ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
DİYARBAKIR
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
GEREKÇELİ KARARIN
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirket yetkilisinin sahibinden.com adlı siteden davalıya ait .....aracı görüp beğendiğini, .....tarihinde kendisine ait ....nolu telefondan davalıya ait .....nolu telefonu arayarak görüştüğünü, davalı tarafın aracın orijinal .....km de olduğunu ve aracı en son %20 KDV dahil 420.000,00 TL’ye satabileceğini belirttiğini, müvekkili şirket yetkilisinin de araç bedelinin tamamına %20 fatura kesilmesi şartıyla yani 350.000,00 TL + 70.000,00 TL KDV olmak üzere 420.000,00 TL’ye aracı satın alacağını belirttiğini ve tarafların bu hususlarda anlaştıklarını, buna ilişkin gerek mesajlaşma görüşmeleri ve konuşmaları gerekse de telefon konuşma kayıtlarının mevcut olduğunu, sonrasında müvekkili şirket yetkilisinin, davalıya anlaştıkları gibi ve Noter Satış Sözleşmesinde de açıkça yazılı olduğu üzere satış bedeli olan 420.000,00 TL’nin tamamı üzerinden %20 fatura kesmesini istediğini, davalı tarafın ise müvekkile %20 KDV li şekilde 5.000,00 TL fatura kesip geri kalan 414.000,00 TL kısım için ise KDV’siz 420.000,00 TL miktarlı .....tarih .....nolu faturayı kesmiş olduğunu, bu faturanın kabul edilmemesi üzerine bu defa 400.000,00 kısmı için KDV’siz 16.666,67 TL kısmı için %20 KDV li 420.000,00 TL miktarlı .....tarihli .....nolu fatura kesildiğini, kısaca arz ve izahına çalışılan sebeplerden ötürü; 66.666,67 TL alacağın .....tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek Ticari Faiziyle birlikte Davalıdan tahsiline, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı taraftan tahsiline, karar verilmesini arz ve talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE : Dava, Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasıdır.
Göreve dair kurallar kamu düzenine ilişkin olup 6100 HMK'nın m. 1 hükmü uyarınca mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir; m. 114(1)-c hükmüne göre de mahkemenin görevli olması bir dava şartıdır. Aynı Kanun'un m. 115 hükmüne göre ise, dava şartlarının mevcut olup olmadığı, taraflarca ileri sürülüp sürülmediğine bakılmaksızın yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden gözetilir. Bu nedenle, dava açılırken dayanılan hukuki ve maddi olguların göreve etkili olduğu durumda öncelikle hukuki nitelemenin yapılması ve sonucuna göre mahkemenin görevsiz olduğu kanısına varılırsa dava dilekçesinin usulden reddine karar verilmelidir. 6102 sayılı TTK m. 4 hükmünde, bir davanın ticarî dava niteliğinde olup olmadığının tespiti bakımından üç ayrı kıstas kabul edilmiştir: (i) Bunlardan ilki, tarafların sıfatına ve işin ticarî işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ve başka hiçbir şart aranmaksızın TTK veya diğer kanunlarda ticarî sayılan davalardır (mutlak ticarî davalar). Mutlak ticarî davalar herhangi bir unsurun, bağlama noktasının veya sebebin davanın ticarî niteliğini değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalardan olup; TTK m. 4(1) hükmünde (a) ilâ (f) bentlerinde sayılmıştır. (ii) İkincisi ise, yalnızca bir ticarî işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticarî nitelikte kabul edilen davalardır. TTK m. 4(1)-son cümle hükmü uyarınca ikinci grup ticarî davalar, yalnızca bir tarafın ticarî işletmesini ilgilendiren havale, vedia (saklama) sözleşmesi ile fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalardır. Bu nevi davaların ticarî nitelikte sayılması için yalnızca bir tarafın ticarî işletmesiyle ilgili olması TTK’da gerekli ve yeterli görülmüştür. (iii) Üçüncü grup ise, nispî ticarî davalar olup, TTK m. 4(1) hükmü uyarınca her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticarî dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticarî dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticarî işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticarî iş niteliğinde olması veya ticarî iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticarî sayılması davanın ticarî dava olması için yeterli değildir. TTK m. 19/2 hükmü uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş niteliğindeki bir sözleşmenin diğer taraf için de ticarî sayılması, davanın niteliğini ticarî hale getirmeyecektir. Zira TTK, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı “ticarî iş” esasına göre değil, “ticarî işletme” esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticarî nitelikte olması tek başına davayı ticarî dava haline getirmez.
Dava konusu uyuşmazlık, 6102 sayılı TTK’nın 4. maddesinde tahdidi olarak sayılan mutlak ticarî davalardan değildir. Dolayısıyla, taraflar arasındaki uyuşmazlığın ticarî dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin de tacir ve dava konusunun tarafların ticarî işletmeleriyle ilgili olması gerekir.
Davacı tarafın, Vergi Dairesi Müdürlüğüne yazılan müzekkere cevabından anlaşıldığı üzere; davalı ....."Evlerde Kullanılan Tüpgaz Perakende Ticareti" faaliyetinde bulunduğu ve 2021 yılı vergilendirme döneminde bilanço esasına göre defter tuttuğu anlaşılmıştır. Buna göre dava konusu uyuşmazlığın .....plakalı aracın davalı tarafından davacıya satımına dair araç alım satım sözleşmesine ilişkin olduğu ve uyuşmazlık döneminin 2025 yılı vergilendirme dönemine ilişkin olduğu, ilgili uyuşmazlık konusunun davalının tacir olarak değerlendirildiği faaliyet alanı dışında olduğu dikkate alındığında eldeki dava nispî ticarî dava niteliğinde değerlendirilemeyecektir.
Bu açıklamalar ışığında, 6100 sayılı HMK m. 2(1) hükmüne göre, dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. Bu nedenle hukuki uyuşmazlıklarda asliye mahkemelerinin görevi asıldır. Dolayısı ile de mahkememizce, Diyarbakır Asliye Hukuk Mahkemesine görevsizlik kararı vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM-Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1.Mahkememizin görevsizliği nedeni ile HMK'nın 114. ve 115. mad. gereğince dava şartı yokluğundan davanın usulden REDDİNE,
2.Görevli mahkemenin Diyarbakır Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna,
3.Tarafların görevsizlik kararının kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulması halinde ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkememize müracaatı halinde dava dosyasının görevli DİYARBAKIR NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine,
4.Yargılama giderlerinin HMK'nın 331/2 maddesi gereğince görevli mahkemece nazara alınmasına,
Dair tarafların yokluğunda verilen karara karşı, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun İstinafa ilişkin hükümleri doğrultusunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde (HMK'nın 345. maddesi), mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı.
Katip Hakim