4. Hukuk Dairesi
4. Hukuk Dairesi 2024/13725 E. , 2025/4836 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen tasarrufun iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı borçlu ...'ın alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla adına kayıtlı üç taşınmazı 26.11.2007 tarihinde davalı ...'a, bir taşınmazını 11.4.2007 tarihinde davalı ... 'a, bir taşınmazını 11.4.2007 tarihinde davalı Kemal Yıldız'a, bir taşınmazını da 10.5.2007 tarihinde davalı ... İhr. İth. Ltd. Şti.'ye sattığını belirterek davalılar arasındaki tasarrufun iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, davalı .... İhr. İth. Ltd. Şti.'ne sattıkları taşınmazla ilgili muvazaaya dayalı tapu iptali tescil davası açtıklarını ve derdest olduğunu, anılan taşınmaz yönünden 215.000,00 TL eksik ödeme olduğunu satışın gerçek olmadığını belirtmiştir.
2.Davalı ... cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazı dava dışı ...'dan olan alacağına mahsuben aldığını, borç ödenmediğinden taşınmazı davadan önce 01.05.2007 tarihinde dava dışı 4. kişiye sattığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
3.Davalı ... ve ... İhr. İth. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; aciz belgesi sunulmadığını, iptali istenen tasarrufların takip konusu borçlardan önce yapıldığını, taşınmazları davalı ...'dan aldıklarından dava dışı şirketin borçları nedeniyle yapılan takip dosyalarından tasarrufların iptalinin istenemeyeceğini, müvekkili şirket tarafından satın alınan taşınmazda kiracı olarak bulunan borçlunun ortağı olduğu şirketin mahkeme kararı ile tahliye edildiğini, satışların gerçek olduğunu ve bedellerinin banka kredisi kullanılarak ödendiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
4.Davalı ...; davaya cevap vermemiştir. III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 22.11.2011 tarihli ve 2008/156 Esas, 2011/566 Karar sayılı kararı ile; somut olayda iptali istenen tasarruf işlemlerinin gösterilen bedelleri ile gerçek bedelleri arasında fahiş fark bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile Zonguldak 1. İcra müdürlüğünün 2007/2539, 2007/2540 ve 2007/2753 Esas sayılı ve Zonguldak 2. İcra müdürlüğünün 2007/2804 ve 2007/2971 Esas sayılı dosyalarındaki alacak ve ferileri ile sınırlı olmak üzere; borçlu ... ile davalı ... arasındaki ... Mahallesi ... Caddesi 53 ada 18 parsel sayılı taşınmazın satışına ilişkin 26.11.2007 tarih ve 3478 yevmiye nolu satış işleminin iptaline, borçlu ... ile davalı ... arasındaki ... Mahallesi ... Caddesi 53 ada 69 parsel sayılı taşınmazın satışına ilişkin 26.11.2011 tarih ve 3478 yevmiye nolu satış işleminin iptaline, borçlu ... ile davalı ... arasındaki ... Mahallesi ... Caddesi 53 ada 57 parsel sayılı taşınmazın satışına ilişkin 26.11.2011 tarih ve 3478 yevmiye nolu satış işleminin iptaline, borçlu ... ile davalı .... İhr. Tic. Ltd. Şti. arasındaki ... Mahallesi 72 ada 67 parsel sayılı taşınmazın satışına ilişkin 10.05.2007 tarih ve 1152 yevmiye nolu satış işleminin iptaline, borçlu ... ile davalı ... arasındaki ... Mahalle 40 ada 210 parsel sayılı taşınmazın satışına ilişkin 11.04.2007 tarih ve 964 yevmiye nolu satış işleminin iptaline, borçlu ... ile davalı ... arasındaki ... Mahalle 40 ada 210 parsel sayılı taşınmazın satışına ilişkin 11.04.2011 tarih ve ... yevmiye nolu satış işleminin iptaline, alacaklı davacıya cebri icraya takip yetkisi verilmesine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A
. Bozma Kararı
1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı .... ve ... İhr. İth. Ltd. Şti. vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 13.12.2016 tarihli ve 2016/2109 Esas, 2016/11516 Karar sayılı ilamı ile; "...1-Somut olayda, dava konusu Zonguldak 1.İcra müdürlüğünün 2007/2539 ve 2. icra müdürlüğünün 2009/2804 sayılı takip dosyalarında davalı ...’ın borçlu olmadığı anlaşıldığından anılan takip dosyaları yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken anılan dosyalar yönünden de iptal kararı verilmesi isabetli görülmemiştir.
2.Takip konusu borç 8.11.2006-31.12.2007 tarihleri arasındaki ticari ilişkiden doğan faturalara ilişkin verilmiş bono ve senetlerden doğduğundan takip konusu borcun iptali istenen tasarruflardan önce doğduğu anlaşılmış olmakla birlikte dava konusu .... ve ... sayılı takip dosyasından sunulmuş geciçi veya kati aciz belgesi bulunmadığı,2007/2753 takip dosyasında ise borçlu adına kayıtlı 4 taşınmaza davacı tarafından haciz konulduğu, bunlarla ilgili kıymet takdiri yapılmadığı gibi geçici veya kati aciz belgesi de sunulmadığı anlaşıldığından öncelikle davacı alacaklıya anılan takip dosyaları açısından geçici veya kat’i aciz belgesi sunulması için uygun bir süre verilmesi, sunulmadığı takdirde davanın önkoşul yokluğundan reddine; sunulduğu takdirde ise dava konusu 72 ada 67 parsel 10.5.2007 tarihinde davalı borçlu tarafından davalı ....İhr. İth. Ltd. Şti’ne 20.3.2006 tarihli ... Bankası'nın 800.000 TL ipoteği ile tapuda 90.000 TL bedelle, dava konusu 210 parsel 7 nolu bağımsız bölüm ise 10.4.2007 tarihinde 15.000 TL bedelle ...’a satıldığı, bilirkişi tarafından 72 ada 67 parselin tasarruf tarihideki rayiç değerin 352.716 TL, 210 parsel 7 nolu bağımsız bölüm için 77.350 TL olarak belirlendiği, davalı ... İhr.İth.Ltd.Şti. ve temsilcisi ...’ın dava konusu taşınmazlar için banka kredisi kullanarak davalı borçluya 15.5.2007-22.5.2007 tarihleri arasında banka havalesi ile 540.500 TL ödediklerini belirterek banka dekontlarını sundukları anlaşılmaktadır. Bu durumda anılan taşınmazlar yönünden tapudaki satış bedeli ile bilirkişi tarafından belirlenen rayiç bedel arasında misli fark bulunmadığı, davalı ...’in kötüniyetli olduğu davacı tarafından ispatlanamadığından 210 parsel 7 nolu bağımsız bölüm yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesis isabetli görülmemiştir.
Dava konusu 72 ada 67 parsel yargılama sırasında davalı ... İhr. İth. Ltd. Şti tarafından 10.8.2009 tarihinde ... Gıda Ltd. Şti’ne satıldığından verilen kararın infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Anılan taşınmazın dava dışı 4. kişiye satılmış olması nedeniyle davacı vekiline seçimlik hakkı hatırlatılarak davayı 4. kişi şirkete yöneltip yöneltmediği veya davayı nakten tazminata dönüştürüp dönüştürmediği sorularak 4. kişi şirkete yöneltilmesi halinde dahili dava dilekçesi ve duruşma gününün 4. kişi şirkete tebliği ile taraf teşkilinin sağlanması, davacının 4.kişi yönünden bildireceği deliller ile 4 kişi şirketin bildireceği deliller toplanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetli görülmemiştir.
4.kişi şirketin davaya dahil edilmemesi halinde davanın bedele dönüşmesi nedeniyle ve devrin işyeri devri niteliğinde olması nedeniyle İİK’nun 283/2 maddesi gereğince hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetli görülmemiştir." gerekçesi ile karar bozularak dosya kararı veren Mahkemeye gönderilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı vekilinin dava konusu olan ... Mah. 40 ada 210 parsel 7 nolu bağımsız bölüm için davalı ... ve ... Mah. 72 ada 67 parsel için davalı ... Ltd. Şti. yönünden olacak şekilde, bu parseller ve bu davalılar yönünden müracaata bıraktıklarını talep ettiği, davalılar ...ve ... Ltd. Şti. yönüyle tefrik kararı verilerek mahkemenin 2019/262 Esas sırasına kaydı yapıldığı, 03.10.2019 tarihinde davalılar ...ve ... Ltd. Şti. yönünden açılmamış sayılmasına karar verildiği, bozma ilamı doğrultusunda davacı vekiline 2007/2971 Esas, 2007/2753 Esas ve 2007/2540 Esas sayılı takip dosyaları yönünden geçici veya kati aciz belgesi sunmak üzere süre verildiği, aksi takdirde davanın ön koşul yokluğundan bu dosyalar yönünden reddedileceğine dair ihtarata ilişkin duruşma zaptının davacı vekiline tebliğ edildiği, davacı vekilince kendisine verilen süre içerisinde ilgili takip dosyalarına ilişkin geçici veya kati aciz belgesi sunmadığı, her ne kadar davacı vekili dava konusu 40 ada 210 parsel 4 nolu bağımsız bölüm ile ilgili olarak davada taraf olan davalı ... hakkında davayı tazminat davası olarak devam edeceğini belirtmiş ise de bu durumda İİK’nın 283/II maddesi gereğince bu taşınmazların davalı ...'un elinden çıkardığı tarihteki değerleri üzerinden ve aciz belgesinde yazılan miktarı geçmeyecek şekilde karar verilmesi gerekeceği lakin davacı vekilince dava ön şartı olan geçici veya kati aciz belgesini 2007/2540 Esas takip dosyası yönünden de sunmadığı gerekçesiyle Zonguldak 1. İcra Müdürlüğünün 2007/2359 takip sayılı dosyası ve Zonguldak 2. İcra Müdürlüğünün 2007/2804 takip sayılı dosyaları yönünden tasarrufun iptali talebinin; husumet yokluğundan reddine, Zonguldak 1. İcra Müdürlüğünün 2007/2540 ve 2007/2753 takip sayılı dosyaları ile Zonguldak 2. İcra Müdürlüğünün 2007/2971 takip sayılı dosyaları yönünden tasarrufun iptali talebinin; önşart yokluğundan reddine, ...ve ... Ltd. Şti. açısından dava takip edilmeyerek takipsiz bırakıldığından tefrik edilen 2019/262 dosyasında karar verildiği için karar verilmesine yer olmadığına, asli müdahil ... açısından davanın reddine, davacının davalı ... açısından tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; usul yönüyle bozma öncesi kararın davalılar açısından kesinleştiğini, bozmanın eldeki davalılar yönüyle olmadığını, davalıların önceki ilamı temyiz etmeyerek kesinleşmiş bozma dışında kaldıklarını, bu konuda yeniden yargılama yapılıp karar verilmesinin usul ve esas yönüyle hatalı olduğunu, geçici ve kati aciz vesikası yönüyle mahkeme gerekçe ve kararının da yasaya aykırı olduğunu, takip dosyasında borçlunun adına kayıtlı araçları ve adresinde menkul haczi yapıldığını, borçlu adresinde yapılan haciz ve haciz tutanağının geçici aciz tutanağı niteliğinde olduğunu, tutanakta haczedilen menkullerin miktar ve değerleri toplandığında ve haciz tutanağında da başkaca haczi kabil menkule rastlanmadığının da tutanakta belirtilmiş olup bu tutanağın İİK.105 maddesi yollaması ile 143 madde gereğince geçici aciz vesikası niteliğinde olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Değerlendirme ve Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri.
3.Değerlendirme
Mahkemenin, Yargıtay'ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak durumu oluşabilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme, kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla; kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. "Usuli kazanılmış hak" kavramı ise, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ve öğretide kabul görmüş usul hukukunun vazgeçilmez ana temellerinden olup bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade eder.
Mahkemece 22.11.2011 tarih ve 2008/156 Esas, 2011/566 Karar sayılı davanın kabulüne ilişkin kararın; davalı ...ve ... a İhr. İth. Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 13.12.2016 tarihli ve 2016/2109 Esas, 2016/11516 Karar sayılı ilamı ile; bozulduğu anlaşılmış olup, temyiz eden davalılar ...ve ... Ltd. Şti. açısından dosyanın tefrik edildiği görüldüğünden, eldeki davanın davalıları yönünden verilen önceki kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece davacı lehine, eldeki davada davalılar ..., ... ve ... mirasçıları aleyhine davalı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğunun göz önüne alınarak karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere yeniden karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,24.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.