Aramaya Dön

17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2024/19
Karar No
K. 2025/663
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

T.C.

İSTANBUL

17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

(DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA)

ESAS NO: 2024/19 Esas
KARAR NO: 2025/663
DAVA: İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 16/12/2023
KARAR TARİHİ: 18/09/2025

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili firmanın Davalı şirket için birçok deniz taşıma işini üstlendiğini ve malların deniz yolu ile taşınması için anlaşıldığını, buna göre taşıma işlemleri başarı ile tamamlanmış olmasına rağmen taşıma ücretlerinin ödenmediğini, ... - 2.210,00 USD, ... - 5.740.00 USD, ... - 2.060,00 USD, ... - 7.250.00 USD, ... - 10.800.00 USD, ... - 7.150.00 USD, ... - 6.750.000 USD'nin ödenmediğini, müvekkili firma tarafından yapılan taşıma ve sair işlemler nedeni ile kesilen tüm faturalar davalı yanın ticari defterlerinde kayıtlı olduğunu, alacağın tahsili amacı ile taraflarınca başlatılan icra takibine davalı yanın itiraz ettiğini, arabuluculuk sürecinin de olumsuz sonuçlanması üzerine işbu davanın açılma zarureti hasıl olduğunu belirterek davanın kabulü ile davalının .... İcra Dairesi'nin 2022/... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, asıl alacağa 1 yıllık en yüksek USD faizi işletilmesine, alacağın yüzde 20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki ticari ilişkinin olağan sürecinde devam etmekte iken müvekkilinin yurtdışından vermiş olduğu bir siparişin davacının kusuru nedeni ile teslim edilmesi gereken süreden yaklaşık 1 ay sonra teslim edildiğini, bu taşımaya ilişkin davacı tarafından düzenlenen faturanın 06.10.2022 tarih ve ... numaralı fatura olduğunu, emtianın fatura değerinin ise 15.061,00 USD olduğunu, taşımaya ilişkin malların ülkemizde yapılacak fuar için satın alındığını, davalı şirketin Türkiye'de lüks züccaciye alanında lokomotif firmalardan olduğunu, ... markası ile tanınıp bilindiğini, davacının ürünleri zamanında teslim edememesi nedeniyle bu ürünlerin fuarda sergilenemediğini ve satılamadığını, bu nedenle müvekkili şirket tarafından 21.10.2022 tarihli ... numaralı ve 7.530,00USD bedelli fatura düzenlendiğini, davacı tarafça düzenlenen fatura nedeniyle müvekkili ile olan ilişkilerini sonlandırıp vadesi gelmeyen alacakları da icra takibine konu edildiğini, arabuluculuk aşamasında bu durumların dile getirildiğini ancak anlaşma sağlanamadığını belirterek davanın reddine, ilgili takip ile talep edilen bedelin %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatı ile yargılama gideri ve avukatlık ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkememizde açılan işbu davanın, .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 18/12/2023 tarih, ... Esas, ... Karar sayılı görevsizlik kararı ile geldiği anlaşılmıştır.

Mahkememizce resen seçilen bilirkişiler Serbest Mali Müşavir ..., Uzakyol Kaptanı ...ve Taşıma Uzmanı Prof. Dr. ... tarafından tanzim edilen 21/03/2025 havale tarihli raporda özetle; davacı şirketin cari hesaba dayanarak; 35.742,85 USD alacaklı olduğu iddiası ile icra takibi başlatmış olduğu, bilirkişi heyetince yapılan mali incelemede 16.11.2022 takip tarihinde alacak bakiyesinin “26.002,85 USD” olarak taraf defterlerinin birbirini teyit ettiği, davalının taşıtan, davacının ise akdi taşıyan sıfatı ile davada aktif ve pasif husumet ehliyetinin bulunduğu, davacının iddia ettiği alacak kalemlerinin mevcut bilgi ve belgeler kapsamından tespit edilemediği, ispata ve açıklanmaya muhtaç olduğu, davalının, davacının ve dava dışı fiili taşıyanın pervasızca davranışının bulunduğunu ve yine davacının geç teslim nedeniyle yoksun kalınan kâr nedeniyle uğradığı zararı ispat etmesi gerekli olduğu, dosyadaki mevcut beyanlar ve belgeler uyarınca geç teslim ve zarar iddiasının ispata muhtaç olduğu sonuç ve kanaatlerine varılmıştır.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava, tacirler arası hizmet sözleşmesinden kaynaklanan açık hesap şeklinde kayıt altına alınan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Taraflar arasında taşıma ilişkisinden kaynaklı ticari ilişki bulunduğu sabittir.

Davacının sunulan hizmetlere ilişkin fatura bedelinin ödenmediği iddiasına karşılık, davalı cevap dilekçesinde 06.10.2022 tarihli ... numaralı faturaya konu sunulan hizmetin gereği gibi ifa edilmemesi nedeniyle davalı şirketin zarara uğraması nedeniyle davacıdan zarar alacağı bulunduğu iddiasındadır.

Deniz yolu ile yük taşıma, navlun sözleşmesi çerçevesinde gerçekleşir. Bu sözleşme doğrultusunda taşıyan, deniz yolu ile yük taşıma taahhüdünde bulunurken karşılığında taşıtan tarafında belirlenen navlun ücretinin ödenmesi taahhüdü verilir. Navlun, taşıyan tarafından eşyanın yükleme limanından tahliye limanına kadar taşınması hizmeti karşılığında talep edilen taşıma bedeli olan ücrete verilen isimdir, TTK m. 1193 vd. hükümlerine göre, navlun ödemesini isteme hakkı taşıyana aittir.

Navlun sözleşmesi için herhangi bir şekil şartı aranmaz. Tarafların esas unsurlar üzerinde anlaşmaları yeterlidir. Taraflar arasında yaygın olarak yazılı şekilde yapılmakla birlikte, karşılıklı olarak fax, teleks, mektup, ve e-mail olarak onay alınması ilede gerçekleşmektedir. Bu bakımdan dosyada mevcut mail yazışmaları da taraflar arasında kurulmuş bir taşıma sözleşmesi bulunduğunun kabulü için yeterlidir. Navlun sözleşmesinin taraflarca düzenlenmediği durumlarda, konşimentonun varlığı aranır ki, konşimento TTK m, 1228/1deki ifadesiyle bir taşıma sözleşmesinin varlığını ispatlayan senettir. Keza 1238/1 uyarınca konşimentoyu taşıyan sıfatıyla imzalayan veya konşimento kendi ad ve hesabına imzalanan kişi, taşıyan sayılmaktadır.

Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (TTK 21/2). Süresi içinde itiraz edilmeyerek kesinleşen faturadaki alacakla ilgili olarak, süre geçtikten sonra iade edilmesi veya ticari defterlere kaydedildikten sonra iade faturası düzenlenmesi, borçtan kurtulmayı sağlayan ve alacağı tartışmalı hale getiren geçerli bir araç değildir.

Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp sözleşmenin ifası safhasıyla ilgili olduğundan, faturanın sözleşmeyi değiştirir nitelikte olmaması ve sözleşmeye uygun biçimde düzenlenmesi gerekir. Bu nedenle, sözleşmeye aykırı düzenlenmiş faturaya itiraz edilmemesi aleyhe sonuç doğurmaz. Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Ticari defterlerin kesin delil olması da bu sonucu gerektirir. Fatura karşı tarafça ticari defterlerine kayıt edilmiş ise burada delil olan fatura değil ticari defterlerdir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. (Emsal; Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2015/1418 Esas 2015/8313 Karar - Yargıtay 15. Hukuk Dairesi 2016/3890 Esas 2018/368 Karar - Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2014/3309 Esas 2015/127 Karar)

Somut uyuşmazlıkta; taraflar arasında emtianın denizyolu ile taşınmasına yönelik olarak TTK m.1138 kapsamında bir navlun sözleşmesi kurulduğu, davalının navlun sözleşmesi gereği gereği taşıtan, davacının akti taşıyan sıfatına haiz olduğu, takibe konu edilen birden fazla taşıma ilişkisinin söz konusu olduğu davacı tarafından taşımalardan sonra düzenlenen faturaları davalıya usulüne uygun olarak tebliğ ettiği, 13.7.2022 tarih ... numaralı 6.750,00 USD bedelli , 9.8.2022 tarih ... numaralı 630,00 USD bedelli, 15.8.2022 tarih ... numaralı 7150,00 USD bedelli, 25.8.2022 tarih ... 10.800 USD bedelli, 29.8.2022 tarih ... numaralı 7250,00 USD bedelli, 6.10.2022 tarih ... numaralı 2.060,00 USD bedelli 10.10.2022 tarih ... numaralı 5.740,00 USD bedelli faturaların her iki tarafın ticari defterlerinde kayıt altına alındığı ve davalı tarafça süresi içerisinde iade edilmediği, bu faturalar nedeniyle 6.847,15 USD nin ise her iki taraf ticari defterlerine göre ödendiği anlaşılmaktadır. Faturalar ticari defterlere kayıt edilmekle taşımanın davacı tarafça sözleşmeye uygun şekilde yerine getirildiği ve borcun davalı tarafça benimsendiğinin kabulü gerekir. Bu durumda davalının kanuna uygun tutulan defterlerinin aleyhine delil oluşturduğu, davacının bu faturaya dayalı alacağının varlığının HMK'nın 222. maddesi uyarınca kanıtlanmış olduğu, bu nedenle davacının davaya ve takibe konu 33.532,85 USD bedelli faturalar bakımından davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.

Davacı taraf ticari defterlerine kayıt altına aldığı 11.11.2022 tarihli ... numaralı 2.210 USD'lik açık hesap alacağı yönünden hizmetin ifa edildiği ve davalıdan alacaklı olduğu yönünde ispata yarar delil sunamadığın bu miktar bakımından talep edilen alacağın reddine karar vermiştir.

Davalı taraf savunmalarında hizmetin gereği ifa edilmemesi nedeniyle davacıya 7530 USD zarar faturası yansıttığını iddia etmişse de iş bu faturanın davacının ticari defterlerinde kayıt altına alınmadığı , davalı tarafça zarar alacağını ispata yarar delilleri de sunmadığı , alacağın takasa mahsuba konu likit bir alacak olmadığına kanaat getirilmiş savunmalarına itibar edilmemiştir.

Davacı yanın icra inkar tazminatına ilişkin talebinin değerlendirilmesinde ise; icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için alacağın likit bir alacak niteliğinde olması gerekir. Genel bir kavram olarak, likit alacak tutarı belli, muayyen, bilinebilir, hesaplanabilir alacaktır. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek, miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlarının bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilecek durumda olması gerekir. Bu koşullar yok ise likit bir alacaktan söz edilemez. (YHGK 17/10/2012gün 2012/9-838-715 sayılı İlam) Somut olayda, davalı tarafından tespit edilebilir bir alacak söz konusu olduğu alacağı ticari defterlerine kayıt ettiği, davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM

1.Davanın KISMEN KABULÜ ile .... İcra Müdürlüğü'nün 2022/... Esas sayılı icra takip dosyasına yönelik itirazın kısmen iptali ile 33.532,85 USD asıl alacak bakımından devamına, asıl alacağa icra takip tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarının USD de ile açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,

2.Taktiren %20 oranı üzerinden hesap edilen 125.063,44 TL (takip tarihindeki merkez bankası usd cinsi dövize uygulanan efektif satış kuru üzerinden hesaplanan) icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,

3.Karar harcı olan 42.715,41 TL'den peşin alınan 269,85 TL'nin mahsubu ile bakiye 42.445,56 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,

4.Davacının peşin olarak yatırdığı 269,85 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,

5.Davacı yargı gider toplamı olan 18.379,85 TL'nin (269,85 TL başvurma harcı, 110,00 TL posta gideri ve 18.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere) davanın kabul ve reddi oranına göre hesaplanan 17.243,97 TL'sinin davalıdan alınıp davacıya ödenmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına,

6.Davacı için takdir edilen 97.797,58 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,

7.Davalı vekili için takdir edilen 30.000,00 TL red vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,

8.Tarafların dava şartı olan Arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, Arabuluculuk son tutanağından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 3.120,00.-TL nin Arabuluculuk ücretinin kabul ve red oranı üzerinden hesaplanan 2.927,18-TL sinin davalıdan, 192,82-TL sinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

9.Bakiye gider avansının kesinleşmeye müteakip talep halinde taraflara iadesine Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.18/09/2025 Katip ...

(e-imzalıdır)

Hakim ...

(e-imzalıdır)

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.