Esas No
E. 2025/2558
Karar No
K. 2025/3649
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

7. Hukuk Dairesi         2025/2558 E.  ,  2025/3649 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2024/113 E., 2024/362 K.

Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu 158 ada 14, 15 ve 16 parsel sayılı taşınmazlar ile 1026 ada 18 parsel sayılı taşınmazda kayıtlı 5 numaralı bağımsız bölüm ve 1164 ada 57 parsel sayılı taşınmazda kayıtlı 23 numaralı bağımsız bölüm üzerindeki ortaklığın aynen taksim, mümkün olmaması hâlinde satış yoluyla giderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu 158 ada 14, 15 ve 16 parsel sayılı taşınmazların paydaşlar arasında fiilen taksim edildiğini beyan ederek ortaklığın aynen taksim, mümkün olmaması hâlinde satış suretiyle giderilmesini istemiştir.

2.Davalılar ..., ..., ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazlar üzerindeki ortaklığın aynen taksim, mümkün olmaması hâlinde satış yoluyla giderilmesini istemiş; davacının kabul etmemesi hâlinde muhdesatın aidiyetinin tespiti davası açacaklarını beyan etmiştir.

III. MAHKEME KARARI

Mahkemenin 14.06.2016 tarih ve 2014/349 Esas, 2016/661 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı

1.Mahkemenin 14.06.2016 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı ... ve bir kısım davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.

2.Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 17.02.2020 tarih ve 2016/13398 Esas, 2020/1864 Karar sayılı kararıyla taşınmazlardaki muhdesat üzerinde hak iddiasında bulunulması hâlinde bozma ilâmında açıklanan ilkeler doğrultusunda muhdesat oranı belirlenerek bu orana göre satış bedelinin dağıtılması suretiyle hüküm kurulması gerekirken, satış bedelinin hükümde atıfta bulunulan bilirkişi raporlarında yer aldığı şekliyle rızai taksim sözleşmesinde mirasçılar adlarına tespit olunan muhdesat ve ağaçlar nazara alınarak hisseleri oranında paylaştırılmasına karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

3.Mahkemece bozmaya uyularak 05.07.2022 tarih ve 2020/459 Esas, 2022/1342 Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne, dava konusu taşınmazlar üzerindeki ortaklığın satış suretiyle giderilmesine, satış bedelinin 21.12.2021 havale tarihli bilirkişi raporunda belirlenen hisselere ve miktarlara göre paylaştırılmasına karar verilmiştir.

4.Dairemizin 04.04.2023 tarih ve 2023/1213 Esas, 2023/1938 Karar sayılı ilâmı ile, "...1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı ... ve davalılar ..., ..., ..., ... ve ... vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.Davalı ... ve davalılar ..., ..., ..., ... ve ... vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece bozma ilâmına uyulmasına karar verilmiş ise de gerekleri yerine getirilmemiştir. Şöyle ki; bozma ilâmı doğrultusunda satış bedelinin, 23.02.2022 havale tarihli ek bilirkişi raporunda her bir taşınmaz bakımından ayrı ayrı belirlenen muhdesat oranları dikkate alınarak ve bu oranlar hükümde gösterilmek suretiyle paydaşlara dağıtılmasına karar verilmesi gerekirken, taşınmazlar ayrılmaksızın tüm taşınmazların toplam değeri dikkate alınarak belirlenen oranların esas alındığı 21.12.2021 tarihli ek bilirkişi raporuna atıfta bulunmak suretiyle hüküm tesis edilmesi doğru değildir.

3.Öte yandan Mahkemece; taraflarca yapılan yargılama giderlerinin, hükümde açıkça ve eksiksiz bir şekilde gösterilerek ve satış bedelinin dağıtılmasına ilişkin oranlar nazara alınarak paydaşlardan tahsiline karar verilmesi gerekirken, bu hususun gözardı edilmesi de doğru olmamıştır.

4.O halde Mahkemece bozma ilâmında da açıklandığı üzere; satış bedelinin, dava konusu 158 ada 14, 15 ve 16 parsel sayılı taşınmazlar yönünden ayrı ayrı belirlenen muhdesat oranları dikkate alınarak ve bu oranlar hükümde gösterilerek; dava konusu 1026 ada 18 parsel sayılı taşınmazda kayıtlı 5 numaralı bağımsız bölüm ile 1164 ada 57 parsel sayılı taşınmazda kayıtlı 23 numaralı bağımsız bölüm yönünden ise mirasçılık belgesindeki paylar oranında paydaşlara dağıtılmasına; yargılama giderlerinin de bu oranlara göre paydaşlardan tahsiline karar verilmelidir.

5.Mahkemece, değinilen hususlar gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir" gerekçesiyle karar bozulmuştur.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; "...ortaklığın aynen taksim ile giderilmesinin mümkün olmadığı anlaşıldığından davanın kabulüne karar verilerek taşınmazlardaki ortaklığın genel açık artırma yolu ile satış suretiyle giderilmesine karar vermek gerektiği..." gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davalılar ..., ..., ..., ..., ... vekili temyiz başvuru dilekçesinde özetle; davacı ...'ın karar tarihinde reşit olduğunu, dava konusu taşınmazların aynen taksiminin mümkün olduğunu, satış bedelinin dağıtılmasına ilişkin hükmün hatalı olduğunu, bilirkişi raporlarının Yargıtay kararlarına uygun olmadığını, hükümde müvekkilleri tarafından yapılan yargılama giderlerinin tümünün de nazara alınmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, ortaklığın giderilmesi istemine ilişkindir.

Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrasının atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birisinin varlığı halinde mümkündür.

Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; bir kısım davalılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle; Bir kısım davalılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Onama harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

15.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog