Esas No
E. 2025/1488
Karar No
K. 2025/1738
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ

T.C.

SAKARYA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

7. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2025/1488

KARAR NO: 2025/1738

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 22/02/2023

NUMARASI : 2022/546 Esas - 2023/126 Karar

DAVACI: ....
VEKİLİ: Av....
DAVALI: ...
VEKİLİ: Av....
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 18/05/2022
KARAR TARİHİ: 16/10/2025
KR. YAZIM TARİHİ: 23/10/2025

Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/02/2023 tarih, 2022/546 Esas - 2023/126 Karar sayılı kararına yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde; Dairemizin 07/11/2024 tarih 2023/970 esas 2024/1573 karar sayılı kararı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 23/06/2025 tarih 2025/245 esas 2025/4441 karar sayılı kararı ile bozulması üzerine dosyanın yukarıda yer alan esasa kaydı sonrası yapılan açık yargılaması sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; hissedarı olduğu taşınmazın davalı ...'a satışı amacıyla ön anlaşma yapıldığını ancak bazı hissedarların şehir dışında olması sebebiyle devrin yapılamaması üzerine hisse devri için teminat olması amacıyla davalıya iki adet bono verildiğini, Türkiye'de bulunan hissedarların hissesi için kısa vadeli 200.000,00-TL bedelli, yurt dışında bulunan hissedarın hissesi için ise uzun vadeli 800.000,00-TL bedelli bonoların verildiğini, belirlenen tarihte devir yapılamayınca davalının her iki senedi Hendek İcra Dairesi'nin 2022/406 Esas sayılı dosyası ile icra takibine koyduğunu, mütevaffa ...'in (1/5) murislerinin hisseleri dışındaki tüm hisselerin 05.04.2022 tarihinde tapuda devredildiğini, bunun dışında davalı ile her hangi bir bireysel ve ticari ilişkisinin bulunmadığını, senetlerin teminat senedi olduğunu belirterek bahsi geçen senetlere dayanan icra takibi sebebiyle davalıya borçlu olmadıklarının tespiti ile %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmolunmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı tarafın zamanaşımı definde bulunduğunu, senedin bağımsız bir borç ikrarı niteliğinde olduğunu ve teminat senedi olduğu hususunun yazılı delille ispatının gerektiğini belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:

İlk derece mahkemesince; "... 1-Davanın KABULÜNE, Davacının Hendek İcra Müdürlüğünün 2022/406 Esas sayılı takip dosyasında davalıya borçlu olmadığının tespitine,

2.Davalının kötü niyeti sabit görülmemekle kötü niyet tazminatı talebinin ise reddine ..." şeklinde hüküm kurulmuştur.

İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; usule aykırı olarak davacı tarafça hazırlanan yemin metni içeriğini kabul etmemekle beraber işbu metinden alıntılar içeren sorularla davalının yeminli beyanının alınmasının kabul edilemez olduğunu, her ne kadar yeminin usule uygun olarak eda ettirilmediği açıkça anlaşılmakta ise de aksi kanaatte ise bile davalının yerel mahkeme huzurunda yemin ettiğini ve yemininde ısrarcı olduğunu, HMK md.225-238 uyarınca yemin delili kesin delil niteliğine haiz olduğundan davalının mahkeme huzurunda yemin etmiş olması ve yemininde ısrar etmiş olması sebebiyle yerel mahkemenin takdir yetkisi bulunmadığını, davanın yemin kesin delililin eda ettirilmesi nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken bahsedilen şekilde davanın kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, yerel mahkemenin davalıya taşınmazın devir ve tescili ile senetlerin düzenlenme tarihleri arasındaki farklılık hususunda isticvap etmeden salt tapu kayıtlarından bir kanaate varmasının isabetsiz olduğunu, işbu senet imzalanırken herhangi bir sözleşme yapılmadığını veya ihtirazi kayıt da ileri sürülmediğini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.

Davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı tarafın, yemin metninde ifade ettiği üzere bonoları taşınmazın satışına ilişkin aldığını ikrar ettiğini, dolaysıyla kesin hüküm ifade eden yemine karşı davalı tarafın istinaf başvuru beyanlarının yersiz olduğunu, davalının söz konusu taşınmazın 4/5 hissesini 2021 yılında 400.000-TL karşılığında devir aldığını ve aynı hisseleri 10.10.2022 tarihinde ... isimli kişiye 1.750.000-TL bedelle sattığını haricen tapu kayıtlarından öğrendiklerini, yani zarar ettim iddiası ve senetlerin zarara karşılık verildi iddiasının tamamen asılsız olduğunu, davalının zarar iddiasını mahkeme huzurunda ispat etmesi gerektiğini, hangi ölçüye göre 1.000.000-TL olarak zararın tespit edildiği hususunun ispata muhtaç bir konu olduğunu, zira iddia olan zarar bedelinin, bakiye hissenin bedelinden fazla olmasının da hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının davalıya herhangi bir borcu, ticari ilişkisi vb. bir bağlantısı bulunmadığını belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER

Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/02/2023 tarih, 2022/546 Esas - 2023/126 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

DAVA; 2004 sayılı İİK'nın 72. maddesine göre; takipten sonra açılmış bonoya dayalı menfi tespit istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.

Dosyanın incelenmesinde; davaca tarafça Hendek İcra Dairesi'nin 2022/406 Esas sayılı takip dosyasında takip dayanağı olan 09/03/2021 tarihli, 200.000-TL bedelli ve 04/02/2022 tarihli, 800.000-TL bedelli bonoların teminat senedi olduğundan bahisle borçlu olmadığının tespiti amacıyla işbu davayı açtığı, bu senetleri hissedarı olduğu Sakarya ili Hendek ilçesi, Yeniköy Mahallesi, 2262 Ada 4 numaralı parselin davalıya satılacağı, ancak hazır olmayan hissedarların hisse devrini teminat olması açısından işbu senetlerin verildiği, Türkiye'de bulunan hissedarlar için kısa vadeli 200.000,00 TL bedelli, yurt dışında bulunan hissedarlar için uzun vadeli 800.000,00 TL bedelli bonoyu (malen yazılı) verdikleri belirttiği, davalı tarafın zamanaşımı definde bulunduğunu, senedin bağımsız bir borç ikrarı niteliğinde olduğunu ve teminat senedi olduğu hususunun yazılı delille ispatının gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiş, Mahkemece; davalının dava konusu senetlerle teminat altına alınmış bir alacağının varlığı sabit görülmediğinden teminat senetlerinin tümüyle bedelsiz olduğu sonucuna varılmış ve davanın kabulüne karar verildiği, kararın istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 07/11/2024 tarih 2023/970 esas 2024/1573 karar sayılı kararı ile, mahkemece, ispat yükü kendisinde olan davacıya (senet borçlusuna) bu iddiasını kanıtlayabilmesi için olanak verilerek, tüm deliller toplanmış olup sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği, yani her iki tarafında senedin ihdas nedenini talil ettiği, çifte talil nedeniyle ispat yükünün davacıda olduğu, davacının iddiasını usulüne uygun yazılı delillerle teminat olarak verildiğinin ve bedelsiz olduğunun kanıtlanamadığı, davacının iddiasını ispat noktasında davalıya yemin teklif etme hakkını da kullanarak davalının da yemin eda ettiği gerekçesiyle davanın reddine ilişkin yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.

Dairemiz kararının davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 23/06/2025 tarih 2025/245 esas 2025/4441 karar sayılı ilamı ile; " ... ispat yükünü üzerine alan davalının iddiasını ispat edemediği gözetilerek davanın kabulü gerekirken yazılı gerekçe ile reddi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir. ..." gerekçesi ile dairemiz kararı bozulmuştur. Bozma sonrası Dairemizin yeni esasına kaydedilen davanın açık yargılamasında bozma ilâmına uyulmasına karar verilmiştir.

Uyuşmazlık; icra takibine konu yapılan senetlerin teminat senedi olup olmadığı, bedelsiz olup olmadıkları, davacının bu senetler sebebi ile davalıya borçlu olup olmadığı hususlarında toplanmaktadır.

Kural olarak kambiyo senetleri soyut borç ikrarını içeren senetlerdir. Kambiyo senetlerinde soyutluk prensibinin en önemli işlevi ispat açısından kendisini gösterir. Buna göre, bir kambiyo senediyle borç altına giren kimse, borçlu olmadığını iddia ediyor ise bu hususu ispat etmekle yükümlüdür. Bu bakımdan kambiyo senedinin bedelsiz olduğu iddiasıyla açılan menfi tespit davasında ispat külfeti davacı borçluya düşer. Bu itibarla, dava konusu bononun teminat senedi olduğunu iddia eden davacının öncelikle bu iddiasını 6100 sayılı HMK’nın 201. maddesi uyarınca yazılı delille ispatlaması gerekmektedir.

Davacı vekili yazılı delillerinin bulunmadığını bildirdiğinden yemin deliline dayanmış olmaları sebebiyle yemin teklif edip etmedikleri sorulmuş, davacı vekilinin teklifi üzerine davalı duruşmada yemini eda etmiştir. Davalı yeminli beyanında senetlerin teminat senedi olmadığını söylemekle birlikte senetlerin verilmesinin temelinde taşınmaz alış verişi olduğunu, taksi plakasını satarak elde ettiği para ile yatırım amacıyla bahsi geçen taşınmazı satın aldığını ancak tapuda bir kısım payın devri gerçekleşmediğinden daha sonrasında taşınmazı satıp beklediği kazancı elde edemediğini, bu suretle ortaya çıkan zararının tazmini maksadıyla söz konusu senetlerin taşınmazın satışı ve bedelinin ödenmesinden sonraki bir tarihte düzenlenerek kendisine verildiğini ifade etmiştir.

Ancak dava konusu senetlerin tanzim tarihleri (09.03.2021, 04.02.2022) ve taşınmazın davalıya devir tarihi (05.04.2022) birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu senetlerin, taşınmazın davalı tarafından 3. kişiye satıldığı 10.10.2022 tarihinden önce davalıya verildiği, 4/5 hisseli olarak davalı tarafından satın alınan taşınmazın, yine 4/5 hisseli olarak dava dışı 3. kişiye satıldığı anlaşıldığından, taşınmazın tüm parasını ödediği halde tapunun tamamı devredilmediği için taşınmaz 3. kişiye satılırken ortaya çıkan zarardan dolayı senetlerin kendisine verildiğini beyanla ispat yükünü üzerine alan davalının iddiasını ispat edemediği gözetilerek davanın kabulüne karar verilmiştir. Menfi tespit davasında davalı alacaklı aleyhinde kötü niyet tazminatına hükmolunabilmesi için davacının kötü niyetinin ispatlanması şarttır.

Davacı tarafça davacının kötü niyeti ispatlanamadığından tazminat talebi reddedilmiştir. Yargıtay HGK'nın 2021/2-96 Esas 2021/205 Karar sayılı kararı uyarınca, Yargıtay bozma ilamı üzerine yapılan duruşmalı yargılamada taraflar yararına ayrıca istinaf vekalet ücretine hükmedilmemiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Davanın KABULÜ ile davacının Hendek İcra Dairesi'nin 2022/406 esas sayılı dosyasında davalıya borçlu olmadığının tespitine,

2.Davacı vekilinin kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE,

3.Alınması gerekli 72.072,38-TL karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 18.018,10-TL harçtan mahsubu ile bakiye 54.054,28-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,

4.Davacının yaptığı toplam 229,20-TL yargılama giderinin 18.018,10-TL peşin harç ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

5.Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

6.Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan 159.710,93-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

7.Davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvuru harcının hazineye irad kaydına,

8.Davacı tarafından temyiz ve istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan tebligat ve posta giderleri toplamı 407,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

9.Davalı tarafından temyiz ve istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan tebligat ve posta giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,

10.Tarafların istinaf ve temyiz aşamasında yatırdığı gider avanslarından kullanılmayan kısmının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince taraflara iadesine,

11.Kararın 6100 sayılı HMK'nın'nın 359/4 maddesi uyarınca temyizi kabil kararın Dairemizce taraflara tebliğine,

Dair davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Dairemize veya Dairemize gönderilmek üzere ilk derece mahkemesine dilekçe verilmek suretiyle Yargıtay'ın ilgili Hukuk Dairesince incelenmek üzere TEMYİZ yasa yoluna başvurma hakkı bulunduğuna oy birliği ile karar verildi.16/10/2025 Başkan ...

(e-imzalıdır)

Üye ...

(e-imzalıdır)

Üye ...

(e-imzalıdır)

Katip ...

(e-imzalıdır)

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.