53. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
53.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1332
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 18/01/2021
NUMARASI : 2015/679 Esas, 2021/37 Karar
DAVANIN KONUSU: Alacak
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı arasında ... yapılacak tesisin elektromekanik saha borulama ve tesisin işletme ve bakım işi için 1.000.000,00 TL bedelli 23/07/2013 tarihli anlaşmanın, ... yapılacak tesisin inşaat işleri için 1.192.000,00 TL bedelli 27/06/2013 tarihli sözleşmelerin imzalandığını, bu sözleşmelere göre iş sahibinin İller Bankası İzmir Bölge Müdürlüğü, yüklenicinin ... İnşaat San. ve Tic Ltd. Şti, taşeronun ... inşaat Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti. olup, müvekkilinin ise alt taşeron olarak bu taşeronla sözleşme imzaladığını, sözleşmeler kapsamında davalıya müvekkili şirket tarafından ... inşaat işleri için 60.000,00 TL, ... inşaat işleri için 50.000,00 TL bedelli teminat mektupları verildiğini, anılan sözleşme kapsamında müvekkilinin gösterilen işleri yapmasının ancak yüklenici ve alt taşeron tarafından ikmal edilmesi gereken işlerden sonra mümkün olduğunu, işin gidişatına göre imalatın mümkün olmadığını ve müvekkili şirketten kaynaklanmayan sebeplerle ve sözleşme kapsamına giren ve müvekkil şirketin iş yapmasına mani olan işlerin yapılmaması nedeniyle işlerin gecikmeye girdiğini, davalı tarafından yapılması gereken işler süresinde yapılıp müvekkilinin sözleşme kapsamında yapması gereken işler için yer teslimlerinin sözleşme bitiş tarihi olan 30/10/2013 tarihinde bitirilemediğini, sözleşme bitim tarihi 30/10/2013 olmasına rağmen 20/02/2014 tarihinde dahi sahanın davacıya teslim edilmediğini, ancak davalı tarafın kendi kusuru olmasına rağmen sözleşme kapsamında verilen teminatları paraya çevirdiğini ve müvekkili ile olan sözleşmeyi feshettiğini belirterek, davacının bu sözleşmeler kapsamında hak ettiği alacağından bakiye kalan 464.550,76 TL ve 15.009,60 Euro, davalıdan kaynaklı gecikme dönemi için personele gereksiz ödenmek zorunda kalan 80.000,00 TL, alacak talepleri düşüldükten sonra kalan %25 oranında mahrum kalınan kârlar kapsamında 206.771,25 TL ve 171.341,18 TL alacak kalemlerine ilişkin olarak şimdilik 10.000,00 TL'nin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Gecikmenin davacıdan kaynaklandığını, yapılan ihtara rağmen çalışmaya devam etmemesi üzerine sözleşmelerin taraflarınca 23.12.2013 tarihli ihtarname ile haklı olarak feshedildiğini ve kalan sözleşme konusu işlerin 2 ayrı taşerona yaptırıldığını, davacının kendisine zamanında yer teslimi yapılmadığına dair iddiasının doğru olmadığını, kendisiyle yapılan hakedişte yer teslim tarihinin 25.06.2013 olarak yazılı olduğunu, sözleşmenin 13. Maddesi gereğince iş programının davacı tarafça yapılması gerektiğini, fesih tarihine kadarki davacı hakedişlerinin ödendiğini, bakiye bir alacağı kalmadığını belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Davalı tarafından, işlerin ağırdan alındığı, aksatıldığı, ilerleme sağlanamadığı ve sözleşmedeki teslim tarihinin aşıldığı gerekçesiyle taşeron sözleşmesinin 13/12/2013 tarihinde feshedildiği, dosyanın incelenmesinde ... Arıtma Tesislerinde işlerin oldukça ilerlemiş olduğu, davaya konu diğer tesis olan ... Arıtma Tesisi'nde ise işlerin yarısından fazlasının tamamlanmış olduğu, dolayısıyla bu durumda mekanik işlere başlanmasının ve ilerlenmesinin davacının iddiasının aksine mümkün ve muhtemel olduğu, dosyaya ekli hakedişler ve diğer belgelerden davacının yapamadığı imalatların dava dışı ... Sistemleri ..... Tic Ltd ve Sistem Mühendislik- ... firmaları tarafından fesih tarihinden sonra 2-3 ay içerisinde tamamlandığının görüldüğü, taraf defterlerinin incelenmesinde davacı defterlerinin 6102 Sayılı TTK hükümlerine göre usulüne uygun tutulmayıp sahibi lehine delil vasfına haiz olmadığı, davalı tarafın defterlerinin ise usulüne uygun tutulmuş olup sahibi lehine delil vasfı bulunduğu, defter incelenmesinde dava tarihi olan 25/06/2015 tarihi itibariyle davacının davalıdan herhangi bir alacağının bulunmadığının tespit edildiği, yapılan fesihin haklı olduğu, davacı tarafın, davalı tarafından yapılması gereken işlerin yapılmaması sebebi ile işlerin aksadığı, işlerin aksamasındaki kusurlu tarafın davalı olduğu yönündeki iddiasının ispat edilemediği gerekçesiyle, açılan davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 1-)Bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmesine ilişkin alınan rapora karşı beyanlarının ve itirazlarının tam olarak değerlendirilmediğini, 2-)Mahkemece sadece ticari defterler açısından olaya bakıldığını ve buna göre verilen rapora itibar edildiğini, 3-)Davanın ... ve Bodrum Mahkemeleri tarafından yerinde yapılan tespitlere dayalı olduğunu ve bu tespitlere davalı tarafın itiraz etmediğini, bu tespitlerde tespit edilen yapılan işlerin ve yerine konan tüm malzemelerin yok sayıldığını, ayrıca işin yapılabilirliği ile ilgili davalının işin yapılması için üstüne düşen görevleri ifa edip etmediğine bakılmadığını, 4-)Özellikle 2.raporda belirtilen davacının iş yapması için gerekli binaların yapılmamış ve teslim edilmemiş olmasının dikkate alınmadığını, sözleşmede istenen elektrik işlerinin yapılabilmesi için öncelikle tesisat yapılacak olan binanın kendisine teslimi gerektiğini, binaların yapılmadığının tespit dosyaları ile sabit olduğunu, gecikmenin bundan kaynaklandığını, bilirkişilerin bu konuda dosyaya sundukları beyanın tespit raporlarına aykırı olduğunu belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı alt taşeron, davalı taşerondur.Dava, taraflar arasındaki ... yapılacak tesisin elektromekanik saha borulama ve tesisin işletme ve bakım işine ilişkin 23/07/2013 tarihli ve ...'da yapılacak tesisin inşaat işleri için 27/06/2013 tarihli sözleşmelere konu işlere davalıdan kaynaklı sebeplerle zamanında başlanamamış olmasına rağmen davalı tarafça 13.12.2013 tarihli ihtarname ile bu sözleşmelerin haksız olarak feshedildiği ve sözleşmeler kapsamında verilen teminat mektuplarının paraya çevrildiği iddiasıyla; davacının bu sözleşmeler kapsamındaki bakiye hakediş alacakları, davalıdan kaynaklı gecikme dönemi için personele yapılan gereksiz ödeme (menfi zarar) ve haksız fesih nedeniyle mahrum kalınan kârlar kapsamında şimdilik 10.000,00 TL'nin davalıdan tahsili talebine ilişkindir.Davalı tarafça, gecikmenin davacıdan kaynaklandığı, yapılan ihtara rağmen çalışmaya devam etmemesi üzerine sözleşmelerin taraflarınca haklı olarak feshedildiği, fesih tarihine kadarki davacı hakedişlerinin ödendiğini, bakiye bir alacağı kalmadığı savunularak, davanın reddi talep edilmiştir.Dosya kapsamına göre, taraflar arasında, aynı sözleşmelerden ve davalı tarafından yapılan aynı fesih işleminden kaynaklı olarak İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/688 Esas sayılı dosyası üzerinden görülen daha önceki tarihli bir dava daha mevcut bulunmakta olup, o davada; dosyamız davacısı tarafından, davalının sözleşmeler kapsamında verilen teminat mektuplarını haksız olarak nakde çevirdiği iddiası ile teminat mektupları bedellerinin davalıdan tahsili için başaltılan icra takibine yapılan itirazın iptali talep edilmiş, yapılan yargılama neticesinde verilen 2018/1234 Karar sayılı kararla, davalının yapmış olduğu fesih işlemi haklı görülerek davanın reddine karar verilmiş, ancak davacı tarafça yapılan istinaf başvurusu üzerine İstanbul BAM 15. H.D.'nin 2019/1655 Esas - 2022/1138 Karar sayılı kararıyla, sözleşmedeki "işin davacı taşeron tarafından eksik bırakılması ve sözleşme şartlarına riayet edilmemesi halinde sözleşmenin davalı yüklenici yanca feshedilebileceği akabinde de davacı taşeron tarafından verilen kesin teminat mektubunun nakte çevrilebileceği" düzenlemesinin şartlarının somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediğinin açıklığa kavuşturulması için mahkemece gerektiğinde mahallinde keşif de yapılarak kaldırma kararında belirtilen hususlarda ek rapor aldırılması, tarafların iddia ve savunmalarına ilişkin bir takım delillerinin usulünce değerlendirilmesi ve sonucuna göre teminat mektuplarının davalı tarafından nakte çevrilmesinin haklı olup olmadığı konusunda esas hakkında karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiş olup, kaldırma kararı sonrası dosya akıbeti bilinmemektedir.Buna göre dosya kapsamı değerlendirildiğinde, gerek bu davanın reddine gerekçe yapılan husus gerekse İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/688 Esas sayılı davasındaki iddia ve savunmalar bakımından, taraflar arasında öncelikle çözümlenmesi gereken hususun, her iki davaya konu sözleşmelerin davalı tarafça feshedilmesinin haklı olup olmadığı olup, bu iki dava arasında doğrudan bağlantı bulunmaktadır. Yukarıda her iki davaya ilişkin yapılan açıklamalar göz önünde bulundurulduğunda, iki davanın konusu ve tarafları bakımından aralarında hukuki ve fiili irtibat bulunduğundan, diğer davada feshin haklı olup olmadığına dair yapılacak değerlendirme bu davanın sonucunu etkileyecek mahiyette olduğundan, davalardan biri hakkında verilecek karar diğerini de etkileyecek nitelikte bulunmaktadır. Bu durumda mahkemece, daha önceki tarihli olduğu anlaşılan İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/688 Esas sayılı dosyasının HMK'nın 165/1. Maddesi kapsamında bu dava bakımından bekletici mesele yapılması ve İstinaf kaldırma kararı sonrasında yeniden karara çıkmışsa kesinleşmesinin beklenmesi, dava aşamalarına göre şartları mevcut olursa HMK'nın 166. maddesi uyarınca birleştirilmelerinin değerlendirilmesi gerekirken, bu yön gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.Açıklanan nedenlerle, bu aşamada sair istinaf itirazları ayrıca incelenmeksizin, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak, yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
1.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 18/01/2021 tarih, 2015/679 Esas, 2021/37 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,5-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 02/10/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.