2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. ADANA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
ADANA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
5.... - ...
6.... - ...
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesi ile; dava dışı işçi ...'ye işçilik alacaklarından dolayı 28.400,41 TL ödeme yapıldığı, ...nün davalılardan ihale yöntemi ile hizmet almalarına ilişkin sözleşme imzaladığı, davalıların belirli sürelerle bu işi almış olduğunu ve söz konusu işleri yürütmek üzere personel çalıştırdığını, sözleşmeye göre sözleşme konusu iş ile ilgili çalışan personele ilişkin sorumluluklarının tamamının davalılara ait olduğunun belirtildiği, bu nedenle öncelikle davanın kabulü ile dava dışı işçi ...'ye ödenen işçilik alacakları olan 28.400,41 TL'nin davalılardan tahsiline karar verilmesi talep edilmiştir. SAVUNMANIN ÖZETİ:
Davalı ... vekili tarafından verilen cevap dileçesinde özetle; dava dışı işçi ...'nin khk kapsaında bir süre çalıştığı, sonrasında yine khk kapsamında iş yeri değişikliği yaptığı, bu bakımdan müvekkilinin tüm dönemlerden sorumlu tutulamayacağı, davaya konu ödemeye dayanak çalışanın müvekkili şirkette çalıştığı dönemlerin sgk kayıtları ile sabit olduğundan ve diğer davalılar ile müvekkil şirket arasında fili ve hukuki hiçbir bağı bulunmadığından, davalılarla birlikte tüm çalışma dönemini kapsayacak şekilde müştereken ve müteselsilen sorumluluğa yönelik taleplerin reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
Davalı ... Vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; davaya konu işçi ...'nin ...'den alınan ihale kapsamında 05/06/2012 -30./03/2015 yılları arası müvekkili şirket bünyesinde çalıştığı, emeklilik yaşının dolmasıyla kendi talebiyle iş sözleşmesini feshettiği, bu doğrultuda kendisine müvekkili şirket tarafından 17.04.2015 tarihinde maaş adı altında 6.044,88 TL kıdem tazminatı ve kalan maaş ödemesiyle birlikte toplu olarak ...'ye ait ... ... no'lu ibana 7.699,15 TL ödemenin yapıldığı, müvekkilinin sorumlu olduğu başka bir borcun olmadığı, davacı ... tarafından ödenmesi istenilen tazminat bedellerinin müvekkili şirketten tahsili talebinin hukuka aykırı olduğu, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
Davalı ... Vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, asıl işveren olan ...den ihale ile aldığı atık su arıtma tesisi işletilmesi işinde işçilerini çalıştıran alt işveren konumunda olduğu, ...'nin, ... tesisinin işletilmesi işini ihale ile yüklenicilere devrettiği, alt işverenlerin sürekli değiştiği, müvekkili şirketin, ... ile aralarında imzalanan hizmet sözleşmesi ile ... tesisinin işletilmesi işini ihale ile aldığı, taraflar arasında yapılan anlaşmada, ...'nin belirlediği sayıda personelin bu işte çalışacağı ve bu personelin ...'nin onayladığı kişiler olması gerektiği hususları yer almakta, müvekkilimiz ile davacı kurum arasındaki işin personel çalıştırmaya dayalı hizmet sözleşmesi olduğu açıkça belirtilmektedir. personel çalıştırılmasına dayalı hizmet sözleşmesi kapsamında çalıştırılmakta olan işçilerden 04/12/2017 tarihinde fiilen işbu sözleşme kapsamında taşeron işçisi olarak çalışan dava dışı işçinin sürekli işçi kadrosunda kamuya geçiş yaptığı, dava dışı işçinin müvekkil şirketin ihalesini aldığı ...ne ait ... tesisinde 01.01.2016-31.03.2018 tarihleri arasında çalıştığı ve çalıştığı süre boyunca hak ettiği ücretlerin ödendiği, davacı ile müvekkili şirket arasında imzalanan hizmet alımına ilişkin sözleşmede işçilerin diğer alt işverenler bünyesinde doğan kıdem tazminatından yüklenicinin sorumlu olacağına ilişkin bir maddenin bulunmadığı, bu nedenlerle müvekkili yönünden davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir. DELİLLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Aktüer hesap uzmanı ... tarafından düzenlenen 11/08/2022 tarihli bilirkişi raporu ile; davacının, davalı ...'den 2.172,40 TL, davalı ... ...'den 5.492,81 TL, davalı ... 'den 1.006,72 TL, davalı ... 'den 11.515,47 TL, davalı ...'den, 944,90 TL, davalı...'den 7.267,81 TL talep edebileceği kanaatini bildirir rapor düzenlenmiştir.
Davanın, 6102 sayılı TTK' nın 5/A maddesi gereğince; dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması zorunlu ticari davalardan olduğu, 6325 sayılı HUAK'nın 18/A maddesi gereğince arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın ibraz edildiği, dava şartının yerine getirildiği görülmüştür.
Dava dışı işçiye ait hizmet sözleşmesi, işçiye yapılan ödemelere ait belgeler, belediyenin hizmet alımlarına ilişkin ihale evrakı, şartnameler ve sözleşmeler ibraz edilmiş, gösterilen diğer deliller toplanmıştır.
Davacı tarafından bazı birimlerde personel çalıştırılması amacıyla değişik tarihlerde açılan ihaleler davalılar tarafından alınmış ve ihaleyi alan firma ile davacı arasında hizmet alımına ilişkin sözleşme imzalanmıştır. Bu hizmet alım sözleşmeleri kapsamında çalışan dava dışı işçi ...'nin işçilik alacakları nedeniyle kıdem tazminatı ödenmesi için kuruma başvuru yapmış, yapılan başvuru sonucunda 28.400,41TL tutarındaki kıdem tazminatı davacı tarafından dava dışı işçiye ödenmiştir.
Taraflar arasındaki ihtilaf, hizmet alım sözleşmeleri gereğince çalıştırılan dava dışı işçiye yapılan ve yukarıda açıklanan işçilik alacakları ile yargılama giderlerinden hangi tarafın ne oranda sorumlu olacağı noktasında toplanmaktadır.
Uyuşmazlığın çözümünde öncelikle taraflar arasındaki sözleşme hükümleri, aynı sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıklarla ilgili verilmiş mahkeme kararları ve genel hukuk prensipleri dikkate alınmalıdır.
Gerek 4857 sayılı İK'nun 2/6 maddesinde gerekse 1475 Sayılı İK'nun 1/son maddesinde, asıl işveren- alt işveren tanımlanmış olup yasa işçilik haklarının korunması amacıyla asıl ve alt işvereni birlikte sorumlu tutmuştur. Ancak bu sorumluluğun işçiye karşı düzenlenmiş bir sorumluluk olduğu, işcilik haklarını güvenceye almayı amaçladığı, rücu ilişkisini etkilemeyeceği açıktır. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 112. maddesine, 6552 sayılı Kanun'un 8. maddesi ile eklenen fıkralarda, 04.01.2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 62. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi kapsamında alt işverenler tarafından çalıştırılan işçilerin kıdem tazminatları bakımından idarenin sorumluluğu düzenlenmiş isede kamu asıl işvereninin alt işverenlere rücu işlemine dair herhangi bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Bu kanunun 120. md. gereğince halen yürürlükte olan 1475 sayılı yasanın 14'üncü maddesine göre; işyerlerinin devir veya intikali yahut herhangi bir suretle bir işverenden başka bir işverene geçmesi veya başka bir yere nakli halinde, işçinin kıdemi işyeri veya işyerlerindeki hizmet akitleri sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanmalıdır. Bununla birlikte, işyerini devreden işverenlerin bu sorumlulukları, işçiyi çalıştırdıkları sürelerle ve devir esnasındaki işçinin aldığı ücret seviyesiyle sınırlıdır. 4857 sayılı Kanun’un 2. maddesi hükmüne göre; kıdem tazminatından asıl işveren ve alt işverenin birlikte sorumluluğunun söz konusu olduğu ve sözü edilen hükümde bir değişiklik yapılmadığı halde, Kamu İhale Mevzuatına tabi alt işverenlik sözleşmeleri kapsamında çalışanların kıdem tazminatının salt son kamu kurumunda ödeneceğinin öngörülmesi, işçi açısından seçimlik hakkı bertaraf etmeyeceği gibi davalı asıl işverenin rücu hakkını da ortadan kaldırmayacaktır. Diğer taraftan değişiklik işçiyi güvence altına almak amacıyla konulmuş bir hüküm olup, emredici nitelikte değildir. (Yargıtay 22. HD 2017/582 E. 2020/7597 K. , 9. HD 2017/24649 E. 2020/19067 K., Yargıtay 13. HD. 2016/7178 E. 2016/11227 K., 2016/15019 E. 2018/7581 K. , 23. HD. 2016/4603 E. 2019/394 K. , 2019/2366 E. 2021/227 K.) 7166 sayılı Yasanın 11.maddesi ile, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 112. Maddesine eklenen 6. fıkrasında; " 4134 sayılı Kanunun 62.maddesinin 1.fıkrasının (e) bendi uyarınca alt işverenler tarafından çalıştırılan işçilere 11/09/2014 tarihinden sonra imzalanan ihale sözleşmeleri kapsamında, kamu kurum ve kuruluşlarına ait işyerlerinde 11/09/2014 tarihinden sonra geçen süreye ilişkin olarak kamu kurum ve kuruluşları tarafından yapılan kıdem tazminatı ödemeleri için sözleşmesinde kıdem tazminatı ödemesinden ötürü alt işverene rücu edileceğine dair açık bir hükme yer verilmemişse alt işverene rücu edilemez." hükmü bulunmaktadır. 7166 sy. Kanunun 12. Maddesi ile 4857 sayılı Kanuna eklenen geçici 9. Maddede ise; 112/6. fıkranın yürüyen davalara etkisi düzenlenmiştir. Ancak Anayasa Mahkemesinin E: 2019/42, K: 2019/73 Sayılı Kararı ile, 4857 sy. Kanunun 112/6. Fıkrası ve geçici 9. Maddesinin 1. cümlesi iptal edilmiştir.
Hizmet alım sözleşmelerinden kaynaklanan rücu davalarının temyiz inceleme merci olan Yargıtay 23. Hukuk Dairesi; Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğunun olmadığı, işveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması gerektiği, işçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden, ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğu, hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabildiği, bu halde işyeri devri suretiyle işçilerin yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam ettiği ve işçilik alacaklarının da bu doğrultuda hesaplandığı, işçiye ödenen kıdem tazminatının iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplandığı ve tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yüklenicilerin işverene karşı sorumlu oldukları, yıllık izinler kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüştüğü, sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerinde bu fesih ile ücrete dönüştüğü gözönüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenicinin sorumlu olacağı, ihbar tazminatından da son işverenin sorumlu olduğu, bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yüklenicilerin işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu oldukları, işveren tarafından bu ödemelerin feri mahiyetinde yapılan ödemelerin de aynı esasla yüklenicilerden tahsil edilebileceği (Yargıtay 23 HD 2016/9323 E. 2020/543 K. ,2019/1267 E.2020/1418 K.) İşçinin hizmet aktini yüklenici ile imzalamasına rağmen, işyerinin işverene ait olması nedeniyle işçinin işe iadesinin işveren ve yüklenici birlikte gerçekleştirmek zorunda olduğu, işverinin kabulü olmadan yüklenicinin işçiyi iade etmesinin mümkün olmadığı, ayrıca iş mahkemesince işveren ve yüklenici müteselsilen sorumlu tutulduğundan ve hizmet alım sözleşmesinde bu hususu düzenleyen bir hüküm de yoksa işçinin işe iade edilmemesi nedeniyle işçiye ödenen bedelden (işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücreti) tarafların yarı yarıya sorumlu tutulmaları gerektiği(Yargıtay 23 HD 2019/1088 E. 2020/2054 K , 2019/523 E. 2020/526 K.) esasları benimsenmiştir.
Asıl işverenden tahsil edilen işçilik alacakları, çoğunlukla işçinin birden fazla alt işverenler nezdindeki çalışmalarını kapsamaktadır. İşçinin çalışmış olduğu her bir alt işverenin dönemine isabet eden işçilik alacaklarından, ilgili olan alt işveren sorumlu olacağından, davalı alt işverenin sorumluluğu da sadece kendi dönemi ile sınırlı olmalıdır. Davalının “son işveren“ olması da bu sonucu değiştirmez. Bununla birlikte feshe bağlı bir hak olan ihbar tazminatından ise, diğer işverenler sorumlu olmayıp, sadece son işveren sorumludur. Yıllık izinler de kullanılmadığı takdirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir. Sözleşmeyi feshedenin son işveren olduğu ve yıllık izinlerin de bu fesih ile ücrete dönüştüğü gözönüne alındığında yıllık izin ücretinden son işveren sorumlu olacaktır. Başka bir ifade ile davacı üst işveren, dava dışı işçiye ödemiş olduğu ihbar tazminatını ve yıllık izin ücretini ancak son işverenden talep edebilir. Bunun dışındaki hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi tüm işçilik alacaklarından ise, işçinin çalışmış olduğu alt işverenler, üst işverene karşı, kendi dönemleriyle sınırlı olmak üzere sorumludurlar. Yine, asıl işveren, yargılama gideri (dava ve icra), avukatlık ücreti, harç, faiz gibi fer'i borçlardan, her bir davalı alt işverenin toplam ana para tutarı içinde sorumlu olduğu tutarına oranı kadarını ilgili alt işverenlere rücu edebilir.
Uyuşmazlığın İş Hukuku değil, Borçlar Hukuku hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiğinden, mahkemece “iş hukukunda geçerli olan mevzuat ve içtihatlara göre yapılan değerlendirmeler'' rücu davalarında hükme esas alınamaz.
Uyuşmazlığın çözümünde öncelikle taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine bakılmalı, aynı sözleşmelerden kaynaklanan uyuşmazlıkla ilgili verilmiş mahkeme kararları ve genel hukuk prensipleri dikkate alınarak bir sonuca gidilmelidir. Hizmet Alım Sözleşmesinin 22. maddesinde "Yüklenicinin sözleşme konusu iş ile ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumlulukları ilgili mevzuatın ve bu konuyu düzenleyen emredici hükümleri ve genel şartnamenin altıncı bölümünde belirtilmiş olup, yüklenici bunlara aynen uymakla yükümlüdür." denilmektedir.
Şu halde, asıl işveren olan davacının, sorumluluk alanındaki işin bir kısmını, değişik zamanlarda açtığı ihaleler sonucu imzaladığı hizmet alım sözleşmeleri ile farklı alt işverenlere verdiği, dava dışı işçinin bu sözlemelere konu iş kapsamında alt işverenler yanında çalıştığı, iş akdinin feshi nedeniyle işçinin asıl işverene karşı açtığı davada hüküm altına alınan işçilik alacaklarının, icra takip dosyasına davacı tarafından ödendiği, asıl ve alt işverenlerin yasa gereğince işçiye karşı birlikte sorumlu oldukları, işverenler arasındaki rücu ilişkisinde İK'nun 2/6.maddesinin uygulanamayacağı, öncelikle sözleşme hükümlerine bakılması gerektiği, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması halinde işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğu, hizmet alım sözleşmelerinde dava dışı işçiye yapılan ödemelerden yüklenicilerin sorumlu olduğunun açıkça düzenlendiği yıllık izin ücreti ile ihbar tazminatlarından son alt işverenin, kıdem tazminatı, hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yüklenicilerin işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu oldukları, düzenlenen bilirkişi raporun usule denetime ve esasa uygun olduğu değerlendirilerek hükme esas alındığı yukarıda açıklandığı üzere davanın kabulüne, karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.DAVANIN KABULÜNE;
5.492,81 TL asıl alacağın davalı ... .'den,
2.172,40 TL asıl alacağın davalı ...'nden,
1.006,72 TL asıl alacağın davalı ... 'den,
11.515,47 TL asıl alacağın davalı ... 'den,
944,90 TL asıl alacağın davalı ...'den,
7.267,81 TL asıl alacağın davalı...'den dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
2.Karar ve ilam harcı olarak hesaplanan 1.940,01 TL'den peşin alınan 485,01 TL harcınn mahsubu ile bakiye 1.455,00 TL harcın kabul oranlarına göre 281,40 TL 'sinin davalı ... ...'den, 111,29 TL 'sinin davalı ...'nden, 52,00 TL 'sinin davalı davalı ... 'den, 589,96 TL'sinin davalı ... 'den, 48,00 TL'sinin davalı ...'den, 372,35 TL'sinin davalı...'den tahsili ile hazineye irad kaydına,
3.Davacı tarafından peşin olarak ödenen 485,01 TL harcın; 93,80 TL 'sinin davalı ... ...'den, 37,10 TL 'sinin davalı ...'nden,17,19 TL 'sinin davalı davalı ...'den, 196,65 TL'sinin davalı ... 'den, 16,15 TL'sinin davalı ...'den, 124,11 TL'sinin davalı...'den alınarak davacıya ödenmesine,
4.Davacı tarafından yapılan 54,40 başvuru harcı ve 1.200,00 TL yargılama gideri olmak üzere toplam 1.254,40 -TL'nin; 242,61 TL 'sinin davalı ... ...'den, 95,95 TL 'sinin davalı ...'nden, 44,46 TL 'sinin davalı davalı ...'den, 508,62 TL'sinin davalı ... 'den, 41,75 TL'sinin davalı ...'den, 321,01 TL'sinin davalı...'den alınarak davacıya verilmesine,
5.AAÜT gereğince hesaplanan 9.200,00 TL vekalet ücretinin 1.779,35 TL 'sinin davalı ... ...'den, 703,73 TL 'sinin davalı ...'nden, 326,11 TL 'sinin davalı davalı ...'den, 3.730,34 TL'sinin davalı ... 'den, 306,20 TL'sinin davalı ...'den, 2.354,50 TL'sinin davalı...'den alınarak davacıya ödenmesine,
6.Arabuluculuk Bürosu tarafından T.C. Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenmesine karar verilen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul oranlarına göre 255,30 TL 'sinin davalı ... ...'den, 100,97 TL 'sinin davalı ...'nden, 46,79 TL 'sinin davalı davalı ...'den, 535,22 TL'sinin davalı ... 'den, 43,91 davalı ...'den, 337,80 TL'sinin davalı...'den tahsil edilerek hazineye irat kaydına,
7.HMK.'nın 333.maddesi uyarınca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,
Dair, davacı vekilini yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda, davalı ... yönünden gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe veya zabıt katibine yapılacak beyanla Adana İstinaf Mahkemesi’nin ilgili dairesine gönderilmek üzere Mahkememize yapılacak olan istinaf yolu açık, diğer davalılar yönünden kesin olmak üzere karar verildi. Katip ... E İmzalıdır Hakim ... E İmzalıdır