Esas No
E. 2023/1856
Karar No
K. 2023/1856
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ

Esas-Karar No: 2023/1856 - 2025/2122

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ : 24/05/2023

NUMARASI : 2022/440 E. - 2023/267 K.

DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali

Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 24/05/2023 tarih ve 2022/440 E. - 2023/267 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Davacı vekili, müvekkili şirketin 2021/080672 başvuru numaralı “...” ibareli marka başvurusuna davalı şirket tarafından itiraz edildiğini, davalı şirketin itiraza mesnet gösterdiği 2014/85287 ve 2020/20190 sayılı markalar ile müvekkili başvurusunun benzer görülerek marka başvurusunun reddine karar verildiğini, ret kararına karşı müvekkili şirket itirazının YİDK 2022-M-12485 sayılı kararı ile reddedildiğini, oysa müvekkili şirket marka başvurusunun iltibas derecesinde benzer olmadığını, bir bütün halinde “...” olarak görüldüğünü ve telaffuz edildiğini, davalı şirket markalarının “...” ibaresinden meydana geldiğini, müvekkili markasında yer alan “yu” hecesinin gerekli ayırt ediciliği sağladığını, müvekkili markasının “...-eyu” olarak hecelendiğini, davalı şirket markasında yer alan “...” ibaresinin İngilizce “serbest/özgür” anlamlarına geldiğini, “...” ibaresinin herkesin kullanımına açık, anlamı herkesçe bilinen ve hatta zayıf marka olarak tabir edilebilecek mahiyette olduğunu, taraf markaları arasında iltibasa sebebiyet verecek düzeyde işaretsel benzerlik bulunmadığını, “...” ibaresini içeren 05. sınıfta tescilli pek çok marka bulunduğunu, müvekkili marka başvurusunun tescil edilmek istendiği 05. sınıfta yer alan malların bilinçli tüketiciye hitap ettiğini ileri sürerek 2022-M-12485 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı ... vekili, itiraza mesnet markalar ile marka başvurusu kapsamında yer alan mal/hizmetlerin aynı/aynı tür olduğunu, başvuruya konu marka ile redde mesnet markalar arasında yüksek düzeyde işitsel, görsel ve kavramsal benzerlik bulunduğunu, markaların karıştırılma olasılığı bulunduğunu, başvuru markasında yer alan “...” ibaresinin başında davacı markalarının asli unsuru olan “...” ibaresinin birebir yer aldığını, markalarda yer alan diğer unsurların yeterli ayırt edicilik sağlamadığını, YİDK kararının usule ve hukuka uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

Davalı şirket vekili, müvekkili şirkete ait "..." ibareli markalar ile davacıya ait marka başvurusu arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunduğunu, başvuru marka kapsamında yer alan emtianın müvekkili markaları kapsamında da yer aldığını, tüketicinin, davacıya ait marka başvurusunu, müvekkiline ait markalar ile karıştıracağını, YİDK kararının hukuka uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu marka kapsamında yer alan tüm emtia bakımından taraf markaları arasında “emtianın aynı veya benzer olması” şartının sağlandığı, dava konusu marka bir bütün olarak “...” ibaresinden oluşurken, davalıya ait redde mesnet markaların esas unsurunun ise “...” ibaresinden oluştuğu, ortak olarak işaretlenen bu kelimenin tüm emtia için anlamlı bir kelime olduğu, fakat “...” ibaresinin tescilli bir marka olduğu da gözetildiğinde, ayırt edici niteliğinin düşük olarak kabul edilmesi gerektiği, görsel ve işitsel olarak yapılan değerlendirmede taraf markalarının benzer olmadığı, dava konusu markada “...” ve “yu” ibarelerinin farklı bir tertip tarzı ile bir araya getirildiği ve bütün olarak bakıldığında davalının redde mesnet markalarından uzaklaştığı, dava konusu markada “...” kelimesinin ön plana çıkarılmadığı ve bir bütünün içinde kaybolduğu, taraf markalarında aynı/aynı tür olarak yer alan emtianın genel olarak bilinç düzeyi yüksek ve/veya makul seviyede bilinç ve dikkat düzeyine sahip tüketiciler olduğu da gözetildiğinde taraf markalarının birbiri ile ilişkilendirme ihtimalinin bulunmaması nedeniyle, somut olay bakımından markaların karıştırılması/ilişkilendirilmesi ihtimaline dayalı olan nispi tescil engeline ilişkin şartların oluşmadığı gerekçesi ile davanın kabulü ile 2022-M-12485 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dava konusu davacıya ait markanın müvekkiline ait markalar ile bariz bir şekilde benzer olduğunu, müvekkilinin, markaları konusunda yaptığı gerek reklam çalışmaları, gerekse sosyal medya aktiviteleri neticesinde yüksek sayıda bir kitleye ulaştığını, SMK madde 6/1 hükmü koşullarının oluştuğunu, dava konusu "..." ibareli marka incelendiği zaman "..." ibaresinin müvekkilinin markası ile birebir aynı olduğunun görüldüğünü, günümüzde sıkça karşılaşılan “tanınan veya bilinen markaların imajından haksız şekilde” faydalanmanın dava konusu somut olayda da söz konusu olduğunu, itiraz edilen marka tescil edilirse bu marka altında yapılacak olan her türlü ürün, proje ve tanıtımların, müvekkiline ait olduğu izlenimi doğacağını, "...” ibareli marka tescil başvurusu da müvekkilin markalarına iltibas yaratacak şekilde benzer olup söz konusu ibarenin marka olarak tescili halinde tüketiciler nezdinde karışıklık yaratarak başvuru sahibi lehine, müvekkili aleyhine haksız avantaj sağlayacağı ve müvekkilimizin markalarının itibarını zedeleyeceğini, dava konusu marka tescil başvurusu ile tamamen müvekkilinin markalarının ticari itibarından ve getirisinden faydalanmak amacı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, bütüncül olarak yapılan değerlendirme sonucu dava konusu marka başvurusu ile redde mesnet markalar arasında karıştırılmaya neden olacak derecede benzerlik bulunduğunu, davalı markalarının esas unsurunun “...” ibaresi olduğunu, başvuru markasında yer alan “...” ibaresinin başında, davacı markalarının asli unsuru olan “...” ibaresinin birebir yer aldığını, tüketicilerin dikkatinin ibarenin başlangıç kısmına yoğunlaşacağını, markalarda yer alan diğer unsurların yeterli düzeyde ayırt edicilik sağlamadığı hususları göz önünde bulundurulduğunda, karşılaştırılan taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunduğunu, başvuru markası ile itiraza dayanak markalar arasında küçük farklılıkların olmasının, tüketicilerin işaretler arasındaki benzemeyen unsurları değil benzer unsurları hatırlama eğiliminde oldukları dikkate alındığında, karşılaştırılan ibareler arasındaki yüksek düzeyde benzerliği ortadan kaldıramadığını, bunun yanında redde mesnet markaların kapsamı ile başvurunun kapsamının benzer nitelikte olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE

Dava, marka ile ilgili Kurum kararlarının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının başvuru konusu yaptığı "..." ibareli marka ile davalının mesnet "..." ibareli markası arasında arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunmadığı, zira ... kelimesinin İngilizce “ücretsiz, bedava, bağımsız” anlamına geldiği, bu kelimenin, düşük düzeyde İngilizce bilen kişiler tarafından dahi bilinmesi mümkün, basit bir İngilizce kelime olduğu, dolayısıyla, anlam itibarıyla ne olduğu fark etmeksizin tüm emtia için “...” ibaresinin, ayırt edici niteliği bulunmayan bir ibare olarak değerlendirilmesi gerektiği, çünkü herhangi bir ürün üzerinde yer alan “...” ibaresinin, marka algısı yaratmasından ziyade, ürünün “bedava, ücretsiz” bir ürün veya promosyon ürün olduğu ve bedelsiz dağıtıldığı izlenimi yaratacağı, ancak, davalıya ait markanın marka olarak tescil edildiği hususu da gözetildiğinde, tescilli bir markaya sağlanan korumadan yararlandırılması gerektiği, bu nedenle, davalı markalarının ayırt edici niteliğinin oldukça düşük olduğu değerlendirilerek, benzerlik değerlendirmesi yapılması gerektiği, “...” ibaresinin, herhangi bir etken madde adı olmadığı gibi, taraf markalarında herhangi bir etken madde ismi bulunmadığı, taraf markalarında aynı/aynı tür olarak yer alan emtiaların genel olarak bilinç düzeyi yüksek ve/veya makul seviyede bilinç ve dikkat düzeyine sahip tüketiciler olduğu da gözetildiğinde taraf markalarının birbiri ile ilişkilendirme ihtimalinin bulunmaması nedeniyle, somut olay bakımından markaların karıştırılması/ilişkilendirilmesi ihtimaline dayalı olan nispi tescil engeline ilişkin şartların oluşmadığı anlaşılmakla, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;

1.Davalı şirket ve davalı ... vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2.Davalı şirketten ve davalı ... alınması gereken 615,40'ar TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı şirket ve davalı ... tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85'er-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 345,55'er-TL'nin davalı şirketten ve davalı ... ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına,

3.İstinaf aşamasında davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalılar üzerinde bırakılmasına,

4.İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 07/11/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 07/11/2025

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Karar Etiketleri
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog