigortalı ile davalı arasında özel güvenlik hizmet sözleşmesi imzalanmıştır. Sözleşmede; sigortalı İşveren, davalı Yüklenici olarak anılmaktadır. Sözleşmenin kapsam ve konu başlıklı 2.maddesinde; "2.1..... Konakları Projesi İnşaatının Şantiyesinin, taraflar arasında karşılıklı mutabakatla belirlenen sayıda güvenlik elemanı ile 7 gün 24 saat şantiye sahasına haricen gelebilecek hırsızlık, zarar verici müdahaleler v.s. kötü niyetli teşebbüslere karşı, caydırıcı mahiyette korunması, sürekli gözetim altında tutulması, herhangi bir olay vukuunda: gece yarısında bile olsa Polisin, Yüklenicinin bölge sorumlularının ve mobilize yardım ekibinin, İşverenin yetkililerinin anında haberdar edilmesi, vukuatı başlatanların sözlü olarak ikaz edilmesi ve müdahalede bulunulması (fiziki değil), en geç 30 dakika içinde Yüklenicinin mobil bir ekibinin olay yerine intikal ettirilmesi ve şantiye güvenlik görevlilerine destek verdirilmesi şeklinde asgaride koruyucu ve caydırıcı görev ifa etmesidir... 2.2. Olay vukuunda İşverenin yetkilisinin anında haberdar edilmemesi görev ihmali sayılacaktır. Günün hangi saatinde olursa olsun, olay başlangıcında vukuatı fark etmesi gereken güvenlik görevlisi İşveren yetkilisine durumu telefonla bildirecektir. Telefonuna ulaşamazsa mesaj bırakacak/gönderecektir. Aksi halde güvenlik görevlisinin durumu fark edemeyecek halde olduğu kabul edilecektir. Örneğin; “Görev yerini terk etmiş olabilir", “Uyuyor olabilir" v.s. böyle bir durumda hasar, zarar, ziyan meydana gelirse, İşveren ... sigortasından tazmin ettiremediği tutarı Yüklenici'den talep edebilecektir..."Sözleşmenin görevli personel sayısı ve basit görev tarifi başlıklı 4.maddesinde; "4.1.... Konakları projesinde 2 (iki) sayıda sabit kontrol noktasında, mesaili olarak 12 saat vardiya düzeninde gündüz ve gece 6 (altı) adet (sertifikalı) güvenlik personeli ile hizmet verilecektir. Hafta tatili değişimleri yüklenicinin kendi merkez kadrosunda kayıtlı, sertifikalı güvenlik elemanlarıyla sağlanacaktır."Sözleşmenin yüklenicinin ihbar yükümlülüğü başlıklı 9.maddesinde; "9.1.Bu sözleşmede yer almayan ancak uygulama sırasında hizmet için zaruri olduğu ortaya çıkan konular, yüklenici tarafından gerekli tedbirlerin alınması için işverene yazılı bildirilecek, işveren bu önerileri değerlendirip sonuçlandıracaktır. 9.2.İşveren ilgili yazılı önerileri değerlendirmediği ve gerekli önlemleri almadığı takdirde yüklenici kusuru olmadığı sürece (kendi alması gereken önlemleri almış olması kaydıyla) bu konunun sonuçlarından sorumlu olmayacaktır." hükümlerine yer verilmiştir. Davalı şirketin 2 noktada 6 güvenlik görevlisi ile hizmet verdiği anlaşılmıştır. Davalı şirket tarafından düzenlenen "Risk Analiz Raporu" incelenmiş olup özetle; ... Konakları Şantiyesinde hiçbir güvenlik kontrol sistemlerinin olmadığı, personel sayısının yetersiz olduğu, kapı girişleri ve duvar boylarından kontrolsüz girişler meydana gelebileceği, bu tip kontrolsüz girişlerin kontrolünü sağlamak için güvenlik mobosunun konulması ve ilave personel ile desteklenmesi gerektiği, genellikle kaçak ve kontrolsüz girişlerin bu ve buna benzer kontrolsüz yerlerden gerçekleştiği, proje çevre duvarlarının kontrplak oluşu, yıkılabilir ve aşılabilir oluşu büyük oranda güvenlik zafiyeti oluşturduğu, birçok bölgede herhangi bir güvenlik önlemlerinin alınmaması olası hırsızlık girişimlerini beraberinde getireceği, ayrıca art niyetli kişi ve kişilerin kapı altlarından şantiye alanına rahatlıkla girerek ve hırsızlık yapabilecekleri, ... Konakları şantiyesi yapım aşaması kapsamında bazı bölgelerinde çalışması devam eden taşeron firmalar bulunduğu ve bu firmalara ait malzemeler ve depolar bulunduğu, dolayısıyla bu malzemelerin çalınma riski çok yüksek olmakla beraber güvenlik zafiyeti oluşturduğu açıklanmıştır. Risklerin önlenmesi için asgari 5 noktada toplamda 15 personelin görev yapması, şantiye etrafını net olarak gösteren kamera sistemi yapılması, duvar üzerine tel örme çitler ve jiletli tel çekilmesi, gündüz ve gece araçların kontrol edilmesi için bariyer sistemi yapılması, alanın çok geniş olması ve çok sayıda taşeron firma ve çalışanının olması sebebiyle bölgenin tamamının kontrol altına alınması için güvenlik mobolarının konulması, çevre aydınlatmalarının sağlanması, taşeron firma işçilerinin kimlik bilgilerinin paylaşılması gibi önlemlerin alınması gerektiği belirtilmiştir. İşbu rapor 21/07/2018 tarihinde mail olarak sigortalı yetkilisine gönderilmiş, risklerin önlenmesi gerekli ortak çalışmaların yapılması talep edilmiştir.Mahkemece güvenlik uzmanı, sigorta uzmanı ve inşaat mühendisi bilirkişi heyetinden alınan kök ve ek raporda özetle; Davalı şirket yönünden; Dosyaya sunulan kroki ile güvenlik planındaki bilgilere, uydu fotoğraflı harita bilgisi veren internet sitelerinden elde edilen görüntülere göre güvenlik hizmeti sunulan alanın yaklaşık 23.000 m2 olduğu, şantiye olması sebebiyle dağınık olarak konuşlandığı, inşaat ekspertiz raporunda da belirtildiği üzere yaklaşık 10 tonu geçen ve hacimli olan malzeme ve ağırlığın tek seferde şantiye sahasından dışarı çıkarılabilmesi ve yüklenmesi için uzun süreye ihtiyaç duyulduğu, hesaplanan ağırlık ve miktarın taşınabilmesi için en az 10 ton taşıma kapasiteli bir kamyonun kullanılması gerektiği, hırsızlığı gerçekleştirilen hırsız grubunun geldiği sırada yüksek titizlikle alana giriş sebeplerini tespite yönelik bir gayretlerinin olmayan, girişlerini görmeyen ya da izin veren davalı şirketin istihdam ettiği personelin görev başındaki davranışlarına yönelik yeterli eğitimi vermediği, denetim mekanizması oluşturmadığı, bu nedenle de hizmette önemli bir aksaklığa sebebiyet verdiği için %50 oranında kusurlu olduğu, Sigortalı yönünden; Yaklaşık 23.000 m2 alanda alınacak koruma ve güvenlik hizmetinin fiziki tedbirler, beşeri tedbirler ve teknolojik tedbirler bağlamında topyekün planlanması ve uygulanması gerektiği, fiziki tedbirler (koruma duvarı, dikenli jiletli tel çit, değerli malzemelerin muhafaza edildiği işyeri kapılarının daha muhkem hale getirilmesi, kamera ve alarm sistemi kurulması v.b.) yönünden alınması gereken tedbirlerin yeterli olmadığı, özel güvenlik izninde öngörülen ya da risk analiz raporunda tavsiye olunan personel sayısına uygun güvenlik hizmeti satın alınmadığı, fiziki iyileştirme ve tedbirlerin alınmadığı, güvenlik şirketinin hizmet gereklerini yerine getirip getirmediği yönünde yeterince denetlenmediği ve güvenlik şirketinin uyarılmadığı, bu nedenle %50 oranında sigortalının kusurlu olduğu, İnşaat mühendisi sigorta eksperi tarafından düzenlendiği anlaşılan 05/12/2018 tarihli inşaat ekspertiz raporunda hasar miktarı hesaplamalarında; ... Yapı tarafından yüklenici ...'a kesilmiş olduğu görülen 04/06/2018 tarihli faturada 1 adet plywood için belirtilen 220 TL bedel kullanılarak zayi olduğu anlaşılan 300 adet plywood için 300 ad. x 220 TL = 66.000 TL maliyet çıkarıldığı, malzemelerin eskime payı da % 30 olarak belirlenerek 19.800 TL sovtaj ve 13.642,25 TL muafiyet düşülmek suretiyle hasar miktarının 32.557,75 TL hesaplandığı, sigortalıya ödenen bedelin 32.557,75 TL'nin kadri maruf olduğu belirtilmiştir. Somut olayda; inşaat alanında hırsızlık olayının meydana geldiği hususunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmamaktadır. Bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere inşaat alanının büyüklüğü, güvenlik kamerasının olmaması, inşaat alanını çevreleyen duvarların dayanıklı olmaması gibi nedenlerle ve personel sayısı itibariyle davalı tarafça güvenliğin tam olarak sağlanamayacağı açıktır. Nitekim davalı tarafından hizmet verildiği sırada tespit edilen bu riskler yönünden risk analiz raporu düzenlenerek sigortalının uyarıldığı da anlaşılmaktadır. Ancak hırsızlığa konu olan malzemenin gerek boyut itibariyle kapladığı hacim gerekse 10 tonu bulan ağırlığı karşısında ancak kamyon ile taşınmasının mümkün olduğu, bu durumda ise risk analiz raporuyla bir takım riskleri bildiren davalı şirketin kusursuz olduğundan bahsedilemeyeceği, inşaat alanından bir kamyon kalıp malzemesinin çalınmasının kapılarda görev yapan personel tarafından tespit edilmesi gerektiği, davalı şirketin olayda kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Yine sigortalı şirket yönünden ise kendisine yapılan risk ihbarına rağmen gerekli fiziki önlemlerin alınmasını sağlamaması ve personel sayısının artırılmasını talep etmemesi karşısında kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır. Bilirkişi raporunda belirlenen ve mahkemece hükme esas alınan kusur oranları Dairemizce de olaşa uygun bulunmuştur. Açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin itirazları yerinde görülmediğinden istinaf taleplerinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 14/09/2021 tarihli 2021/10 E. 2021/61 K. sayılı ilamında; 492 sayılı Harçlar Kanunu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE,2-Taraflarca ayrı ayrı yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına,3-Harçlar Kanunu 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu HMK md.353/1 HMK md.357 K6100 md.1 K1944 md.1472 K6100 md.353 HMK md.355 TBK md.183 TTK md.1472 TBK md.502 K492 md.2 K6100 md.355
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.