Esas No
E. 2024/13670
Karar No
K. 2025/9860
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Gayrimenkul Hukuku

5. Hukuk Dairesi         2024/13670 E.  ,  2025/9860 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2024/1788 Esas, 2024/3723 Karar
KARAR: Kabul

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tesciline ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; ... ili, ..., ... 3009 parsel (eski 1276 parsel) sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescilini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı idare tarafından müvekkiline teklif edilen bedelin düşük olduğunu ve meskun yerlere çok uzak, verimsiz yerlere de aynı bedel verildiği için bu bedelin müvekkili tarafından kabul edilmediğini, taşınmazın arsa vasfında değerlendirilmesi gerektiğini, taşınmazda su kuyusu bulunduğunu, kamulaştırma sonrası müvekkilinin elinde kalan taşınmazlarda çok büyük değer kaybı söz konusu olduğunu ileri sürmüştür.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 07.04.2022 tarihli ve 2020/433 Esas, 2022/277 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile davalıya ödenmesine, dava konusu taşınmazın kamulaştırılan kısımlarının davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı idare adına tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin 08.06.2023 tarihli ve 2022/2934 Esas, 2023/1338 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda; davaya konu taşınmazın içerisinde kuyu bulunduğu tespit edilmekle keşif sırasında taşınmazın ve taşınmazın bulunduğu bölgenin tamamının sulandığı ve sulu tarımla yetiştirilen ürünlerin bulunduğu da dikkate alındığında sulu tarım arazisi olarak değerlendirilmesinin yerinde olduğu, yapılan keşifte taşınmazın tamamı üzerinde yonca ekili olduğu tespit edilmekle ... İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak yonca bitkisinin dava tarihi olan 2020 yılından geriye doğru son 5 yılı kapsar şekilde dekar başına verim miktarlarının ve değerlendirme (dava) tarihi olan 2020 yılı dekar başına üretim masrafları ile hasat dönemindeki ortalama toptan kilogram satış fiyatları istenilerek ve yoncanın tesis bitkisi olması sebebiyle diğer ürünlerle birlikte münavebeye dahil edilmeksizin yoncalık niteliğindeki taşınmazın değeri tespit edilirken bilirkişilerce dava tarihinden (2020) geriye doğru 5 yıllık dekara verim esas alınarak ve 2020 yılı dekar başına üretim masrafları ile hasat dönemindeki ortalama toptan kilogram satış fiyatları dikkate alınarak taşınmazın değerinin tespiti gerektiği, sulu tarım arazisi niteliğindeki taşınmaz için kapitalizasyon faizinin % 4 olarak alınmak suretiyle ve davaya konu taşınmazın mevcut özellikleri dikkate alındığında tespit edilen m² birim fiyatına Yargıtay denetiminden de geçerek kesinleşen diğer bir kısım dava dosyalarında da uygulandığı üzere %200 oranında objektif değer artışı uygulanmak suretiyle kamulaştırma bedelinin belirlenmesi, kamulaştırma öncesi düzgün geometriye (dikdörtgeninsi yamuk) sahip olan 8.250,00 m² yüzölçümlü 1276 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma işlemi sebebiyle üç parçaya ifraz olunduğu, 3.519,53 m²lik kısmının 3009 parsel numarasıyla yol olarak kamulaştırıldığı, kamulaştırmadan arta kalan 3.258,10 m² yüzölçümüne sahip 3010 parsel sayılı taşınmaz parçası halen tarım arazisi olarak kullanılabilir ise de kamulaştırma öncesi düzgün geometriye (dikdörtgenimsi yamuk) sahip taşınmazın kamulaştırma sonucu geometrik durumunun bozulması nedeniyle arazinin işlenmesi ve tarımsal alet ve makinelerin randımanlı kullanımı azalacağından fen bilirkişisinin krokili raporu gözetildiğinde arta kalan bu 3.258,10 m² kısım yönünden % 5 oranında değer kaybı uygulanması ve 1.472,37 m² yüzölçümüne sahip 3008 parsel sayılı taşınmaz yönünden %10 oranında değer kaybı uygulanması yapılarak kamulaştırma bedelinin yeniden hesaplanması için bilirkişi heyetinden alınan ek raporun dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli olduğu anlaşıldığından İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 356 ncı maddesi gereğince duruşma açılarak davanın ek raporda tespit edilen bedel üzerinden kabulüne dair yeniden esas hakkında hüküm kurulmuştur.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A

. Bozma Kararı

1.Bölge Adliye Mahkemesinin 08.06.2023 tarihli ve 2022/2934 Esas, 2023/1338 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; dava konusu ... 1276 parsel sayılı 8.250,00 m² yüzölçümlü taşınmazın kamulaştırma nedeniyle üç parçaya bölündüğü, 3.519,53 m²lik kısmının kamulaştırılarak 3009 parsel numarasını aldığı, arta kalan 1.472,37 m²lik alanın 3008 parsel ve 3258,10 m²lik kısmın ise 3010 parsel numarasını alarak tapuya tescil edildiği, davalı vekilince temyiz dilekçesinde 3010 parsel numarasını alan kısmın su kuyusu ile irtibatı kesilerek sulu özelliğini kaybettiğinin beyan edilmiş olması da gözetilerek, fen bilirkişisinden krokili ek rapor alınarak dava konusu taşınmazda bulunan su kuyusu krokide işaretlettirilip kamulaştırmadan arta kalan kısımların sulama kaynağı ile irtibatının kesilip kesilmediği tespit edilerek sonuca göre değer azalışına hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile aza hükmedilmesi ve dava dilekçesinde tescil talep edildiği halde, tapu kaydının iptali ile yol olarak terkinine karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile uyulan bozma kararı doğrultusunda yeniden yapılan değerlendirme neticesinde davanın kabulüne karar verilmiştir. VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri

1.Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; kamulaştırmadan arta kalan 3010 parsel sayılı taşınmaz için belirlenen değer azalış oranı %85 oranına tekabül edip yüksek olduğunu, bu orandan vazgeçilmeyecek ise %100 olarak uygulanarak taşınmazın müvekkili idare adına tescili gerektiğini, münavebenin hatalı belirlendiğini, objektif değer artış oranının yüksek olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı idarenin temyiz itirazlarının reddi gerektiğini ve tespit edilen kamulaştırma bedeline dava tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faizin uygulanmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkindir.

2.Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanmasına karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

3.Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR

Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Davacı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davalıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

26.06.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler.

Bu nedenle somut olayda; davalı tarafın Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasına yönelik Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilecek bir temyiz talebinin (Davalı vekilinin 14.11.2024 tarihli temyiz dilekçesindeki; "Anayasa Mahkemesinin faize ilişkin iptal kararı uyarınca, temyize konu kararın uygulanacak faizin başlangıcı ve oranı yönünden bozulması istemine" ilişkin talebi) de dosya münderecatında bulunması karşısında, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas - 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmeli ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar” Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak faize hükmedilmelidir. Hâl böyle iken, eldeki derdest davada temyiz eden davalılar yönünden Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı, Sayın çoğunluğun sair yönleriyle katıldığımız "Onama" kararının faizle ilgili 2 No.lu "Değerlendirme görüşüne" katılmıyoruz. 26.06.2025

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog